Erdoğan'dan önemli mesajlar

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında önemli mesajlar verdi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi Başkanlığına seçilen AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'nu kutlayarak başladı. Ülke ve millet adına son derece sevindirici ve iftihar vesilesi olacak bir gelişmeyi paylaşmak istediğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bildiğiniz gibi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına (AKPM) çok değerli bir arkadaşımız, kardeşimiz, Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu seçildi. Türkiye, Konseye 1949'da üye olmuştu. 1949'dan bu yana yaklaşık 60 yıl sonra ilk kez bir Türk milletvekili AKPM'ye başkan olarak seçildi. Bu aynı aynı zamanda ilk kez Doğu Avrupa'dan bir ülke temsilcisinin başkan olması anlamını taşıyor. Değerli arkadaşımız Mevlüt Çavuşoğlu'nu tebrik ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum. Seçilmesinde katkısı bulunan tüm üyelere de buradan teşekkür ediyorum. Orada desteklerini esirgemeyen batılı dostlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.''

VALİLER VE BELEDİYE BAŞKANLARI

Türkiye genelinde çok çetin kış şartları yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, sıcaklığın özellikle Karadeniz kıyılarında mevsim normallerinin çok altına düştüğüne, ülkenin büyük bölümünde kar yağışına şahit olunduğunu söyledi. Erdoğan, ''Tüm valilerimizin, belediye başkanlarımızın bu zor günlerde daha bir teyakkuz halinde olmalarını, tedbirlerini önceden almalarını, uyarılarını yapmalarını hassaten rica ediyorum'' dedi.Erdoğan, özellikle yaşlı ve çocukların, kimsesizlerin korunmasında yetkililerle birlikte tüm vatandaşların da dayanışma içinde olmalarını istedi.

BÖLÜNMÜŞ YOLLAR

Türkiye'de çetin kış şartları devam ederken, kendilerinin bu şartlara aldırmadan hafta sonunda Ankara, Bilecik ve Sakarya'da tarihi öneme haiz açılışlar gerçekleştirdiklerini söyledi.Ankara'nın doğusundaki 43 ille ulaşımını sağlayan bölünmüş yolun Elmadağ kesiminin ''ölüm rampaları'' olarak bilindiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Sürücüler için adeta bir kabus olma niteliği taşıyordu. Nice canları bu rampalarda kaybettik. Nice ocaklar burada söndü. Nice sürücü, yolcu burada sakat kaldı. 2008 Ramazan ayında buraya bir bir ziyarette bulundum. İşçi kardeşlerimiz, müteahhit firma, bakan arkadaşım beraber orada bir iftar ettik. Çalışmaları yerinde inceledim ve inşaatın hızlandırılarak bir an önce bitirilmesi talimatını verdim.
Cumartesi günü de gittik, soğuk ve kar yağışını rağmen coşkulu bir kalabalık eşliğinde yolları hizmete aldık. Yolun yapımı için yeni rakamla 223 milyon, eski rakamla 223 trilyon lira harcadık. Ancak, yolun kısalmasından dolayı yılda 113 milyon liralık tasarruf öngörüyoruz.

Ertesi gün, pazar günü de Bilecek'te Bozüyük-Mekece-Sakarya yolunun açılışını yaptık. Gerçekten bu yol da bizler için gurur vericiydi. Bizi onurlandıran, gururlandıran şu: Bu tür yolları Türkiye'de görmeye alışık değiliz. Orada da ölüm virajları olarak bilinen bir, bilemediniz iki şerit olan yerler vardı. Onları kullanan vatandaşlarım çok iyi bilirler. Şimdi ne oldu? Şimdi bazı yerlerde 2 gidiş, 2 geliş, bazı yerlerde 3 gidiş, 3 geliş olmak üzere... Hamdolsun bu yollar bir sanat şaheseri olarak bitirildi. Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi tünelleri ile dağları deldik. Her zaman söylediğimiz gibi, biz Ferhat'ız, milletimiz Şirin ve ona kavuşuyoruz, ona ulaşıyoruz. Bu, delinmez denilen dağları deldik ve yollar gerçekten bir başka güzel oldu.''

MEDYANIN TUTUMU

Yollara ilişkin güncel rakamları da açıklayan Başbakan Erdoğan, ''Tekrar edeceğiz. Çünkü ne yapalım medya bunları anlatmıyor. İşlerine gelmiyor. Medya nerede ufak bir şey bulsa onu döne döne anlatıyor. Gel şu güzelliği de anlat be... Yok o güzelliği anlatmıyor. Niye? İşlerine gelmiyor. Şu güzelliği bir anlat. Bu millet bunlara muhtaç'' diye konuştu.

Türkiye'de 79 senede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapılırken, AK Parti'nin 7 senede 11 bin kilometre yol yaptığını belirten Erdoğan, ''Şunu gel bi göster, anlat... Ne kaybedersin? Milletimizin bu heyecana, bu gurura ihtiyacı var. Bunu anlatmaktan, göstermekten niye kaçınıyorsun? Göster şunları, göster... Öbür taraftan bir bakarsın bir tane çeşme açarlar, o çeşmeleri göstere göstere... Benim milletim bunları yutmayacak. O yollardan gelip geçenler bunları yutmayacak'' dedi.

Bu işlere muhalefet edenlerin de yapılan yollardan geçtiğini ifade eden Erdoğan, ''Size de helal olsun. Çünkü, biz görevimizi yapıyoruz. Atalarımızın dediği gibi yapıyoruz: 'At denize, balık bilmezse Halik bilir' diyoruz ve devam ediyoruz'' diye seslendi.

Bölünmüş yol uzunluğunun 17 bin 500 kilometreye ulaştığını bildiren Erdoğan, Ziya Paşa'nın, ''Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde'' ve ''Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır semeri'' sözünü hatırlattı. Erdoğan, bu eserlerle yad edileceklerini söyledi.

Erdoğan, Sakarya'da da 26 tesisi hizmete açtıklarını bildirerek, açılış töreninde halkın büyük bir heyecan ve coşkuyla kendileriyle birlikte olmasından da mutluluk duyduklarını ifade etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her kirli planın, ülkenin demokrasisine, hukuk sistemine, kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, vatandaşın işine, aşına, huzuruna, refahına kastettiğini söyledi.

Erdoğan, ''Demokrasiyi zafiyete uğratacak her girişim, hukuku çiğneyen her plan bu milletin, devletin bekası için bir tehdittir, bir tehlikedir. Bundan nemalananlar, bunu istismar vesilesi kılanlar, bundan menfaat devşirenler, bundan medet umanlar bilmelidir ki bu karanlık senaryoların hepsi lanetlidir ve bu lanet hepsini karanlığın içine çekip, insanlık vicdanında ebediyen mahkum edecektir'' dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, 17 yıl önce 24 Ocak'ta, Gazeteci Uğur Mumcu'nun evinin önünde katledildiğini hatırlatarak, bu saldırının hemen ardından belli kesimlerin töhmet altında bırakıldığını kaydetti. ''Adres saptırıldı, maalesef dosya, bir çok soru işaretine mahal bırakacak şekilde kapatıldı. Azmettirenler ortaya çıkarılamadı'' diyen Erdoğan, aynı durumun Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Necip Hablemitoğlu ve Abdi İpekçi için de geçerli olduğunu anlattı.

Nice saldırı, suikastın azmettirenler ortaya çıkarılmadan, işledikleri cinayetler net olarak belirlenemeden bunların belli kesimlere fatura edildiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ah, ah... Tarih gerçekleri ortaya koyuyor. Ama bak şimdi yavaş yavaş her şey açığa çıkmaya başlıyor. Bugün bizim yaptığımız; Hrant Dink'in, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu'nun, diğer tüm kirli saldırıların üzerindeki sis perdesini kaldırmak, tüm bu olayları aydınlığa kavuşturmak ve gelecekte benzer melanetlerin yaşanmasını önlemeye yöneliktir. Biz, bunu yapıyoruz. Biz yasamadaki, yürütmedeki gücümüzle bunu yapıyoruz. Bunun dışı yargınındır. Biz, ancak bunu yapabiliyoruz ve şu ana kadar bunu yaptık, yapıyoruz. İşte Hrant Dink olayında, hamdolsun, 32 saatte failler yakalandı, uzantılarını söylemiyorum. Ama daha sonra bunların bağlantıları ortaya çıkmaya başladı.

Aynı şey Danıştay olayında....Hemen manşetler nasıl atıldı, hatırlayın. Şimdi ne oldu? Hop, o da Ergenekon ile birleşti. Bakın neler çıkıyor? Bunlar bu kadar aceleci hareket ederek, faturayı sürekli olarak önyargıları, önkabulleriyle hep malum çevrelere kesmeye alışmışlar. Tetikçilerin, maşaların, kiralık katillerin, figüranların nasıl bir tezgahın, nasıl bir kirli oyunun parçası olduğunu göstermektir ki bu yaptığımız çalışmalar... Hamdolsun bunları yapıyoruz ve bu oyunlar artık bu ülkede sahnelenmesin. Çünkü, her kirli plan, bu ülkenin demokrasisine, hukuk sistemine, kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, vatandaşımın işine, aşına, huzuruna, refahına kastetmektedir. Demokrasiyi zafiyete uğratacak her girişim, hukuku çiğneyen her plan bu milletin, bu devletin bekası için bir tehdittir, bir tehlikedir. Bundan nemalananlar, bunu istismar vesilesi kılanlar, bundan menfaat devşirenler, bundan medet umanlar bilmelidir ki bu karanlık senaryoların hepsi lanetlidir ve bu lanet hepsini karanlığın içine çekip, insanlık vicdanında ebediyen mahkum edecektir.''

''BUNLAR İSTEMEZÜK FAMİLYASININ MENSUPLARIDIR''

Erdoğan, kanunsuzlukla mücadelenin kendilerinin tek başına gerçekleştireceği bir mücadele olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

''Muhalefet başta olmak üzere tüm kesimlerin samimi desteği, bu noktada hayati derecede önemlidir. Bu biliniyor olmasına rağmen, muhalefetin çetelere avukatlık yapıyor olmasını, kamuoyunun zihnini bulandırmak için gayret göstermesini, süreci her fırsatta provoke etmesini, ben aziz milletimin takdirine bırakıyorum. Faili meçhullerin faili malum hale gelmesinden kim niye korkuyor, niye çekiniyor, kim neden bunların üstünü örtmeye çalışıyor? Gizli kapaklı işlerin aydınlığa çıkmasından kim, neden endişe ediyor? Her olayı küçümseyerek, her olaya kılıf bularak bu ülkede hukuku korumak mümkün müdür? Demokratikleşme, şeffaflaşma adına hangi adımı atsak, karşımızda statükoyu buluyoruz, karşımızda değişime, dönüşüme karşı bir direnç buluyoruz.''

Daha ''Anayasa'' kelimesi gündeme gelir gelmez malum çevrelerin bir anda sahneye fırladığını anlatan Erdoğan, ''Ortada böyle bir şey yok ya... Biz, parlamenter demokrasinin vazgeçilmez unsuru değil miyiz? Anayasa, yasa, bunları yapmak, değiştirmek bu parlamentonun görevi değil mi? En önemli, birincil görevi. Yeri gelirse bunlar, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri nasıl yapıldıysa, gene yapılır. Ama daha bunun adını zikrettiğiniz anda, hemen 'istemezük' başlıyor. Çünkü bunlar, istemezük familyasının mensuplarıdır. Hep böyle...'' diye konuştu.

''MUHALEFET DE AKILDANELERİN KUYRUĞUNA TAKILIYOR''

Erdoğan, ''367 garabeti ile ülkenin enerjisini heba edenlerin suskunluklarını bozup demokrasiye, millet egemenliğine, milletin bizatihi kendisine meydan okurcasına rol üstlendiklerini'' ifade etti. Erdoğan, ''Maalesef muhalefet de bu akıldanelerin kuyruğuna takılıyor ve o da kervanda yerini alıyor. Demokrasi mücadelesinde iktidar, muhalefet yoktur. İktidar demokrasi, hukuk, özgürlük istiyor diye, bunlara da karşı çıkmak bir muhalefet tarzı olabilir mi, Allah aşkına? Demokrasi konusunda iktidar da muhalefet de taraftır ve aynı tarafta olmalıdır'' dedi.Ortada dolaşan iddialar, senaryolar karşısında sağduyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacaklarını kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''İsteyen, istediği tavrı takınır. Ama biz samimi olacağız. Bizi çekmek istedikleri tartışmalara biz girmeyeceğiz, bizi düşürmek istedikleri tuzaklara biz düşmeyeceğiz. Biz yapıcı olmaya devam edeceğiz. Biz eserlerimizle, hizmetlerimizle, Türkiye için iyiyi, güzeli hedefleyen niyetlerimizle kendimizi anlatacağız. Meclis içi ve Meclis dışı muhalefetin hırçın tavrı karşısında biz hırçınlaşamayız. Onların sorumsuz tavrı karşısında biz de sorumsuz tavır sergileyemeyiz. Her sorunu hukuk çerçevesinde çözeceğiz. Demokrasiyi de hukuku da yüceltmeye devam edeceğiz. Çünkü, biz kanun devleti olmanın peşinde değiliz, biz bir hukuk devleti olmanın peşindeyiz. Bizim derdimiz bu. Ama gerçekleri de tüm boyutlarıyla milletimizle paylaşacağız. Biz, yetkimizi milletimizden aldık, hesabımızı da doğrudan milletimize veririz. Aziz milletimize kendisinin iradesine karşı oynanan oyunları, kurulan tuzakları, kirli senaryoları özellikle göstereceğiz. Milletimizin sağduyusunu, ferasetini her şeyin üzerinde tutacağız.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı köşe yazarlarının kendilerine ''gaz vermeye'' çalıştığını belirterek, ''Kimse bize gaz vermesin. Biz ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz. Ne zaman ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Biz bütün bunların planlamasını yaparak yola çıktık''dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin 81 vilayete eser kazandırdığını, 72,5 milyonun her birine tek tek ulaşmanın mücadelesini verdiğini ifade etti.

''Biz bugüne kadar eserlerimizle, yaptıklarımızla, Türkiye'ye kazandırdıklarımızla konuştuk ve aynı şekilde eserlerimizi, hizmetlerimizi konuşturmaya devam edeceğiz'' diyen Başbakan Erdoğan, son iki haftaya Elmadağ, Sakarya ve Bilecik'teki açılışların yanında, İstanbul'da Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu ile 2010 İstanbul Kültür Başkenti açılışlarını, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan temaslarını sığdırdıklarını vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi:

''Ankara'ya takılıp kalsak, Ankara'daki tartışmalara takılıp kalsak, bunlara yetişemeyiz. İşte AK Parti iktidarıyla muhalefet arasındaki fark budur. Onlar burada kaos üretiyorlar, biz, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirlerinde iş üretiyoruz. Onlar burada yapay tartışmalar üretiyor, biz, tüm Türkiye'de hizmet üretiyoruz. Onlar bayat tartışmaları ısıtıp ısıtıp gündeme sürüyorlar, biz, milletimize hizmet edecek eserler üretiyoruz. Onlar 'yıkıcı' diyor, biz, yapıyoruz, farkımız bu. Onlar 'sivil dikta, sivil faşizm' diyor, biz, demokrasiyi daha da kökleştirmenin mücadelesini veriyoruz. Kısacası onlar konuşuyor, biz ise ülkemizin hayrına iş yapıyoruz. Biz, sadece söylemlerimizle değil, eylemlerimizle ve uygulamalarımızla ne olduğumuzu, ne olmadığımızı ortaya koyuyoruz.''

''ÖNCE AYNAYA BİR BAKIN"

AK Parti'nin, demokrasi ve değişim mücadelesi verirken, onu ithamlarla yıpratmak isteyenlerin ''statükonun, çözümsüzlüğün, gerilimin temsilciliğini yaptıklarını'' belirten Erdoğan, ''AK Parti'nin demokrasi karnesi altın yıldızlarla süslü iken bizi karalamaya çalışanların demokrasi sicili kara lekelerle doludur. Bu ülkede tek parti zihniyetinin temsilciliğini kimin yaptığı çok açık bellidir. Bu ülkede çetelerin avukatlığını kimin yaptığı çok açık ortadadır. Bakıyorsunuz, muhalefet milletvekilleri avukatlık için Silivri'den hiç ayrılmıyorlar, hep oradalar. Çünkü geçmişten bu yana hep bunu yaptılar'' diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye'de tek partili dönem deyince akla CHP'nin geldiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Düşünün; CHP'li il başkanı o zaman aynı zamanda o ilin valisi, belediye başkanı. Demokrasi tarihinde hangi gelişmiş ülkede veya gelişmekte olan ülkede bu var? Bu ancak otoriter veya totaliter rejimlerde olan bir olaydır. Bu da CHP'ye yakışır, onun tarihinde var.

Şimdi yandaş kalemleri bize kalkıp 'tek parti diktası' diyorlar. Önce aynaya bir bakın. Aynada kimi göreceğiniz belli. Biz, talimatla gelmedik. Biz, milletimizin 'yeter, söz milletin, karar milletindir' gerçeğiyle sandıklardan geldik. Biz, gizli tasniflerle de gelmedik. Bunu benim vatandaşım çok iyi bilir. Her şey açık, şeffaf olarak buraya geldik. Öyleyse milletimizin bu kutsal emanetini sonuna kadar da hakkıyla sürdüreceğiz, taşıyacağız. Bu ülkede hizipçilik, tahammülsüzlük, gerilim, kriz deyince hemen kimin akla geldiği bellidir. Siyaseti vesayet altına sokmak isteyenler de demokrasiye gölge düşürülmesine seyirci kalanlar da millet iradesinin örselenmesine çanak tutanlar da açık seçik ortadadır. Benim aziz milletim bu maskeleri de maskelerin arkasındaki yüzleri de çok iyi tanıyor. Milletim, hem bu senaryoları çok iyi biliyor hem bu oyunların aktörlerini artık ezberledi. Niçin CHP'ye bu ülkede iktidar verilmiyor? Millet bunlardan yaka silkti, 'illallah' dedi de onun için. İşte zaman zaman kenarında köşesinden, bunlar çünkü yamalı siyaset yaptıkları için, bir yerlere de onları yamalıyorlar.''

''STATÜKONUN DEĞİŞMESİNDEN YANAYIZ"

Türkiye adına, demokrasi, milli egemenlik, hukuk devleti, şeffaflık adına son derece önemli günlerden geçildiğine dikkati çeken Erdoğan, şu soruları yöneltti:

''Mesele şudur; Türkiye değişecek mi, yoksa 'böyle gelmiş böyle gider' deyip kendi haline mi bırakılacak? Türkiye, statükoculuk yapılarak içene mi kapanacak, yoksa çağdaş dünya rotasında değişimine devam mı edecek? Kronik sorunlar milletimizi inletmeye, ülkemizin menfaatlerini yok etmeye, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü hedef almaya devam mı edecek, yoksa tüm sorun alanlarını çözüm yoluna koyup milletimize rahat bir nefes mi aldıracak? Aksak bir demokrasi bu aziz millet yeterli midir, yoksa demokrasinin nitelikleri, standartları daha ileri seviyelere taşınacak mıdır? Türkiye, ileri bir demokrasiye, çağdaş bir hukuk sistemine mi sahip olacak, yoksa kendine özgü, yarım yamalak, geri kalmış bir yapıda yoluna devam etmek zorunda mı bırakılacak?''

Bu ve benzeri sorular karşısında tavırlarının 7 yıldır çok açık ve net olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Biz değişimden yanayız, statükonun değişmesinden yanayız. Biz, demokrasiden ve demokratikleşmeden yanayız. Türkiye'nin daha fazla atılım yapmasından yanayız. İleri bir demokrasiden, ileri bir hukuk sisteminden, daha fazla özgürlükten yanayız. 7 yıldır nasıl demokratik reformlar hayata geçirdiysek, bundan sonra da demokratikleşmeye hız kesmeden devam edeceğiz'' dedi.
Erdoğan, Türkiye'ye biçilen elbisenin ne olduğu gördüklerini, bildiklerini, Türkiye'nin ufkunu da vizyonunu da genişletmekten yana olduklarını dile getirerek, ''Etliye sütlüye karışmadan, tatlıya tuzluya karışmadan statükoyu devam ettirmek, sorun alanlarından uzak durmak, elimizi taşın altına sokmamak, bir siyaset tarzı olabilir mi?'' diye sordu.

Bugüne kadar bir kaç istisna dışında, tüm hükümetlerin yaptığı gibi ''idareimaslahatla'' işi götürebileceklerini ancak bu tavrın ''milletin emanetine hıyanet olacağını'' kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Sorunlara gözümüzü yumup, milletimizin dertlerine kulaklarımızı tıkayıp, 'adam sen de aldırma' diyebilirdik. Ama biz bu millete sevdalıyız, bu ülkeye sevdalıyız. Sorunların devamından menfaati olanlar, sorunları kendi çıkarları için istismar vesilesi görenler, çözüme sırtını dönebilirler. Ancak biz her türlü istismar zemininin, menfaat düzeninin, bu ülkeye zarar verdiğini görüyoruz. Hiç bir zaman kişisel, partisel bir çıkarın peşinde olmadık, olmayacağız. Her zaman dedik ki 'Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız.' Önemli olan bizim alacağımız oy, geleceğimiz makam değildir. Önemli olan; Türkiye'nin selametidir, milletimizin geleceğidir. Asıl menfaat şebekeleri, asıl istismar tacirleri bu ülke için bir tehlikedir, bu millet için tehdittir. Kim ki sorunların devamından, statükodan, vesayetçi anlayıştan yanaysa, biliniz ki istismarcı olan odur. Türkiye'nin menfaatine aykırı olarak kişisel, partisel veya kurumsal menfaatine düşünen odur. Kim çözümden, hukuktan, demokrasiden yanaysa, milletin dertleriyle dertleniyorsa, yine bilin ki Türkiye'yi, Türk milletini düşünen, bu millete sevdalı olan odur. İşti AK Parti, milletin yoludur, rotasıdır. Bu yüzden de çözümden, değişimden, demokrasiden, hukuktan yanadır. Çünkü AK Parti, Türkiye sevdalısıdır. AK Parti'nin varlık sebebi, Türkiye'ye hizmettir. Millete efendilik yapmak değil, hizmetkar olmaktır. Bugün eğer çeteler gün yüzüne çıkıyorsa, çeteler yargının önüne çakıyorsa, kirli oyunlar deşifre ediliyorsa, bu sergilenen sağlam duruş sayesindedir. Bugün eğer kirli planlar, kirli senaryolar açığa çıkıyor, özgürce eleştirilebiliyor, özgürce tartışılabiliyorsa, bu ortaya konan kararlı iradenin bir neticesidir. Bugün eğer Türkiye, tek yürek halinde, kirli emellere karşı cesur bir duruş sergiliyorsa, bu hükümetin cesur duruşu, AK Parti'nin cesur duruşu, sizlerin duruşu sayesindedir.''

''KİMSE BİZE GAZ VERMESİN''

Bazı köşe yazarlarının da kendilerine ''gaz vermeye çalıştıklarını'' belirten Başbakan Erdoğan, ''Kimse bize gaz vermesin. Biz, ne yaptığımız gayet iyi biliyoruz. Ne zaman ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Biz bütün bunların planlamasını yaparak yola çıktık'' dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğer bugün köşenizde bu tür yazıları rahatlıkla yazabiliyorsanız, şöyle insafa gelin de acaba yedi yıl önce bu yazıları niye yazamıyordunuz, kendinize bir sorun. Yazanlar da vardı. Onları da her zaman taktir ettik, yine ediyoruz. Ama o gün yazamadığı halde bugün yazanlar şöyle kendilerini bir muhasebeye çeksinler, bize de gaz vermeye çalışmasınlar. Önce yasaları iyi tahlil etsinler, incelesinler ve hukuk devleti içerisinde, bu işlerin nasıl yürütüleceğini de gayet iyi bilsinler, görsünler. Biz öyle öfkeyle kalkıp zararla oturanlardan olmayacağız. Milletimizi zararla oturtanlardan olmayacağız. Biz, dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Türkiye'nin selameti için, demokratik hukuk sistemimizin selameti için risk alıyoruz, mücadele veriyoruz, dik duruyoruz, sorumlu davranıyoruz. Demokrasiye, hukuka, milli iradeye inanan herkes ve her kurum da aynı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Türkiye'nin hukukunu koruyamayanlar, kendi hukuklarını da koruyamazlar. Haddini ve hukukunu bilmeyenler bu ülke için sorumlu da davranamazlar, dirayetli de olamazlar, aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar. AK Parti ile baş edemeyen siyasi partilerin başka yerlerden medet umması, demokrasi dışı yöntemlerden medet umması, demokrasi ve hukuka karşı girişimlere duyarsız kalması, Türk siyaseti açısından büyük bir talihsizliktir.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili olarak, ''Süreç bugüne kadar nasıl istismar edildiyse, bundan sonra çok daha fazla istismara başvurulacaktır. Sorunun çözümünden rahatsız olan kesimler çok daha fazla hırçınlaşacak ve süreci engellemek isteyecek, buna mahal vermeyecek, yapıcı dille, samimi üslupla ne yapmak istediğimizi, Türkiye'ye nasıl bir aydınlık kapı aralamak istediğimizi hep beraber anlatmak durumundayız'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi''ne değindi. ''Cumhuriyet'in en önemli, tarihimizin en önemli projelerinden biri, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nde önemli bir eşiğe geldik'' diyen Erdoğan, milli birliği, beraberliği, kardeşliği istediklerini ve bunu bir demokratik açılım süreci içinde gerçekleştirmek istediklerini vurguladı.

Kendilerinin bu adımları atarken, muhalefetin ''tamamen şahsi hırs uğruna bu adımlara karşı çıktığını'' ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''MHP'yi bir kenara bırakıyorum. Zaten hakaret cümleleri kurmanın ötesinde yaptıkları, söyledikleri hiçbir şey yok. Ama CHP'nin geçmişte hazırladığı raporlar, bizim bu süreçte üzerinde çok ama çok düşünmemizi gerektiren bir çelişkidir, bir tutarsızlıktır. 'Özel okullarda Kürtçe eğitim verilmelidir' diyecek kadar ileri görüşleri ileri sürenler, bugün dikkat ediniz anadilde eğitime değil, anadilin özgürce konuşulmasına, anadilde yayın hakkına, anadilin seçmeli ders olarak okutulmasına karşı çıkıyorlar ve bunu bölücülük olarak nitelendiriyorlar. 'Bizim öyle bir raporumuz yok' diyorlar. O raporlar, CHP'nin resmi web sitesinde hala duruyor. Başlıklarında da CHP ve Rapor ibaresi var. Parlamentoda bu konuşmayı yaptığım gün, oradan bağırdı Sayın Genel Başkan: 'Yok bizim öyle bir şeyimiz, yok' dedi. Biliyorsunuz hemen ertesi gün, kendilerinin web sitesinde bunun durduğunu ve 'lütfen siteyi bir açsın da orada neyin olduğunu görsün' diye açıkladık. O gün nasıl olduysa bazı medya grupları, 'Başbakan haklı çıktı' diye yazdı. Biz araştırmadan, soruşturmadan bu adımları atmayız. Araştırarak, soruşturarak atarız.''

''KÜRLÜKTÜR, SAĞIRLIKTIR, KAFAYI KUMA GÖMMEKTİR''

Erdoğan, en küçük bir hadise olduğunda, bunu doğrudan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilişkili hale getirdiklerini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Samimi bir şekilde şunu görmek zorundayız; 30 yıldır devam ede gele terör olayları, içten içe, alttan alta, çok sinsi bir şekilde toplumsal barışın, kardeşliğimizin, huzurumuzun altına nifak tohumları dikiyordu. Birileri görmek istemeyebilir. Gözlerini, kulaklarını kapatabilir ama lokal olaylar, belli etnik gruplara, inanç gruplarına yönelik tepkiler bu dönemde ortaya çıkmadı. Çıkmışlar, 'Başbakan etnik grupları telaffuz ediyor, sorun oradan çıkıyor' diyorlar. İşte bu körlüktür, sağırlıktır, bu kafayı kuma gömmektir. Milletten, toplumdan, ülkenin gerçeklerinden kopuk olmak işte budur. Terörü, fitneyi bu noktaya taşıyan zihniyet de esasen budur. Terör meselesini görme, benim Kürt kökenli vatandaşlarımın meselesini görme, Romanların, Alevilerin, azınlıkların meselesini görme... Sen görmezden gelince bu meseleler ortadan kaybolmuyor, tam aksine büyüyerek devam ediyor. Mevlana'nın da dediği gibi, 'Sen gözünü kapatınca alem yok olmuyor.' Bu sorunlar görseniz de görmeseniz de gizliden gizliye büyüyor. Fitne ve fesat çürümeye sebep oluyor. Bizim niyetimiz; bu nifak, fitne tohumlarına engel olmaya yöneliktir.''

''ŞİMDİ KISA, ORTA VE UZUN VADELİ ÇALIŞMALARA ODAKLANIYORUZ''

Parti olarak konuyla ilgili bir kitapçık hazırladıklarını ve Cuma gününden itibaren dağıtımına başladıklarını hatırlatan Erdoğan, içinde ''fısıltıyla yayılan 30 ayrı iddiada asıl niyetlerini ortaya koyduklarını ve sorulara net yanıtlar verdiklerini'' anlattı.

''Teşkilatımdan rica ediyorum; Bu kitabı dikkatli şekilde okuyalım ve oradaki cevapları ulaşabildiğimiz herkesle paylaşalım''' diyen Erdoğan, proje kapsamında bugüne kadar yaptıkları ve son dönemde atılan adımların da kitapçıkta yer aldığını kaydetti.

Erdoğan, ''Şimdi de kısa, orta ve uzun vadede yapacağımız çalışmalara odaklanıyoruz. Orta vadede çıkarmayı planladığımız yasaları, önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kuruluna inşallah getiriyoruz'' dedi.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Ayrımcılık Komisyonu, Bağımsız Kolluk Şikayet gibi yeni mekanizmalarla demokratikleşme yolunda ''tarihi adımlar attıklarını'' kaydeden Erdoğan, yasal düzenlemelerin yanında mevzuata dönük çalışmalara da hız verdiklerini, ekonomik ve sosyal alanda planlanan çalışmalara ivme kazandırdıklarını anlattı.

Erdoğan, ''Süreç bugüne kadar nasıl istismar edildiyse, bundan sonra çok daha fazla istismara başvurulacaktır. Sorunun çözümünden rahatsız olan kesimler çok daha fazla hırçınlaşacak ve süreci engellemek isteyecek, buna mahal vermeyecek, yapıcı dille, samimi üslupla ne yapmak istediğimizi, Türkiye'ye nasıl bir aydınlık kapı aralamak istediğimizi hep beraber anlatmak durumundayız'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ırkçılığın; Türk kültürünün, medeniyetinin, tarihinin ve inançlarının kesin dille reddettiği bir hastalık olduğunu belirterek, ''Bizim milliyetçilik anlayışımız, kafatası milliyetçiliği değildir'' dedi.

Erdoğan, ''CHP ile MHP'yi ele geçiren yönetim anlayışları ruh ikizidir. Statükoculuk, inkarcılık, dayatmacılık bu iki partinin de yönetici genlerine işlemiştir'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, hangi düşünceden olursa olsun bütün vatandaşların, gönüllerinde müstesna bir yeri olduğunu söyledi.

Irkçılığın, bu topraklarda hiç bir dönemde kendisine yer edinemediğini ifade eden Erdoğan, ''Ayrımcılık, bu topraklarda asla zemin bulamamıştır. Irkçılık noktasında dünyanın bir çok ülkesinin sicilinde lekeler bulunurken, bizim tarihimizde ırkçılık hiç bir zaman tutunamamıştır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, bunun nedenlerinin iyi görülmesi ve kavranması gerektiğine işaret ederek, şöyle konuştu:

''Irkçılık; bizim kültürümüzün, medeniyetimizin, tarihimizin ve inançlarımızın kesin dille reddettiği bir hastalıktır. Bizim medeniyetimizde zenginin yoksula, akın karaya, şehirlinin köylüye, batılının doğuluya, güneylinin kuzeyliye tahakkümü asla yoktur ve olmamalıdır. Hiç kimse anne babasının etnik kökenini, inancını, mezhebini, rengini, kültürünü, dilini taşıyor olduğu için suçlu sayılamaz; kusurlu, ikinci, üçüncü sınıf sayılamaz. Bunu böyle görmemek de insanlık suçudur. Birlik mefkuresi, ancak farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışla hayata geçirilebilir. Eğer bir ve beraber olacaksak, farklılıkları zenginlik olarak göreceğiz. Birlik demek, insanların farklılıklarını yok saymak, törpülemek, ortadan kaldırmak, herkesi tek tip vatandaş haline getirmek değildir. Irkçılık yaparak, farklılıkları yok sayarak birlik sağlanamaz. Bu sadece ayrışmaya yarar, kin ve nefreti körükler. Şu anda Türkiye genelinde gizliden gizliye yayılmak istenen ırkçı ajitasyon karşısında son derece dikkatli olmak zorundayız. Bazıları bu insanlık suçunu kullanarak, kendisine siyasi rant ve oy devşirmenin gayesinde olabilir. Buna karşı bizim tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle cevaplar üretmemiz gerekli hale gelmiştir. Millet kavramı, etnik kökenlerin, ırkların hatta inançların, mezheplerin üzerinde, onların tümünü kapsayan bir kavramdır.
Gerçek milliyetçilik, asla ve asla ırkçılık değildir. Gerçek milliyetçilik, bir ırkın diğerine tahakkümü, diğerini hor görmesi değildir. Gerçek milliyetçilik ortak tarihten, medeniyetten yola çıkarak ortak bir geleceği inşa etmektir, ortak idealleri savunmaktır. Bizim tüm devletlerimiz, Selçuklu da Osmanlı da Türkiye Cumhuriyeti de bu anlayış üzerine bina edilmiştir. Tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle tamamen çelişen, ters düşen bir ırkçı anlayışa karşı ortak idealler çerçevesinde kenetlenmiş Türkiye'nin bekası için hep birlikte, el ele, gönül gönüle geleceğe yürüyen bir milliyetçilik anlayışını ön plana çıkarmak zorundayız. Bizim milliyetçilik anlayışımız, kafatası milliyetçiliği değildir, bunu böyle bileceğiz.''

''BU ULUSALCILIĞIN SAĞI VE SOLU YOK''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün, milliyetçilik diye toplumun önüne konanın; içe kapanmacı, dünyaya sırt çeviren, evrensel değerleri yok sayan, temel hal ve özgürlükleri yadsıyan, Türkiye'yi çağdaş dünyadan ve kavramlardan koparan ilkel bir ulusalcılık olduğunu söyledi. Bu ulusalcılığın sağı ve solunun olmadığını belirten Erdoğan, ''İşte onun için diyoruz ki; CHP ile MHP'yi ele geçiren yönetim anlayışları ruh ikizidir. Statükoculuk, inkarcılık, dayatmacılık, bu iki partinin de yönetici genlerine işlemiştir'' dedi.

Erdoğan, ''Bunlar sadece hamaset bilirler, kriz yönetmeyi bilirler, gerilimden beslenirler, çözümsüzlükten medet umarlar. Milli birlik ve kardeşlik projesi, aklı selimin asla karşı çıkamayacağı, tereddütle karşılayamayacağı bir kardeşlik ve dayanışma projesi olduğu halde, buna karşı çıkarlar'' diye
konuştu.

Irkçılık temelli siyaset üretenlerin; ajitasyonla, provokasyonla, kışkırtmayla hem süreci engellemek hem de istismar mekanizmalarını hızlandırmak istediklerini kaydeden Erdoğan, ''Zor bir süreçten geçiyoruz. Ama aynı zamanda tarihi bir süreçten geçiyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 7 yıldır, her zaman yaptıkları gibi bugün de ülkenin, milletin çıkarlarını, Türkiye'nin bekasını her şeyin üzerinde tuttuklarını ve bütün zorluklara göğüs gererek yollarında ilerlediklerini bildirdi.
''Ne yapıyorsak Türkiye ve aziz milletimiz için yapıyoruz'' diyen Erdoğan, kar, fırtına demeden, gece gündüz demeden çok koşacaklarını söyledi. Başbakan Erdoğan, ''Çünkü, açık büyük, bu açığı biz kapatacağız ve biz kapatıyoruz'' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, heyecanlarını, coşkularını, cesaretlerini muhafaza ederek yürüyeceklerini ifade ederek, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, enerjide ve tarımda da bu yolculuğu devam ettireceklerini söyledi.Başbakan Erdoğan, ''Gönül dilini muhafaza edeceğiz, gönüllere hitap etmeye devam edeceğiz. Eserlerimizle, hizmetlerimizle konuşacak, bu şekilde farkımızı ortaya koyacağız'' dedi.

PROTESTO YAPMAK İSTEDİ

Başbakan Erdoğan'ın konuşması sırasında, salonda bulunan Aslı Olcar adlı genç kız, sarı bir bez zemin üzerine yazılan, ''Erdoğan, nükleer inadından vazgeç'' yazılı pankartı açmak istedi. Ancak genç kız pankartı açamadan, salonda bulunan emniyet görevlilerince müdahale edilerek, dışarı çıkartıldı.
Grup salonunda bulunan partililer, Başbakan Erdoğan'ın konuşması sırasında sık sık slogan attı.
BİZE ULAŞIN