Tekrarlayan düşüklerinizin nedeni katil hücreleriniz olabilir

Nedeni belirlenemeyen düşükler, CD56 adı verilen test ile ölçülebiliyor. Gerekli durumlarda bağışıklık sistemi düzenleyici tedavilerin kullanılması ile oluşan gebeliklerin sağlıklı olarak devamı sağlanabiliyor

Tekrarlayan düşüklerinizin nedeni katil hücreleriniz olabilir
Anne-baba olmak heyecanlı ve bir o kadar da zorlu bir süreç. Bazen gebeliğin oluşmaması, bazen düşükler, aileleri üzen durumlardır.
Bahçeci Sağlık Grubu Başkanı, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, nedeni bilinmeyen ve tekrarlayan düşükler ile ilgili sorularımızı yanıtladı…

Tekrarlayan düşüklerin nedeni neler olabilir?
Sağlıklı bir embriyonun tutunma aşaması, hormonal ve immünolojik pek çok faktörün aktif rol aldığı mucizevi bir durumdur. Bu aşamada anne vücudunun, farklı genetik yapıya sahip olan embriyoyu yabancı olarak tanımaması ve kabullenmesi gerekir. Bu nedenle bağışıklık sistemimizin kimi dost, kimi düşman olarak değerlendirdiği sağlıklı bir bebeği kucağımıza almak için çok önemlidir. Bağışıklık sisteminin temel taşlarından biri olan 'naturel killer' yani 'katil hücreler' vücudumuzu her tür yabancı maddelerden ve kanserden korur. Bu hücreler, vücudu yabancılara karşı korumalarının yanı sıra sağlıklı bir gebeliğin elde edilebilmesi için de aktif rol oynar. Doğurganlık problemi olan, tekrarlayan düşük veya tekrarlayan IVF başarısızlığı yaşayan kadınlarda katil hücrelerinin gerek sayısal, gerekse fonksiyonel sorunlarına daha sık rastlanır. Rahmin iç tabakasında yüksek katil hücre aktivitesinin varlığı; gerek embriyoların tutunabilirliğini, gerekse tutunan embriyonun sağlıkla devamını olumsuz etkileyebilir. Bu aşamada rahim dokusundaki hücre yoğunluğu, CD56 adı verilen test ile ölçülerek gerekli durumlarda bağışıklık sistemi düzenleyici tedavilerin kullanılması ile oluşan gebeliklerin sağlıklı olarak devamı sağlanabilir.

ÇOK KAPSAMLI ARAŞTIRILMALI

Oluşmuş bir gebelik neden kaybedilir?
Erken dönemde yaşanan gebelik kayıplarının anatomik, hormonal, genetik ve immünolojik gibi pek çok farklı nedeni olabilir. Gerek doğal bir gebelikte, gerekse tüp bebek tedavileri sonrası oluşmuş bir gebelikte en çok korkulan, ilk üç aylık süreçte yaşanabilecek bir düşük tehlikesidir. Düşüklerin büyük bir kısmı anne adayında o ana kadar tespit edilememiş rahmin veya tüplerin yapısındaki anatomik/doku kaynaklı bir bozukluk, çiftlerin bilmeden taşıdıkları bir genetik farklılık, üreme hormonlarındaki bir dengesizlik/eksiklik olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca son dönemde bu listeye yeni ve önemli bir faktör daha eklendi; o da bağışıklık sistemi, yani immünolojik sebepler. Yaşanan bir gebelik kaybında nedenlerin kapsamlı araştırılması çok önemli.

Tüp bebek tedavisi sonrasında düşük yaşayan çiftler genetik tanı ile yüzde 100 başarı sağlar mı?
Son çalışmalar embriyonun ve rahim dokusunun anatomik, hormonal ve genetik özelliklerinin yanında immünolojik olarak da gebelik için uygun olması gerektiğini ortaya koyuyor. Tekrarlayan gebelik kayıplarında henüz yeni anlamaya başladığımız bir konu; annenin bağışıklık sisteminin, gebeliğin erken döneminde embriyoyu ne kadar kabul edebildiği. Bazı kadınlarda rahim dokusunda bulunan ve vücudumuzu dışarıdan gelecek patojenlere karşı koruyan bağışıklık sistemi hücrelerimiz (NK veya 'katil hücre' olarak adlandırılan) beklenenin çok üzerinde bir yoğunlukta olabiliyor ve bu durum da annenin embriyoyu olması gerektiği gibi kabul etmesine engel olabiliyor. Bu aşamada rahim dokusundaki NK hücre yoğunluğu CD56 adı verilen test ile ölçülüyor. Bağışıklık sistemi düzenleyici tedaviler kullanılıyor. Bu konuda yeni tedavi metodları günden güne gelişme gösteriyor.

GENETİK İNCELEME İLE ÇÖZÜLÜR

İlk gebeliği düşükle sonuçlanan kadınlar, tekrar düşük riski taşır mı?
Gebeliğin erken aşamasında yaşanabilen düşükler kadınlarda ciddi anlamda bir tedirginlik oluştursa da, çiftlerin çok azında bu durum tekrarlanır. Doğru ve kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme sonrasında eğer düşüğe yol açan etken tespit edilebiliyorsa; sorun, hormon tedavisi, cerrahi bir müdahale veya embriyo aşamasında uygulanabilecek bir genetik inceleme ile çözülebilir.

DNA HASARI VEYA KROMOZOM BOZUKLUĞU OLUMSUZ ETKİLİYOR

Tekrarlayan gebelik kayıplarında nedenler büyük oranda kadına ait olsa da erkeğin sperm hücreleri ile embriyoya aktardığı genetik şifre de düşüklerden sorumlu olabiliyor. Erkeklerde yüksek sayıda sperm üretimi, bu spermlerin genetik yapılarının da aynı oranda sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Bazı çiftlerde ortalamanın çok üzerinde bir DNA hasarı veya kromozom bozukluğu oranı tespit edebiliyoruz. Bu durumda elde edilen gebeliklerin, adı geçen sorunları taşımayan spermler ile elde edilen gebeliklere kıyasla anlamlı olarak düşük oluşturduğu bilimsel olarak da karşımıza çıkıyor. Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerde, erkek bireyin de uygun şartlarda incelenmesi önemli.

DOĞAL GEBELİK SONRASI DÜŞÜK YAŞAYAN KADINLAR İÇİN ÇÖZÜM TÜP BEBEK TEDAVİSİ Mİ?

Çalışmalar, tekrarlayan erken dönem gebelik kayıplarının yüzde 15-20 oranında hormonal bozukluklar nedeni ile olduğunu göstermektedir. Gerçekleştirilecek detaylı bir hormonal ve metabolik analiz ile gebelik kayıplarının altında yatan birçok nedeni tespit edebilmek mümkün.
Doğru bir hormon replasman veya ilaç tedavisi ile çiftlerin daha yorucu ve masraflı bir yönteme gerek duymadan sağlıklı bir evlat sahibi olmasını sağlayabiliyoruz.
Bu aşamada üreme hormonlarının yanında insülin metabolizmasındaki veya tiroid hormonlarında yaşanan düzensizlikler en önde gelen sebepler. Bu hormon seviyelerini veya metabolizma süreçlerini düzenlediğinizde sorunu da büyük oranda çözebiliyorsunuz. Böylelikle hormonal nedenlere bağlı düşüklerin önüne geçebiliyoruz.
BİZE ULAŞIN