Özal'ın sözünü hatırlattı

Salı 29.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Salı 29.12.2009 19:43
ABONE OL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddialarının olduğu bir dönemde ilginç bir hatırlatmada bulundu. Erdoğan, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde suikaste uğramasının ardından kürsüde yaptığı konuşmayı hatırlatarak, onun gibi "Allah'ın verdiği ömrü ondan başka alacak yoktur. Biz de ona teslim olmuşuzdur." dedi.

Erdoğan, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği tarafından kendisine verilen barış ödülünü aldı. Erdoğan, "Böyle bir ödüle layık görülmekten büyük bir onur duydum. Hele bu ödülün Turgut Özal gibi milletin gönlünde, milletin hafızasında derin izler bırakmış büyük bir şahsiyet adına veriliyor olması, bu ödülü benim için çok daha anlamlı, çok daha değerli kılıyor." dedi.

Ankara Bilkent Oteli'nde düzenlenen ödül törenine; Turgut Özal'ın eşi Semra Özal ve oğlu Ahmet Özal da iştirak etti. Kabinenin yarısının hazır bulunduğu programa Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Devlet Bakanları Selma Aliye Kavaf, Egemen Bağış, Mehmet Aydın, Hayati Yazıcı, Faruk Özak, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, çok sayıda milletvekili, eski bakan ve bürokratlar katıldı.

SUİKAST SONRASI SÖZÜ HATIRLATTI

Burada yaptığı konuşmada, Özal döneminden övgüyle sözeden Başbakan Erdoğan, Özal'ın, 1988'de Kartal Demirağ tarafından silahlı saldırıya uğraması sonrasında söylediği sözü hatırlattı.

"Merhum Özal'ın özellikle bir sözünü hatırlatmakta fayda görüyorum" diyen Erdoğan, şunları söyledi: "Kendisine suikast girişiminde bulunulduğunda kürsüden ayrılmadan, yaralı haliyle yeniden mikrofonun başına geçtiği andaki söz öyle zannediyorum ki bana ve bize göre çok önemli bir sözdür; 'Allahın verdiği ömrü ondan başka alacak yoktur. Biz de ona teslim olmuşuzdur." Mesele budur. Bunun dışında her şey lafı güzaftır."

"KORKU ÜZERİNE MEDENİYET OLMAZ"

Erdoğan, korku üzerine medeniyet, gelecek, huzur ve güven inşa edilmeyeceğini vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti: "Korku üzerine demokrasi inşa edemezsiniz. Ülkeyi bir bütün olarak kucaklayamayanların, Türkiye'ye söyleyeceği bir sözü olamaz. Her meseleyi cerasetle konuşamayanların, özgürce tartışamayanların küçük hesaplarla ülkenin meselelerini çoğaltanların bu ülkeye de bu millete de verebilecekleri bir ufuk olamaz. 30-40 yıldır konuştuğumuz meseleleri daha ne kadar konuşacağız. Statükoyu daha ne kadar sürdüreceğiz. Bu sürecin böyle devam edip gidiyor olmasından memnun olan var mı? Biz de aynı rahmetli Turgut Özal gibi 'millet egemenliğinin üzerinde hiçbir güç olamaz' diyoruz. Milli egemenlik, milli irade bu ülkede hiçe sayılamaz, demokrasi asla tartışma konusu yapılamaz."

Demokratik kazanımlardan geriye dönüşün asla sözkonusu olmayacağına işaret eden Erdoğan, "Millet egemenliği hiçbir şekilde vesayeti kabul edemez. Bu ülkeye artık çeteler, mafya, hukuk dışı örgütlenmeler istikamet çizemez, istikamet veremez. Terör bu ülkenin değişmez kaderi olamaz. Bütün kalbimle ve samimiyetimle söylüyorum. Bize bedeli her ne olursa olsun, kararlılıkla, cesaretle ifade ediyorum, ben kaybedeyim, partim kaybetsin, yeter ki bu ülke kaybetmesin."diye konuştu.

Erdoğan, Türk siyasetinin ve dünya siyaseti paradigmalarının tamamen çöktüğü ve yeni bir dünyanın kurulduğu dönemde ezber bozan bir siyaset izlendiğini anlattı. Özal'ın, her şeyin merkezine insanı koyduğunu anlatan Erdoğan, Özal'ın iktadarı devraldığında Türkiye'nin siyah-beyaz bir dönemi yaşadığını, O'nun gerçekleştirdiği reformlarla ülkenin bir anda renklendiği ve çağı yakaladığını kaydetti. Türkiye'nin onun döneminde kabuğu kırarak çağı yakaladığını kaydeden Erdoğan, Özal'ın sağlığında çok eleştirildiğini ve hakarete varan yaklaşım tarzları gördüğünü, o insanların bu ülkede siyaset yaptıklarını vurguladı. Erdogan, "O gün o hakaretleri yapanlar bugün anılmaz duruma düşüyor." dedi.

"HALKINA SONSUZ GÜVENİ VARDI"

Programın başında bir konuşma yapan Dernek Başkanı Galip Demirel, Turgut Özal'ın özelliklerini anlatırken şunları söyledi: "Halkına sonsuz güveni vardı. Altındakilerle iki arkadaş gibi konuşurdu. Kin tutmaz. Affediciydi, gergin ortamları yumuşatmasını çok iyi bilirdi. Vefa duygusu çok iyi idi. Kimseye bağırdığını sinirliğini gören olmazdı. Sinirlendiğinde karşısındakinin elini eline alır, 'iki gözüm' diye söze başlardı. O zaman sinirlendiğini anlardık düşüncelere ve inanca saygılımdı çocukları çok severdi fikirlerinde kimseye özenmez milletlerarası ilişkilerde sözüne güvenilen danışılan liderdi ülkesini başa güreşmesi için büyük gayret sarf ederdi ileri teknolojinin ülkeye girmesine gayret ederdi İtidalliydi. Aşırılığı sevmezdi. Düşünce ve hamle adamıydı. Risk almayı severdi. Kelimenin tam anlamıyla kamil bir insan gerçek bir liderdi."

ÖZAL'IN ÜÇ ÖNEMLİ ÖZDEYİŞİNİ HATIRLATTI

Galip Demirel, Özal'ın üç önemli özdeyişini de hatırlattı: "Esas prensibimiz düşünce, fikir ve ifade hürriyetine din ve vicdan hürriyetine, serbest teşebbüse sımsıkı sarılmaktır. İnsandan daha mübarek, ne bir mahluk, ne bir kurum, ne de bir doktrin vardır. Ben öbür dünyaya inanır ve bu dünyanın bir geçiş yeri olduğuna inanırım. Öbür dünyaya gittiğimizde bugün yaptıklarının hesabı sorulur ilim sahibinden, ilmini para sahibine paranı doğru yerde kullandın mı, bize de size hizmet etme imkanı verdik, bunu iyi değerlendirdin mi? diye sorulur."

ÇANDAR: DEMOKRATİK AÇILIMI ÖZAL BAŞLATTI

Erdoğan'ın konuşmasından önce Gazeteci Cengiz Çandar ve Taha Akyol ile eski bakanlardan Vehbi Dinçerler birer konuşma yaptı. Cengiz Çandar, Özal'ın, "Kürt sorununun çözümü olmazsa olmaz" gördüğünü belirtirken, "Demokratik açılım aslında bir anlamda Turgut Özal tarafından zaten başlatılmıştı." dedi.

Özal'ın, bir keresinde haritanın üzerine sağ elini koyarak avucunu Türkiye'nin üstüne gelecek şekilde elini 'V' şeklinde açtığını söyleyen Çandar, "Parmaklarının biri körfeze dokunuyordu diğer parmağının ucu Süveyş Kanalına uzuyordu. 'İki noktayı kontrol edebilir noktaya gelirsek dünyanın önemli ülkesi oluruz, bunun için kafa yormalıyız.' derdi. Buna tanık olduğumdan 18 yıl sonra Irak'la 48 anlaşma imzalanıyor. Suriye ile 50 anlaşma imzalanıyor. Bugün Turgut Özal'ın 18 yıl önceki parmaklarını görüyor gibi oluyorum." diye konuştu. Çandar, Özal'ın hayatının son zamanlarına doğru Bosna'yla ilgili mitingde Osmanlı'nın son Cumhurbaşkanı gibi konuştuğunu da ifade etti.

Gazeteci Taha Akyol ise Menderes-Özal çizgisiyle birlikte muhafazakar değerlerin Anadolu'nun kenarda kalmış kesimini devletin yönetimine soktuğuna işaret etti. Özal'ın demokrasiye verdiği öneme dikkat çeken Akyol şöyle dedi: "Özal bir gün hasta yatağında gözü yaşlı bir şekilde 'korkuyorum bunların elinde verdiğim emekler boşa gidecek' demişti. Büyük reformatör rahmetli ağabeyim Turgut Özal, ekonomi ve demokrasi alanında Türkiye'nin kat ettiği mesafeyi gördükçe eminim gözyaşı dökmüyordur."

Eski bakanlardan Vehbi Dinçerler de "Hazımsızlara karşın Kocetepe Camii'nde ilk Cuma namazına gitti." ifadesini kullandı. Ödül töreni esnasında kürsüye gelen Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ise Özal'ı 'bir elinde bilgisayar bir elinde Kur'an-ı Kerim'le gösteren karikatürü hatırlattı.

ÖDÜLLER KİME VERİLDİ?

Turgut Özal Dünya Barışına Katkı Ödülü: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
Turgut Özal Özel Ödülü: Türkçe Olimpiyatları Tertip Komitesi Başkanı Mehmet Sağlam
Bilim ve Teknolojiye Katkı Ödülü: Prof. Dr. İhsan Doğramacı (Rahatsızlığından dolayı oğlu Ali Doğramacı'ya verildi.)
Ekonomi Ödülü: TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu