"Kışkırtıyorlar"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, terör örgütü PKK üyelerinin teslim olması sırasında yaşananlarla ilgili olarak ''DTP'nin yaptığı şov ne kadar kışkırtıcı provokatif ise CHP ve MHP'nin yaptığı bir o kadar fevridir'' dedi.

Aksu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ülkenin tarihi bir dönemden geçtiğini, iç ve dış sorunlara ilişkin önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, tarihte ilk defa ''sorun yönetiminden'', ''sorun çözümüne'' yönelik bir politikaya geçildiğini söyledi.

Demokratik açılım sürecinin ülkeyi 30 yıldır meşgul eden, ''hazineyi ve duyguları'' sömüren, yakıcı bir durumun çözümüyle alakalı olduğunu ifade eden Aksu, hükümetin sorunu çözmeye yönelik bir irade geliştirdiğini söyledi.

Süreci ''milli birlik'' süreci olarak niteleyen Aksu, amaçlarının anaların gözyaşını, babaların feryadını dindirmek, ellerinde silahı olanların silahı bırakıp ülkelerinde onurlu bir yaşam sürdürmelerini, ülkenin barış ve esenlik içinde olmasını sağlamak olduğunu dile getirdi.

Silahlı çatışmayla kimsenin elde edebileceği bir şey olmadığını vurgulayan Aksu, 30 yıllık geçmişin bunu herkese gösterdiğini, ülkenin ürettiği zenginliğin bir barış ortamında herkese yeteceğini ifade etti.
Aksu, sürecin bu şekilde devam edeceğini belirterek, ''Dağlarda boşu boşuna heder olan insanlar, gelip adalete sığınacaklar. Bundan sonraki hayatlarını ailelerinin yanında huzur içinde yaşayacaklardır'' diye konuştu.

CHP, MHP ve DTP'nin konu hakkındaki tavrını ''son derece düşündürücü ve kaygı verici'' olarak niteleyen Aksu, hem DTP'nin hem de CHP ve MHP'nin aynı amaca hizmet eden bir siyasi tavır içinde olduğunu savundu.

Muhalefetin adeta ''sorumsuzluk yarışında'' olduğunu ifade eden Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir taraf dağdan inenleri meydan meydan dolaştırıp şov peşinde koşmakta, ucuz ve sorumsuz bir uslupla adeta kışkırtıcılık yapmakta. Diğer taraftan ana muhalefet süreci bir türlü anlayamamakta veya anlamak istememektedir.

Birbirlerinden çok farklı görünen, birbirleriyle mücadele eder gibi görünen ama aslında uslup, tarz olarak siyasi yaklaşım olarak birbirlerine tıpa tıp benzeyen bir muhalefetle karşı karşıyayız. Ne solculukları solculuk, ne milliyetçilikleri milliyetçilik, ne samimiyetleri samimiyet.''

''DTP KIŞKIRTICILIĞI TERCİH ETMEKTE''
Bölgenin hakkını, hukukunu savunduğunu iddia eden barış, huzur istediğini söyleyen DTP'nin, olaydan siyasi rant çıkarmaya ve dağdan inenler üzerinden siyaset yapmaya çalıştığını belirten Aksu, ''Bu acziyetin ifadesidir, bu siyasi güvensizliğin, içeriksizliğin bir göstergesidir. Gelenlere örnek olacaklarına gelenlerin arkasına saklanıyorlar. Gelenleri bir broşür, bir afiş bir propaganda malzemesi gibi görerek, aslında sürece en büyük zararı veriyorlar. Son olayda da görülmüştür ki DTP açılım ve çözüm yönünde yapıcı bir rol oynamak yerine kışkırtıcılığı tercih etmektedir'' dedi.

Tüm bu olayların, DTP'nin de diğer muhalefet partileri gibi barış içinde bir çözüm modelini kabul etmediğini gösterdiğini kaydeden Aksu, başta Kürt kökenli vatandaşlar olmak üzere DTP ile birlikte kimlerin bu süreci sabote ettiğini milletin çok iyi bildiğini söyledi.

Türkiye'de bir ''sorun lobisi'' bulunduğunu kaydeden Aksu, ''Bu lobi ülkenin tabular ve ön yargılar içine hapsolmasından medet umuyor. Bu sorun lobisi son 30 yılda bu ülkede statükoculuğu şiar ediniyor. Değişimi, gelişimi, açılımı kökten reddediyor ve bunu yapmak isteyenlere hayatı zehir etmek için elinden geleni yapıyor. Rahmetli Turgut Özal da bu sorun lobisinin mağduruydu'' diye konuştu.

''DEVLET ADAMLIĞININ YOLU KURNAZLIKTAN GEÇMİYOR''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın konuya ilişkin takındığı tavrı ''ilginç ve üzücü'' olarak değerlendiren Aksu, ''Siyasetteki geçmişi bu sorundan daha eski olan Sayın Baykal, 30 senedir asker, polis, öğretmen, imam yani insanımız kaybedilirken buna son vermek için ne yaptın'' diye sordu.

Baykal'ın muhalefette dahi gösteremediği siyasi cesareti iktidarda gösterdiklerini söyleyen Aksu, ''bir katkın yok, bari gölge etme, bari baltalama'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ''haddi ve hakkı olmadığı halde'' kendince vatana ihanet kuyusu kazdığını ifade eden Aksu, şöyle konuştu:

''Başta ülkenin Cumhurbaşkanı olmak üzere herkesi, hepimizi bu kuyunun içine atıyor. MHP'li dostlarımıza hatırlatmak isteriz ki vatanın birliği ve bütünlüğü konusunda bizim hassasiyetlerimiz başta kendileri olmak üzere kimseden daha geri değildir.
Sayın Baykal, Sayın Bahçeli nedir bu hiddet, bu celal... Ayıp olmuyor mu? 'Türkiye kaybetsin biz kazanalım' yavan olmuyor mu? Memleketin işleri ters giderse bizim işler düzene girer mantığı ne kadar makuldür? Sorunlar karşısında el ovuşturmak, milliyetçi kültürün hangi töresinde var? Bu ülke kan kaybettiğinde, insanlarını yitirdiğinde bu umurunuzda olmuyor, ama 'hükümet bu işlerin sonunda tökezlerse bizde bunun edebiyatından geçiniriz'i hesap etmek, ne kadar doğru bir yaklaşım? Devlet adamlığının yolu kurnazlıktan geçmiyor.''

Muhalefetin ''milletin acıları ve cenazeler üzerinden siyaset yaptığını'' ifade eden Aksu, bunun son derece yanlış olduğunu söyledi.

''DTP İTİDALLİ VE MAKUL OLMAYI BİR TÜRLÜ ÖĞRENEMEDİ''
Abdülkadir Aksu, ortaya çıkan fevri görüntülerden herkesin rahatsız olduğunu belirterek, ''Ama DTP zaten fevri bir partiydi. Onlar itidalli ve makul olmayı bir türlü öğrenemedi. Bu yüzden hala marjinallar, Türkiye'nin genelinde bir etkinliğe ve anlama sahip değiller. Şimdi bu partinin fevriliği, aculluğu, fırsatçılığı yüzünden tarihi adımdan vaz mı geçelim, yazık olmaz mı'' diye konuştu.

Hiçbir makamın bir annenin evladının açısından daha önemli olmadığını vurgulayan Aksu, ''Baykal'a, Bahçeli'ye bakan bu insanlar dağdan inmek yerine dağa çıkıyor zannedecek. Bu ne telaş. DTP'nin yaptığı şov ne kadar kışkırtıcı provokatif ise CHP ve MHP'nin yaptığı bir o kadar fevridir'' değerlendirmesinde bulundu.

Aksu, milletin, herkesin bu hassas dönemin getirdiği sağduyu ve sorumlulukla davranılmasını beklediğini söyledi. Parti olarak, tarihten gelen bazı sorunların kardeşlik ruhu içinde akıllı çözülebileceğine yönelik inançlarını dile getiren Aksu, ''Ne bölücü örgütle, ne onun başıyla ne de bir başka unsurla müzakere içinde değiliz ve olamayız. Biz katkı verdikleri ölçüde bu ülkenin aydınlarıyla ve siyasi partileriyle görüş alışverişinde bulunmak ve en makul çözüm modelini uygulamak istiyoruz'' dedi.

AZERBAYCAN VE İSRAİL İLE İLİŞKİLER
Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerine de değinen Aksu, son günlerde yaşananları ''yanlış anlama'' olarak niteledi.

Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokolün ardından bazı çevrelerin sırf muhalefet etmek ve bu tarihi başarıya gölge düşürmek için akıl almaz eleştirilerde bulunduklarını ifade eden Aksu, bu çevrelerin açıklamalarıyla Türk-Azeri ilişkilerini ve iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını zedelemeye çalıştıklarını söyledi.

Protokol sürecinin her safhasında en üst düzeyde Azeri yetkililerin bilgilendirildiğini ve karşılıklı istişare yapıldığını belirten Aksu, ''Bu gerçeğe rağmen Azerbaycan Türkiye arasındaki sarsılmaz dostluğa zarar vermeyi bir siyasi hedef haline getiren iç muhalefet kısmen başarılı olmuştur'' şeklinde konuştu.
Azerbaycan'daki Türk şehitliğindeki bayrakların kaldırılmasının Türk milletini incittiğini ifade eden Aksu, şunları kaydetti:

''Zira orada dalgalanan bayrak iki ülke arasındaki kardeşliğin nişanesidir. Ayrıca o bayrak Azeri halkının onuruna emanet edilmiştir. Biz de Azeri bayrağını ve toprağını kendi bayrağımız ve toprağımız gibi aziz biliriz. Umarım Azeri kardeşlerimiz Türkiye ile kardeşliğin değerini ve önemini zedeleyecek bu bayrak tasarrufundan bir an önce vazgeçerler.''

AK Parti olarak siyasi hayatta yerlerini aldıkları günden beri İsrail ile ilişkilere önem verdiklerini dile getiren Aksu, ancak barış sürecinin rayına oturtulamaması ve Gazze saldırılarıyla başlayan sürecin iki ülke ilişkilerine zarar verici bir nitelik kazandığını söyledi.

İsrail'in Gazze saldırılarında insani bir trajedi yaşandığına dikkati çeken Aksu, İsrail'in Gazze'ye ablukasının sürdüğünü, insani yardımın bile kısıtlandığını belirtti. Bunun ne Türkiye'nin ne de dünyanın kabul edebileceği bir durum olmadığını kaydeden Aksu, asıl sorunun İsrail ile uluslararası toplum arasında bulunduğunu belirtti.

Aksu, ''İsrailli dostlarımızın uluslarararası toplumun ve Türkiye'nin beklentileri doğrultusunda Gazze'deki insani trajediye son vermelerini ve barış sürecini canladırmalarını bekliyoruz'' diye konuştu.

''EN KISA SÜREDE TBMM'YE GELECEK''
Bir gazetecinin 28 Ekimde İstanbul'a gelecek PKK'lılara yönelik bir gösteri düzenlenmemesi konusunda DTP'ye bir çağrınız olacak mı'' sorunu Aksu, ''Tüm konuşmam tamamıyla çağrı. İnsanların dağdan evine gelmesi güzel de bu işi şov haline kimse dönüştürmesin. Bilhassa DTP sorumluluğunu bilsin'' diye yanıtladı.

''TCK'nın 221. maddesinde bir değişiklik yapılacak mı'' sorusu üzerine Aksu, süreçle ilgili yasal düzenlemeler, kanun, yönetmelik ve idari tasarruflar konusunda çalışmaların sürdüğünü, konunun ilk önce TBMM'ye geleceğini, kısa, orta ve uzun vadede yapılmak istenenlerin o zaman belli olacağını söyledi.

Abdullah Öcalan'ın ''açılımın başarılı olması için benim önümün açılması gerekir'' ifadeleri hakkında değerlendirilmesinin sorulması üzerine Aksu, ''O kendi görüşüdür. Biz kimsenin sözlerine itibar etmiyoruz. Kendi bildiğimiz doğruları yapıyoruz'' dedi.

''28 Ekimde gelecek PKK'lıların siyasi mülteci olması nedeniyle ülkeye girişinde sorun olabilir, bu konuda bir çalışma var mı'' sorusu üzerine Aksu, gelenlerle ilgili düzenlemeleri yetkili bakanların ve idari makamların yaptığını belirtti.

''İstanbul'da da Habur ile benzer görüntüler yaşanması durumunda ne olur'' sorusunu da Aksu, olmamış konularla ilgili konuşmanın doğru olmadığını belirterek, ''Gereği neyse kamoyunu rahatsız etmeyecek şekilde olur'' diye yanıtladı.

Aksu, bir başka soru üzerine demokratik açılım sürecinin en kısa sürede TBMM'ye geleceğini bildirdi.
İrticayla Mücadele Raporu haberleri hakkındaki yorumunun sorulması üzerine Aksu, konuyu kendisinin de basından öğrendiğini, konunun detayını bilmeden değerlendirme yapmasının doğru olmayacağını kaydetti.

BİZE ULAŞIN