Suikast iddiaları için Arınç ne dedi?

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, suikast girişimi iddialarına ilişkin ''Olay adli bir konu. Sanıyorum yakın zamanda bütün yönleriyle açıklanacak'' dedi.

Perşembe 24.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Perşembe 24.12.2009 15:15
ABONE OL
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara'dan İstanbul'a gelişinde Atatürk Havalimanı'nda basın mensuplarının, kendisine yönelik suikast girişimi iddialarına ilişkin sorusu üzerine ''Olay adli bir konu. Sanıyorum yakın zamanda bütün yönleriyle açıklanacak. Biz de hepimiz öğrenmiş olacağız'' diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, kendisine yönelik suikast iddiaralıyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı açıklamayı değerlendirdi. Genelkurmay'ın askerlerin istihbarat amaçlı orda olduğunu kabul ettiğini dile getiren Arınç, açıklamanın Ceza Hukukunda tevil yoluyla ikrar olduğunu söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Türkiye'de bir siyasi şahsiyete karşı, bir başbakan yardımcısına karşı, hele hele Türkiye'nin en güzide, en onurlu ve en disiplinli kurumu silahlı kuvvetler içerisinde böyle bir yanlışlık yapacak kimsenin olmadığına bütün gönlüyle inanmak istediğini'' belirterek ''Ama bunu bir adli tahkikat sonucunda vereceğime de inanıyorum ve o günü de bir an evvel hasretle bekliyorum'' dedi.

Arınç, Televizyon Yayıncıları Derneği yönetim kurulu üyeleri ve sektör temsilcileriyle Ihlamur Kasrı'nda yaptığı toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
''Bülent Arınç ve resmi sıfatı olan başbakan yardımcısı olarak'' tahkikatın en iyi şekilde devam ettirilmesini ve sonuçlanmasını istediğini belirten Arınç, ''Bu sonuçlanacak tahkikata göre hepimiz Türkiye'de huzurlu bir hayat sürdüğümüze, hukuk devletinin bütün gücüyle egemen olduğuna ve Türkiye'de iddia edildiği gibi bir yanlış iş yapacak herhangi bir örgütün veya grubun bulunmadığına bir kez daha inanalım'' dedi.
Arınç, ilk günden bu yana ''Bülent Arınç'a suikast hazırlığı'' şeklinde haberler verildiğini anımsatarak, sözlerine şöyle devam etti:

''Bu, insanları üzen, sıkan, hatta tedirgin eden bir şey. O gün yapılan tespitler, elde edilen bilgi ve bulgular, olayın güpe gündüz cereyan etmesi, Allah korusun bir suikast, eylem, kötü fiil yapılacağı anlamına gelmiyor. Bu çok ileri bir iddia. Ama yapılan iş bir bilgi toplama mıdır, bir gözetleme midir, hazırlık mıdır? Bunun takdirini adli makamlar yapacaktır. Benim şahsen bir endişem yok.
Biz siyasetin içindeyiz, siyasetin zor günlerinde çok bulunduk. Yanlış iş yapanları tanıdık, bu yolda gidenlerin zaman zaman neler yapabileceğini gördük, ama ben Türkiye'de bir siyasi şahsiyete karşı, bir başbakan yardımcısına karşı, hele hele Türkiye'nin en güzide kurumu, en onurlu kurumu, en disiplinli kurumu silahlı kuvvetler içerisinde böyle bir yanlışlık yapacak kimsenin olmadığına bütün gönlümle inanmak istiyorum. Ama bunu bir adli tahkikat sonucunda vereceğime de inanıyorum ve o günü de de bir an evvel hasretle bekliyorum.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara Emniyet Müdürünün kendisine verdiği bir iki bilginin dışında ne bir belge gördüğünü, ne bir kamera kaydı izlediğini, ne de savcılığın elinde olan aramalarda elde edilmiş belgeler üzerinde bilgi sahibi olduğunu belirterek, ''Bunu bütün samimiyetimle ve namusumla teyit ederek söylüyorum ki, savcının ve hakimin işine karışacak bir yapıda değilim'' dedi.
Arınç, Televizyon Yayıncıları Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ve sektör temsilcileriyle Ihlamur Kasrı'nda yaptığı toplantının ardından, 19 Aralıkta Ankara'da iki askeri personelin şüphe üzerine yakalanıp daha sonra serbest bırakılmasına ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Bu konuyu o günden itibaren basın önünde konuşmadığını belirten Arınç, ''Oysa iddia edildiği şekliyle benimle ilgili bir konu. Olayın bir mağduru varsa ben görülüyorum'' dedi.

Emniyetin yaptığı operasyonda ilk tespitleri takiben elde edilen bilgi ve bulgulara, savcılık tarafından el konulduğu ve bir adli tahkikat süreci başladığı için bu konuda konuşmamaya gayret ettiğini ifade eden Arınç, adli tahkikat başladıktan sonra tahkikatın seyrini etkileyecek bir davranışta bulunulmaması gerektiğini vurguladı. Arınç, bir hukukçu ve siyasetçi olarak bu konuya dikkat ettiğini kaydetti.
Olayla ilgili gazetelerde pek çok şeyler yazıldığını, kendisinin de bir iki gazeteci ile ''geçmiş olsun'' telefonlarında aksettirilen bilgileri kısaca paylaştığını anlatan Arınç, Genelkurmay Başkanlığının da bu konu üzerinden üç-beş gün geçtikten sonra olayla ilgili bir bildiri yayımladığını ve kamuoyunu bilgilendirdiğini anımsattı.

KENDİSİNE ULAŞAN BİLGİLERİ PAYLAŞTI

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, basın mensuplarına kendisine ulaşan bilgileri şöyle anlattı:

''Şimdi artık bu konuda sadece bana intikal eden bir kaç bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Hafta sonu cuma, cumartesi ve pazar günleri Manisa ve İzmir'de programlarım vardı. Cumartesi akşamı konutumdaki polislerden birisinin aramasıyla olan biteni kısaca ondan öğrendim. Sonra Ankara Emniyet Müdürü aradı ve bana bilgi vermek istedi. Ben 'Etraflı bilgiyi Ankara'ya döndüğümde verirsiniz, Pazartesi sizinle görüşürüm' dedim. Cumartesi ve pazar bütün programlarımı devam ettirdim. Sabah döndüğümde Ankara Emniyet Müdürünü davet ettim. Emniyet açısından benim bilmem gereken bir kaç konuyu söyledi, sonra savcılık ve adli tahkikatın devam ettiğini söyledi. Ben ondan aldığım bir kaç bilgiyi Bakanlar Kurulundaki arkadaşlarımla paylaştım ve daha sonra da hiçbir yerde bu konu üzerinde görüşmem olmadı. Açıkça şunu söyleyeyim. Emniyet Müdürünün bana verdiği bir iki bilginin dışında -ki onları söyleyeceğim, ne bir belgeyi görmüşlüğüm vardır, ne bir kamera kaydını izlemişliğim vardır, ne savcılığın elinde olan aramalarda elde edilmiş belgeler üzerinde bilgim vardır. Bunu bütün samimiyetimle ve namusumla teyit ederek söylüyorum ki savcının ve hakimin işine karışacak bir yapıda değilim.
Emniyet Müdürünün anlattığına göre olay şöyle cereyan etmiş. Sanıyorum Cumartesi günü saat 14.30 sıralarında emniyetin telefonuna bir ihbar yapılmış. Bu ihbarda iki sivil aracın benim konutumun civarında sürekli dolaştığı, içindeki şahısların bir eylemde bulunabilecekleri ve bu konuda bir tertibat alınması istenmiş. Tabii emniyete bu tür ihbarlar zaman zaman geliyordur ama olayı önemli bulmuşlar. İsmim geçiyor olunca terörle mücadele ekipleri binanın yakınında bu araçları aramaya başlamış. Bir tanesini benim sokağımdan daha geniş olan bir üst sokakta park etmiş durumda görmüşler ve beklemeye başlamışlar. 'Nasıl olsa gelecekler ve araçla ilgilenecekler' diye... Daha sonra bir araçla iki kişi gelmiş ve bu araca yöneldikleri sırada polis duruma hakim olmuş. İlk konuşmalarında kendilerinin subay olduğunu ifade etmişler. Sonra zapta isimleri geçmiş. İsimlerini verecek durumda değilim. Birinin albay, birinin binbaşı olduğu emniyetin saptamasıyla tespit edilmiş. Tam hatırlamıyorum ama araçlardan birisinin Genelkurmay Başkanlığı veya Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olduğu, bir diğerinin de bir rent a car firmasından kiralanmış araç olduğunu tespit etmişler.

Kişiler asker olunca savcıya haber verilmiş, savcı da 'Merkez Komutanlığından görevlilerin gelmesi gerekir' diye düşünmüş ve oradan sanıyorum bir albay, yarbay bir kaç kişi daha gelmişler. Onlar da araçların başında bu işlerin başında bulunmuşlar. Yani usul ve hukuk bakımından bir eksiği olmamış.
Sanıyorum en çok tartışma konusu olan şey, bizim evimizin bir kağıda yazılı olarak ellerine geçmesi. Bunlardan birisi araçların başındayken su içmek istemiş. Bir pet şişe getirilmiş, pet şişenin kapağını açmış, fark ettirmeden yere mi düşürmüş, cebine mi sokmuş, bir hareketlilik görmüşler ve sonra 'Elini çıkart ve onu ver' denilmiş. O da alelacele elinden çıkardığını ağzına götürmek ve su içmek isterken, bana söylenen bu, polisler tarafından eli tutulmuş ve elindeki kağıt alınmış. Bu kağıtta da bizim sokağımızın numarası ve apartmanımızın ismi yazılıymış. Bunlar üst arama tutanağında dercedilmiş. Araçların içinde arama yapılmış. Bilebildiğim kadarıyla kanunsuz sayılabilecek, dikkat çekilebilecek bir nesne bulunamamış. Sonra götürülmüşler mi, yoksa direkt evlere mi gidilmiş. Lojmanlarında arama yapılmış. Lojman aramalarında hem askeri, hem sivil savcı hazır bulunmuş. Sanıyorum, 1 civarında başlayıp, 5'te bitirmişler. Sonra da ne buldularsa savcılığa teslim etmişler ve emniyetin işi bitmiş. Bu safhadan sonrasını bir gram dahi olsa bilme imkanım yok. Bunlar bir şekilde basın tarafından da istihbarat edinilmiş ki, gazetelerde yazılıp, çizilmeye başlandı.''

''SERBEST BIRAKMAK, BIRAKMAMAK ADLİYENİN İŞİDİR''

Arınç, ''Başkalarının da isimleri çıkmış, krokileri çıkmış, defterler, kitaplar alınmış'' şeklinde haberler bulunduğunu, ancak bunları bilmediğini ifade ederek, ''Bu incelemeler sırasında ele geçirilen ve incelemeyle içinde birtakım tespitler yapılan şey varsa onu ancak savcılık biliyordur. Benim doğrusu fazla bilgim yok'' dedi.

''Burada bana ait olan ne olabilir?'' diye düşündüğünü anlatan Arınç, şöyle konuştu:
''Evimizin yakınında araçlar, plaka numaralarıyla beraber ihbarda söylenen araçlar... Kişiler, askeri kişiler... Seferberlik bilmem ne başkanlığında çalışıyor görünüyor, ama Özel Kuvvetler Komutanlığına giriş belgeleri olduğu ifade edilmiş ve ilk üst aramasında da bir tanesinin bir dergi adına sarı basın kartı taşıdığına ilişkin bir kart veya kartvizit varmış. Şimdi olay budur. Daha sonra bu kişilerin serbest bırakıldığı vesaire olabilir. Yani bu adliyenin işidir, serbest bırakmak, bırakmamak... Bu konularla fazla ilgili değiliz.''

GENELKURMAY AÇIKLAMASI

Arınç, Genelkurmay Başkanlığının dün yaptığı açıklamaya da değinerek, şöyle devam etti:
''Genelkurmay Başkanlığının açıklamasında da görebildiğim kadarıyla iki kişinin yakalandığı veya tespit edildiği doğrulanıyor. Bu kişilerin asker olduğu doğrulanıyor. Dünkü bildiride araçlar konusunda bir şey hatırlamıyorum. Bu kağıt parçasıyla ilgili de böyle bir iddia var ama araştırılıyor deniliyor.
Herkesin en çok merak ettiği şey, neden burada bir gözetleme yapılıyor? Onu da kendilerine göre açıklamış. 'Bu bir istihbarat amaçlı bir çalışmadır ama Bülent Arınç'a yönelik değildir. Silahlı Kuvvetlerden dışarıya bilgi sızdıran bir kişinin takibi sırasında bu iş olmuştur' şeklinde. Bütün bu açıklamalar basında da televizyonlarda da farklı şekilde yorumlandı. Ben bu yorumlara girmeyeceğim.''

*"TSK: O SUBAYLAR KÖSTEBEĞİ İZLİYORDU" haberi için tıklayınız

*"ÇELİK: KROKİYE NE DİYECEĞİZ" haberi için tıklayınız

*"BAYKAL BERLUSCONİ SENDROMU DEDİ" haberi için tıklayınız

*Gündem haberleri için tıklayınız

*Siyaset haberleri için tıklayınız


*Anasayfaya dönmek için tıklayınız