Her 9 kişiden birinde böbrek taşı görülüyor

İklim koşullarının taş oluşumuna sebep olabileceğini biliyor muydunuz? Beslenme ve genetik yatkınlık kadar yaşadığımız bölge sebebiyle de her dokuz kişiden birinin böbreğinde taş oluşuyor

Her 9 kişiden birinde böbrek taşı görülüyor
Böbrekler, vücudumuzda sıvı, elektrolit ve asit dengesini sağlayıp metabolizmanın atık ürünlerini idrar ile vücuttan uzaklaştıran organlarımızdır.
Bu yönüyle bakarsak böbrekler, hayati organlarımızdır. İkisinin de iyi çalışmadığı durumlarda kanımızda bu toksik ürünler (üre, kreatinin) artıp elektrolit dengesizlikleri görülür.
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Abdulkadir Tepeler, böbreklerdeki taş oluşumu hakkında sorularımızı yanıtladı...
Böbrek taşı nasıl oluşur?
Böbrek, fonksiyonunu yaparken kandaki elektrolitleri süzer. Böbreklerimizde taşlar birkaç nedenle oluşur. Bunlar, taşın kimyasal yapısını oluşturan elektrolitlerin kandaki fazlalığı veya idrarla fazla atılması, taşın oluşmasını engelleyen bazı maddelerin eksikliği ve böbreğin yapısal bozukluklarıdır. Böbrek dokusunda oluşan kristal kümeleri, böbrek tübüllerine ve idrar kanalcıklarına atılır. Oluşan kristaller idrarla atılabilir ki bu duruma halk arasında kum dökme denir. Bazen de kristaller böbrek içinde kümelenip büyük böbrek taşlarını oluşturur.

SON 30 YILDA ORAN ÇOK ARTTI
Beslenmenin veya yaşadığımız bölgenin böbrek taşı oluşumunda etkisi var mı?
Ülkemizin bulunduğu coğrafya ve iklim koşulları nedeniyle toplum olarak risk altındayız. Ülkemizde yaklaşık her dokuz kişiden birinde taşa rastlanıyor.
Malesef son 30 yılda bu oranın arttığı bilinmekte. Taş hastalığı; Doğu Avrupa, Batı Asya ve Orta Doğu'da daha sık, Afrika ve Amerika'da daha nadir görülüyor.
Bu coğrafi bölgelerde egemen olan iklim koşullarının da katkısı olduğu biliniyor.
Böbrek taşı olan hastalar size hangi şikayetlerle başvuruyor?
Hastalarımızın en büyük şikayeti; böğür-yan bölgesinde oluşan, periyodik artıp-azalan ağrı (renal kolik), idrarda yanma ve renk değişikliğidir. Ağrı; künt, şiddetli, kıvrandırıcı, gelip geçen tarzdadır.
Genellikle hastalar ağrıyı yaşadıkları en şiddetli ağrı olarak tarif ederler.
Hatta doğum sancısına benzetilir. Taşlar böbrekten idrar kanalına düştüğü zaman ağrı, kasık bölgesinde olup aşağıya doğru yayılabilir. Ağrıya bulantı, kusma, idrarda yanma ve renk değişikliği de eşlik edebilir. Beraberinde enfeksiyon da olursa ateş de olabilir. Böbrek tıkanıklığı iki taraflı olursa idrar çıkışında azalma görülür.
Hiçbir şikayeti olmayan taş hastalarına da nadir de olsa rastlanır.

ULTRASON İLE TEŞHİS KONULUR
Nasıl teşhis konulur?
Tanı koymak için biyokimyasal ve radyolojik yöntemlerden faydalanırız.
Yapılan testlerden ilki idrar tahlilidir.
Kan tahlili olarak böbrek fonksiyon testleri (kreatinin, üre, BUN) öncelikle yapılmalıdır.
Taş hastalığının kesin tanısı radyolojik yöntemlerle konulur. Böbrek ve idrar yollarını görüntülemek için en sık kullandığımız yöntem ultrasondur.
Ultrasonun yetersiz kaldığı durumlarda bilgisayarlı tomografi bize taş ve böbrek hakkında daha detaylı bilgi verir.
Hangi tedavi yöntemlerinden yararlanılır?
Eskiden büyük kesiler ile ameliyatlar yapılırken artık ya hiç kesi yapmadan veya çok küçük kesiler ile hastalar tedavi edilip taşlarından kurtuluyor. Böylece hastalarımız ameliyat sonrası daha kısa sürede taburcu olmakta, işine, sosyal hayatına daha kısa sürede dönmekteler.
Başlıca tedavi yöntemleri; vücut dışından ses dalgaları ile taş kırılması (ESWL), idrar yolundan girilerek yapılan (ureteroskopik taş kırılması-URS) taş kırma işlemi ve sırttan böbreğe girilerek taşların kırılıp çıkarılması (perkütan nefrolitotomi- PNL) işlemidir. Bunun yanında daha az sıklıkta uygulanan laparoskopik ve yalnızca seçilmiş nadir vakalarda uygulanan açık cerrahi yöntemler sayılabilir.
Hastaya uygun tedavinin seçimi de çok önemli bir nokta olup taş ve hasta ile ilgili birçok bilgi kullanılarak yapılmalıdır.
Yani hastaya en uygun tedavi seçimi, terzilerin bedene uygun elbise dikmesine benzetilebilir. Çocuklarda, kan sulandırıcı ilaç kullananlarda, obez hastalarda, vücudunda yapısal (anatomik) farklılıkları olan hastalar gibi özel hastalarda; taş tedavisinin seçimi kadar cerrahi ekibin tecrübesi de önem arz etmektedir.

BÖBREK KAYBINA SEBEP OLABİLİR
Taş hastalığı tekrarlar mı?
Gerekli inceleme ve tedavi yapılmadığı takdirde taş hastalığı ilk yıl içinde yüzde 14, üç yıl içinde yüzde 35, 5-10 yıl içinde yüzde 50 oranında tekrarlar.
Örnek verecek olursak; 10 taş hastasından beşi gelecek 10 yıl içinde tekrar taş oluşturmaktadır. Tekrarlayan taş hastalığı, hastaların yaşam kalitesini ve iş-aile hayatını olumsuz etkiler. Nihayetinde uygun tedavi edilmediği takdirde böbrek kaybına veya yetmezliğine sebep olabilir.
Tekrarlayan taş hastalığı olanlarda, çocuklarda ve yüksek riskli hastalarda metabolik değerlendirme yapılarak taşa sebep olabilecek altta yatan metabolik problem araştırılmalıdır. Hastadan çıkarılan taşın analizi ve idrar-kan testlerini içeren metabolik değerlendirme ile hastalar incelenir. Bunların yanında genel olarak bütün taş hastalarına sıvı alımını artırmaları, dengeli beslenip fazla kilolardan kurtularak daha aktif bir yaşam tarzı benimsemeleri tavsiye edilir.

SIVI ALIMI ARTIRILMALIDIR
Halk arasında içmeler denen kaynak suları gerçekten taşı eritir veya düşürür mü?
Böbrek içinde oluşan taşlar, idrarla beraber böbrek içindeki idrar havuzcuklarından aşağıya doğru ilerleyip böbrek ile idrar kesemiz arasındaki idrar kanalına (üreter) gelir. Milimetrik boyuttaki çok küçük taşlar idrar kanalından idrarla birlikte atılırken, daha iri olanlar idrar kanalını tıkayıp ciddi ağrıya sebep olur ve tedavi gerektirir. Bu noktada sıvı alımının artırılması ile idrar çıkışı artar ve taşın idrarla atılımı kolaylaşmış olur.
Artmış sıvı alımının bir diğer faydası da; idrar miktarını artırıp yeni oluşacak taş kristallerinin oluşumunu engellemesidir.
İdrar söktürücü etkisi olan içeceklerin, kaynak sularının taş düşürmeye etkisi buna dayanmaktadır.

Taş kimlerde daha sık görülür?
Genetik yani ailesel geçiş, böbrek taşı için de geçerli. Yani ailesinde, akrabalarında böbrek taşı olanlarda böbrek taşı olmayanlara göre 2.5 kat daha sık. Kadınlar taş hastalığı açısından erkeklerden daha şanslı ancak beslenme alışkanlığının değişmesiyle ve ilerleyen yaşlarda bu durum ortadan kalkıyor. Obezite, çağımızın hastalığı; özellikle kalp ve damar hastalıkları için en çok bilinen risk faktörüdür. Bugün biliyoruz ki obezite, yol açtığı metabolik bozukluklar sonucunda taş hastalığı riskini artırır. Bazı hormonal ve barsak hastalığı olanlarda da böbrek taşı daha sık görülüyor.

Taşı önlemek için özel bir diyet önerilir mi?
Her hastadaki taş tipi ve taşa yatkınlık oluşturan durum farklı olduğu için kişiye özel diyet ve medikal tedavi önermek gerekir. Ancak genel öneriler bütün taş hastalarında taşın oluşumunu engelleyen tedbirlerdir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
Günlük sıvı alımını artırmak (en az 2.5 litre sıvı) ve tüm güne yaymak
Tuzu kısıtlamak
Sebze ve meyve ağırlıklı, yeterli protein içeren diyet uygulamak
Kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünlerini (yoğurt ve peynir gibi) yeterli tüketmek.
BİZE ULAŞIN