TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

''Siyaset hiç bu kadar ucuzlatılmamıştı"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mayınlı arazilerin temizlenmesine yönelik tartışmaları değerlendirirken, ''Siyasetin, ülkede bu kadar ucuzlatılmadığını, Türkiye'de siyasetin üslubunun hiç bu kadar aşağılara çekilmediğini'' söyledi.

Erdoğan, ''TBMM kürsüsünü, işgal edecek kadar, işgalcilerin oluştuğu bir Meclis olmamıştı ama şimdi bu da var'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Altınpark ANFA Salonu'nda düzenlenen AK Partili belde belediye başkanları toplantısında yaptığı konuşmada mayınlı arazilerin temizlenmesine yönelik tartışmalara değindi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Açık söylüyorum. Siyaset, ülkemizde bu kadar ucuzlatılmamış, Türkiye'de siyasetin üslubu hiç bu kadar aşağılara çekilmemişti.

TBMM kürsüsünü, işgal edecek kadar, işgalcilerin oluştuğu bir meclis olmamıştı. Ama şimdi bu da var. Çünkü, düşüncelerinin, dillerinin yetmediği yerde, fikir dünyalarının yetmediği yerde, Meclis'in kürsüsü işgal etmeye yönelecek kadar bunlar kavgacı ruha, işgalci ruha sahipler.

Yapacağınız bir şey varsa, zaten bütün muhalefet partileri olarak, sadece muhalefet yapıyorsunuz, iktidardan daha fazla konuşuyorsunuz. Kürsüye gelirsin konuşursun, gidip de kürsüyü niye işgal ediyorsun. Bunu demokraside yeri var mı? Ha var... Geri kalmış ülkelerde tepetaklak masaların üzerinde birbiriyle vuruşanlar var ama biz bunları görmek istemiyoruz, bunları yaşamak istemiyoruz. Dedim ya bunların zihinleri mayınlı, zihinleri... Mesele burada.

Çözüme yönelik bir tek cümleleri yok. Sadece ve sadece paranoyalarını dile getiriyorlar.''

SİZİN BİR KURUŞUNUZU ZAYİ ETMEDİK

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin olarak halka seslenerek, ''Sevgili halkım; şunu biliniz, biz asla bilerek, hiçbir zaman bu güne kadar, sizin bir kuruşunuzu zayi etmedik, bundan sonra da etmeyiz'' dedi.

Erdoğan, ANFA'da düzenlenen AK Parti'li belde belediye başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, mayınlı arazilerin temizlenmesine yönelik tartışmalara değindi.

AK Parti'nin önceki dört seçimde olduğu gibi son seçimden de birinci parti olarak çıkmayı başardığını kaydeden Erdoğan, ancak bunun muhalefeti hırçınlaştırdığını söyledi.

Kendilerinin, ''Her konuda yapıcı bir tutum izlerken, toplumsal mutabakatı en üst seviyede muhafaza etmenin gayreti içindeyken, muhalefetin; ayrıştırmaya, farklılaştırmaya gayret sarf ettiğini'' ifade eden Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin hangi meselesini gündeme taşısalar, hangi sorununu çözmek için adım atsalar, ''Sert, provokatif, hırçın, kuru hamasetle yüklü bir muhalefet ile karşı karşıya kaldıkları'' görüşünü dile getirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu hırçınlık kimi zaman basiretlerini de bağlıyor, dedikoduyla, iftira ile yalanla üzerimize geliyorlar. En son Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi meselesinde olanları hepiniz izlediniz, izliyorsunuz. Biz dedik ki; 'Suriye sınırımızdaki mayınları temizleyelim, bu alanı ülkemize kazandıralım, tarıma açalım, Türkiye'ye toprak kazandıralım. Bu toprakları bereketlendirelim, yıllar boyunca atıl kalan bu toprakları, Türkiye ekonomisine, Türkiye tarımına kazandıralım'. Bakıyorsunuz bir gurup çıkıyor diyor; 'İşte kalkacak İsrail'e verecek', bir gurup çıkıyor diyor ki 'Efendim işte sadece ekonomi düşünülerek, değmez, niçin bu yapılıyor?'.

Bir defa nereden çıkardınız böyle bir şeyi, benim ülkemin, tüm topraklarını, ülkeme kazandırmaktan daha önemli ne olabilir? Bir iktidarın görevi bu değil mi? Biz dağ taş, ne yapacak yapacak bunları ekonomimize kazandırmanın gayreti içinde olduk. Toprak kadar önemli şey olabilir mi? Toprak, su ateş... Bu üç önemli başlık, insanlığın var oluş nedenidir. Ama bundan anlamayanlar, bu inceliği kavrayamayanlar ne yazık ki bu konularda da çirkin, akıl almaz iddialara, iftiralarla, yalanlarla üzerimize gelmeye başladılar, hala da devam ediyorlar.

Tabii bunu yaparken de ne yazık ki çirkin yapıyorlar, akla hayale gelmez, yani bir insanın, bir siyasetçinin, bir genel başkanını, liderin ağzına yakışmayacak ifadelerle bunları yapıyorlar. Neymiş, bu topraklar yabancılara peşkeş çekiliyormuş, neymiş Suriye sınırımız gelip yabancılar yerleşiyor, Türkiye'nin en verimli arazileri yabancılara devrediliyor. İki Kıbrıs büyüklüğünde tarım arazisi yabancıların oluyormuş. İşi öyle ileriye götürdüler ki buradaki petrol rezervinin, maden yataklarının elden gittiğini, sınırın delindiğini, Türkiye'nin onurunun, haysiyetinin kaybolduğunu, vatana ihanet edildiğini iddia edecek kadar pervasızlaştılar.''

1990'LARDA BAŞLADI

Bu sınırlarda, petrol arama işlemlerinin kendi iktidarlarında değil, 1990'lı yıllarda başladığını dile getiren Erdoğan, ''Bütün bunlar yapılırken de burada sadece Türk şirketleri yok, bunların yanında yabancı şirketler de buralarda arama çalışmalarını yapmıştır, yapmaktadır'' dedi.

Erdoğan, şunları söyledi:

''Ve bunlar Genelkurmay'ın, hükümetin ortak kararlarıyla verilmektedir. Bu müsaadeden sonra arama çalışmaları devam etmektedir. Ama bunlar nasıl siyaset yapıyor, bu işler nasıl olur, prosedürü nedir, bunu öğrenmeden bilmeden, sadece iftira at, tutmasa da iz bırakır mantığıyla bunu sürdürüyorlar. Ve halkımı aldatmaya çalışıyorlar.

Ben buradan halkıma sesleniyorum. Sevgili halkım, şunu biliniz, biz asla bilerek, hiçbir zaman bu güne kadar, sizin bir kuruşunuzu zayi etmedik, bundan sonra da etmeyiz. Bunu böyle biliniz. AK Parti iktidarı budur. Yaptıklarımız ortadadır ve bunlar yapacaklarımızın teminatıdır, bunu eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, duble yolların yapımında ve tarımda gördünüz.''

Esnafa yüzde 46 faizle kredi verilirken, şimdi 7-13 aralığına düştüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, bütün bunların AK Parti iktidarının, halkı ile bütünleştiğinin en güzel örneği olduğunu dile getirdi.
Devletin borçlanma oranlarının, enflasyon düzeyinin belli olduğunu, önceki dönemler ile bu dönemki iyileşmenin yarattığı farkın, vatandaşın cebinde kaldığını anlatan Erdoğan, ''Bunları hassasiyetle düşünen bir iktidarız biz'' diye konuştu.

''BİZİM BU TASARIMIZIN ÖNÜNDE, ARKASINDA,TASARLANMIŞ BİR ÜLKE YA DA ŞİRKET YOKTUR''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizim bu tasarımızın (mayınlı arazilerin temizlenmesi) önünde, arkasında, içinde, dışında hiçbir yerinde belirlenmiş, hedeflenmiş, tasarlanmış bir ülke ya da şirket yoktur'' dedi.

Erdoğan, Altınpark ANFA Salonu'nda düzenlenen AK Partili belde belediye başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, mayınlı arazilerin temizlenmesine yönelik tartışmalara değindi.

''MHP iktidarının DSP ve ANAP'la millete yüzde 7 binlere varan faiz ödettiğini'' ifade eden Erdoğan, ''Bu mayından daha mı beterdi o? Bir başka mayınlama da ekonomik mayınlamaydı, bu işte. Böyle mayınladınız bu milletin evlatlarını. Biz şimdi sizin borçlarınızı ödüyoruz bu ülkede'' diye konuştu.

Yüzde 7 bin, 7 bin 500'e varan faizlerin dünyanın hiçbir yerinde görülmediğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu kadar beceriksiz bir iktidarı Türkiye yaşamadı. Ama bu MHP bunu yaşattı bizim insanımıza. Enflasyon yüzde 30'u buldu. Borçlanmada geldiğimiz nokta ortadaydı. Ama hamd olsun bizim dönemimizde böyle bir şey var mı? Bakın 250 bine varan konut inşa ettik, ediyoruz ve bunların 250 bine yakını vatandaşlarımıza dağıtılmış vaziyette. İnşaat sektörünü canlı tutan, bizim toplu konuttaki bu ataklarımız. Bunların dünyasında böyle bir şey oldu mu? Sayın MHP'nin genel başkanına bağlıydı TOKİ. Acaba kaç tane konut inşa etti, onu gelsin de bir anlatsın vatandaşa. Şimdi kalkmış TOKİ'ye yönelik eleştiriler üretmeye çalışıyor.

Şimdi başlıyoruz 45, 50 metrekare civarında hiçbir geliri, imkanı olmayan vatandaşlarımıza da konut yapmaya. Sosyal devletsek bunu da yapacağız. Ama her attığımız adımda, onun altında bir şeyler aramaya çalışan bir zihniyet bunlar. Üzüme yetişemiyorlar, yetişemedikleri için de 'Bu üzüm koruk' diyorlar. Durumları bu. Memurun, işçinin maaşını ödeyecek kaynak bulamadılar. Türkiye'nin itibarını yerlerde süründürdüler. Şimdi kalkmış bize yurttaşlık bilgisi dersi vermeye yelteniyorlar. Biraz kitap aç da oku. Yurttaşlık nedir öğren. Biz bunu sizlerden çok daha iyi biliriz.''

TASARIDA BELİRLENMİŞ BİR ÜLKE YA DA ŞİRKET YOK

Erdoğan, mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

''Bizim bu tasarımızın önünde, arkasında, içinde, dışında hiçbir yerinde belirlenmiş, hedeflenmiş, tasarlanmış bir ülke ya da şirket yoktur. Temenni ederiz ki kalkıp uluslararası bir savunma kuruluşunun temsilcisi gelir buraya. Ama ben onu da aşıyorum. Temenni ederim ki benim ülkemin kuruluşları gelir, bu işi alır. Nitekim bugünkü gazetelerde de var. İşte çıkıp örneğin bir OSTİM, 'Biz bu işin içerisine girebiliriz, biz bu işi yapabiliriz' diyor. İşte böyle bir şeyi başarsınlar. Biz bununla iftihar duyarız. Biz bunun için varız zaten.''

Başbakan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde savunma sanayinde yerlileşmenin en ileri düzeye çıktığı dönemin kendi dönemleri olduğuna dikkati çekerek, kendi dönemlerinde tekrar toparlanan, güçlenen savunma sanayinin gayet iyi bir şekilde yan sektörleri oluşturmaya başlayarak geliştiğini anlattı. Erdoğan, şunları söyledi:

''Şurada üç sene sonra inşallah kendi ATAK helikopterimizi imal edeceğiz. Kendimize de çalışacağız, inşallah üçüncü ülkelere de ihracını yapacağız. Türkiye buralara geliyor. Artık, top, tank bunları yapar hale geldik. Bunlar durup dururken olmadı. Muhalefetin yaptığı niyet okumak, muhalefetin yaptığı ortalığı bulandırıp buradan kendisine siyasi rant sağlamak. AK Parti bu oyunu da bozacak, icraatıyla bozacak.
Şu iş geçsin, kanun çıksın, kanundan sonra uygulamayı yaptığımız zaman nereye gittiği o zaman daha iyi görülecek. AK Parti bu iftiralara, karalama kampanyalarına karşı da dimdik ayakta duracak. Hepinizden rica ediyorum, beldelerinize döndüğünüzde her bir vatandaşımıza muhalefetin bu içler acısı durumunu lütfen izah edin. Mayınlı arazilerle ilgili ortalıkta dolaşan iddiaların nasıl asılsız, dayanıksız, gerçekten, gerçeklikten uzak olduğunu tüm vatandaşlarımıza anlatın. Bunu sağduyuyla, soğukkanlılıkla, diyalogla, hoşgörüyle yapın. Çıksın birisi şu ülkeye bu verilecektir desin. Nerede yazıyor, hangi belgede var? Bizim kimseyle kapalı kapılar ardında yapılmış bir anlaşmamış, sözleşmemiz yoktur. Biz, Davos'ta nasıl durduysak, ülkemizin içerisinde de aynı şekilde dururuz. Orada farklı burada farklı değil.''

GEREKİRSE TEMMUZDA TATİLE ÇIKMAYACAĞIZ

Başbakan Erdoğan, ikircikli siyaseti asla kabul etmediklerini ve muhalefetin bu oyununa asla gelmeyeceklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu tahriklere asla pirim vermeyeceğiz. Muhalefetin Türkiye'yi germe planına asla ortak da taraf da olmayacağız. Dün de arkadaşlarımıza söyledim. Bizim işimiz var arkadaş, biz çalışacağız. 'Var mısınız' dedim 'Gerekirse temmuzda tatile çıkmayacağız, gerekirse temmuzdan itibaren çalışmaya devam edeceğiz' Sağ olsun arkadaşlarım, 'Biz' dediler 'Varız, Temmuzdan itibaren tatile çıkmayalım, Meclis'i çalıştırmaya devam edelim.' Gerekirse bunu yapacağız. Çünkü çalışacağız, önümüzde yığılan bir çok konular var ve bunları da başarmak durumundayız. Bizim işimiz hizmet, gücümüz millet. Biz milletimizin menfaatine olan neyse bugüne kadar onu yaptık, bundan sonra da onu yapmaya devam edeceğiz.''
Erdoğan, belediye başkanlarını 29 Mart seçimlerinde gösterdikleri başarıdan dolayı kutlayarak, şöyle konuştu:

''Sizden hizmet bekleyen vatandaşlarımı sakın hizmetsiz bırakmayın. Onlara bütün benliğinizle uzanın. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik, hizmetkarı olmaya geldik. Bu bilinçle vatandaşımıza biz sizin hizmetkarınızız diyecek ve gece, gündüz milletimizin hizmetinde olacağız. 5 yıl boyunca bu beklentileri azami seviyede karşılayacağımıza, her bir beldemizi çağdaş bir çehreye, yaşanılabilir bir atmosfere kavuşturacağımıza yürekten inanıyorum. İnşallah bu 'kardeş belediyeler' planlaması yapılacak ve onunla dayanışmanız artarak devam edecek.''

''Görevinizi küçümsemeyin''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin belde belediye başkanlarından, ''özellikle şatafattan, abartıdan, ayakları yerden kesecek gurura, kibire sürükleyecek tavırlardan kaçınmalarını'' istedi.

Erdoğan, Altınpark ANFA'da düzenlenen AK Parti Belde Belediye Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Adalet ve Kalkınma Partisinin kısaltılmış adının ''AK Parti'' olduğunu, ''AKP'' olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde hiçbir belediyeye ayrım yapmadıklarını ifade etti.
Geçmişte bu ayrımların acısını tattıklarını kaydeden Erdoğan, CHP'nin, ANAP'ın, DSP'nin bu acıları kendilerine tattırdığını anlattı.

Belediye başkanlarına, ''Görevinizi küçümsemeyin'' diye seslenen Erdoğan, beldeleri güzelleştirmelerini, çağdaş bir hizmet vermeleri gerektiğini dile getirdi.

AB Sürecine de değinen Erdoğan, ''AB'ye sadece Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya gibi büyük şehirlerimiz üye olmayacaklar. AB'nin sağlayacağı refah ve kalkınmadan sadece illerimiz etkilenmeyecekler. 780 bin kilometrekare vatan toprağının tamamı 71.5 milyon vatandaşımızın her biri bu kalkınma yarışında eşit derecede yer alacak'' dedi.

Erdoğan, ''yolu, suyu alt yapısı olmayan, sağlık hizmetlerinden yararlanamayan, sokaklarını çöpten, tozdan, topraktan arındırmayan beldelerimizle biz bu süreci tamamlayamayız'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''(AKP) diyenler ne yazık ki demokratik noktadaki etik kurallara uymadan, siyasi etiği hiçe sayarak bunu edep dışı söylemektedirler. Bu kadar açık ve ağır söylüyorum. Çünkü bizim Yargıtay Başsavcılığında olan kısaltılmış adamız AK Parti'dir. Herkes bunu böyle yazmaya mecburdur. Böyle yazmıyorsa bu edebe, adaba sığmaz. Benim yasal olarak kısaltılmış adım neyse onu söylemeye mecbursun. O zaman iftira atıyorsun. Bizi olmadığımız şekilde gösteriyorsun. Olmadığımız bir isimle anmaya çalışıyorsun. Şüphesiz ki tabii bizim onlara saygımız olmaz. 'AK Parti' derken işte oradaki AK, aynı zamanda temizliği ifade etmektedir. Aynı zamanda adaleti ve kalkınmayı ifade etmektedir. Adalet ve kalkınmanın baş harfleri ile ülkemizin siyasetine AK temizliği getirme budur. Belediyelerimizde de bir defa bunun olması lazım. Her türlü temiz siyaset...''

Belediye başkanlarına da seslenen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Akçeli işler bizim belediyelerimize karışmamalı, girmemeli. Orada da belediyelerimiz bir defa kararlı olmalı. Bu benim akrabamdır, yakınımdır al işe... Arkadaşlar olmaz. Ondan sonra kalkarsın maaşı ödeyemez hale gelirsin. Kapı kapı Ankara'ya gel dolaş. 'Bize biraz daha fazla yardım edin, para verin, ben personelimin maaşını veriyim.' Kusura bakmayın bu işin ölçüsü var. Ne diyoruz? Özlük haklarında, bütçede yüzde 30'u bu aşmamalı ama öyle anlar yaşadık ki bırakın yüzde 30'u yüzde 100'ü aşanlar vardı. Bazı arkadaşlarımız gerçekten sağ olsunlar kararlı gittiler ve bu yüzde 30'un üzerindeki payı bir an önce tasfiye ederek yüzde 30'a bu işi çektiler. Biraz zor oldu ama kolay hareket ettiler, çünkü yatırım yapma imkanı oldu. Ben buradaki belde belediye başkanı arkadaşlarımdan bunu özellikle rica ediyorum.
Sizin şartlarınızın kolay almadığını biliyorum ama belediye gelirlerini artırdık. Belediye gelirlerini artırmanın ötesinde de yatırım mevsimidir dedik, hizmet mevsimidir dedik 4 ay süreyle bunlar alışılmış şeyler değil bizim iktidarımız döneminde biz bunlara başladık. 4 ay süreyle borcu olan belediyelerimizin bu kesintileri, yüzde 40 kesintileri yapılmayacaktır. Yüzde 100 hak edişleri neyse kendilerine ulaşacaktır. Tabii bunda bir incelik daha var, o da şu: Bu, yüzde 40 bizim dönemimizde başlamıştır.''

EVLERİ DOLAŞIN

Erdoğan, yaya kaldırımlarının, tretuvarların dibinde çamur olabilecek toz toprak yığıntısının kalmaması gerektiğini belirterek, ''Beldeye girildiği zaman burası AK Partili bir belediye, o anlaşılsın. Tertemiz olmalı'' dedi.

Başbakan Erdoğan, işin sadece altyapı hizmetleriyle bitmediğini belirterek, belde belediye başkanlarından gönülleri fethetmelerini istedi.

Belde belediye başkanlarından evleri dolaşarak halkı ziyaret etmelerini isteyen ve AK Parti'nin hizmet anlayışında mazeret üretmenin asla olmadığını kaydeden Erdoğan, ''Mazeret üretmek, bahane üretmek başka siyasetçilerin, başka siyasi partilerin mesleği. Biz imkanları zorlayarak akılcı çözümler üreterek tamamen hukuk dairesinde kaynaklar kurarak kelimenin tam anlamıyla tekeden süt çıkararak yolumuza devam edecek, hizmet üreteceğiz'' dedi.

Erdoğan, belde belediye başkanlarına şöyle seslendi:

''Size emanet edilen her bir kuruşta yetimlerin, yoksulların, garip gurebanın, hatta şehitlerimizin, gazilerimizin hakkı olduğunu asla unutmayınız. Yaptığımız her harcamanın beldenizin, belde sakinlerinin menfaatine dönük olmasını, her harcamanın isabet bulmasını hassasiyetle gözetiniz. Caddelerinize, sokaklarınıza hizmet taşırken asla ayrım yapmayınız. Asla hiçbir zümreyi kimseyi kayırmayınız. Belde belediye başkanlarımızın özellikle şatafattan, abartıdan, ayakları yerden kesecek gurura, kibire sürükleyecek tavırlardan kaçınmasını özellikle rica ediyorum. Festivaller, şölenler, şunlar bunlar... Bunlardan kaçının, uzak durun. Hani gelenekler var, ayrı mesele ama belediyeye yük getirecek yüklü harcamalardan kaçının. Oralara yapacağınız harcamaları fakir fukaraya garip gurebaya beldenize yapın. Geçici olan şeylerin değil kalıcı olanların adımını atalım.''

Erdoğan, ''belediye başkanlarından kapılarını ve telefonlarını açık tutmalarını da talep ederek, ''Benim belediye başkanlarımın telefonları 24 saat açık kalmalı. 'Gece eve gittim yatıyorum telefonu kapayım...' Hayır olmaz, açık kalacak. Olur ki bir durum olur. Hemen arandığınızda telefonun cevabını vermelisiniz. Bunu ben sizlerden özellikle bekliyorum. Belli olmaz ha ben de arayabilirim. Bunları yapacağız. Benim telefonum açık olduğuna göre sizin de 24 saat açık olacak'' diye konuştu.

6 buçuk yıldır iktidarda olduklarını anımsatan Erdoğan, ''Alnımız ak, yüzümüz ak. 5 yıl boyunca yine belediyelerde tertemiz sayfalar açtık. Gerek hükümette gerek belediyelerde esaslı duruşumuzu muhafaza edecek doğruluktan, dürüstlükten, hizmet sevdasından bir nebze olsun sapmadan Türkiye'yi geleceğe taşımaya devam edeceğiz'' dedi.

Erdoğan, önceki dört seçimde olduğu gibi 29 Marttaki yerel seçimlerde de birinci parti olarak zaferle çıktıklarını belirterek, ancak bu fotoğrafın, manzaranın muhalefeti hırçınlaştırdığını söyledi.

Muhalefetin, çözüme yönelik bir tek cümlelerinin bulunmadığını, sadece ve sadece ''paranoyalarını'' dile getirdiklerini ifade eden Erdoğan, ''Türkiye'yi kendi dönemlerindeki gibi güçsüz, zayıf, çelimsiz bir ülke zannediyorlar'' dedi.

Toplantının ardından Başbakan Erdoğan, down sendromlu iki genç ile de sohbet etti. Gençlerden İlhan Çançaroğlu, Erdoğan'dan bilgisayar isterken, Mustafa Önder'in ise sohbette evlenme niyetini ilettiği belirtildi. Bu arada, daha sonra iki gencin küs olduklarını öğrenen Başbakan Erdoğan, Çançaroğlu ile Önder'i barıştırdı.

Başbakan Erdoğan daha sonra öğle yemeği için Belediye Evi'ne geçti.


BİZE ULAŞIN