Kemik suyu kolajen sarımsak antioksidan içerir

Yaşlanmak, sağlıklı beslenme ile yönetilebilen ve yavaşlatılabilen bir süreçtir. Kemik suyu, yumurta beyazı gibi kolajenden zengin ve zerdeçal, avokado ve sarımsak gibi telomer uzunluğunun devamı için antioksidandan zengin beslenmek, geç yaşlanmak adına önemlidir.

Kemik suyu kolajen sarımsak antioksidan içerir

Yaşlanma kaçınılmaz ve doğal bir süreçtir. Ancak genetik faktörleri bir kenara bırakırsak çevresel faktörler dediğimiz güneş, hava kirliliği, gereksiz ilaç kullanımından uzak durmak, egzersiz yapmak ve tabii ki doğru beslenme ile bu süreç yavaşlatılabilir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz Duman, yaşlanma karşıtı beslenme hakkında tüyolar verdi…

Hemen hemen herkes artık kaliteli yaşam ve yaşlanma telaşında. Yaşlılıkta derideki problemler hayatı tehdit etmez, ciddi rahatsızlık sayılmaz ama kaliteli yaşamda, aktif olarak sosyal hayatın içinde olmak isteyen kişiler için pürüzsüz ve parlak bir cilt, tırnak ve saçlar önem arz etmektedir.

KATI DİYETLERDEN UZAK DURUN

Uzun süreli yetersiz beslenerek yapılan diyetler, antioksidan mücadele için gerekli protein, vitamin ve mineralleri sağlamayacağı için doku yıkımlarına neden olabilir. Bilinçsiz, çok katı, düşük kalorili diyetlerden güzelliğin devamı için de uzak durmak gerekir. Ancak yüksek kalori alımı da sadece kilo artışı açısından değil, erken yaşlanmamak için de önerilmemektedir.

Oksidatif stres ve inflamasyon çoğu kronik hastalığa sebep olabildiği gibi cildin yaşlanmasına da neden olmaktadır. Basit şekerler, yüksek karbonhidrat alımı, fast food tarzı beslenme, işlem görmüş gıdalar, yapay tatlandırıcılar; sağlığı tehdit etmelerinin yanında, son yıllarda adından sıkça söz ettiren, gençlik sırrı olarak gösterilen, telomer (kromozomların ucunda yer alan, herhangi bir genetik bilgi taşımayan, hücre bölünmesi sırasında kromozomların aşınmasını önleyen yapı) boyunun kısalmasına da neden olabilir. Telomerler çok kısalınca hücre bölünmesi durur, yani hücre ölür. Kişiye özel doğru beslenme ilkeleri uygulanarak telomer boyunun kısalması bir nebze önlenebileceği gibi, serbest radikallerin sebep olduğu oksidatif stres ve bunun neden olduğu harabiyetler, antioksidanlardan zengin beslenerek önlenebilir, anti-ageing hamleler yapılabilir. Ayrıca oksidatif stres de telomer uzunluğunu azaltan bir faktördür.

?TELOMERLER İÇİN...
?
Vücuttaki çoğu olumsuz gelişmenin altından çıkan oksidatif stres ile inflamasyonla baş etmede, oksidatif strese duyarlı telomerlerin uzunluğunun devamı gereklidir. Bunun için gerekli olan antioksidanları hangi kaynaklardan sağlarız?

Yeşil çay: Yeşil çay içtikten sonra oksidatif stres düzeyinde belirgin bir düşüş ve antioksidan kapasitesinde de artış gözlenen birçok çalışma mevcuttur. Ancak bu etkiyi sağlamak için düzenli tüketimi ve doğru şekilde hazırlanması önemlidir. Demlerken; 2-3 gram yeşil çay üzerine taze sıcak su eklenir ve üçbeş dakika demlemeye bırakılır.

Sebze-meyveler: A, C ve E vitaminleri antioksidan vitaminleridir. Bunların en iyi kaynakları arasında sebze ve meyveler gelir. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler (pazı, ıspanak, maydanoz), brokoli, kuşburnu, erik, çilek, kayısı, portakal, kavun, greyfurt, hünnap sıralanabilir. E vitamini için ise yağlı tohumların (ceviz, fındık, badem) kontrollü tüketimi sağlanarak bu vitaminlerin yeterli alım düzeyine ulaşılabilir.

Zerdeçal: Son dönem antikanserojen olması nedeniyle adından sıkça söz ettiren zerdeçalın yaşlanmaya karşı etkinliği de mevcuttur.

Omega–3: Haftada en az iki kez 150- 200 gram balık (somon, levrek) tüketimi ile omega-3 ihtiyacının büyük bir kısmı karşılanır. Kalan ihtiyaç da semizotu, keten tohumu, chia tohumu ile karşılanabilir.

As taxantin: Krill yağının kapsül olarak alımı ile karşılanabilir.

Probiyotikler: Yoğurt, kefir gibi yüksek probiyotik içeren kaynakların her gün mutlaka tüketilmesi sağlıklı beslenme koşullarının da başında gelir. Yoğurt ayrıca potasyum, kalsiyum gibi mineraller ile protein ve B vitaminleri açısından oldukça önemlidir. 2012 yılında fareler üzerine yapılan bir çalışmada probiyotik verilen saçsız farelerde ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korundukları gösterilmiştir. 2008 yılındaki başka bir çalışmada da probiyotik takviyesi alanlarda ciltteki iyileşmenin daha hızlı olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca 2013 yılında yapılan bir başka çalışmada da daha gür, canlı ve parlak saçlara yoğurdun pozitif etki vereceği gösterilmiştir.

Avokado: Alkali besinler grubundadır. Avokado saçların ışıldamasını ve cildin parlamasını sağlayan E vitaminini yüksek oranda içermektedir.

Sarımsak: Vücudumuzu doğal yollardan koruyan en önemli besindir. Hücre dejenerasyonunu önler ve ayrıca kalp hastalıklarına karşı koruma sağlamaktadır. Çiğ tüketilmesi ve çiğnenmesi emilimini artırır.

Su: Vücut için esansiyeldir, tüketimi zorunludur. Toksinleri uzaklaştırır. Tüm fonksiyonların devamlılığı için her kilo için en az 30, en fazla 50 cc su tüketmek gerekir. Günlük ortalama sekiz bardak su içilmesi gerekmektedir.

Arı sütü: Cilt ve saç hastalıklarındaki tedavi edici, hücre onarıcı ve gençleştirici özelliği yapılan bilimsel araştırmalar sonunda ortaya konmuştur.

HANGİ BESİNLER CİLDİ GENÇLEŞTİRİR?
Cilt denilince tabii ki akla ilk kolajen gelir. Vücudu kolajen sentezleyecek besinlerden mahrum bırakmamak önemlidir. Kolajen dostu besinler şunlardır:

Kemik suyu: Özellikle düşük ısıda uzun süre pişirilen kemikli et ve tavuk suları, sakatatlar iyi kolajen kaynaklarıdır. Zayıflama diyetlerinde nadiren izin verdiğimiz kelle paça ve işkembe çorbaları kolajen üretimini desteklemek istediğimizde diyetlerimizde daha sık yer buluyor. Balıklar da iyi kolajen kaynaklarıdır. Özellikle kemikleri ile yenilebilen balıklar iyi kaynaklardandır.
Yumurta beyazı: Zengin lizin ve prolin içeriği ile kolajen sentezini destekler.
Sebzeler: Kırmızı ve mor sebzeler içerdikleri antosiyonin ve likopen ile kolajen üretimine destek verirler.
Meyveler: Turunçgillerin içerdiği hesperin kolajen artışına destek verebilir.

BİZE ULAŞIN