Erdoğan'dan 2009'un hesap dökümü

Çarşamba 30.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Çarşamba 30.12.2009 20:12
ABONE OL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''2010 yılını Türkiye'nin krizin etkilerinden tamamen arınacağı, büyüme enerjimizin yeniden artacağı, insanlarımızın yaşadığı sıkıntıların adım adım ortadan kalkacağı bir yıl olarak görüyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında vatandaşlara seslendi.

Yeni bir yıla girileceğini belirten Erdoğan, dünyada ve Türkiye'de önemli gelişmelerin ve büyük değişimlerin yaşandığı 2009 yılının geride bırakıldığını söyledi.

Ulusa Sesleniş konuşmasında, 2009 yılının genel bir muhasebesini yapmak ve özellikle küresel kriz sürecinde Türkiye'nin nasıl bir gidişat içinde olduğuna ilişkin vatandaşları bilgilendirmek istediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hükümetimizin göreve geldiği 2002 yılından bu yana Türkiye hem kronikleşmiş problemlerini çözmek, hem de daha mutlu ve müreffeh bir ülke olmak yolunda çok önemli kazanımlar elde etmiştir. Yedi yılı aşkın bu zorlu süreç, Türkiye'nin hak ettiği gelişme seviyelerini yakalamakta ne kadar kararlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Yaşanan büyük sıkıntılara rağmen, kısa zaman içinde hayata geçirilen bu büyük değişim, milletimizin şaşmaz medeniyet aşkının ve iradesinin parlak bir zaferidir.

Kanaatim odur ki 2009 yılı, bu yedi yıllık süreç içinde daha farklı, daha özel bir anlam kazanmıştır. Dünyada yaşanan büyük ekonomik krizin dünyanın dev ekonomilerini derinden sarstığı 2009 yılı, Türkiye'nin bu kazanımlarının ne kadar sağlam bir zemine sahip olduğunu net olarak ortaya koymuştur.

Yaşanan bu tarihi kriz elbette ülkemize de bazı sıkıntılar getirdi, hepimiz bu sıkıntıları hissettik, yaşadık. Bu olumsuzluklardan doğrudan etkilenen, düzenleri bozulan, hatta işini kaybeden insanlarımız da oldu. Ama buna rağmen Türk Ekonomisi, dünyanın dev ekonomilerinin maruz kaldığı felaket tablolarını yaşamadı.

Bizde büyük ölçekli, zincirleme iflaslar yaşanmadı. Krizin açtığı gediklerin devlet bütçesinden yamanmasına gerek kalmadı. Ekonomimizin doğrultusunda herhangi bir sapma olmadı.''

''TÜRKİYE BU DİNAMİZMİYLE ÖNÜMÜZDEKİ YILA DAMGASINI VURACAK''

Kriz esnasında, dünyaca tanınan markaların iflas ettiğini, dev finans şirketlerinin dibe vurduğunu ve bankaların battığının hep birlikte müşahede edildiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin bu dramatik durumları yaşamadığını ifade etti.

Hedeflerde bazı ayarlamalar yapılsa da telafisi imkansız ekonomik tahribatlar ortaya çıkmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, en önemli nokta olarak da ''Türkiye'nin umutlarını ve özgüvenini kaybetmemesini'' gösterdi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yedi yıllık süreçte, milletçe, ekonomimizi nasıl sağlam bir gelişme zeminine kavuşturduğumuz açık seçik ortaya çıktı. Türkiye bu zorlu imtihandan alnının akıyla çıkan az sayıdaki ülke arasında yerini aldı.

2009 yılının bu son günlerinde, yeni yıla daha büyük bir umut ve heyecanla bakıyoruz. 2010 yılını Türkiye'nin krizin etkilerinden tamamen arınacağı, büyüme enerjimizin yeniden artacağı, insanlarımızın yaşadığı sıkıntıların adım adım ortadan kalkacağı bir yıl olarak görüyoruz.

Uluslararası kuruluşların tahminleri de bu beklentilerimizi destekler niteliktedir. OECD'nin tahminlerine göre, Türkiye 2010'da 30 ülke arasında Güney Kore'den sonra en fazla büyüme kaydedecek ikinci ülke olarak görülüyor. 2011'de ise 30 ülke arasında en fazla büyümeyi Türkiye'nin kaydedeceği tahmin ediliyor. Bunlar son derece sevindirici beklentilerdir. İnanıyorum ki Türkiye bu dinamizmiyle önümüzdeki yıla damgasını vuracak ve bütün dünyada adından sıkça söz ettirecektir.''

''GÖSTERGELERDE POZİTİF SEYİR HAKİM HALE GELİYOR''

Geleceğe umutla bakmak için çok sebep olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, bunun için sadece son yedi yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğine bakılmasının yeterli olacağını dile getirdi.

Türk ekonomisinin 2002–2008 yılları arasında ortalama yüzde 5,8 gibi çok önemli bir büyüme oranı yakaladığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''2002 yılında felaketin eşiğine kadar gelmiş olan Türk Ekonomisi, bu dinamik büyüme performansıyla çok kısa bir zaman içinde dünyanın en büyük 17. ekonomisi haline gelmiştir. 26. büyük ekonomi iken 17. büyük ekonomi...

Kriz şartlarına rağmen dünyada kredi notu 2 kademe yükselen tek ülke Türkiye'dir. Sadece bu bile Türkiye'nin kriz yönetiminde ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

Zaman içinde ekonomimizin önemli ölçüde toparlandığını, göstergelerde pozitif seyrin hakim hale geldiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Mesela kriz şartlarına rağmen Türkiye, borçlanma tablosundaki önemli iyileşme sürecini devam ettirmektedir.

İddiaların aksine, 7 yıllık süreçte Türkiye'nin borçlarındaki artış, milli gelirindeki artışa kıyasla çok düşük bir seviyede kalmıştır. Avrupa Birliği Maastricht Kriterlerine göre genel yönetim borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 60'ı geçmemesi gerekiyor. 2002 yılında yüzde 74'lerde olan bu oranı biz 2008 yılı sonunda yüzde 39,5 seviyelerine kadar indirdik.

2002 yılında faiz oranı yüzde 62,7 iken, bu yıl faiz oranları yüzde yedi gibi tarihinin en düşük seviyelerini görmüştür. Bütün bu tablo içinde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bugün Türkiye, borcun miktarı, oranları ve mahiyeti itibariyle tarihinin en iyi seviyesini yakalamış durumdadır.''

Disiplinli mali yönetim neticesinde 2002'den bu yana faiz giderlerinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının istikrarlı bir şekilde düşmeye devam ettiğini kaydeden Erdoğan, 2002 yılında yüzde 14,8 olan bu oranın, 2009 yılında yüzde 5,9 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, 2010 hedeflerinin ise yüzde 5,5 oranını yakalamak olduğunu bildirdi.

"ENFLASYON CANAVARI DİZGİNŞENDİ"

Enflasyondan yıllar boyunca neler çekildiğini en iyi vatandaşların bildiğini belirten Erdoğan, o acı tecrübelerin, bugün ''can sıkıcı eski hatıralara dönüştüğünü'' ifade etti.

Enflasyon canavarı dizginlenerek tek haneli rakamlara kadar düştüğünü vurgulayan Erdoğan, 2009 Kasım ayı itibarıyla yüzde 5,5 seviyesinin yakalandığını hatırlattı. Bu oranın, bu dönem için hedeflediklerinden daha iyi bir oran olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

''Buna karşılık dünyada yaşanan krizin bir sonucu olarak işsizlik rakamlarında belli bir artış olmuştur. 2008 yılında yüzde 11 olan işsizlik oranı, 2009 yılı Eylül ayı itibariyle yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ancak işsiz sayısındaki bu artışın son aylarda durmuş olması, hatta işsizlik rakamlarında küçük de olsa bir azalma yaşanmaya başlanması hepimizi sevindiren bir gelişmedir.

Dış ticarette de küresel krizin etkileri görülmüş, ihracatta azalan dış talep özellikle sınırlı da olsa bir düşüş ortaya koymuştur.

Önümüzdeki dönemde, dünya ekonomisindeki toparlanmaya paralel olarak, ihracatın kademeli olarak tekrar yükselişe geçmesini kuvvetle muhtemel görüyoruz.''

''SON 7 YILDA EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI TAM YÜZDE 188 ORANINDA ARTIŞ GÖSTERMİŞTİR''

7 yıllık iktidarları döneminde, Türkiye'nin imkanları çerçevesinde, çalışanlara mümkün olan en iyi şartları sunabilmek için büyük gayret gösterdiklerini vurgulayan Erdoğan, bu gayretler neticesinde çalışanların ücretlerinde kayda değer artışlar meydana geldiğini ifade etti. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bakınız, 2002 yılı Aralık ayında aile yardımı ödeneği dahil en düşük devlet memur maaşı 392 TL seviyesinde iken, 2009 yılı Aralık ayı itibarıyla bu rakam 1.218 TL'ye yükselmiştir. Yani son 7 yılda en düşük memur maaşı tam yüzde 188 oranında artış göstermiştir. Aynı süre içinde enflasyon rakamlarındaki düşüş nazar-ı itibara alındığında bunun önemli bir iyileşme olduğunu kabul etmemiz gerekir.

2009 yılı Ocak ayında yüzde 4 ve Temmuz ayında ise yüzde 4,5 olmak üzere memur maaşlarında toplam yüzde 8,7 oranında artış sağladık.

Önümüzdeki yıl, kamu görevlilerinin maaşlarında Ocak ayında yüzde 2,5 ve Temmuz ayında yüzde 2,5 olmak üzere yıllık toplam yüzde 5 oranında artış öngörüyoruz.

Yapılacak artışlar sonucunda; aile yardımı ödeneği dahil en düşük dereceli memurun maaşı 2010 yılı Ocak ayında 1.250 TL'ye kadar, Temmuz ayında ise 1.280 TL'ye kadar yükselecektir.''

MAAŞ ARTIŞLARI

2009 yılı Temmuz ayında aile yardımı dahil 1.480 TL olan ortalama memur maaşının da yine bu artışlarla 2010 yılı Ocak ayında 1.518 TL'ye, Temmuz ayında da 1.555 TL'ye yükseleceğini anlatan Erdoğan, hükümet olarak çalışanların alım gücünün enflasyon oranının üstünde bir artış göstermesi için özel bir dikkat gösterdiklerini dile getirdi. Erdoğan, rakamların da bu dikkatlerinin neticesini ortaya koyduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bakınız net asgari ücret 2002 Aralık ayında 184 TL iken, 2009 Ekim ayında bu rakam 546 TL'ye çıktı. Artış yüzde 168,5.

En düşük SSK emekli aylığı 2002 Aralık ayında 257 TL iken, 2009 Ekim ayında 633 TL. Burada da artış yüzde 146,1.

En düşük BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı 2002 Aralık ayında 149 TL iken, 2009 Ekim ayında bu rakam 494 TL. Artış yüzde 232.

En düşük BAĞ-KUR çiftçi emekli aylığı 2002 Aralık ayında 66 TL iken, 2009 Ekim ayında 333 TL seviyesine kadar çıkıyor, artış yüzde 405,4.

En düşük memur emekli aylığı 2002 yılı Aralık ayında 377 TL iken, 2009 Ekim ayında 843 TL'ye yükseliyor, buradaki artış yüzde 124.

65 yaş aylığı 2002 Aralık ayında 24 TL iken, 2009 Ekim ayında 95 TL'ye yükselmiş, artış yüzde 287.

Muhtar aylığı, 2002 Aralık ayında 97 TL, 2009 Ekim ayında 334 TL. Burada da yüzde 242,5'lik bir artış var.

Bunlar yeterli mi? Tabiatıyla sizlerin gönlünüzden de bizim gönlümüzden de daha fazlası geçiyor. Ancak, Türkiye'nin geçen yedi yıl boyunca çok önemli bir toparlanma ve kalkınma mücadelesi verdiğini hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Ekonomimizi istikrar içinde, sürdürülebilir bir büyüme mantığı içinde daha iyi noktalara taşımak için gerçekçi bir çizgide hareket etmek zorundayız.''

''PARADAN SIFIR ATMA OPERASYONUNA YARIN SON NOKTAYI KOYUYORUZ''

Sadece Türk Lirasının kazandığı değer, güç ve itibarın bile Türkiye ekonomisinin son 7 yılda nereden nereye geldiğini tek başına göstermeye yettiğini belirten Erdoğan, 31 Aralık 2009'da paradan sıfır atma operasyonuna son noktayı koyacaklarını ifade etti. Paradan sıfır atmayı gündeme getirince ''kafalar karışır'', ''hesaplar bozulur'' ve ''enflasyon yükselir'' denildiğini kaydeden Erdoğan, ama bunların hiçbirisinin gerçekleşmediğini ve bu büyük operasyonun pürüzsüz bir şekilde tamamlandığını söyledi.

230 milyar dolardan aldıkları milli geliri 742 milyar dolara yükselttiklerini belirten Başbakan Erdoğan, 2 bin 300 dolardan devraldıkları kişi başına milli geliri 10 bin dolara, 36 milyar dolardan devraldıkları ihracatı da 3 kat artırarak 132 milyar dolara çıkardıklarını dile getirdi.

"EĞİTİM İÇİN TÜM KAYNAKLAR SEFERBER EDİLDİ"

AK Parti iktidarının göreve gelmesinden bu yana üstünde en çok durduğu konulardan birinin eğitim olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Eğitim alanında atılan her ileri adım, Türkiye'nin aydınlık geleceğine yapılmış bir yatırımdır. Bu nedenle, eğitim imkanlarının iyileştirilmesi için kaynaklarımızı adeta seferber ettik. Bütçeden en büyük payı eğitime ayırarak Türkiye'nin yeni yetişen nesillerine, çocuklarımıza, gençlerimize ne kadar önem verdiğimizi göstermiş olduk.

Hastaneleri tek çatı altında topladık, özel sağlık kuruluşlarından yararlanma imkanı getirerek insanlarımıza kolaylık ve rahatlık sağladık. İlaç temininin önündeki engelleri kaldırdık, herkesin ilaçlarını istediği serbest eczaneden almasını sağladık.

Genel Sağlık Sigortası ile her doğan çocuğumuzu sosyal güvenlik şemsiyesi altına aldık. 18 yaşına kadar her vatandaşımız artık sağlık sigortasından yararlanabiliyor.

2008 yılı Ekim ayında başlattığımız hava ambulans hizmeti, bugün 15 merkezden 17 helikopterle tüm Türkiye;ye hizmet veriyor.

Yaptığımız araştırmalara göre, bugün insanlarımızın sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 39'dan yüzde 66'ya ulaşmış durumda. Biz bunu yeterli görmüyoruz, çalışmalarımızı bu azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz.

Kriz şartlarına rağmen, Türkiye'nin kalkınmasını kesintiye uğratmadan sürdürmenin mücadelesini veriyoruz. Bu, topyekun bir değişimdir, her alanda, her sektörde Türkiye'ye yakışan gelişme seviyesini yakalamanın mücadelesidir.''

''TOKİ HER BİRİ 100 BİN NÜFUSLU 15 YENİ ŞEHİR İNŞA ETTİ''

''Adalet mülkün temelidir'' anlayışıyla yedi yılda 119 adalet sarayını tamamladıklarını belirten Başbakan Erdoğan, 84 yeni adalet sarayının da yakın vadede hizmete gireceğini bildirdi.

Güvenlik konusunu da çok önemsediklerini kaydeden Erdoğan, emniyet teşkilatının ihtiyaçlarına cevap verme gayreti içinde olduklarını ifade etti.

2002 yılı sonunda 665 TL olan en düşük polis memuru maaşının yüzde 189 artışla 1.924 TL'ye ulaştığını anlatan Erdoğan, bu rakamı daha da iyileştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.

Bu dönemde toplu konutun, Türkiye'nin değişiminin adeta sembolü haline geldiğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''TOKİ 1984'ten 2002 yılına kadar 18 yılda sadece 43.000 konut yapmıştı, 2002'den bu yana 81 il, 686 ilçede 401.000 inşaat rakamına ulaştık. Bu ne demektir? Her biri 100.000 nüfuslu 15 yeni şehir inşa edilmiş demektir. Dar gelirli insanlarımızı çok uygun şartlarda konut sahibi yapmak için sosyal konut projeleri geliştirdik, halkımız bu konutlara büyük ilgi gösterdi, gösteriyor.

Ulaşım alanında da aynı şekilde çok önemli bir atılım yaşandı. 2003 yılına kadar Türkiye'de yapılan toplam bölünmüş yol 6 bin 100 kilometreyi biraz geçiyordu, vatandaşımızın can güvenliği önemlidir dedik, sadece yedi senelik bir zaman diliminde 11 bin 300 kilometre yeni bölünmüş yol inşa ettik.

Ankara-Eskişehir arasında hızlı tren seferlerine başladık ve dünyada hızlı tren kullanan sekiz ülkeden biri olduk. Eskişehir-İstanbul etabını tamamlamak için de çalışmalarımızı bütün hızıyla sürdürüyoruz. Ankara-Konya hattının altyapısını tamamlamış durumdayız ve inşallah 2010'un sonuna doğru da Ankara-Konya hızlı tren seferlerini başlatacağız.

Ankara-Sivas hattının ve 'demir ipek yolu' diye tanımlanan Kars-Tiflis-Bakü hattının da yapımına başladık.

Dünyanın en önemli taşımacılık projelerinden biri olan Marmaray projesinde hızla ilerliyoruz. Bu projeyle iki kıta, Asya, Avrupa denizin altından birbirine bağlanmış olacak.''

TARIM

Nüfusun çok büyük bir kısmının geçimini hala tarımdan sağladığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, bu alanda yıllardır sürüp giden sıkıntıları gidermek ve Türk tarımını canlandırmak üzere reform niteliğinde 12 temel kanun çıkardıklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''2002 yılında 1 Milyar 868 Milyon TL destekleme ödemesi yapılıyordu, 2010 bütçesinde bu rakam 5 Milyar 6 Milyon TL seviyesine ulaşmıştır. Yılsonu itibariyle, çiftçilerimize toplamda 30 Milyar 800 Milyon TL destekleme ödemesini tamamlamış olacağız.

2002 yılında 550.000 çiftçimiz 529 Milyon TL kredi kullanmıştı, bu yıl Ekim ayı itibariyle 1 Milyon 121.000 çiftçimiz 9 Milyar TL tarımsal kredi kullanma imkânı buldu. Yine Kırsal Alanda Sosyal Destek projesiyle 1.600 kooperatif projesine 1 Milyar 260 Milyon TL kredi kullandırdık. Bu projelerle 170.000 ailenin desteklenmesini sağladık.

Tarım ürünleri ihracatımız ise, 2002 yılındaki 4 Milyar Dolar seviyesinden 2008 yılında yaklaşık 11 Milyar 500 Milyon Dolara ulaştı. Bu yılın ilk 10 ayında bu rakam 8 Milyar 900 Milyon Doları buldu.

2003-2009 yılları arasında Devlet Su İşleri tarafından 147'si Baraj ve Gölet, 110 adedi Sulama Tesisi, 25'i İçme Suyu Tesisi, 306'sı ise taşkın koruma, dere ıslahı ve çevre tesisleri olmak üzere toplam 588 adet tesisi tamamlayarak hizmete açtık.''

''KONYA OVASI SUYA KAVUŞACAK''


Geçtiğimiz hafta sonu 12 ilde 13 Baraj, 16 sulama ve içme suyu projesi ile özel sektörün yaptırdığı 26 adet Hidro-Elektrik Santrallerinin toplu açılışlarını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, GAP, DAP, KOP ve diğer bölgesel projelerin planlandığı gibi aşama aşama hayata geçirildiğini ifade etti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki 9 ilin içme suyu projelerinin yüzde 95'inin, enerji projelerinin yüzde 76'sının, sulama projelerinin yüzde 26'sının tamamlandığını anlatan Başbakan Erdoğan, Konya Ovası Projesi kapsamında Konya'nın 117 yıllık rüyası Mavi Tünel Projesinin de 2012 yılında tamamlanarak gerçeğe dönüştürüleceğini ve Konya Ovasının suya kavuşacağını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ekonomik krizin reel sektör üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek için de önemli adımlar attık.

İmalatçı KOBİ'ler ile esnaf ve sanatkârlara yönelik 350 Milyon TL'lik sıfır faizli can suyu kredi desteğini iki katına çıkardık. Vergi borçlarının 18 ay süreyle yüzde 3 faizle taksitlendirilmesi imkânı getirdik. 3 ayaklı yeni bir kredi destek paketiyle de esnafımızın, sanatkarlarımızın, tüm KOBİ'lerimizin yanında olmaya devam ettik.

2002'ye kadar KOSGEB'in KOBİ'lerimize verdiği destek sadece 25 Milyon Dolar civarında iken, hükümetimiz döneminde bu rakam 550 Milyon Dolara kadar yükselmiştir.''

''TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASI TEK BOYUTLU DEĞİLDİR''

Mevcut 120 Organize Sanayi Bölgesinin 50'sinin AK Parti hükümeti döneminde tamamlandığını belirten Erdoğan, bu dönemde ayrıca 71 küçük sanayi sitesinin üstyapı ve altyapı inşaatlarını bitirdiklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, 2002 yılında esnaf ve sanatkarımıza 154 Milyon TL kredi verildiğini, bu miktarı 2009 Eylül ayı sonu itibariyle 3,3 Milyar TL seviyesine çıkardıklarını ifade etti.

Ulusa Sesleniş konuşmasında dış politikadaki gelişmeleri de değerlendiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bildiğiniz gibi 2009 yılı dış politika açısından ülkemiz için oldukça hareketli ve kazançlı bir yıl oldu. Gerek bölgemizde, gerek dünyada itibarımız ve etkinliğimiz her geçen gün artıyor, dünya meselelerinin çözümüne ilişkin yapıcı politikalarımız her geçen gün daha fazla takdir topluyor.

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde zaman zaman karşılaştığımız haksız tutumlara rağmen ilk günkü samimiyet ve kararlılığımızı daima koruduk. En son 12. Fasıl olarak çevre faslını da müzakerelere açarak AB üyeliği konusunda ne kadar kararlı olduğumuzu göstermiş olduk.

Şimdi aynı kararlılığı ve ciddiyeti üye ülkelerden de bekliyoruz. Türkiye'nin dış politikası tek boyutlu değildir. Biz yoğun bir diplomasi trafiği ile dünyanın her köşesine ulaşmaya, her ülkeyle ilişkilerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede bu ay hem biz çok önemli dış ziyaretlerde bulunduk, hem çok değerli yabancı misafirlerimizi ülkemizde misafir ettik.

6-10 Aralık tarihleri arasında ABD ve Meksika ziyaretlerini içine alan çok yararlı bir seyahat gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi Sayın Obama, ilk denizaşırı ikili ziyaretini 5-7 Nisan tarihlerinde ülkemize gerçekleştirmiş, bu ziyaretiyle Türkiye'ye verdiği önemi de göstermişti.

Bizim bu ziyaretimizle iki ülke arasında öteden beri güçlü olan ilişkiler, 'model ortaklık' kavramı bağlamında yeni bir açılım ve derinlik kazandı.

Ziyaretimiz sırasında hem Sayın Başkan Obama ile yaptığımız görüşmelerde, hem de oradaki çeşitli sivil kuruluşların davetlisi olarak katıldığımız etkinliklerde Türkiye'nin dünya meseleleriyle ilgili görüş ve hassasiyetlerini ifade etme imkanı bulduk. Bu ziyaretin iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olacağına inanıyorum.''

''FARKLI DEĞERLERİ BİR ARADA YAŞAMA, YAŞATMANIN İSPATINI GERÇEKLEŞTİRDİK''

Son dönemdeki diplomatik temaslarından örnekler de veren Başbakan Erdoğan, Suriye'ye yaptığı ziyareti hatırlatarak, ''İki ülke arasında her geçen gün güçlenen bu dostane bağların, sık sık çatışmalarla sarsılan bölgemiz için de bir örnek teşkil etmesini gönülden diliyorum. Bu arada, Gazze'de yaşanan dramın 1. yıl dönümü vesilesiyle dünya kamuoyunu mazlumların sesine kulak vermeye bir kere daha davet ediyorum'' dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasının son bölümünde yeni bir yıla girildiğini belirterek şöyle konuştu:

''Bu ay bildiğiniz gibi bir taraftan Muharrem ayı. Bir taraftan Aralık bitiyor Ocak'a giriyoruz. Hem bu ay içerisinde gerçekten farklı değerleri bir arada yaşama, yaşatmanın ispatını gerçekleştirdik.

Birlik, beraberlik içerisinde, kardeşlik içerisinde geleceğe yürümenin azmini, kararlılığını gösteriyoruz. Bunda devam edeceğiz. Aynı vatan üzerinde, aynı bayrak altında, ortak bir kaderi paylaşarak, geleceği birlikte inşa edeceğiz.

Bizim umudumuz var, bizim hayallerimiz var, bizim, ulaşmak noktasında kararlı olduğumuz çok yüksek hedeflerimiz var... Onun için, milli birlik ve kardeşlik dedik. Onun için, demokratik açılım süreci dedik. Yedi yılda bunun alt yapısını yaptık.

Türkiye'ye ilkleri yaşattık... Göreceksiniz çok daha fazlasını yaşayacak, Türkiye'yi çok daha ileri seviyelere hep birlikte taşıyacağız.

Yeni yılın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Barış içinde, aydınlık gelecek temenni ediyorum.''