170 yönetmelik değişti, bürokrasi azaltıldı

Bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin basitleştirilmesi başlığı altında 170 yönetmelikte değişiklik yapıldı.

"Bürokrasinin Azaltılması İşlemlerinin Birleştirilmesi Çalışmaları ve Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin basitleştirilmesi amacıyla Başbakanlık, Bakanlıklar ile bazı bağlı ve ilgili kuruluşlara ait 170 yönetmelikte değişiklik yapıldı. Yeni yönetmeliklere göre, 421 belge işlemden kaldırılırken, 215 hizmette de noter onayı zorunluluğu kalktı.

46 yetki merkezden taşraya, 26 yetki de valilik ve bölge müdürlüklerinden alt kademelere devredildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, ''Bürokrasinin Azaltılması İşlemlerinin Birleştirilmesi Çalışmaları'' kapsamında artık resmi işlemlerde vatandaşlardan çok sayıda belge istenmesinden vazgeçildiğini belirterek, ''Düzenleme ile artık biz uluslararası alanda mizah konusu olmaktan kurtulacağız. 'Issız adalara düşerseniz yanınıza ne alırsınız?' diye sorulduğunda Türkler artık, 'Nüfus cüzdanı sureti, 6 fotoğraf ve ikametgah ilmühaberi' demeyecekler'' dedi.

Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ile birlikte Başbakanlık Merkez Bina'da basın toplantısı düzenleyen Dinçer, ''Bürokrasinin Azaltılması İşlemlerinin Birleştirilmesi Çalışmaları ve Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik'' kapsamında, kamu hizmetlerinin sunumunda yetki devri, istenen belgelerin azaltılması, kurum içi ve kurumlar arası yazışmalar ile hizmet standartlarının tespit edilmesi konularında düzenlemeler yapıldığını söyledi.

Dinçer, yetki devri çerçevesinde, merkez teşkilatında üst makamlardan alt makamlara, merkez teşkilatı birimlerinden taşra teşkilatına, taşrada üst makamlardan alt makamlara, merkez ve taşra teşkilatından mahalli idareler ile özel sektöre ve sivil toplum kuruluşlarına yetki devri yapıldığını belirtti. Vatandaş beyanına güveni esas alındıklarını bildiren Dinçer, zorunlu olmadıkça belgelerin işlemin ''tekemmülü'' aşamasına kadar istenmemesi, gereksiz belgelerden vazgeçilmesi, idarenin başvuru sahibinden daha önce istediği belgeleri yeniden istememesi, diğer idarelerin elektronik ortamda paylaşıma açtığı bilgi ve belgeleri istememesine yönelik düzenlemeler de yapıldığını ifade etti.

Dinçer, kurum içi ve kurumlar arasında yapılan yazışmaların, işlemlerin uzamasına ve vatandaşa hizmet sunumunun gecikmesine yol açtığını anımsatarak, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte gereksiz yazışmaların kaldırılacağını, bürokratik süreçlerin kısalacağını söyledi. Ayrıca, hizmetlerin, standartların belirlenmesiyle de vatandaşların devlet dairelerinde bir işlem yaptırırken hangi belgeleri getireceklerine, hizmetin ne kadar sürede biteceğine ve aksaklık halinde nerelere başvurabileceklerine ilişkin bilgi sahibi olacaklarını anlatan Dinçer, vatandaşa hizmet sunumunu geciktiren ve görevini yerine getirmeyen memurlara yönelik cezai yaptırım uygulanacağını vurguladı.

Dinçer, çalışmalar kapsamında 421 değişik belge ile 215 hizmette noter onayının kaldırıldığını bildirdi.
Türkiye'de yılda 15 milyon sabıka kaydı istendiğine, 38 milyon nüfus kaydı örneği verildiğine dikkati çeken Dinçer, bundan sonra sadece TC kimlik numarasının isteneceğini, kurumların da sabıka kaydını vatandaştan değil, savcılıklardan talep edeceğini anlattı. Dinçer, ''Düzenleme ile artık biz uluslararası alanda mizah konusu olmaktan kurtulacağız. 'Issız adalara düşerseniz yanınıza ne alırsınız?' diye sorulduğunda Türkler artık, 'Nüfus cüzdanı sureti, 6 fotoğraf ve ikametgah ilmühaberi' demeyecekler'' diye konuştu.

''2009 BÜTÇESİNİN BİNDE 5'İ KADAR TASARRUF''
Ömer Dinçer, işlemelerin kısaltılmasının insanları hayatlarından bezmekten kurtarmanın yanı sıra, sadece nüfus cüzdanı örneği, ikametgah, sabıka kaydı, sağlık kurulu raporu, noter onaylı fotokopiler gibi belgelerin işlemden kaldırılmasıyla da yılda 1 milyar 13 milyon 45 bin TL tasarruf sağlanacağını kaydetti. Bu rakamın, Türkiye'nin 2009 bütçesinin binde 5'i kadar olduğunu belirten Dinçer, bu parayla yılda 350 kilometre otoyol, 700 kilometre bölünmüş yol ve 350 adet 16 derslikli okul yapılabileceğini belirtti.
Dinçer, çalışmanın gereksiz kağıt kullanımına son vermesi sayesinde yılda 12 bin 489 ağacın kesilmekten kurtulacağını, ayrıca gereksiz işlemler nedeniyle zaman kaybının da önüne geçileceğini söyledi.

SORULAR
Konuşmasının ardından Dinçer, Ala ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bürokrasinin azaltılmasına ilişkin düzenlemenin, emniyet hizmetlerini de kapsayıp kapsamadığına dair bir soruya Dinçer, emniyet hizmetlerinin de kapsam dahilinde olduğunu söyledi. Dinçer, kamu idaresinin yeni düzenlemeye adaptasyonuyla ilgili soruya, ''Kamu idaresinin hazmetmeyle ilgili bir süresi var. Bu bir zihniyet dönüşümü, bu da hazmetmeyi gerektiriyor. Eğitimle denetimle memuru ikna ederek bunu mümkün olan en kısa sürede yerleştirmeye çalışırız. Bunun 6 ayda olacağını düşünüyorum'' yanıtını verdi. Bir gazetecinin, düzenleme sonucunda muhtarlar ile noterlerin gelir kaybına uğrayacağını, bu konudaki olası tepkilerin neler olabileceğini sorması üzerine Dinçer, düzenlemenin sadece kamu idaresinin bir tasarrufu olmadığını, bilişim ve teknolojinin gelişiminin bir sonucu olduğunu söyledi.

Dinçer, muhtarlara bu konuda çeşitli platformlarda açıklamalarda bulunduğuna işaret ederek, böyle bir düzenlemenin yapılmaması halinde Türkiye'nin uluslararası alanda rekabette geriye kalacağına işaret etti. Dinçer, modern dünyanın gerek kıldığı bu düzenlemenin muhtarlık hizmetlerinin de biçimlendirilmesini gerekli kılabileceğini ifade etti. Dinçer, kamuya elektronik ortamda başvuru yapılabilecek olmanın güvenlik konusunda bir sorun yaratıp yaratmayacağına ilişkin soruya, güvenlikle ilgili bir sıkıntının söz konusu olmayacağını belirtti.

Bir başka soru üzerine Dinçer, bürokrasinin azaltılması konusunda vatandaşların bilgilendirilmesi için basından destek beklediklerini ifade etti. Bazı belgelerin işlemden kaldırılması durumunda devletin gelir kaybının ne olacağına yönelik soruya da Dinçer, düzenleme nedeniyle devletin gelir kaybının küçük boyutlarda olacağını ancak sağlanacak tasarrufun boyutu karşısında bunun anlam ifade etmeyeceğini örneklerle anlattı.

Dinçer, düzenlemeyle ilgili bir başka soru üzerine ise, şunları söyledi: ''Modern yönetim anlayışının ana kavramı yönetişim olarak ifade ediliyor. Bunun 4 ayağı var, kamu idaresinin saydam olması, katılımın sağlanması, denetlenebilir olmak ve hesap vermek. Şimdiye kadar hükümet, saydamlık ve katılımın sağlanması konusunda pek çok düzenleme yaptı. Ancak denetlenebilir olmak ve hesap verebilir olmakla ilgili Türkiye'de altyapı zayıftı. Şimdi bu konuda bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor. Kamu hizmetleri Türkiye'de devlet memurunun inisiyatifine bırakılmıştı. Şimdi performansa dayalı denetimde performansları belirlemeye başlayacağız. Şimdi hizmet süresinin standardı belirlendi, bu performans kriteri olacak. Vatandaşı da bilgilendirerek, bilinçlendirerek hesap sorar, denetleyebilir hale getiriyoruz. Amaçların, performans ve kalite standartlarının olmadığı hiçbir yerde hesap sorulamaz. Kamu idaresi bunları tespit ederek, hesap sorabilir hale geliyor.'' Memurların yönetmeliğe uygun hareket etmemeleri halinde uygulanacak cezai yaptırımla ilgili soruya da Müsteşar Ala cevap verdi. Bu durumda memura hem disiplin hem de Türk Ceza Kanunu yönünden yaptırım uygulanabileceğini bildirdi. Hizmetle ilgili standartların belli olduğunu ve kurumların bunu ilan edeceğini anlatan Ala, ''Bu bir paradigma değişimidir. Vatandaşın katkısıyla bu sürekli iyileşmeye gidecektir. Bu doğrudan yönetim anlayışından yönetişim anlayışına geçiştir'' dedi.

''İŞ YERİ VE İŞÇİ BİLDİRİMLERİ SADECE SGK'YA YAPILACAK''
Öte yandan Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde bürokrasinin azaltılmasına yönelik başlatılan yeni bir düzenleme hakkında da gazetecilere bilgi verdi.Dinçer, iş yeri ve işçi kayıtlarının bakanlığa bağlı Çalışma Genel Müdürlüğünde ve Sosyal Güvenlik Kurumunda (SGK) ayrı ayrı tutulduğunu anlattı. Aynı bakanlıkta, aynı işle ilgili iki ayrı kaydın tutulmasının bazı sorunları beraberinde getirdiğini anlatan Dinçer, mükellefin, işçinin kaydını SGK'ya bildiriyorken Çalışma Genel Müdürlüğü'ne bildirmediğini, bu nedenle aynı bakanlıkta üretilen bilgilerin birbirini tutmadığını belirtti. Dinçer, bakanlık olarak bu sorunun önüne geçmek, formaliteleri azaltmak ve daha geçerli bilgiler üretmek için bu konudaki kayıtların 1 Ağustostan itibaren sadece SGK tarafından tutulacağını kaydetti. Yeni düzenlemenin iş yeri bildirimi yapmayan mükelleflerin iş gücü kayıtlarını yapmalarına olanak vermediğini belirten Dinçer, bu durumun yeni iş yeri ve işçi bildirimleri için bakanlık birimlerine yoğun başvuru gelmesine yol açtığını söyledi. Dinçer, ''Yoğun bir iş yüküyle karşı karşıyayız. Bu nedenle bakanlığın hiçbir teşkilatının, bildirimleri geri çevirmemesini istedik. Günün her saatinde kayıtlar kabul edilecek. Bunun için büyük illerde il müdürlüklerine memur takviyesi yapıldı. Hafta sonunda da bildirimler alınmaya başlanacak'' diye konuştu.Dinçer, süresi için bildirimde bulunmayanlara cezai işlem uygulanacağını kaydetti.
BİZE ULAŞIN