Gül'den "tansiyonu düşürme" operasyonu

Yeni yıl vesilesi ile yasama, yürütme ve yargı organlarının başkanlarını bir kez daha Köşk'te bir araya getireceğini açıklayan Gül, Arınç'a suikast hazırlığı iddiaları için de bilgi alacak

Çarşamba 23.12.2009
Son Güncelleme: Çarşamba 23.12.2009
ABONE OL
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin iç gündemindeki rahatsızlığa el koyuyor. Gül, yeni yıl dolayısıyla Meclis Başkanı, Başbakan ve yargı organları başkanlarını Köşk'te bir araya getireceğini açıkladı. Türkiye'nin içerideki görünümü ile dışarıdaki görünümü arasında makasın açıldığını hatırlatan gazetecilere ise Gül, "Bu üzücü. Türkiye'ye yakışmaz. Eğer bu rahatsızlık büyürse, dışarımızdaki görüntümüzü de zedelemeye başlar" dedi. Resmi bir ziyaret için Kuveyt'te bulunan Cumhurbaşkanı Gül, gezisini değerlendirirken, Türkiye'de tartışılan hassas konulara da değindi ve soruları şöyle yanıtladı:

Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç'ın başına gelen bir olay var...
Dönünce muhakkak ki detaylarını öğreniriz.

Genelkurmay Başkanı ile görüşmede mi?
İstihbarat teşkilatından da, oradan da (Genelkurmay), Hükümet'ten de... Haftalık görüşmemiz devlet görüşmesi. Başbakan'la da görüşürüz diğer hepsi ile de.. Nedir, tam bilmeden bir şey söylemek doğru değil tabii ki.

DEVLET ZİRVESİ

Yasama, yürütme, yargı organlarının başkanlarını bir kez daha bir araya getirecek misiniz?
Yeni yıl vesilesi ile onu yapıyoruz. Yine yapacağız tabii.

Türkiye'nin içerideki görüntüsü ile dışarıdaki görüntüsü arasındaki makas açılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu üzücü. Bu Türkiye'ye yakışmaz. Eğer bu rahatsızlık büyürse, bu, dışarımızdaki görüntümüzü de zedelemeye başlar. Bir ülke, içeride güçlü ise dışarıda da güçlüdür. Bir ülkenin ekonomisi kriz geçirirken, o ülkenin ne Cumhurbaşkanı, ne Başbakanı, ne de Dışişleri Bakanı dışarıda rahat olamaz. Başı dik temsil edilemez. Şu anda öyle bir şey var demem.

"Kriz var demem" mi diyorsunuz?
Öyle söylemem doğrusu..

Peki rahatsızlığı nasıl tanımlıyorsunuz?
Siyaseti temsil edenlerin konuşması önemli. Bununla sadece genel başkanları kastetmiyorum. Yeri gelir sözcüler olabilir. Siyasetçilerin üslubu çok yaralayıcı oluyor. İkincisi, 'Türkiye'nin önemli meseleleri' diye altını çiziyorum. Bu, bugünkü hükümet olur, bundan önceki hükümet olur, bundan sonraki hükümetler olabilir. Onların da meselesi olan 3-4 önemli konu var. Saklanamayacak kadar gerçek konulardır. Bu konuların halli ile ilgili herkesin beraber çalışabilmesi, bunları hükümetler üstü meseleler olarak görüp yaklaşması gerekir.

SİYASET ÜSTÜ KONULAR

Diğer konular neler? Örneğin biri terör...
Çok önceden de çok sonradan da gelen konular. Kıbrıs meselesi, Ermeni meselesi... Bunlar, bir hükümetle ilgili değil. Daha önce de, daha sonra da bunlar Türkiye'nin büyük meseleleridir. Buradan, 'Türkiye haksızdır' anlamı çıkmasın. Önümüzde böyle konular vardır. Bu konulara büyük bir milli dayanışma ile milli meseleler olarak yaklaşmak gerektiğine inanırım.

Yargı mensupları arasında sanki ayrışma ve çatışma izlenimi veren yaklaşımlar görüyoruz. Bir de yargıda süren davalarda herkesin hesap vermesi konusunda sorun var...
Büyük camia bunlar. Türkiye küçük devlet, küçük nüfuslu ülke değil. Sadece milli eğitim camiamız bir çok devletten büyük. Sadece yargı camiamızı alırsanız, Avrupa'daki birkaç devletten büyük. Sadece TSK'nın toplamıyla birçok devletten büyüğüz. Böyle büyük olunca, bunların içinde uygulamalar ile ilgili problemler, sıkıntılar çıkabiliyor. Burada çok ilkeli olmak gerek. Hukuk devletinde kurallar, ilkeler ne ise makamlara bakılmadan, kurumlara bakılmadan bu uygulanır. Böylece bunlar hallolur. Gazetelere de yansıyor. Bunların hiçbiri ortada kalmaz. Neticede çok detaylı hukuk kuralları var. Gönül arzu eder ki, burada şahsi düşünceler, bireysel görüşler, mesleğin gerektirdiği titizliği zedelemesin.

TELEFON DİNLEME

Telefon dinleme iddialarına bakışınız nedir?
Telefon dinleme daha ayrı bir şey. Burada büyük bir karışıklık söz konusu. Biraz üzücü doğrusu. Telefonla ilgili oluşan kanaatte biraz doğru bilgilenmeme var. İki türlü gayet açık. Bugünkü teknolojik gelişme birçok avantajlar getirdiği gibi, dezavantajlar da getiriyor. Nedir bu? Yetkisiz, kanunsuz, suç teşkil eden dinlemelerdir. Bunlar suç. Bunlar delil olarak da kullanılamaz mahkemelerde. Herkes birbirini dinliyor (deniliyor)... Bu, Türkiye'de varsa başka yerde de vardır. Teknoloji o ülkede de var, bu ülkede de. Bu teknoloji o alanın dükkânlarından satın alınıp geliyor.

(Dinleme) Biraz paranoya mı?
O kelimeyi kullanmak istemem ama biraz böyle bir hava verildi... İkinci konu... Yetkili organlar mahkeme kararı olmadan dinleme yaparsa, bu ayrı bir büyük suç. Zaten işe yaramaz, delil olarak da sayılmaz. Şikâyet söz konusu olunca bu hemen tespit edilebilir. Diğer taraftan da mahkeme kararı ile yapılan dinlemelere kimse bir şey diyemez. Nihayet 'mahkeme kararı' diyoruz. Şimdi bakın Türkiye'de işkence niye artık yok? Çünkü polis eskiden zor kullanarak, itiraf ettirerek suçluyu arardı. Değişen ceza yasalarında artık öyle değil. Artık teknik imkânlar ortaya konup, deliller ortaya çıkartılıp zanlının önüne konuyor. Mahkeme kararı ile, yapılan hukuka uygun şeyleri suç gibi göstermemek lazım. Onların da sayısı sınırlı.

Kopenhag'da İsrail Devlet Başkanı Peres'le görüşme yaptınız. İsrail ziyareti düşünüyor musunuz?
Davete ilk olarak 'peki' dedim. Ama faydalı olacağı zamanda bunu yapmak gerekir. Onun şartlarının oluşturulması açısından. Cumhurbaşkanlarından önce genellikle başka ziyaretler olur ve her şey hazırlanır.


*Siyaset haberlerine ulaşmak için tıklayınız

*Gündem haberlerine ulaşmak için tıklayınız

*Anasayfaya dönmek için tıklayınız