Erdoğan muhalefete sert çıktı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yargıya yansımış olduğu halde bazı konuların üzerine gidilerek kurum ve kişilerin yıpratıldığını belirterek, ''Zaman zaman bakıyorsunuz devletin en önemli kurumları; Silahlı Kuvvetler, diğer güvenlik birimlerimiz, İçişleri Bakanlığımız, bakıyorsunuz bazen Sağlık Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız... Yani olmayan şeylerle zaman zaman devletin kurumlarına yönelik bunlar yapılıyor'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda bir konuşma yaptı. ''demokratik açılım'' sürecine karşı çıkan MHP'nin ortak olduğu hükümet döneminde idam cezasının Türk hukuk sisteminden çıkartıldığını belirtti.

DSP-MHP-ANAP hükümetinin hayata geçirdiği Avrupa Birliği Uyum Paketlerinden örnekler veren Erdoğan, bu hükümet döneminde Radyo ve Televizyonların Kuruluşu Hakkındaki Kanun'da yapılan değişiklikle, Türk vatandaşlarının, günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde yayın yapılmasının önündeki hukuki engellerin kaldırıldığını ifade etti. Erdoğan, ayrıca, Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu'nda yapılan değişikliklerle Türk vatandaşlarının günlük hayatlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçeleri öğrenmelerinin önündeki hukuki engellerin de aynı koalisyon döneminde kaldırıldığını hatırlattı.

''Bunlar ortada dururken bu paketlerin altında Sayın Bahçeli'nin imzası orada öyle dururken bugün attığımız adımlara karşı çıkmak tutarlılık mıdır, dürüstlük müdür, dik bir duruş mudur? Bu zikzakların Türkiye'ye bir yararı olabilir mi? Bu tutarsızlık siyasete bir şey katar mı, bir seviye kazandırır mı?'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Onun için diyorum ki teşkilat olarak, Ben özellikle MHP'nin, CHP'nin yönetimine değil, tabanına sesleniyorum; lütfen, ne olur başınızı iki elinizi arasına alın, düşünün. Bu gidilen yol doğru mudur? Şöyle bir hesabını sorun. Bu yaklaşım metodu doğru mudur? Onun için biz MHP ve CHP'ye gönül vermiş kardeşlerimize de sesleniyoruz. Bu süreci ülkemizin birliği, kardeşliği için lütfen iyi düşünelim, iyi değerlendirelim. Bunu yapalım ki ülkemiz geleceğe çok daha farklı, çok daha emin adımlarla yürüsün.
Ben, başta il başkanlarım olmak üzere teşkilatımın tüm mensuplarından bu oyunu demokrasi ve hukuk çerçevesinde boa çıkarmak için her an uyanık olmalarını rica ediyorum. Onlar bölmeye çalıştıkça biz birleştireceğiz. Onlar ayırdıkça biz bütünleştireceğiz. Onlar tahrik edecek biz sakinleştireceğiz. Onlar yalan söyleyecek, iftira atacak, karalama kampanyaları yürütecek biz bunların tamamını boşa çıkartacağız.''

''DEMOKRASİLERDE ASLINDA SEÇMEK MAHARETTİR''

''Demokratik açılım'' süreci ile ilgili CD ve doküman hazırladıklarını bildiren Erdoğan, bunların en kısa zamanda teşkilat mensuplarına ulaştırılacağını söyledi. Erdoğan, partililerden, bu CD ve dokümanlardan yararlanarak il il, ilçe ilçe, belde belde, köy köy dolaşarak süreci anlatmalarını istedi.

''Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci'' ile ilgili olarak TBMM'de yapılan oturumların ardından bazı çevrelerden olumsuz yaklaşımlar gördüklerini belirten Erdoğan, ''(Dağ fare doğurdu), (havanda su dövdüler) gibi yaklaşımlarla süreci hafife alanların, ya kasıtlı davrandıklarını ya da sorunu anlamaktan uzak olduklarını'' söyledi.

Bu meselenin dün ortaya çıkmış, ülke gündemine yeni girmiş, Türkiye'nin gündemini sadece 25-30 yıldır işgal eden bir mesele olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Son derece köklü, grift, karmaşık bir meseleyi çözmek için adım atıyoruz. Akşamdan sabaha her şeyi çözmek keşke mümkün olsaydı ama değil. Onun için bu projenin, bu sürecin, kısa, orta ve uzun vadeli bir takvimi var, kısa vadeli yapacaklarımız var -ki bunu yapmaya başladık zaten. Yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Orta vadede yapacaklarımız var. Yasal düzenlemelerle süratle onları da yapacağız, yapıyoruz. Uzun vadede de yapacaklarımız var ki bu anayasal bazı değişişikler gerekiyor. Onu da bu şekilde yapacağız.

Anayasal değişiklik deyince Anamuhalefet liderinin her yeri, jest, mimik hareketlenmeye başladı. Sebep? Niye bundan gocunuyorsun? Bunu ilk defa gündeme getirenlerden biri sensin. 'Efendim, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri değiştirecekler'... Böyle bir şeyi ne benden ne de herhangi bir arkadaşımdan duydunuz mu? Böyle bir şeyi söylemediğimiz halde bunu dile getirmek bunların ne kadar art niyetli olduğunu gösteriyor. Anayasamızda şu anda özellikle üzerinde konsensüs temin edilen bir çalışmayı yaparak sorun alanlarını gidermeye yönelik adımlar atmanın gayreti içerisinde olacağız.
Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilmesi, geçmişten bu yana, ki büyük bir çoğunluğunun değiştirilmesi bugün toplumumuzun genelinde kabul gören ve geneli tarafından istenilen, talep edilen bir konu. Niye rahatsız oluyorsun? Neden? Hadi buyurun gidelim millete. Millete soralım. Bak bakalım millet ne istiyor. Ama millet anlamaz... Çünkü onlara göre göbeğini kaşıyanlar anlamaz. Sadece bunlar anlar. Hayır biz diyoruz ki milletim ne kadar anlıyorsa biz de o kadar anlarız. Farkımız bu.
Demokrasilerde seçilmek maharet değildir. Aslında seçmek maharettir. Zaten seçmede başarılı olduğunda bir ülke aydınlık yarınlara çok daha farklı bir şekilde gider. Onun için de özellikle eğitimli, yetişmiş bir toplumun gayreti içerisindeyiz.''

''BU BİR SÜREÇ''

Okuma yazma oranının yüzde 90'ı geçtiğini belirten Başbakan Erdoğan, hedeflerinin bu oranı yüzde 100 yapmak olduğunu ifade etti.

2005 yılında Diyarbakır'da ''Kürt meselesi benim meselemdir'' dediğin hatırlatan Başbakan Erdoğan, kendilerini bunun üzerine hiçbir şey yapmamakla eleştirenler olduğunu dile getirerek, bu görüşü seslendirenlere şunları söyledi:

''Kürt meselesi benim meselemdir dediğimde, bu Türkiye'de büyük yankı bulmuş, umut verici bulunmuştu. Bugün sizin dikkatinizi çekiyorum. TBMM, iki tam gün boyunca bu meseleyi tüm boyutlarıyla özgürce tartışmıştır, tartışılabilmiştir. İşte açılım budur. Bu bir süreç ve bu süreç bir anda başlayıp bir anda bitecek bir süreç değil. Bundan tam 7 yıl önce 18 Kasım 2002'de aslında biz bu süreci başlattık. AK Parti'nin programını açan bu sürece yönelik oradaki ifadeleri oradaki ifadeleri çok açık ve net görebilirler. Aşama aşama, kademe kademe bugünlere getirdik ve bu günde geleceğe doğru bunu devam ettiriyoruz.
Olağanüstü Hal uygulamasını biz kaldırdık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 'Olağanüstü Hal yeter' diyen vatandaşlarım bunun hangi iktidar tarafından kaldırıldığını biliyor. 7 yıl boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimize, diğer bölgelerimizle birlikte 15 katrilyon tutarında yatırım yaptık. 79 yıllık sürece bakın bunu göremezsiniz. Ama bunu biz gerçekleştirdik.GAP, DAP ve KOP için eylem planı hazırladık ve hızla uygulama safhasına getirdik.5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun ve Uygulama yönetmeliğini çıkardık ve uygulamaya koyduk.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kaldırılmasından, Dernekler Kanunu'na, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'ndan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'na kadar çok geniş alanda değişim, dönüşüm gerçekleştirdik.

Nüfus Kanunu'ndaki değişiklikle isim koşma konusundaki kriterleri yeniden düzenledik. Farklı kültürlere, örf sahip bireylerin özel hayatlarına, aile hayatlarına ilişkin özgürlükleri koyduk.
TRT ilk olarak 2004 yılında AB'ye uyum için yapılan düzenlemeler çerçevesinde TRT3 ekranlarından Kürtçe, Zazaca, Boşnakça, Arapça ve Çerkezce yayına başladık. İlk etapta sadece kamu televizyonlarına verilen yerel dil ve lehçelerde yayıp yapma hakkını 2005 yılında özel kuruluşlara da verdik. TRT6 yayına girdi. Ne oldu, ne kaybettik? Devletin bir kanalı şu anda 24 saat Kürkçe yayın yapıyor. Şimdi Farsçaya başlayacağız. Yine devletin bir kanalı tamamen o bölgede Farsça yayın yapacak. Yine aynı şekilde yakın bir zamanda inşallah o bölgede bir kanalımız Arapça yayın yapmaya başlayacak.''

''BU OYUNA ASLA GELMEMEMİZ GEREKİYOR''

Cezaevlerinde Kürtçe görüşme yasağını kaldıran yönetmeliği devreye soktuklarını hatırlatan Erdoğan, Alevi vatandaşlar için şu ana kadar 5 çalıştay yaptıklarını dile getirdi. Azınlıklarla ilgili düzenlemeler yapıldığını da belirten Başbakan Erdoğan, açılım sürecinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın TBMM'deki oturumda açıkladığı ''Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu'', ''İnsan Hakları Kurumu'' ve ''Bağımsız, Kolluk Şikayet Mekanizması''nın ''devrim niteliğinde uygulamalar'' olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, 4 yıl önce Türkiye'de konuşulamayan sorunların bugün konuşulduğunu ifade etti.
Konuşmasında ''demokratik açılım'' sürecinin ekonomik boyutuna da değinen Erdoğan, son 25 yılda ayrılan kaynağın 300 milyar dolar olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, 300 milyar dolarla 9 tane GAP, 75 tane Atatürk Barajı, binlerce kilometre otoyol, 15 bin hastane, 100 bin okul yapılabileceğini, 2 milyon kişiye de iş bulunabileceğini anlattı.Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Tabii böyle bir sürecin içerisinde bir şeyi de burada vurgulamadan geçemeyeceğim. Özellikle ülkemizde biliyorsunuz ekonomik süreç ülkemizdeki atmosferle hep doğru orantılıdır. Gerilim olduğu sürece bunun bedeli bize çok ağır olacaktır. Ve bu gerilimi adeta teşvik eden mahfiller var. Bu bazen siyasetten kaynaklanıyor, bazen medyadan kaynaklanıyor. Bu süreci bizim dikkatle takip etmemiz gerikyor ve bu oyuna da asla gelmememiz gerekiyor.

Yine son zamanda özellikle yargıya intikal etmiş bir çok konunun, partimizle ilgili olsa gereğini biz taraf olarak yapmasını biliriz. Özellikle bazı şeyler var ki bunlar abartılı bir şekilde yargıda olduğu halde bakıyorsunuz üzerine gelmek suretiyle kurum ve kişilerin zedelendiğini görüyoruz, yıpratıldığını görüyoruz. Zaman zaman bakıyorsunuz devletin en önemli kurumları; Silahlı Kuvvetler, diğer güvenlik birimlerimiz, İçişleri Bakanlığımız, bakıyorsunuz bazen Sağlık Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız... Yani olmayan şeylerle zaman zaman devletin kurumlarına yönelik bunlar yapılıyor.

Medyanın bu noktadaki hassasiyet göstermeyişinin bedelinin ülkemize ne denli ağır olduğunu burada hatırlatmak istiyorum. Olay yargıya intikal etmişse bu işi bu kadar kurcalamanın ne anlam var? Bırakın bunu yargı bunu zaten araştırıyor, götürüyor. İşte son olarak, dün bir gazetede bununla ilgili maalesef, bir kampanya var. Bu kampanyalar tabi ki bu kurumlarımızı zedeliyor yıpratıyor, tahrip ediyor, tahrik ediyor ve bunları bizler doğru bulmuyoruz. Yargıya intikal etmişse, lütfen artık burada bizler izleyelim. Takip edelim. Ama işi sürekli olarak körüklemenin hiç bir anlamanın olmadığını ve bunun ülkemize, kişilere zarar vereceğini düşünüyoruz. Burada hassasiyeti özellikle bir genel başkan olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak da beklemek, istemek hakkımızdır diye düşünüyorum.''

''GÜNDEMDE TUTARAK DOMUZ GRİBİ YOK OLMUYOR''

Konuşmasında ''domuz gribine'' ilişkin açıklamalarda da bulunan Erdoğan, ''Bunları artık gündemden çıkartmamız lazım. Bunları gündemde tutmak suretiyle domuz gribi yok olmuyor. Sağlık Bakanlığımız bütün tedbirleri almıştır. Bu kadar yazıp çizmek, her gün ölüm haberini vermek, bununla domuz gribini şifa bulmuyor. İlgili merciler zaten gerekli çalışmayı, yeterli çalışmayı zaten yapıyor'' diye konuştu.
Erdoğan, genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili olarak Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in gerekli açıklamaları yaptığını anımsatarak, ''Bakıyorsunuz hala hala bunun üzerine gidiyorlar'' dedi.
Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda partililerin ve vatandaşların Kurban Bayramını kutladı.

BİZE ULAŞIN