Çocuğunuza abartılı doğum günleri yapmayın!

Her anne baba çocuğuna her şeyin en güzelini yapmak, şımartmak ister ancak uzmanlar bu konuda uyarıyor: “Şatafatlı doğum günleri ve hediyeler çocuğun psikolojisini bozar!”

Çocuğunuza abartılı doğum günleri yapmayın!

PASTA VE FOTOĞRAF YETER

Organizasyon şirketlerinin devreye sokulduğu, pastanın büyüklüğünden, mekanın niteliğine en ince ayrıntısına kadar planlanan partilerde 'çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve gerçekte onun için anlam ifade eden şeylerin' bir ayrıntı olarak kalabildiğini belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Kliniğinden Uzm. Dr. Serkan Süren, "Şatafatlı kutlamalar çocuğun kendilik değerini abartılı algılamasına yol açar. Bu durum bireysel gelişimi ve sonraki yıllardaki yakın çevresi ile kuracağı ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Sadece varlığının bile aile ve arkadaşları için ne kadar değerli olduğunun hissettirildiği 'doğduğu günün yıl dönümünün fark edilmesi ve sevilen bireylerle geçirilecek ortak keyifli vakit' çocuk için verilebilecek en güzel hediyedir. Pasta, mum, fotoğraf, kamera çekimi gibi doğum günü ritüelleri ile bu farkındalığın desteklenmesi, günün yıllar sonrasına anı olarak taşınabilmesine aracılık edeceğinden aşırılık olarak kabul edilemez" dedi.

ÇOCUKLARINIZI YARIŞTIRMAYIN


"Çocuklarınızı yarıştırmayın" diyen Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Serkan Süren şu bilgileri verdi: "Aşırılık demek çocuğun yaşına uygun olmayan ve çoğunlukla da ailenin farkında olmadan bazen de zorunda kalarak yaptığı; pastanın büyüklüğüne takılı kalmak, organizasyonun yapılacağı yer ile ilgili aşırı zihinsel uğraşa girmek, kimler katılacak, hangi müzikler çalacak gibi kısacası 'en iyi doğum günü organizasyonu çabası' olarak sayılabilir. Ebeveynler, bir kısmı trend haline gelen bu partileri artık yapmak zorunda hissediyor. 'Arkadaşının cep telefonu veya tableti varsa bizimkinin de olmalı, üzülmesin eksik hissetmesin' yanlış bir inanışın uzantısıdır. Çocuğun, mütevazılıktan çok uzak, ihtişamlı, abartılı, yarışa dönüşen bu organizasyonlara ihtiyacı yok.


KUTLAMANIN YAŞI YOK


"Aile bireylerinin katıldığı, klasik doğum günü ile birlikte 1 yaşından itibaren yapılan kutlamaların bir sakıncası yok. Okul dönemiyle yakın arkadaş çevresinin de dahil edilebileceği ailenin sosyoekonomik koşullarını zorlamayan, çocukların bulunduğu yaşa özgü ek aktiviteler eklenebilir. Ev dışında büyük organizasyonlar ile yapılan doğum günü partileri ne okul öncesi dönemde ne de okul çağında bireysel gelişime en ufak bir olumlu etkisinin olmayacağı gibi çocuğun kendilik değerini algılamasında çarpıklıklar oluşturabilme riskini de içerir. Amaç sonraki gün herkesin o günü konuşması değil, o günün çocuk için özel bir gün olduğunun fark edildiğinin hissettirilmesi olmalıdır. Çocuğun sağlıklı ruhsal gelişiminde doğumdan itibaren, devamlılığı olan tutarlı anne baba davranışları, aşırı değer atfedilen bir günlük şaşalı bir doğum günü partisinden çok daha değerlidir."


ÖNEMLİ GÜNLERİN HATIRLANMASI MUTLULUK KAYNAĞI


"Çocuklar doğdukları andan itibaren, gelişimleri süresince hayatı en iyi taklit ederek öğrenirler ve bunu yaparken de çok iyi birer gözlemcidirler. Anne ve babalarını neyin mutlu ettiği, mutluluklarını nasıl dile getirdikleriyle ilgili oldukça yüksek bir farkındalığa sahiptirler. Ebeveynlerin birbirleri ile ilişkilerinde nezaket, incelik, mizah hakimse, önemli günlerin hatırlanması, ortak değerlere saygı duyulması ve sahiplenilmesi birer mutluluk kaynağıysa böyle bir ortamı teneffüs eden bir çocuk zaman içerisinde bu değerleri içselleştirir."


ÇOCUK DUYGUSAL SEVGİYİ PAHALI HEDİYEYE TERCİH EDER

"Diğer taraftan çocuğun başaralı olduğu alan ve faaliyetlerde bu başarı fark edilmeli, memnuniyet dile getirilmeli ancak övgü ve ödül, yerli yersiz abartılı bir şekilde tüketilmemelidir. Maddi karşılığı olmayan soyut kavramlar memnuniyetin temel karşılığı olmalıdır. Başaramadığı konularda sert, duygusal tepkiler gören, utandırmalara maruz kalan bir çocuğu, uzun dönemde ne küçük, ne de büyük herhangi bir hediye ile mutlu edebilmek mümkün olmayabilir. Duyguların gösterilmesine fırsat verilmesi önemlidir. Bazen bir ergen en çok kendisi dinlenildiğinde önemsendiğini hisseder. Duygu dışavurumu yüksek olan yani çocuğuna sevgisini sarılarak, öperek dokunarak gösteren ve duygularını söze dökerek dile getirebilen ebeveynlerin çocukları, maddi karşılığı olan pahalı hediyeler yerine bu tür duygusal dokunuşlardan haz almayı deneyimler."


ARKADAŞINDAKİ EŞYANIN ALINMAMASI TRAVMAYA YOL AÇAR MI?


Çocukların isteklerini ertelemekte yetişkinler kadar başarılı olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Serkan Süren, "Bunun en önemli nedeni ego güçlerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır. İsteklerin anında yerine getirilmediğinde sert duygusal tepkiler vermek, her mizaçtaki çocukta farklı tonlarda gözlenen ortak bir özelliktir. Yaş ile beraber; boy, kilo kas gücü gibi fiziksel fark edilebilir özelliklerin yanında, ego da güçlenmekte, isteklerin uygun zaman ve ortam oluşuncaya kadar bekletebilme becerisi kazanılmaktadır. Çevreden görüp özenilen eşya, bazen bir telefon, tablet gibi alışkanlık yapma potansiyeli taşıyan bir elektronik cihaz, bazen de çocuğa zarar vermeyecek ama ailenin kesesini zorlayabilecek, marka bir spor ayakkabı veya kıyafet olabilir. Özenilen şeye sahip olma konusunda yoğun bir şekilde güdülenen çocuklar mizaç olarak da zor karaktere sahiplerse, ailelerini ciddi anlamda zorlayıcı ısrarcı reaksiyonlar verebilmektedirler. Çocuğun mizaç yapısı hangi nitelikte, ısrarının boyutu hangi şiddette olursa olsun, aile kısa net ifadeler ile isteğin neden yerine getirilemeyeceğini izah etmelidir. Yoğun olarak talep edilen şeye ulaşamama karşısında durumu kabullenmekte ve yaşına göre anlamlandırmakta zorlanabilir, isteği konusunda ısrarcı bir tavır sergileyip diretebilirler. Ancak arkadaştakinin aynısını edinememe bir çocuk için sanıldığı kadar travmatik bir deneyim olmaz. Bu durumdan dolayı çocuğunun ruhsal olarak kalıcı bir örselenmeye uğramayacağı gerçeğini farkına varıp gereksiz suçluluk ve yetersizlik duygularına kapılmamalıdır. Yaşanılan hayal kırıklığı sonrası çocuk uzun uzun ikna edilmeye çalışılmamalı, üzüntü, ağlama, kızgınlık gibi tepkilerin yaşanmasına tahammül göstermeli, durumu anlamlandırabilmesi ve baş edebilmesi için gerekli zaman vermelidir" şeklinde konuştu.

BİZE ULAŞIN