"Rejim de, Anayasa'da laiklik de yerinde"

Bünyamin Tokmak/Fatma Ünal bildiriyor - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, halkın AK Parti'ye desteğinin eksilmediğini ve devam ettiğini bildirdi.

Arınç, yarın belediye seçimlerinin yapılacağı Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı Yusufça beldesinde vatandaşlara hitap etti. Sözlerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın belde halkına selam ve sevgilerini ileterek başlayan Bülent Arınç, konuşmasının başında Saadet Partisi eski genel başkanı Recai Kutan'ın vefat eden eşi Mebrure Kutan'a da Allah'tan rahmet diledi.

Yusufça'ya ilk kez geldiğini kaydeden Arınç, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Yusufça programı dolayısıyla gelişini kısa süre geciktirdiğini, Baykal'ın programını bitirmesini beklediğini anlattı. Arınç, ''Sayın Baykal, sözlerini tamamlasın ondan sonra gireyim, konuşmasına engel olmayayım diye düşündüm. Biraz sonra DSP'nin konuşma yapacağını biliyorum'' dedi.

Yusufça'ya gelen tüm siyasi parti temsilcilerine teşekkür eden Arınç, Yusufça'nın buna layık olduğunu belirtti. Arınç, ''Elbette hepimiz geleceğiz, fikir ve düşüncelerimizi söyleyeceğiz, adaylarımızı takdim edeceğiz. Bunlar güzel şeyler. Baykal ve diğer siyasi parti temsilcilerine teşekkür ediyorum. Yusufça halkına selam vermek önemlidir. Seçim sonuçları Yusufça için, Türkiye için hayırlı olsun'' diye konuştu.

Partisinin yedi yıldan beri iktidarda olduğunu hatırlatan Arınç, AK Parti'nin Türkiye'deki belediyelerin yüzde 70'ine sahip olduğunu söyledi. Halkın desteğinin AK Parti'nin arkasında olduğunu belirten Arınç, bu desteğin kendilerine güç verdiğini, bu güçle hizmet vermeye devam ettiklerini kaydetti.

AK Parti'nin 2001 yılında kurulmasından bu yana yaşanan gelişmeleri kronolojik sırayla anlatan Arınç, ilk seçimde iktidara gelen AK Parti'nin 2004'te yapılan mahalli idareler seçimlerinde büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin büyük çoğunluğunu kazandığını hatırlattı. Arınç, 2004'teki yerel seçimlerde partisinin yüzde 42 oy aldığını, 2007'deki genel seçimlerde de halkın desteğini alan AK Parti'nin tek başına iktidar olma başarısını elde ettiğini anlattı. AK Parti'nin Mart ayında yapılan yerel seçimlerden de başarıyla çıktığına işaret eden Arınç, şunları söyledi:

''Milletimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Kurulduğumuzdan bu yana dört büyük imtihandan geçtik. İki genel, iki mahalli seçim geçirdik. Geçen mahalli seçimlerde de 16 büyükşehirin 10'unu, 47 il belediyesini, 475 ilçe belediyesini, bin 190 belde belediyesini kazandık. Yani belediyelerin yüzde 70'ini aldık. Ne kadar iftihar etsek azdır. Halkımızın desteği eksilmiyor, devam ediyor.''

Bülent Arınç, Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı Yusufça beldesinde düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, iktidarın hizmetlerine rağmen, ''Laiklik elden gidiyor, rejim tehlikede, inciniyor'' eleştirisinde bulunanlar olduğunu belirterek, ''Geç bunları... Bunların hiç birisinin kıymeti yok. Rejim de yerinde, Anayasa da yerinde, laiklik de yerinde. Sadece halka hizmet eden bir iktidar var, senin hazmedemediğin o. Çok şükür ayakta dimdik duran bir hükümet var'' diye konuştu.

Gazetelerde tefrika gibi iddianameler yayımlandığına işaret eden Arınç, şöyle konuştu:

''Eğer iddianamelerde bahsi geçen işlerin yüzde 10'u başka bir partinin başına gelseydi yerinde yeller eserdi. Bizim başımıza çok şeyler geldi ama hamdolsun dimdik duruyoruz, bir yere kıpırdamadan duruyoruz. Çünkü bu hükümetin başında, bu partinin başında, birisi öksürdüğü zaman arkasına bakmadan kaçan, birisi aksırdığı zaman şapkasını alıp giden, birisi kaşını çattığı zaman (eyvah bana eyvallah) deyip kaçan birisi yok. Neler görüyor bu millet. Arkasına bakmadan kaçanları gördü. Ama iktidarın başında, bu Hükümetin başında sadece Türk milletinin, milyonların sevdasını alan bir Başbakan değil, Davos'ta dünyanın en büyük zalimine, ''Sen zalimsin'' diyebilen bir başbakan var.''

Bülent Arınç, Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı Yusufça beldesinde düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, ''demokratik açılımla'' ilgili bir şeyler söylemek istediğini çünkü kendisinden önce Yusufça'ya gelen Deniz Baykal'ın ''tortu'' bırakmış olabileceğini söyledi.

Arınç şöyle konuştu:

''Biz memleketimizi seviyoruz, milletimizi seviyoruz. Toprağına bağlı olmak, bayrağına bağlı olmak, vatanına, şehidine, gazisine bağlı olmak söz konusu olursa biz hiç kimseyle kendimizi mukayese etmeyiz. Allah'a hamdolsun ki inancımız var. Bu ülke terörden çok çekti. Birçok canlarımız gitti. Şehit oldular. Arkalarından ağladık, mezarlarının başına gittik, cenaze namazlarını kıldık. Sadece asker polis değil, savcılar, hakimler şehit oldu. Öğretmenlerimiz, astsubaylarımız, sağlık elemanlarımız gitti. Ne yazık ki bu ateşin içinde kaybettik. Dağa çıkanlar da oldu, terörist olanlar da oldu, şu da oldu bu da oldu ama bu kaybettiğimiz değerleri bugün yerine koyamayız. Sadece canlarımızı kaybetmekle kalmadık. Bir hesaba göre, 100 milyar dolardan fazla, bir hesaba göre 300 milyar dolar kaybımız oldu. Bu gerçektir arkadaşlar. 300 milyar dolar, terör sebebiyle Hazine'den harcanmamış olsaydı, Türkiye'ye 15 bin hastane, 3 binden fazla köprü, 100'den fazla havaalanı yapacaktık. Demek ki hem maddi hem manevi kaybımız oldu.

Biz terörle mücadele ediyoruz. Arkası geldi mi? Maalesef gelmedi. Askerlerimiz, polislerimiz, korucular, güvenlik güçlerimiz canlarını hiçe sayarak mücadele ediyorlar ama bu teröristler hala karakol basmaya devam ediyor, hala askerlerimizi alıp götürmeye devam ediyor ve hala ölenlerin sayısı eksilmiyor. O zaman bu terörü bitirebilmek için çok yönlü bir iş yapmamız lazım. Terörün bir maliyeti var bize. Nedir o maliyet? Her havalanan uçağın bize getirdiği maliyet milyarlarla ifade ediliyor. Her atılan bomba milyarlarla ifade ediliyor. Bunlar gerekli olduğu için yapılıyor ama 30 sene oldu hala terörün kökünü kazıyamadık. Bu askerimizin, polisimizin, komutanlarımızın yaptığı mücadelenin başarısız olduğu anlamına gelmez. Bu şu anlama geliyor: Dağa çıkmalar devam ediyor, eylemler devam ediyor ve hayatını hiçe sayan bedbaht insanlar hala bu ülkeye kan kusturuyor. O zaman ne yapmalıyız? Bunu birilerinin düşünmesi lazım.''

''AKAN KANLAR DURSUN İSTİYORUZ''


Bugüne kadar Türkiye'deki hiçbir iktidarın bu sorunu çözmek için elini taşın altına sokmadığını ifade eden Bülent Arınç, koalisyon hükümetleri döneminde de bu konuda bir şeyler yapılmadığını söyledi.
Arınç şöyle devam etti:

''Herkes diyor ki -terörle mücadele edenler başta olmak üzere- sadece silahla, güçle mücadele etmek netice vermiyor. Siyaseten de toplumsal olarak, ekonomik, kültürel olarak da bir şeyler yapmak lazım. O zaman iki konuda hükümet olarak halkımızın önüne çıkıyoruz. İki ana proje var. Biri, terörü sona erdirmek. Allah'ın izniyle terör örgütü, silahlı eylem yapamaz hale gelecek. Bundan memnunsunuz değil mi arkadaşlar? Böyle bir şey istiyorsunuz değil mi? Şuna hayır demek akıl karı değil. Akan kanlar dursun diyoruz. 'Hayır, kan akmaya devam etsin' diyenlere ben deli gözüyle bakarım.''

Bülent Arınç, ''demokratik açılım'' projesi konusunda muhalefetin Saadet Partisi dışında hükümete yardımcı olmadığına dikkati çekerek, yalnızca Saadet Partisinin olumlu katkılar koyduğunu, zaman zaman ''şunları şunları da yapsanız iyi olur'' dediklerini söyledi. CHP ve MHP'nin tutumlarının olumsuz olduğunu anlatan Arınç, şöyle konuştu:

''Ama MHP ve CHP kapılarını kapattılar. Düşman olarak bizi gösterdiler ve ağızlarına geleni söylediler. Çok da önemli değil. Biz yapacağımız işi iyi bilirsek, halkımız da bize destek verirse, biz bunda başarılı olacağız. Başa döneyim. Birinci yapacağımız iş terörü sona erdirmek. İkinci yapacağımız iş demokratikleşmeyi daha güçlendireceğiz, özgürlükleri daha da kuvvetlendireceğiz, halkımızın kucaklaşmasını kaynaşmasını sağlayacağız, 'sen şusun, ben buyum' ayrışmasına gitmeksizin, bin sene nasıl kardeşçe yaşamışsak nasıl birbirimizin kucağına şehit düşmüşsek, yine o günlere döneceğiz. Birbirimizi düşman saymayacağız. Bunların projesini hazırladık. Ben de bu işin içindeyim ama emin olun, beni de tanıyorsunuz, birlikte olduğumuz arkadaşlarımızı da tanıyorsunuz, biz, Allah saklasın vatanı bölecek, ayrıştıracak toplumu birbirine düşürecek bir ihanetin içerisinde olabilir miyiz? Hayatı boyunca bu mücadeleyi siyasi çizgisiyle yapmış bir insanı nasıl suçlayabilirsiniz?

''İNŞALLAH MUVAFFAK OLACAĞIZ''

Aslında 1980 öncesine baktığınız zaman bu iki muhalefet partisinin birbirleriyle nasıl kanlı bıçaklı olduklarını, birbirlerinin kanına nasıl susadıklarını biliyoruz. Ben 68 kuşağıyım. 1968'de Ankara Hukuk Fakültesinde öğrenciyken, 'sen solcusun ben değilim, sen milliyetçisin ben komünistim' kavgasının Türkiye'yi nereye götürdüğünü bilen bir insanım. Türkiye o günlerden kurtuldu. Türkiye yeniden o günlere dönmesin diye biz bu projeyi gerçekleştiriyoruz. İnşallah muvaffak olacağız. İnşallah bu ülkede, huzuru barışı, arkadaşlığı, dostluğu geri getireceğiz. Yedi senedir iktidarda tuttuğunuz bir partiyi bir kenara koyun, bir tarafa da bu projeyi koyun. Biz Türkiye'nin zararına olacak hiç bir işi yapmayız. Siz huzur içinde olun. Biz inşallah kardeşliği yeniden kuracağız.''


Arınç konuşmasını, kendisinden sonra DSP'nin mitingine zaman bırakmak amacıyla kısa kesti.
Bakan Arınç, konuşması devam ederken ezan okunması ve vatandaşların ikaz etmesi üzerine, konuşmasına ara verdi. Arınç, ''Siz dediniz diye susuyorum bak. Yoksa laikçiler başka şey söylemesinler'' dedi.

Mitingin ardından Yusufça sokaklarında kısa bir gezinti yapan Bakan Arınç'a, bir kahvehaneye girmesi önerildi. Kahvehanedekilerin dışarı çıkmasını isteyen Arınç'a, beldede yaşamadığı öğrenilen bir kişi, ''Sizden korkuyorlar'' dedi. Bu sözlere Arınç, ''Terbiyeli konuş'' diye karşılık verdi.

Bu sırada Yusufçalı bazı çiftçilerle de sohbet eden Arınç, çiftçilere durumlarından memnun olup olmadıklarını sordu. Bir çiftçi ise durumundan memnun olmadığını, hükümetin çiftçiyi mahvettiğini öne sürdü.

Arınç daha sonra, Burdur'a gitti.

BİZE ULAŞIN