"Avrupa bizimle yürümek durumunda"

Perşembe 10.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Perşembe 10.12.2009 18:32
ABONE OL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Avrupa'nın, siyasi ve ekonomik açılardan belirli bir stratejik vizyon sürdürmesi ve bu stratejik hedefe doğru bizimle birlikte yürümeye devam etmesi gerekir'' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, Meksika ziyareti çerçevesinde Matias Romero Enstitüsü'nde ''Yeni Bin Yılda Türkiye'nin Küresel Barış Arayışı'' konulu bir konuşma yaptı.Tarihin, barışa giden yolun uluslararası dayanışma ve bilginin paylaşımından geçtiğini bizlere gösterdiğini ifade eden Erdoğan, enstitünün
de bu çabalara etkin bir katkı sağladığını söyledi.

Meksika ziyaretinin amacının ikili ilişkilere canlılık kazandırmak olduğunu belirten Erdoğan, ziyaretin her iki ülkenin yeni iş olanaklarıyakalamasına fırsat olacağını bildirdi.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

Konuşmasında, Türkiye'nin yeni bin yılda dış politika vizyonu hakkında bilgilere de yer veren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Hepinizin malumu olduğu gibi uluslararası sistem henüz değişim sürecinden geçiyor. Bu süreç bir taraftan insanlığın refahına katkı sunacak gelişmelere kapı aralarken diğer taraftan üzerinde hassasiyetle düşünmemiz gereken karmaşık sorunları ve belirsizlikleri de beraberinde
getiriyor. Demokratikleşme, siyasi çoğulculuk, insan hakları, kültürlerarası diyaloğun tesisi gibi günümüz küresel siyasetinde yer alan temel pozitif değerlere karşılık terörizm, kitle imha silahlarının yayılması tehlikesi, sınır ötesi ve yasadışı güç gibi sorunlar uluslararası toplumu daha fazla meşgul ediyor. Böyle bir bir dünya konjonktüründe uluslararası dayanışmaya diyaloğa ve işbirliğine her zamankinden daha
fazla ihtiyacımız olduğu açıktır.

Türkiye olarak uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması amacıyla BM, NATO, AGİT gibi kuruluşlar çerçevesindeki çeşitli komisyonlara aktif bir şekilde katılım sağlıyor, yine aynı şekilde Medeniyetler İttifakı gibi kültürlerarası anlayış, uyum ve hoşgörünün yerleştirilmesine yönelik projelerin hayata geçirilmesi gibi daha aktif bir şekilde çaba harcıyoruz.Soğuk savaş dönemi sonrasında Türkiye'nin yakın çoğrafyası içinde yer alan Ortadoğu ve Balkanlar'da küresel istikrarı tehdit eden çok sayıda
çözümlenmemiş ve donmuş çatışma odakları ortaya çıktı. Bu tablo, bölgesel barış ve istikrarı hedefleyen etkin, sonuç odaklı, çok boyutlu, çok katmanlı ve devletlerarası politikaların yanısıra bölgelerarası bir dış politika anlayışını kaçınılmaz hale getirdi.''

Erdoğan, Türkiye'nin, demokrasisiyle, dinamik ekonomisiyle, evrensel değerleri birbiriyle bağdaştıran kimliğiyle kendi bölgesinde hatta kendi bölgesinin ötesinde güvenlik ve istikrar üreten bir dış politika benimsediğini ve bu yönde bir dış politika yürüttüğü kaydetti.



AB VE KIBRIS

AB'ye tam üyelik müzakereleri sürecinde Türkiye'nin AB müktesebatına uyumuna yönelik gerekli raporları hızla gerçekleştirdiği anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Diğer taraftan Avrupa'nın, siyasi ve ekonomik açılardan belirli bir stratejik vizyon sürdürmesi ve bu stratejik hedefe doğru bizimle birlikte yürümeye devam etmesi gerekir.Şu bir gerçek ki Türkiye'nin AB'ye katılmasından iki taraf da kazançlı çıkacaktır. Türkiye'nin üyeliği birliğin küresel konumunu güçlendirmekle kalmayacak, birliğin temsil gücünü de yükseltecektir. AB müzakere sürecimizin önüne engel olarak konan Kıbrıs meselesi halen bekliyor.Türkiye ve Kıbrıslı Türkler, adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşma yönündeki iradelerini açık ve net olarak gösterdiler. Bu irade halen güçlü bir şekilde geçerliğini koruyor.Kıbrıs sorunuyla doğrudan veya dolaylı biçimde ilgili olan diğer tarafların da aynı iradeyi sergilemesini arzu ediyor ve bu yöndeki teşviklerimizi sürdürüyoruz.

Bu başarılabilirse Doğu Akdeniz'in bir istikrar, işbirliği ve ortak refah alanına dönüştürülmesi yönünde çok önemli bir mesafe alınmış olacak.'' Türk dış politikasındaki diğer bir temel hedefin de Balkanlar'dan Ortadoğu ve Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrarın sağlanması olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin, yakın coğrafyasında yer alan kriz bölgelerinde barış, istikrar ve refahın sağlanması için kararlılıkla mücadele ettiğini dile getirdi.

Erdoğan, Türkiye'yi çevreleyen bölgelerin uzun yıllardan bu yana dünya siyaset sahnesinin odağında yer aldığını belirterek, ''Bölgemizde aktif bir şekilde sürdürdüğümüz yapıcı ve barışçı politika sadece bölgesel amaçlara değil aynı zamanda küresel barışa da hizmet ediyor'' diye konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu noktada, seçici davranmaksızın tüm komşularımızla mevcut tüm sorunlarımızı çözüme kavuşturma yolunda önemli adımlar attığımızı belirtmekte fayda görüyorum. Ortadoğu da barış sürecinin biran önce tüm kanallarıyla canlandırılması bu bağlamda Gazze'de yaşanan acıların tekrar etmemesi bizim için gerçekten önemlidir. Bununla birlikte İsrail ve Filistin'in yanyana güvenlik ve barış içinde yaşayabilecekleri bir ortamın oluşturulmasını arzu ediyoruz. Hatırlanacağı üzere 2008 yılında İsrail ile Suriye arasındaki aracılı barış görüşmeleri Türkiye'nin himayesinde
gerçekleşti. İsrail-Filistin sorununun çözümüne yönelik katkılarda bulunduk. Irak'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliğinin korunmasına en güçlü desteği vererek Irak'a komşu ülkeler sürecinin de öncülüğünü yaptık. Bölgemizde dünya gündemimi meşgul eden önemli meselelerden biri de uzun bir tarihe dayanan ve her zaman köklü bir ilişkilerimiz bulunduğu komşumuz İran'dır. Türkiye olarak komşumuz İran'a, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ından kaynaklanan yükümlülükleri
eksiksiz yerine getirmesinin ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile tam bir işbirliğine gitmesini her fırsatta kuvvetle telkin ediyoruz. Bununla birlikte tüm ülkelerin barışçıl amaçlarla nükleer enerjiden yararlanma hakkını da teslim ediyoruz.''

Kafkasya'da 2008 yılında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, ''Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu Girişimini'' başlattıklarını hatırlattı.Türkiye'nin, Afganistan ve Pakistan'daki durumla da yakından ilgilendiğini ikili ve çok taraflı platformlarda gerekli katkıları yaptıklarını anlatan Erdoğan, ''Bizler komşularımızla da derin ilişkiler içinde bulunduğumuz diğer dünya ülkeleriyle de dostluk ve barış kavramları etrafında ticari ve diplomatik ilişkiler kurmayı öncelikli dış politika hedefi olarak görüyoruz'' dedi.

Türkiye'nin önem verdiği diğer bir hususun da küresel çapta işbirliği ve ortak hareket tarzı gerektiren çevre konuları olduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin küresel ısınma ve iklim değişikliği müzakerelerinde daha etkin bir rol alması için Kyoto Protokolü'nü onayladığını
hatırlattı ve bu çerçevede Kopenhag'da başlayan İklim Değişikliği toplantısını da önemsediğini dile getirdi.

Erdoğan, bununla birlikte çok yönlü dış politika çerçevesinde uygulamaya koydukları ''Latin Amerika ve Karayipler Açılım Stratejisi'' ile bölgesel ilişkilere yeni bir ivme ve enerji kazandırdıklarını söyledi ve Meksika ile ilişkileri geliştirmenin bu ana unsurlardan birini oluşturduğunu bildirdi.

Türkiye'nin, BM Güvenlik Konseyi Geçici üyesi olarak etkin bir biçimde görev yapmasının yanısıra G-20 içinde olduğunu ve İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakı Projesi'ni yürüttüklerini hatırlatan Erdoğan, bu çalışmalar hakkında bilgi verdi.

TÜRK EKONOMİSİ


Türkiye'nin ekonomik gelişimiyle ilgili bilgi vererek küresel ekonomik krize de değinen Erdoğan, ''Yaşanan son küresel kriz birçok ülkeye ciddi hasarlar vermiş olsa da Türkiye, sağlam finans yapısı, sağlam bankacılık yapısı ve aldığı erken tedbirlerle sayesinde bu krizi ABD ve Avrupa ülkelerine nazaran çok daha az hasarla geçiriyor. Son yıllarda ihracatımızdan uluslararası doğrudan yatırımlara kadar her alanda tarihi rekorlar elde ettik. Türkiye'yi yatırımlar için bir cazibe merkezine dönüştürdük ve bu gayretlerimiz sürüyor'' diye konuştu.

Türk dış politikasına ve ekonominin bu genel görünümü çerçevesinde Türkiye-Meksika ikili ilişkilerine de değinen Erdoğan, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 81 yıl öncesine gittiğini hatırlattı.
Ancak iki ülke arasındaki karşılıklı etkileşim ve dostluğun çok daha eskiye dayandığını gözden kaçırmamak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ''Meksika ve Osmanlı İmparatorluğu arasında ilk diplomatik ilişkilerin tarihi 1865 yılına uzanıyor. Tanınmış tarihçi Fernand Braude, Akdeniz'in tarihini anlatırken Veracruz'da uçan kelebeğin kanat esintisinin Topkapı'daki Yeniçeri ayaklanmasını etkilediğini vurgular. Bu vurgu, küreselleşmenin aslında yeni bir olgu olmadığına işaret ediyor'' dedi.

1500'li yıllarda Meksika İmparatorluğu'nun, ilk toprak sistemini Osmanlı'nın tımar sistemini esas alarak kurduğunu anlatan Erdoğan, yine aynı biçimde iki ülkenin 20. yüzyıla yeni bir başlangıç yaparak girmiş olmalarının aradaki benzerliğin eskilere dayandığını açıkça gösterdiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''Her iki ülkede 1919 Türk Kurtuluş Savaşı ve 1910 Meksika Devrimi sonrasında benzer vizyonla millileştirmeler, toprak reformları gibi köklü toplumsal ve ekonomik reform sürecinden geçmiştir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk, 1935 yılında Meksika Maslahatgüzarı olarak atadığı Tahsin Bey'e bizzat 'Mayatepek' soyadını vermiştir.''

Meksika'nın Kuzey ve Güney Amerika'yı Türkiye'nin de Avrupa ile Asya'yı birbirine bağladığını, bu yönüyle de benzer olduklarını dile getiren Erdoğan, iki ülkenin de bölgesel ve küresel işbirliğinde oynadıkları etkin rol sayesinde uluslararası barış ve istikrarın sağlanmasında önemli yere sahip olduklarını bildirdi.
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

''G-20, BM Güvenlik Konseyi ve OECD gibi birçok uluslararası kuruluşlarda ortak üyeliği bulunan iki ülkenin uluslararası konular bakımından büyük ölçüde örtüştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Bu benzerlikler, bölgesel liderlik vasıfları, uluslararası konumları ve hızlı gelişen ekonomileri ışığında iki ülkenin, ilişkilerini daha sıcak ve verimli bir işbirliğine dönüştürülmeleri gereğini ortaya koyuyor.
İki ülkenin uluslararası platformlardaki mevcut yapıcı işbirliğine ilaveten ekonomik, turizm, kültür ve eğitim gibi alanlarda küçümsenmeyecek boyutlarda işbirliği imkanlarının mevcut olduğunu görüyoruz. Bu alanlarda yapacağımız işbirliğinin halklarımızın birbirlerini daha yakından tanıyarak sıcak dostluk bağları kurmalarına vesile olacağına inanıyorum. Zira ülkeler arasındaki ilişkilerde yer alan insani boyut günümüzün küreselleşen dünyasında her zamankinden dana fazla önem taşıyor. Bu çerçevede Meksika ile diyalog ve işbirliğimizin her düzeyde geliştirilmesinde samimi olduğumuzu vurgulamak istiyorum.
Birbirine bu kadar benzer iki ülke ve iki milletin her alanda daha fazla işbirliği içine olabileceğine inanıyorum.''

ÖRGÜTLÜ SUÇLARA KARŞI MÜŞTEREK ADIM

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Meksika arasında örgütlü suçlar noktasında müşterek atılacak adımların olabileceğini belirterek, ''Zira 90'lı yıllarda terör örgütünün dağıtılması noktasında Meksika'nın bir başarısı var. Bunları da kendileriyle karşılıklı paylaşma noktasında bir mutabakatımız oldu'' dedi. Erdoğan ve Meksika Devlet Başkanı Filipe Calderon başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Calderon, iki ülke ilişkilerinin gelişmekte olduğunu belirterek, bu resmi ziyaret esnasında ortak gündemin önemli konularını gözden geçirdiklerini söyledi. Karşılıklı yatırımları teşvik etmek ve çeşitli uluslararası platformlarda küresel sorunları çözmek için birlikte çalışma konusunda
fikir biriliğine vardıklarını ifade eden Calderon, şunları kaydetti:

''Meksika ve Türkiye sahip oldukları nüfus, ekonomik ve liderlik nitelikleriyle uluslararası bir ağırılığa ve jeostratejik bir öneme sahiptir. Türkiye'nin, Asya, Avrupa ve Orta Doğu ile bağlantısı var. Bizim de jeopolitik konumumuzdan kaynaklanan sorunlarımız var. Örneğin, benzer bir şekilde, Meksika'nın bir geçiş ülkesi olması, özellikle uyuşturucunun, örneğin kokain gibi uyuşturucu türlerinin
Güney Amerika'dan ABD'ye geçiş yolu olması bir problem. Aynı şekilde Türkiye de geçiş noktası olan bir ülke. Aynı zamanda Özellikle Afganistan'dan Avrupa'ya giden uyuşturucunun bir transit ülkesi durumunda maalesef.''

Flipe Calderon Meksika ve Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir büyüklüğünün yakın olduğunu vurgulayarak, ''Diğer bir taraftan da Türkiye ve Meksika BM Güvenlik Konseyi'nde 2009, 2010 yılları arasında güvenlik konusunda çatışmaları azaltmak için, önüne geçmek için birliğimizi güçlendireceğiz. Aynı şekilde paylaştığımız konular çok fazla, özellikle BM'nin reforma uğraması, daha etkili bir örgüte dönüşmesi, dünya barışı için...'' diye konuştu.

Calderon, şunları kaydetti: ''Meksika, Türkiye ve İspanya'nın 'Medeniyetler İttifakı' ortak çalışmasını destekliyor. Müslüman ve Batı kültürleri arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi çalışmalarını desteklemektedir. Meksika bu çabaları kardeşlik içerisinde desteklemektedir. Aynı zamanda, bilimsel ve kültürel işbirliğimizi artırmak amacındayız. Öğrenci değişimi ve sanatsal faaliyetler için enstitülerin tanıtılması faaliyetlerinde yer alacağız. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve karşılıklı heyetlerin gidiş, gelişlerini hızlandırmalıyız. Bu şekilde her iki ülke için ticari olanakları araştırma imkanı bulacağız.Meksika devriminin 2010 yılındaki 200. yılı için Meksika'ya davet ediyorum. Başbakan'ın ziyareti için teşekkür ederim. Eminim ki çok daha kalıcı ilişkilerimiz olacak. Bana yaptıkları Türkiye'yi ziyaret daveti için de teşekkür ederim. İlk fırsatta Türkiye'yi ziyaret ederek, Meksika'nın selamını ileteceğiz.''

Başbakan Erdoğan da konuşmasına davetinden dolayı Calderon'a teşekkür ederek başladı.
Türkiye ve Meksika arasındaki diplomatik ilişkilerin 81 yıl önce başladığını anımsatan Erdoğan şunları söyledi:

''Ancak bu 81 yılda yalnızca 3 yüksek düzeyli ziyaret gerçekleşmiş olması da şüphesiz giderilmesi gereken bir eksikliktir. Bizler bu eksikliği gidermenin gayreti içinde olduk. 10 yıl önce dönemin Başbakanı Sayın Yılmaz burayı ziyaret etmişti. Geçen yıl Dışişleri Bakanımız burayı ziyaret ettiler, şimdi de şahsım ve heyetim bu ziyareti gerçekleştiriyoruz. İnanıyorum ki bu yeni bir milat olacaktır.''

Türkiye'nin Latin Amerika ve Karayipler ile ilişkileri geliştirme arzusunda olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Az önce Sayın Calderon'un ifadesiyle gerçekten benim için de çok çok ilginçti, 'Bu Meksika'ya atılan adım, Latin Amerika'ya atılan bir adımdır' ifadesi ile bu süreç inanıyorum ki bunu çok daha verimli kılacaktır'' dedi.

''TÜRKİYE'YE ATILAN ADIM...''

Aynı şekilde Türkiye'ye atılan bir adımın da Orta Doğu'ya ve Orta Asya'ya atılan bir adım olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu noktada Türkiye olarak bizler de her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade ettik. 1998 yılında uygulamaya konulan Latin Amerika ve Karayipler eylem Stratejisi'ne 2006 yılından itibaren bir ivme kazandırdık. Ziyaretim, bu ivmenin geliştirilerek iki ülke arasında mevcut dostluk bağlarını kuvvetlendirme amacına yöneliktir. Bu çerçevede, Latin Amerika'ya açılım stratejimizin ruhuna uygun olarak iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin yanı sıra ekonomik, ticari ve kültürel ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğini özellikle vurgulamak isterim.''

LATİN AMERİKA'YA AÇILIM


Meksika'nın, Latin Amerika açılım politikalarının en önemli yapı taşlarından biri olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Dünyanın 13. büyük ekonomisine sahip Meksika'nın, Latin Amerika ve dünyadaki siyasi ağırlığı giderek artmaktadır. Nüfus ve ekonomilerinin büyüklüğü itibariyle bölgelerinde önder ülkeler olan Türkiye ve Meksika G-20, BM Güvenlik Konseyi ve OECD gibi önemli kuruluşlarda yakın işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Bu anlayış içinde Sayın Calderon ile bugün çok verimli istişarelerde bulunduk. Görüşmelerimizde bölgesel liderlik vasıfları, uluslararası konumları ve büyük bir hızla gelişen ekonomileri ışığında Türkiye-Meksika ilişkilerinin daha da yakın ve verimli bir işbirliğine dönüştürülmesine işaret ettik. Görüşmelerimizde ayrıca BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan her iki ülkeyi yakından ilgilendiren uluslararası barış ve istikrarı tehdit eden gelişmelerin yanı sıra küresel ekonomik kriz gibi sorunlarla mücadelede, G-20 içindeki işbirliğimizi de artırarak devam ettirmenin faydasını birlikte değerlendirdik.''

UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE

Konuşmasında uyuşturucuyla mücadeleye de değinen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Tabii burada bir konu çok, ama çok önemli. Az önce Başkan da ifade ettiler, Türkiye Afganistan'dan gelen bir uyuşturucu noktasındaki gayretlerin, çalışmaların adeta transit ülkesi durumunda. Bu noktada gerçekten güvenlik güçlerimizin çok başarılı operasyonları var. Aynı sıkıntıyı tabii ki Meksika da bu bölgede yaşıyor. Ve müşterek çalışmalar yapma konusunda mutabakatımız oldu. Bunun dışında organize suçlar, bu şekilde devam ederken, örgütlü suçlar noktasında da yine müşterek atacağımız adımlar olabilir. Zira 90'lı yıllarda terör örgütünün dağıtılması noktasında Meksika'nın bir başarısı var. Bunları da kendileriyle karşılıklı paylaşma noktasında bir mutabakatımız oldu. ''

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere bakıldığında, şu anda 450 milyon dolar dış ticaret hacminin olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, ''Bu tabii şu anda dünyanın 13 ve 17. büyük ekonomileri için gerçekten çok çok komik rakamlar. Bunu bir defa dedik ki fazlasıyla aşmamız lazım'' diye konuştu.

ERDOĞAN, CALDERON'U, TÜRKİYE'YE DAVET ETTİ

Bunun için her iki ülkenin de iş adamlarını teşvik etmesi gerektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, Calderon'u Türkiye'ye davet ettiğini bildirdi.

2010 yılında bazı anlaşmaları da imzalamak için Calderon'u Türkiye'ye bekleyeceklerini belirten Başbakan Erdoğan, ''Bu süreç içinde özellikle yatırımların teşviki, çifte vergilendirmenin önlenmesi konusu gibi, özellikle bu alanda bir engel teşkil eden yasaların da çıkarılması önem arz ediyor. Bir başka önemli adım da bu arada yine vizeler konusu ki iş adamlarına yönelik vizelerde kolaylığın getirilmesi, inanıyorum ki iş adamlarımızın karşılıklı geliş gidişlerinde çok daha rahatlık sağlayacaktır'' dedi.

MEKSİKA DEVRİMİNİN 200. YIL DÖNÜMÜNE DAVET

Erdoğan, iki ülke arasındaki turizm faaliyetlerinin de geliştirilmesi gerektiğini dile getirerek, sözlerine şunları ekledi:

''Meksika'dan, Türkiye'ye yıllık 25 bin kadar turist geliyor, ama bizden Meksika'ya turist sayısı çok az, 2 bin 500, 3 bin civarında. Tabii bu konular üzerinde de çalışmalarımız olacak. Çünkü halklarımızın birbirini tanıması ve kaynaşması açısından turizmin çok daha teşvik edilmesinin gereğine inanıyoruz. Meksika'nın 200. yıl dönümünün kutlanacağı etkinlere katılım sağlamayı da öngördüğümüzü de ilettim ve daha nice yüzyıllara temennisini bugünden ifade ediyorum.''

Başbakan Erdoğan, daha sonra Calderon'un onuruna verdiği öğlen yemeğine katıldı.