Görüntüler tekrarlanmamalı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü PKK üyelerinin teslim olması sırasında yaşananlara ilişkin, ''İlk kafiledeki görüntülere tekrar şahit olmak istemiyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Conrad Oteli'ndeki Akdeniz Parlamenterler Asamblesi Genel Kurulu açılışından sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, ''Avrupa'dan PKK'lı bir grubun bu ayın 28 Ekimde İstanbul'a geleceği söyleniyor, doğru mu?'' sorusu üzerine Erdoğan, 28'i gibi bir tarihin söz konusu olmadığını söyledi.

''İlk kafiledeki görüntülere tekrar şahit olmak istemiyoruz'' diyen Erdoğan, bir bayram sevinci gibi, bir dostun bir dosta kavuşması gibi yaklaşımları da doğru bulmadığını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, o bayram sevincinin evlerde yaşanabileceğini, orada karşılanabileceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Aksi takdirde bunlar daha sonra bir bölücü terör örgütünden koparak, Eve Dönüş Yasası çerçevesinde olayları değerlendirirken, dikkat edin ifadelerimi seçerek söylüyorum, yargımızın bunları suçsuz bulması sebebiyle bu işte serbest bırakma sürecini görüyoruz. Bu serbest bırakıldıktan sonra atılan adımlar, planlanan eylemler bizi düşündürüyor. Çünkü bunları tahrik ederek, bunların üzerinden bir devşirme gayreti içerisine girmeyi doğru bulmuyorum. Bu, birlik, kardeşlik sürecine de hizmet etmez. Bu yaklaşım tarzı yanlıştır. Bırakalım gelen insanlar ailelerinin yanına geçsinler. Normal hayata değil de yine anormal süreç için bunları bir figüran olarak kullanma gayreti içerisine samimi düşünce içinde olmayanlar girerse, bu bizi de üzer, ülkemizin diğer kesimlerini de üzer.''

İSRAİLLİ PARLAMENTER İLE KONUŞMASI

Bir gazetecinin, ''Genel kurul açılışındaki konuşmanızın ardından yanınıza gelen İsrailli parlamenter ile ne konuştunuz?'' sorusuna de Başbakan Erdoğan, bu kişinin kendisine, ''Onlar da çocuk öldürüyor'' dediğini anlattı. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Benim de söylediğim şu; Onlar da öldürüyor, ne kadar öldürüyor, siz ne kadar öldürüyorsunuz. Bunlar savunmasız insanlar. Kullandığınız fosforlu bombalar. Yani bunlar orantısız güç noktasında kalkıp da Filistin'le mukayese edilebilir mi? Yani Filistin'in savunma noktasında gücü nedir, diğerlerinin, İsrail'in savunma imkanı, gücü nedir? Bugün İsrail'in dünyada farklı bir yeri var. İsrail dünyada nükleer silahı olan bir ülke durumunda. Başka bir şey söylemeye gerek var mı? Ben bunu gizleyeyim mi? Yani ben aramızdaki münasebet sebebiyle söylemeyeyim mi? Ben rüşvet-i kelamdan pek hoşlanmam. Gerçek neyse bu gerçeği söylemek zorundayım.'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörizm, iklim değişikliği, çevre kirliliği, sınır aşan suç örgütlerinin faaliyetleri ile yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlüğün, tüm dünya için olduğu gibi Akdeniz ülkeleri için de tehdit oluşturduğunu söyledi.

Akdeniz Parlamenterler Asamblesi 4. Genel Kurulu'nun açılışında konuşan Erdoğan, kıtaları, kültürleri ve medeniyetleri buluşturan İstanbul'un, aynı zamanda denizlerin, Akdeniz'in ve Karadeniz'in kesişme noktasında bulunduğunu söyledi.

İstanbul'un tarih boyunca büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış Karadeniz ve Akdeniz havzasının bir özeti olduğunu belirten Erdoğan, ''İstanbul, doğu için batının kapısı, batı için ise doğunun kapısı. Aynı şekilde İstanbul, Akdeniz'in Karadeniz'e, Karadeniz'in de Akdeniz'e açılan penceresi'' dedi.
Bugün Akdeniz'e kıyısı bulunan 21 ülke arasında dil, din, kültür, sosyal doku, ekonomik gelişmişlik, siyasi yapılanma gibi farklılıklar bulunmasına rağmen Akdenizli olmanın, birbirini anlamanın, işbirliği yapmanın ve dayanışmanın ortak paydası olduğunu ifade eden Erdoğan, Akdeniz'in herkese eşit fırsatlar sunduğunu, çevresindeki tüm ülkelere zengin imkan ve potansiyeller sağladığını aktardı. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ancak fırsatlar kadar tehditlerin de ortak olduğu biliniyor. Terörizm, iklim değişikliği, çevre kirliliği, başta insan kaçakçılığı ve yasa dışı göç olmak üzere sınır aşan suç örgütlerinin faaliyetleri ile yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük, tüm dünya için olduğu gibi Akdeniz ülkeleri için de tehdit teşkil ediyor. Günümüzün siyasi sorunlarının önemli bir bölümünü Akdeniz havzası ve buna mücavir bölgelerdeki ülkeler arasında yaşanan ihtilaflar oluşturuyor. Orta Doğu'daki çözümsüzlük ve Balkanlar'daki kırılgan güvenlik ortamı olarak söylüyorum, yakınımızdaki diğer bölgelerdeki sorunlar, Akdeniz havzası üzerindeki Akdeniz'in güneşini gölgeleyen riskler olarak varlığını sürdürüyor. Bu tablonun Akdeniz'i barış ve istikrar havzasına dönüştürme yolundaki tüm çabalara sekte vurmayı sürdürdüğü muhakkaktır.''

Bu olumsuz manzara karşısında Akdeniz bölgesinin sahip olduğu barış, huzur, istikrar, kalkınma ve refah potansiyelinin ortaya çıkartılabilmesi için geleceğe ümitle bakılması gerektiği inancında olduğunu ifade eden Erdoğan, karşı karşıya bulunulan tehdit ve risklerin herkesi ilgilendirdiğinin unutulmaması gerektiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bugün acil çözüm bekleyen meselelerimizle mücadelede ne tek bir ülke ne grup ülkelerin çabaları yeterli oluyor, olamaz da... Akdeniz havzası da küresel anlamda yüz yüze geldiğimiz sınamaların yansımalarından hiçbir şekilde muaf değildir. Sorunlarımızın üzerine kararlılıkla birliktelik ruhu içerisinde gitmek zorundayız. Sorunları diplomasi, diyalog ve müzakere yoluyla çözüm yoluna koymak zorundayız. Akdeniz'e kıyısı olan hiçbir ülke, bu bölgede hangi ülke olursa olsun terör örgütlerine, terör eylemlerine karşı kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılmasının öncelikleri olduğunu belirterek, ''Kuzey Kıbrıs, eroin kaçakçılığının mı, insan kaçakçılığının mı merkezi? Bu dünyada nereler devlet olarak kabul edildi, nereler AB'ye üye kabul edildi. Kuzey Kıbrıs'a uygulanan bu yaklaşım tarzını uluslararası hukukla bağdaştıramıyoruz'' dedi.

Akdeniz Parlamenterler Asamblesi 4. Genel Kurulu'nun açılışında konuşan Erdoğan, Akdeniz'in batısını doğusu kadar önemsediklerini belirterek, Türkiye'nin 1994'ten beri devam eden NATO'nun Akdeniz Diyaloğu ile dönem başkanlığını üstlendikleri Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Sürecinin içinde bulunduğunu anımsattı.

Türkiye'nin, Arap Ligi ile tesis edilen Türk-Arap İşbirliği Forumu'na ve stratejik ortağı olduğu Afrika Birliği ile ilişkilere de önem verdiğini ifade eden Erdoğan, ''Akdeniz'in doğusu ile de batısı ile iyi ilişkiler kuran Türkiye, bunu somut adımlarla desteklemek için çaba sarf ediyor'' dedi.

İspanya ile BM çatısı altında Medeniyetler İttifakı Projesi'ni gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, Medeniyetler İttifakı'nın BM çatısı altında resmi bir kurum olarak yer edinmesi çalışmalarını başlattıklarını kaydetti.

Akdeniz'de farklı deneyimler yaşamış, farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, tarihi ve kültürel zenginliğe sahip ülkelerden ikisi olarak küresel barış hedefinde Medeniyetler İttifakı'na öncülük yaptıklarını ve kısa sürede müşahhas sonuçlar da almaya başladıklarını ifade eden Erdoğan, ''Türkiye olarak komşularımızla sıfır problem anlayışı çerçevesinde sorunlarımızı çözüm yoluna koyduk. Bölgesel meselelerin çözümü için de yoğun ve aktif bir dış politika yürütüyoruz'' diye konuştu. KIBRIS Başbakan Erdoğan, Kıbrıs adasında devam eden çözüm arayışlarının da bölgesel istikrar bakımından üzerinde büyük bir hassasiyetle durdukları bir konu olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Kıbrıs'ta parametreleri belli olan kapsamlı çözüme bir an önce ulaşılması Türkiye'nin ve KKTC'nin önceliğidir. Bakın biz iddia ile konuşuyoruz; 'gelin, yıl sonuna kadar bunu neticelendirelim' diyoruz. Kendimize inanıyoruz, tezimizi inançla savunuyoruz ama kaçıyorlar. Niye? Samimi davranmıyorlar. Aynı yaklaşımı karşı taraftan görsek biz yıl sonuna kadar bu işi bitiririz.

Biz dedik ki, kazan-kazan esasına göre bu süreci başlatalım. Önceki BM Genel Sekreteri ile süreci başlattık ve 4 gün baş başa çalışmalar yaptık. Çalışmalar neticesinde imzalar buna göre atılırken, baktık ki bu işten kaçıyorlar. Bir hafta içinde Güney Kıbrıs'ta Annan Planı'na yüzde 75 'hayır' çıkarken, Kuzey'de yüzde 75 'evet' çıktı. Kuzey Kıbrıs, Annan Planı'nı desteklerken, Güney desteklemedi, bundan kaçındı. Ama kaçan, kaçınan, olumsuz yaklaşan ödüllendirildi, olumlu yaklaşan Kuzey Kıbrıs cezalandırıldı. Buna, adil bir yaklaşım diyemeyiz.''

Almanya Başkanı Angela Merkel'in bir açıklamasında ''Güney Kıbrıs'ın AB'ye alınması yanlış olmuştur'' dediğini, eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in yazdığı eserinde ''Türkiye'ye yapılan ahlaksızlıktır'' şeklinde tespiti bulunduğunu belirten Erdoğan, bunların bizzat sürecin içerisinde olan liderler olduğunu ve Hollanda'da, İsviçre'de, ABD'de bu konuyu sabahlara kadar tartıştıklarını ve konuştuklarını söyledi.
Bütün tartışmaların sonucunda ancak bu noktaya gelindiğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bundan dolayı da bazı şeyleri savunamıyorlar. Tek şey nedir, Güney Kıbrıs, şu anda AB'dedir. AB'de olduğu için devamlı bariyer oluşturuyor. Çünkü sadece Güney Kıbrıs bir fasıla 'hayır' diyorsa, o iş bitmiştir, tıkanmıştır. Fakat Türkiye'nin bu noktada sıkıntısı yok. Türkiye AB'ye girerse kendisi kazandığı kadar AB'de kazanır, bunun böyle bilinmesi lazım. Türkiye'nin AB'ye girmesi 1,5 milyarlık İslam dünyasının AB'ye güç katması demektir. Bunun farkında değiller ve AB o zaman Medeniyetler İttifakı'nın adresi olarak gözükecektir.''

Başbakan Erdoğan, 64. BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayı da anımsatarak, ''Adada devam eden müzakere sürecine desteğimiz tamdır'' dedi.

Türkiye ve Yunanistan'ın bu konuda garantör ülke olduğunu anımsatan Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ile de konuyu 15 gün önce İstanbul'da görüştüklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bizlerin, garantör ülke olarak bu konuda yere sağlam basmamız lazım. Sayın Hıristofyas BM toplantısında 'Oturalım, konuşalım' dedi. 'Niçin biz sizinle konuşacağız' dedim. 'Eğer konuşacaksak, o zaman bu işi dörtlü konuşacağız' dedim. 'Kim olacak bu kişiler' dedi. Dedim ki, 'Siz olacaksınız, Sayın Talat olacak, Karamanlis kalırsa Karamanlis kalmazsa Papandreu olacak, bir de biz olacağız. İki garantör ülke, iki taraf ülke' dedim. 'Sayın Talat hangi sıfatla olacak?' dedi. Şu anda sayın Talat ile 42 toplantı yaptınız. Hangi sıfatla görüşüyorsunuz? Hangi sıfatla görüşüyorsanız, aynı sıfatla olacak. Olay budur. Çözüm istiyorsak, çözüme böyle gideceğiz. Aksi taktirde gidemeyiz.''

''İANE İSTEMİYORUZ, ADALET İSTİYORUZ''

Dünyanın değişik ülkelerinde ofisleri olan bir çok uluslararası kurum ve kuruluşta Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı'nın tezlerini savunduğunu belirten Erdoğan, İslam Konferansı Örgütü'nde, Annan Planı'ndaki ifadesi ile yerini gözlemci ülke olarak alan bir Kıbrıs Türk Devleti bulunduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bazıları kabul eder, etmez. Bunlar önemli değil. Türkiye'nin burada ne dediği önemlidir. Biz Kıbrıs Türk Devleti olarak kabul ettik, süreci de böyle çalıştırıyoruz, böyle çalıştıracağız ve adil olunmasını istiyoruz. İane istemiyoruz, adalet istiyoruz. Kuzey Kıbrıs, eroin kaçakçılığının mı insan kaçakçılığının mı merkezi? Nereler devlet olarak bu dünyada kabul edildi, nereler AB'ye üye kabul edildi. Ama Kuzey Kıbrıs'a uygulanan bu yaklaşım tarzını biz uluslararası hukukla bağdaştıramıyoruz. Gerek Türkiye, gerek Kıbrıs Türkler'i sorumluluklarının bilinci içindedir. Üzerilerine düşeni eksiksiz yerine getiriyorlar. Bu gerçek çok iyi idrak edilmeli ve hak ettiği karşılığı da bulmalıdır. Zira müzakere sürecinin ilanihai devam edemeyeceği bir gerçektir.''


BİZE ULAŞIN