"Türkiye AB'nin doğal ortağıdır"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Estonya Dışişleri Bakanı Paet ile yaptığı basın toplantısında Türkiye'nin AB sürecine yönelik bir soru üzerine, Paet "Türkiye AB'nin doğal ortağıdır" diye konuştu.

Cuma 18.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Cuma 18.12.2009 15:51
ABONE OL
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Tekel işçilerinin eyleminde yaşananlara yönelik yaptığı değerlendirmede, gelişmelerin görmek istemedikleri tablolar olduğunu belirterek, Türkiye'nin en üst demokratik standartlara kamu düzenini bozmamak üzere ulaşmasını temel ilke olarak benimsediklerini söyledi.

Davutoğlu, Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet ile Dışişleri Bakanlığında yaptığı görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Tekel işçilerinin eylemi ve polisin müdahalesine yönelik bir soru üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin demokratik bir ülke, aynı zamanda da hukuk devleti olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de belli politikalardan hoşnutsuzluk söz konusu olduğunda, bu hoşnutsuzluğun demokratik haklar kapsamında nasıl dile getirileceğinin kuralları bellidir. Bu da, herhangi bir demokratik ülkede olduğu gibi, izinli gösteriler, mitingler ve protestolar şeklinde yapılabilir. İzinli gösteri ve yerler konusunda herhangi bir kısıtlama olursa, tabii ki bu demokratik haklara aykırı olur. Ama eğer bu gösteri yapma özgürlüğü herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda, gece ve gündüz demeksizin, sınır tanımaksızın kullanılmaya kalkışılırsa, bu sefer de kamu düzeni sarsılmaya başlar."

"Dünkü gelişmeler bizim görmek istemediğimiz tablolardır" diyen Davutoğlu, bunun için her zaman Türkiye'de hukuk devletine uygun, demokratik hakların hukuk devleti çerçevesinde kullanılan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Dauvtoğlu, gelişmelerin birkaç gündür ve gece yarılarına kadar sürdüğünü belirterek, Türkiye'deki kurallara göre bu anlamda getirilen sınırlar olduğunu kaydetti. Bu konuda gösterilen bir sabrın söz konusu olduğunu ifade eden Davutoğlu, ancak bu anlamda istenmeyen, tasvip edilmeyen gelişmeler de olduğunu belirtti. Davutoğlu, "Ama bu güvenlik güçlerimizin tavırlarında sadece göz önüne alınmamalı, demokratik haklar ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kullanılmalı. Bu çerçevede kullanıldığında süreklilik arz edebilir. Biz Türkiye'nin en üst demokratik standartlara kamu düzenini bozmamak üzere ulaşmasını temel ilke olarak benimsiyoruz. Bu gelişmelerin bu çerçevede, esas itibariyle demokratik yapımıza ve hukuk devleti esaslarına uygun şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu.

NATO
NATO Genel Sekreter yardımcılığı için Büyükelçi Hüseyin Diriöz'ün adının geçtiği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin bütün uluslararası örgütlerde etkin görevler üstlenme konusunda kararlı olduğunu belirterek, bunun noktasal bir hedef değil, bir strateji olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin üye olmadığı kuruluşlarda dahi oynadığı etkin rollere işaret eden Davutoğlu, Türkiye'nin en fazla katkıda bulunduğu ve Soğuk Savaş döneminde büyük sorumluluklar üstlendiği NATO'da, uzun yıllardır çok önemli üst düzey görev almamış olmasının bir çelişki olduğunu ifade etti. Davutoğlu, bu çerçevede yoğun temasların yapıldığını kaydetti.

Son dönemde bu çerçevede askeri temsil konusunda bir iyileşmenin söz konusu olduğunu belirten Davutoğlu, "Askeri alanda sağlanan iyileşme dışında istiyoruz ki, NATO'nun yönetiminde de Türkiye daha aktif olarak rol alsın. Ama bunun ne zaman hangi yolla gerçekleşeceği bu çabalar içinde belli olacak" dedi.

Davutoğlu, hemen şu anda var olan bir genel sekreter yardımcılığını mı, kurulacak yeni bir genel sekreter yardımcılığını mı üstlenilebileceğinin ya da başka hangi etkin görevlerin alınabileceğinin, bunların hepsinin önünün açık olduğunu söyledi. Davutoğlu, konuyu, 'Türkiye hemen yarın bir post alacak' gibi değerlendirmenin doğru olmayacağını, ancak hedefin bu doğrultuda olduğunu bildirdi.

İRAN
İran'ın nükleer programına ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, "Biz bu krizin diplomatik yollarla aşılması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Türkiye'nin son aylarda bu yönde yoğun çaba sarf ettiğini belirten Davutoğlu, bu yöndeki çabaların süreceğini ifade etti. Davutoğlu, "Ümit ederiz ki, İran'ın barışçıl nükleer enerji elde etme hakkını gözeten, ancak nükleer silahlanmaya herhangi bir şekilde, kimin elinde olursa olsun izin vermeyen bir düzenleme gerçekleşir ve bölgemiz, dünya bu anlamda huzura kavuşur" dedi.

"AB, TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR HEDEFTİR VE BU HEDEFİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER OBJEKTİF DEĞİL, SUBJEKTİF ENGEL NİTELİĞİNDEDİR"
Dışişleri Bakanı Davutoğlu "AB, Türkiye için stratejik bir hedeftir ve bu hedefin önündeki engeller objektif değil, subjektif engel niteliğindedir" dedi.

Davutoğlu, Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet ile görüşmesinden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye ile Estonya arasında uluslararası her alanda karşılıklı destek bulunduğunu belirterek, ekonomik ilişkilerin iyi seyrettiğini ve 500 milyon dolara yakın mevcut ticaret hacminin giderek artacağını kaydetti.

Ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve turizmin artması için hava bağlantısının önemine dikkati çeken Davutoğlu, konuk bakanla görüşmesinde Türk Hava Yollarının gelecek iki yılın ilk yarısında seferlere başlamasını temin etme konusunda anlaştıklarını söyledi.

Davutoğlu, Estonya ile Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerin de iyi olduğunun altını çizdi ve Estonya'nın iki üniversitesinde Türkçe eğitimi verildiğini ve iki ülke arasında öğrenci değişiminin bulunduğunu ifade etti.
İstanbul'un 2010, Estonya'nın başkenti Tallinn'in de 2011 yılında AB kültür başkenti olacağını hatırlatan Davutoğlu, "Bu anlamda işbirliğinin sürdürülmesine karar verdik" dedi.

Davutoğlu, vize kolaylıklarının daha da artması için konuk bakanla görüşmelerde bulunduklarını belirterek, Türk tarafının Estonya'ya vize uygulamadığını söyledi.

"Estonya'nın resmi pasaportlara gösterdiği kolaylığı ve Şengen sistemi içerisinde daha başka ne gibi kolaylıklar gösterebileceğini ele aldık" diyen Davutoğlu, bu konuda da ciddi ilerlemeler sağlanacağını ümit ettiklerini kaydetti.

AB'yi ve Kıbrıs konusunu ele aldıklarını ifade eden Davutoğlu, Estonya'nın, Türkiye'yi AB üyeliği sürecinde ciddi anlamda destekleyen ülkelerin başında geldiğini söyledi ve AB'nin, Türkiye için stratejik bir hedef olduğunu ve bu stratejik hedefin önündeki engellerin objektif değil, tamamıyla subjektif engel niteliği taşıdığını ifade etti.

Kıbrıs konusunda son AB kararlarına yansıyan bazı unsurların Türkiye'yi ne kadar rahatsız ettiğini konuk bakanla paylaştığını kaydeden Davutoğlu, "her ne surette olursa olsun Türkiye'nin AB konusundaki kararlılığının devam edeceğini" vurguladı ve "Türkiye'nin Kıbrıs'ta kalıcı ve kapsamlı çözüm bulma çabaları sürecek" dedi. Davutoğlu, bu konuda Estonya'nın da destek olacağını, Türkiye'nin de Estonya'nın verdiği bu destekten ötürü memnun olduğunu ifade etti.

Davutoğlu, "AB üyelerinin çoğu, Türkiye'ye bu anlamda destek vermektedir. Ümit ederiz ki bu konuda şu ana kadar beklediğimiz objektif tutumu göstermeyen ülkeler de yaptıkları stratejik hatanın farkına varırlar" dedi.

PAET
Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet de, "Davutoğlu'nun Türkiye-Estonya ilişkileri açısından söylediklerine yüzde 300 katıldığını" söyleyerek, Türkiye'nin her zaman açık ve net bir şekilde Estonyalılara karşı takındığı olumlu tavır için minnettar olduklarını belirtti.

Türkiye'nin, Sovyetler Birliği işgaline net bir şekilde karşı durduğunu ve Estonya'nın NATO üyeliğine destek verdiğini hatırlatan Paet, ayrıca hava sahalarının korunması konusunda kendilerini destekleyen ilk NATO ve Akdeniz ülkesinin Türkiye olduğunu ifade etti.

Paet, Türkiye'nin 2008 yılında Estonya vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmasının kendilerini çok memnun ettiğini ifade ederek, kendilerinin de Türkiye için diplomatik ve hizmet pasaportlarında aynı kararı aldıklarını söyledi.

Geri kalan vize uygulamalarının Şengen çerçevesinde olduğu için Şengen ülkelerinin ortak kararını gerektirdiğini belirten Paet, kendilerinin gelecekte uzun vadeli ve çok girişli vize verme konusunda planlar yaptıklarını ve böylelikle Estonya'nın Türk halkı tarafından daha fazla ziyaret edileceğini arzu ettiklerini kaydetti.

Paet, gelecekte Türkiye'nin, AB'ye aday ülke olarak vize sisteminin liberalleştirilmesi konusunda daha sağlam adımlar atacağını ümit ettiklerini de sözlerine ekledi.

"Estonya, her zaman AB'nin genişlemesi taraftarı bir ülke olmuştur" diyen Paet, "Türkiye'nin de müzakereleri tamamlayıp tüm AB kriterlerini karşıladığında hiç tartışmasız üyelik hakkını elde etmesi gerektiğini" vurguladı.

Paet, Kıbrıs meselesine dair olumlu neticelerin en kısa zamanda alınmasını arzu ettiklerini söyledi ve "Türkiye'nin diğer fasıllarda da görüşmelere en kısa zamanda başlayabilmesini ümit ediyoruz" dedi.
Türkiye'nin kendi bölgesindeki faaliyetlerini de değerlendiren Paet, "Özellikle Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi çabasını son derece önemli adımlar olarak düşünüyorum" dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'nin Orta Doğu'da genel anlamda atmosferi düzeltmek için Suriye, İsrail ve tüm diğer ülkelerle sarf ettiği çabaların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bütün bunların çok doğru bir ivme yarattığını ve böyle bir ortam içerisinde Kıbrıs meselesinin de son derece olumlu bir şekilde neticelenebileceğine dair inancımı tekrar etmek istiyorum".

Paet, Türkiye'den ülkelerine gelmek isteyen herkese Estonya'nın kapılarının açık olduğunu sözlerine ekledi.

PAET: "TÜRKİYE AB'NİN DOĞAL ORTAĞIDIR"
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin AB sürecinde, reformlar bağlamında atılacak adımlarda daha hızlı davranacağını söyledi.

Davutoğlu, Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet ile düzenledikleri ortak basın toplantısında, Türkiye'nin AB üyelik hedefiyle Kıbrıs süreci ve bu iki konu arasındaki bağlantıya ilişkin soruyu yanıtladı.

Bu iki hedefte hakkaniyet ve adalet ilkeleri arasında çelişki görmediklerini belirten Davutoğlu, "AB üyeliğimiz hakkımızdır. Ödevlerimizi yerine getirdiğimizde, gerekli reformlar yapıldığında, Türkiye'nin bu hakkıdır. Kimsenin lütfu değildir" dedi. Davutoğlu, aynı şekilde Kıbrıs'ta kalıcı ve adil barışı sağlamak ve bu çerçevede Kıbrıs Türk halkının haklarını gözeten bir çözümün peşinde koşmanın da haklı bir talep olduğunu ifade etti.

Davutoğlu, 2004 yılında BM planı kabul edilmiş olsaydı, bugün ortada bir çelişki olmayacağını belirterek, planın kabul edilmemiş olmasının sorumlusunun Kıbrıs Rum Yönetimi olduğunu kaydetti.

"Kıbrıs Rum Yönetiminin AB'de Türkiye'ye engel koyma çabasının önüne geçilmesi gerekirdi" diyen Davutoğlu, son beş yıl içinde adalet ve hakkaniyet gereği plana "evet" diyen Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin yerine getirilmediğine işaret etti. Plana "hayır" diyen Kıbrıs Rum Yönetimine birtakım yaptırımlar uygulanmış olsaydı, bugün yine bir çelişkinin olmayacağını yineleyen Davutoğlu, çelişkinin, plana ve barışa hayır diyen tarafın, AB üyesi yapılmasıyla ortaya çıktığını belirtti.

Davutoğlu, "Bu çelişkinin giderilmesi, hakkaniyeti ortadan kaldıracak şekilde Türkiye'nin taviz vermesini mi gerektirir, yoksa AB değerleri etrafında hakkaniyet ilkesi ve Avrupa değerleri etrafında eşit bir tavırla adada çözümü temin etmeyi mi gerektirir? Kanaatimiz ikincisidir" diye konuştu. Dışişleri Bakanı, kimsenin bu adaletsizliklere rağmen Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının benimsemediği ve adalete uygun olmayan bir çözümü kabul etmek suretiyle AB yolunun açılacağı gibi bir kanaat içinde olmaması gerektiğini kaydetti.

"Türkiye'nin AB yolu zaten açıktır. Açık olmalıdır. Burada ilgisiz kriterler önümüze engel olarak getirilmemelidir" diyen Davutoğlu, bir gün AB üyelerinin de bu temel çelişkiyi fark edeceklerini düşündüğünü söyledi. Davutoğlu, beklentilerinin, adada yürüyen müzakerelere AB'nin objektif olarak destek olması ve yeni yaptırımlar getirmek suretiyle konunun aşılmaz noktaya getirilmemesi olduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı, şunları kaydetti:

"Durum ve şartlar ne olursa olsun Türkiye ilkeli şekilde yoluna devam edecektir. Bizim için önemli olan üzerimize düşen sorumlulukların yerine getirilmesidir. Reform bağlamında atacağımız adımlar konusunda daha hızlı davranacağız. AB stratejik hedefimiz olduğu için bu anlamda süreç nasıl işlerse işlesin, bu süreci daha ivme katarak ilerleteceğiz. Kıbrıs konusunda kalıcı ve adil barışın sağlanması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Kendi ilkelerimiz açısından bu iki alanda da üzerimize düşeni yapacağız ama bu iki alanın birbirleriyle irtibatlandırılması suretiyle Türkiye'nin önüne AB konusunda engeller getirildiğinde, bunun nasıl haksız bir uygulama olduğunu anlatmaya devam edeceğiz."

PAET
Estonya Dışişleri Bakanı Paet de Türkiye'nin AB sürecine yönelik bir soru üzerine, "Türkiye AB'nin doğal ortağıdır" diye konuştu. Paet, Türkiye'nin AB üyeliğinin müzakere edildiği bu sürecin, bu doğal ortaklığı yansıtması gerektiğini kaydetti.

Herhangi bir ülkenin AB'ye tam üye olabilmesi için yapması gereken kriterler olduğunu söyleyen Paet, "Türkiye bu kriterleri yerine getirdiği zaman AB'ye girmesi mümkün olacaktır" dedi.

AB müzakere sürecinde daha fazla fasıl açılması temennisinde bulunan Paet, enerji faslının son derece önemli olduğunu, fasılların açılmasının karşılıklı fayda sağlayacağını söyledi. Paet, faslın, sadece ekonomik değil güvenlik açısından da önemli olduğunu belirterek, tek bir fasıl bile bloke edildiğinde tüm AB üyelerinin hayatının zorlaştırıldığını kaydetti. Paet, fasılların açılmasının yanı sıra vize serbestliğinin müzakere sürecinde ele alınması gereken konular arasında olduğunu belirtti.

Kıbrıs ile ilgili sürecin hassas olduğunu ifade eden Paet, "Temel anahtar adada yaşayan kişilerin elinde olmalıdır" dedi. Paet, bu konuda uluslararası camianın BM çerçevesinde katkı sağlayabileceğini ifade etti. Ortada son derece olumlu düşünülmesini gerektirecek bir hava olduğunu belirten Paet, "Kıbrıs meselesinin en kısa zamanda olumlu bir neticeye ulaşmasını arzu ediyorum" dedi.

Paet, karbon emisyon kotalarına ilişkin bir soru üzerine de iklim konferansından iyi bir netice çıkmasını ümit ettiklerini belirterek, emisyonu düşürmek adına Estonya'nın somut planları olduğunu, ülkesinin hem AB hem küresel anlamdaki taahhütlerini böylece yerine getirmiş olacağını sözlerine ekledi.