"Milli kimlikle etnik kimlik farklı"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Rusya'nın Karadeniz altından geçireceği doğalgaz hattına ilişkin Güney Akım Projesi ile Türkiye üzerinden geçirilecek hatta ilişkin Nabucco Projesi'nin birbirine karşıt projeler olduğunu söyledi.

Baykal, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, vatandaşları ziyaret ederek, sorunlarını kendilerinden dinlediklerini belirterek, parti olarak halkın sıkıntılarını yakından izlemeye çalıştıklarını söyledi.

Anadolu'daki çiftçi, esnaf ve emeklinin ekonomik güçlükleri büyük ölçüde ve en ağır bir biçimde yaşadıklarını vurgulayan Baykal, çiftçilerin kendisini ikinci sınıf insan olarak hisseder hale geldiğini ifade etti.

Hükümetin, çiftçi sorunlarının aşılması amacıyla fiyatları belli düzeyde tutmak için etkin bir politika uygulamadığını savunan Baykal, ''Devlet çiftçiye yardımcı olmak görevini bir kenara bırakmıştır. Çiftçi tüccara teslim edilmiştir'' dedi.

Baykal, enerji tüketerek sulama yapan çiftçilerin elektrik borçlarını ödeyemez hale geldiğini belirterek, ''Çiftçiden alınan elektrik parası, sanayiciden alınan elektrik parasından daha fazla hale gelmiştir. Bu, büyük haksızlıktır, yanlışlıktır. Borcunu ödeyemeyen çiftçinin elektriği kesilmekte üretimi engellenmektedir'' diye konuştu.

FINDIK ALANLARININ DARALTILMASI

Hükümetin 14 Temmuzda, fındık stratejisi açıkladığını anımsatan Baykal, şunları kaydetti:
''Bu politikanın temeli, fındık ekilecek alanların azaltılmasını amaçlamak olmuştur. Ekilen alanı daraltarak, fındık sorununun çözüleceğini zannetmektedirler. Fındık piyasasına geçmişten bu yana çok uzun süre yön vermiş olan kadroları kendi anlayışına uygun olmadığı için ortadan kaldırdıkları FİSKOBİRLİK'in yerine TMO'yu koydukları, o aşamadan geldikleri noktada 'FİSKOBİRLİK'e de TMO'ya da yer yok' demektedirler. Bir devlet kuruluşunun piyasada bulunmamasını hedef almışlardır. 'Serbest piyasayı bozan, fındık üretimin fazla olmasıdır' diyerek, bu fazlalığı ortadan kaldırarak sorunu çözeceklerini zannetmektedirler. Bu tutarlı bir politika değildir. Geçmişte de bu denenmiştir ama işlememiştir. Alternatif ürün politikası da tutmamış, fiyasko olmuştur. Ekim alanlarını daraltarak değil, belki bundan sonraki alanlarda ekimine izin vermeyerek, mevcut ekili alanları en verimli şekilde kullanmak zorundadırlar. Ekim alanlarının daraltılmasına ilişkin politikanın yürütülme imkanı yoktur. Fındığı kaldırdığında heyelana, sel baskınına davetiye çıkaracaksın, orada hangi alternatif ürünü tavsiye edeceksin. Bu doğru bir yaklaşım değildir, işletilmesi de söz konusu değildir.''
Deniz Baykal, geçmişte fındık fiyatını yüksek tutan politikanın tekrar yapılabileceğini böylece fındık ihracatından sağlanan 600 milyon dolarlık karın, geçmişte olduğu gibi 2 milyar dolara çıkarılabileceğini kaydetti.

Karadeniz üreticilerinin sorumluluğu bulunduğuna dikkati çeken Baykal, ''Bu sorumluluğun gereği mutlaka yapılmalıdır. Fındığa ihanet eden bir iktidarın aldatmacalarına, yalanlarına bundan sonra artık kimse kanmamalıdır'' dedi.

''TÜRKİYE, CİDDİ İŞSİZLİK TABLOSUYLA KARŞI KARŞIYA''

Trakya'da yağlık ay çiçeği üretiminin de sıkıntılı bir sürece girdiğini belirten Baykal, Türkiye'nin en önemli ithalat ürünün başında yağlık tarımsal ürün ithalatı zorunluluğunun geldiğini belirtti.
''Tarım ülkesi olan Türkiye hala, yağ ihtiyacını kendi topraklarından elde etmiş değildir'' diyen Baykal, ihtiyacın ithalat yoluyla karşılanmasının yanlış bir politika olduğunu söyledi.
Ayçiçeğine destek verilmesi gerektiğini belirten Baykal, ayçiçeğinin fiyatının 800-900 lira civarında olması gerektiğini, ancak bu doğrultuda bir çalışma olmadığını kaydetti.

Trakya çiftçisinin de kaygılı olduğuna değinen Baykal, ''Bütün bunların altında ne yatıyor? tarıma karşı umursamazlık, tarımda çalışan insanların sorununa sahip çıkmama, çiftçiliği ayak bağı sayma, tarımı Türkiye'nin kamburu kabul etme ve bu politikayı da çiftçinin himayesi altında götürebilme yanlışı yapılmaktadır. Ne yazık ki bunun bedelini de Türkiye ödemektedir'' diye
konuştu.

Emeklilere verilen 1.83'lük artışın kabul edilebilir olmadığını söyleyen Baykal, öngörülen bu zammın ''saygısızlık, umursamazlık, yok saymak'' anlamına geldiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye, bu dönemlerini borçlanarak geçirmektedir. Borçlanmak Türkiye'de artık temel dayanak noktası olmuştur. Sadece devlet olarak söylemiyorum, aile ve bireylerin durumu da aynı olmuştur. Bireysel borçlanmada da ürkütücü tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye'de her ay 120-130 bin kişi resmen iflas ediyor. Yılın ilk 7 ayında bireysel kredi ve kart borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 3 kat arttı. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen 1 milyon 600 bin kişiye yükseldi. 2007'de kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 192 bin idi, 2008'de bunun 3 katı 602 bin 648 oldu, artış yüzde 213. 2009'un ilk 7 ayında kredi kartını ödeyemeyen sayısı her ay 120-130 bin artarak 1 milyon 600 bini aşmıştır, artış yaklaşık yüzde 300'ü aşmıştır. Bu, kaygı verici bir tablodur. Tablonun hemen yanında işsizlik var. Türkiye, ciddi işsizlik tablosuyla karşı karşıyadır. İşsizliğin sonucunda, iflaslar, borçlanmalar ve yoksullaşma çok temel bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır.''

''ANAYASA MAHKEMESİ, SENİN NİYETİNİ İRDELEMEZ''

Deniz Baykal, Türkiye ile Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesine ilişkin yasanın, CHP'nin müracaat ettiği doğrultuda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini anımsatarak, bunun sevindirici bir haber olduğunu söyledi.Baykal, şunları kaydetti:

''Bu, CHP'nin bir başarısı olmanın ötesinde Türkiye'de hukukun bir başarısıdır. Gerçekten buna çok sevindik. Türkiye'de her kurum çözülüyor, her alanda bir bozulma bir kokuşma yaşanıyor. Böylesine ağır bir tablo karşısında Anayasa Mahkemesinin kararlılıkla görevini yapmış olması hepimizin yüreğini serinletmiştir. Olması gereken buydu. AKP yöneticileri bunu hala anlamış değildir. 'Biz o maddeyi kullanmayacaktık, diğer maddelere göre iş tutacaktık, kullanmayacağımız maddeyi niye Anayasa Mahkemesi iptal ediyor' diye hala Anayasa Mahkemesine şikayet söylemektedirler. Anayasa Mahkemesi önüne gelen kanuna bakar, senin niyetini irdelemez. Senin niyetin ne olduğu da zaten belli değil. Sen öyle diye diye Türkiye'yi bu noktaya getirdin. Anayasa Mahkemesi, hukuki gerçeklere, kanunun metnine bakar, kararını alır. Çok büyük bir memnuniyet duyduk. İnşallah bu olay mayından temizlenecek arazilerin en doğru şekilde değerlendirilmesine vesile olur. O bölgede yaşayan insanların, yararlanacağı bir düzen kurulabilir. Bunlar kuramazsa, CHP olarak biz geldiğimizde o düzeni kurarız.''

''GLOBAL STRATEJİK SAVAŞ YAŞANIYOR''

Enerji alanında önemli imzalar atıldığına değinen Baykal, ''Türkiye, dünya enerji coğrafyasının kritik noktasında. Enerji üreten ülkelerle tüketen ülkeler arasında önemli bir bağlantı konumunda. Bu, Türkiye için çok büyük bir olanaktır, bunu en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım'' dedi.

Daha önce başlatılan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının önemli bir adım olduğunu kaydeden Baykal, Türkiye'nin hem kendi enerji güvenliğini, hem enerji tüketicisi konumundaki başta Avrupa ülkeleri olmak üzere diğer ülkelerle ilişkilerinde siyasi, ekonomi ağırlığını ve önemini ortaya koyacak bir fırsat olduğunu söyledi.

Türkiye'nin, bu konumunu sorumlulukla kullanması gerektiğine dikkati çeken Baykal, ''Kendi ulusal yararlarımızı ve bölgedeki ciddiyetimizi, güvenilirliğimizi zaafa uğratacak yanlışlıklara fırsat vermeden Türkiye, bu konumunu en iyi şekilde değerlendirmelidir'' dedi.

Ceyhan'da kurulacak bir rafineri etrafında daha önce bir tartışma yaşandığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'işi bizim Çalık Grubuna vereceğiz' dediğini, bu nedenle projeyle ilgili bir sıkıntı olduğunu ileri süren Baykal, diğer bir sıkıntının da Rusya'nın elindeki petrol kaynaklarını bu proje etrafında değerlendirilmesine soğuk bakmasından kaynaklandığını söyledi.

Son günlerde sürpriz bir şekilde Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesinin açıklandığına değinen Baykal, bu projeyle Rusya'dan kaynaklanacak doğalgazın Türkiye üzerinden değil de Karadeniz üzerinden Avrupa piyasalarına aktarılacağının öngörüldüğünü belirtti.

Üretim merkezi olan bilinenlerin yanı sıra Azerbaycan, Baku, Şah Denizi, Kazakistan, Türkmenistan, Rusya ve İran'daki doğalgaz ve petrolün, tüketim merkezlerine ulaştırılması konusunun, dünyanın en önemli konularının başında geldiğini belirten Baykal, ''Tüketim, ihtiyaç artıyor. Artık klasik, alışılmış, Kuveyt, Suudi Arabistan ve İran petrol kaynaklarına ek yeni petrol ve doğalgaz kaynakları devreye sokmak gerekiyor. Nasıl devreye sokacaksınız; kaynakları bulup geliştirerek ve bunları tüketim merkezlerine taşıyacaksınız. Dünya çapında global stratejik savaş yaşanıyor'' diye konuştu.

''GÜNEY AKIM İLE NABUCCO PROJELERİ BİRBİRİNE KARŞIT''

Kısa süre önce Ankara'da imzalanan Nabucco Projesiyle, Kafkasya ülkelerinin, Azerbaycan'ın, Türkmenistan'ın, belki ileride Irak'ın, İran'ın doğalgaz kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınacağını belirten Baykal, bu projeyle Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinde önemli bir ekonomik, ticari, enerji bağlantısının ortaya çıktığını, bundan Türkiye'nin dünyadaki konumunun olumlu etkilendiğini söyledi.Genel Başkanı Baykal, şöyle devam etti:

''Nabucco'ya atılan imza Rusya'yı rahatsız etti. Çünkü bu imza, Kafkasya'daki kaynakların Rusya üzerinden değil, Rusya'nın kontrolünde, Rusya'nın denetiminde değil, Rusya'nın dışında Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımayı öngörüyordu. Rusya istiyor ki bütün Kafkasya'daki petrol ve doğalgaz zenginlikleri kendisine bağlansın. Onları uzun vadeli anlaşmalarla satın alsın sonra vanayı kendi elinde tutarak, kendi kontrolünde, hem kendi doğalgazını petrolünü hem de Orta Asya ülkelerinin petrol ve doğalgazını kendi vanasından Avrupa'ya taşısın. Kafkasya'nın amacı, böyle bir bağımlılığa teslim olmadan, dost ülke olarak Türkiye üzerinden mallarını taşıyabilmek ve satabilmek. Bu iki proje, birbiriyle karşıt projedir. Rusya'nın Karadeniz altından geçireceği doğalgaz hattına ilişkin Güney Akım Projesi ile Türkiye üzerinden geçirilecek hatta ilişkin Nabucco Projesi birbirine karşıt iki projedir. Bu projelerin karşıtlığı sadece amaçlarının, çıkış yerlerinin, Rusya'nın kontrol edip etmediğinin ortaya çıkmasıyla ilgili değildir. Aynı zamanda bölgedeki doğalgaz ve petrol kaynakları, bu iki ayrı projeyi aynı şekilde desteklemeye müsait değildir.

30-40 yıllık gelecek için, oradaki doğalgaz kaynaklarının hem güney akım projesine hem de Nabucco projesini besleyecek gaz kaynaklarına sahip olması mümkün değildir. Ya birini ya diğerini yapacaksın. Biz önce Nabucco'ya imza attık. Türkiye'nin 'önemi daha da arttı' dedik. Şimdi aradan kısa bir süre geçti bir hafta önce imza attık Nabucco'nun rakibi, Nabucco'yu anlamsız hale getirecek Rusya'nın Kafkasya'daki ve Orta Asya'daki kaynaklara hakimiyetini artıracak bir projeyi uygulamak üzere Rusya'ya, sen bunu gidip münhasır ekonomik bölgemin altından jeolojik çalışma yaparak boru hattını geçirebilirsin iznini verdik. Nabucco'yu öldürecek izni de son Erdoğan-Putin-Berlusconi görüşmesinde verdik. Bunun karşılığında biz ne aldık bilmiyorum ama Çalık Grubu, özlediği petrolü aldı. Yani Ceyhan'a boru hattını ve sonra rafineri kurmasına imkan verecek olan petrolü, Türkiye, Çalık Grubuna sağlamış oldu. Böyle bir iş birliği yaşandı. Ülkeler, şirketler... Ülkelerin yararları var, şirketlerin yararları var. Uluslararası ilişkilerde ülkeler ve şirketler nasıl bir ilişki içinde olacaklardır. Uluslararası ilişkileri ülkeler olarak mı götüreceğiz, şirketler olarak mı götüreceğiz?''

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hükümetin ''açılım'' konusunda ne yapacağını açıkça söylemesi gerektiğini belirterek, ''Ne yapacaklarını bilmeden nasıl destek verelim? Ciddi olmak lazım, dürüst olmak lazım. Ne yapacaksan çık söyle'' dedi.

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ''askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına ilişkin tasarının yasalaşması için CHP'nin oy verdiğini, sabah gelen telefon üzerine tutumunu değiştirdiğine'' ilişkin açıklama yaptığını belirterek, ''Bu sözlerin Arınç'ın boyuna posuna yakışmadığını'' söyledi. Arınç'ın CHP'ye kimin telefon ettiğini açıkça ortaya koyması gerektiğini kaydeden Baykal, ''Sayın Arınç derhal ne biliyorsa söylemelidir. Yoksa özür dilemelidir. CHP'ye telefon edip politika değiştirecek hiç kimse yoktur. CHP kimseden talimat almaz. CHP'ye talimat vermeye kalkışmak hiç kimsenin haddi değildir'' diye konuştu.

Baykal, hiçbir CHP'linin söz konusu kanuna oy vermediğini ifade etti.''Açılım'' konusunda da değerlendirmeler yapan Baykal, ''açılım'' konusunun neyi içerdiği ve Hükümetin neyin peşinde olduğunun belli olmadığını söyledi.

Baykal, şöyle devam etti:
''Yuvarlak laflarla, genel temennilerle bu politikayı sürdürmek artık mümkün değildir. İşin artık özüne girmek lazımdır. Ne yapılmak isteniyor, onu açıkça söylemeye başlamaları lazımdır. Ne yapacaklarını bilmeden nasıl destek verelim? Ne yapacağınızı çıkıp söyleyin. Şu ana kadar hiçbir şey yok. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.Başbakan çözümden değil, süreçten bahsettiğini söylüyor. O süreç nereye varacak? Süreçten bahsediyormuş, çözümden bahsetmiyormuş. Ne olacak, nereye bağlayacaksın bu işi? Bu konu savsaklanabilir olmaktan çıkmıştır. Ciddi olmak lazımdır, dürüst olmak lazımdır. Ne yapacaksın, niçin yapacaksın, nasıl yapacaksın, çık söyle. Süreç lafının arkasına saklanmak konunun ciddiyetiyle bağdaşmıyor. Hükümeti bir an önce ne yapmak istediğine karar vermesi ve bunu ortaya koyması lazımdır.''

Partisinin bu konudaki anlayışını yineleyerek anlatan Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milli kimlik ile etnik kimliği karıştırdığı iddiasını da tekrarladı. Türkiye'nin ırk, kan, kafatası devleti olmadığını belirten Baykal, Türk milletinin herkesin milli kimliği olduğunu kaydetti. Baykal, ''Türk milletinin bir ferdi olmamız bizim Arap olmamıza, Arnavut olmamıza, Gürcü olmamıza, Kürt olmamıza engel değildir. Hepsi mümkün. Türkiye'de Türk milli kültürü etnik kimlik değildir. Bunu başbakanın öğrenmesi gerekir'' dedi.
Arap kimliğinin Türkiye'de etnik kimlik, Mısır'da ise milli kimlik olduğunu kaydeden Baykal, şunları söyledi:

''Türk milli kimliğini etnik kimlik sayarsak, üstelik bunu Başbakan düzeyinde yaparsak, Başbakan olarak milletin adının Türk milleti olduğunu unutmayı, unutturmayı marifet sayarsak, bu sorunlar çözülmez. Etnik kimlik ile milli kimlik birbirine hasım değil. Hem o, hem bu. Hem etnik kimlik, hem de milli kimlik. Birileri etnik kimliği milli kimliğin önüne koymaya kalkarsa, o yanlış. Öyle bir şey yok. Olmamalı.''
Baykal, herkesin kimliğini özgürce yaşaması gerektiğini partisinin 30 yıl önce ortaya koyduğunu belirterek, Güneydoğu'ya Türkiye'nin en iyi okullarının götürülmesi, zarar etme pahasına devletin fabrika kurması gerektiğini anlattı.

''TÜRKİYE YOL AYIRIMINDA''

Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Türkiye bir yol ayırımında. Bu konuya yönelik yaklaşım ayrıştırıcı mı olacak, kaynaştırıcı mı olacak? Biz, kaynaştırıcı olanların yanındayız. Ayrıştırıcı olanlara da şiddetle karşı çıkıyoruz. Türk milleti lafını Anayasadan çıkaracakmışız. Bu bizi kaynaştıracakmış... Hadi canım sende. Böyle saçma şey mi olur. Bu milletin yeniden bir kimlik arayışına ihtiyacı yok. Bu milletin kimliği oturmuştur. Milli kimliğimiz bellidir, etnik kimliklerimiz tam bir özgürlük anlayışı içinde yaşanacaktır, ama milli kimliğimiz değişmez bir şekilde kalacaktır. Türk milletinin parçasıyız. Anayasamızda bunu değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur, böyle bir girişimi, zihinlerde yer ediyor olmasını da üzüntüyle karşılıyorum.Bu tartışma zihinlerde netleşsin. Bizimle görüşmek istiyorlarmış. Ne söyleyeceksiniz? Ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz, sizi dinlemek istiyoruz. Bizi dinlemek istiyorsan, işte dinle. İşte buradayız, söylüyoruz. Bunları dinle. Eğer bir şey söyleyeceksen gel o zaman konuşalım. Ben bir şey söylemeyi düşünmüyorum, sizlerden alacağım. Sen ne isteğine karar ver. Olur mu olmaz mı, biz düşüncemizi açıkça ifade ederiz.

Milli kimlikle oynamak olmaz, milli eğitime etnisiteyi koymak kesin olmaz. Etnisiteyi milli eğitime sokmayınız. Kaynaştırmaya yönelik her türlü öneriyi destekleriz. Ama bizi etnik ayrıştırmaya götürecek süreçleri kabul etmek mümkün değildir. Buradan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''

CHP'nin geçmişte bu konuda büyük görev yaptığını kaydeden Baykal, ''Türkiye'yi kimsenin bölmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye buna izin vermeyecektir'' diyerek sözlerini tamamladı.Grup toplantısından sonra Sakarya Caddesinden bir grup esnaf sigara yasağı ve diğer konulardaki sıkıntılarını dile getirdi. Baykal, bir grup partilinin yerinde inceleme yapacağını belirtti.

BİZE ULAŞIN