Sistemi uymadı!

Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turu rövanş maçında Ali Sami Yen'de Kazakistan temsilcisi Tobol'u 2-0 yenerek tur atladı.

Aslan'a 1-1'in rövanşında galibiyeti getiren golleri 64'te kafa ile Mustafa Sarp ve +92'de yine kafa ile Servet Çetin kaydetti. İlk yarıda rakibini yoran Galatasaray, ikinci yarıda sonuca gitmesini bildi. Cimbom, UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turunda İsrail'in Maccabi Netanya takımı ile eşleşti.

İşte basında çıkan yorumlar;



LEVENT TÜZEMEN: Öldüren pas trafiği (SABAH)


G.Saraylı oyunculara "Paslaşın, yardımlaşın, savaşın" talimatını veren Rijkaard'ın oynatmak istediği pas yüzdesi yüksek anlayışın işlemesi için iki temel kural var:

1- Kanatları iyi kullanıp hızlı hücuma çıkacaksın.

2- Ayağa isabetli pas yapmak için teknik becerisi yüksek oyunculara sahip olacaksın.

Rijkaard henüz takımın iskeletini kurmadığı için Galatasaray uyum sorunu yaşıyor. Hollandalı hoca eldeki mevcutlardan bazı mevkilerde devşirme oyuncu kullanıyor. Bu durum uyum sıkıntısı yaratıyor. Tobol maçında özellikle bu uyum sorununu oyuncular iliklerine kadar hissetti. Arda oyun kuruculuk görevini başarıyla yaparken çok koşup çok çalıştı.

Büyük takımda oynama alışkanlığını kazanmak zaman istiyor. Mustafa Sarp da bu alışkanlığı kazanmaya başlamış. Sarp göbekte işçi arı gibiydi.

EBRU KILIÇOĞLU: Doğum sancısı (SABAH)

Galatasaray'da iş yapanlar eski topraklar ama kanatlar yetmiyor. Arda'da da hem dar alanlara hem de sahadaki her görevi yapmaya mahkum oluyor, sonuçta oyun sıkışıp kalıyor. Galatasaray daha baskın, gol bulmakta daha kararlı. Rakipse 'avantaj buldum, benimdir!' havasında 4-5-1 dizilmiş. Galatasaray'ın 35'den itibaren sıkmaya başladığı mengene 37'de önce Baros'un vuruşu sonra Arda'nın uzaktan sert şutuyla iki net olarak semeresini veriyor. 38'de Serdar'ın ortasına gelen Servet'in vuruşunuysa kaleci çizgiden çıkartıyor. Ama özlenen, gelmeyen, gelmedikçe de tedirgin eden gol 63'e kadar nazlanıyor.

Galatasaray turu kapıyor ama bu maçın kıssadan hissesi özellikle maçın son 15 dakikasında sahadan gelen 'biraz sabır, olacağım ben' sinyalleri ve basın tribününde hissedilen 'Rijkaard'ın Türk basınından çekeceği var' hissi; benden söylemesi!

ÖMER ÜRÜNDÜL: Sistemi uymadı (SABAH)

Galatasaray ilk 30 dakika çok olumsuz bir saha içi görüntüsü sergiledi. Rijkaard'ın fazla paslı oyun anlayışına ciddi bir uyum sıkıntısı vardı. Geriden toplar oyuna çok zor giriyordu, Yaser'in kapasite yetersizliği yanında yapısı ileri ucun kenar rolüne uygun değil.

Ama Rijkaard'ın sistemine Galatasaray'ın kadro yapısı dolayısıyla uyum sağlamasının çok çok zor olacağı dün gece belgelendi. İki Tobol maçındaki saha içi görüntüsü, atılan toplam üç golün hepsinin duran toptan olması ve Kazak ekibinin dün gece ikinci yarıda biri skorda denge varken, biri tek farklı skor dezavantajındayken kaçırdığı iki yüzde yüzlük gol görüşümdeki önemli örneklerdir.

İSMET TONGO: Korku filmi gibi (FOTOMAÇ)

Maç başlamadan önce, hatta birkaç gündür Galatasaraylılarda endişeli bir bekleyiş vardı; "Turu geçeriz amma" diyorlar, sonra da devam ediyorlardı: "Ya Tromso maçındaki gibi bir kaza Tobol'a karşı da olursa.." Bu endişeye herkesin verdiği cevap babadan kalma idi. "Ağzından yel alsın!" Alsın kardeşim alsın. Eğer babadan kalma laflarla Galatasaray, Tobol'u geçecekse vah! Galatasaray" ın haline vah! Galatasaray maça yine tek yabancı ile çıktı. Baros sahada, diğer yabancılar nerede? Kimi kulübede, kimi formsuz, kiminin izni gelmedi, kimi de Yahya Kemal'in meçhule giden gemisinde. Anladınız değil mi bu kim?

Bu devrenin üzücü olayı takımın iyilerinden biri olan Serdar Eylik'in sakatlanıp oyundan çıkması idi. Yerine giren ise Linderoth idi. Bence girmese, yerine bir genç adam alınsa daha iyi idi. Bu yarı Galatasaray galipti ama "Ya bir gol yerse" korkusu ile geçen dakikalar hep insanların ellerini terletti. Servet'in attığı ilk gol hepimizi rahatlattı.

HAKAN DİLEK: Lafın gelişi (FOTOMAÇ)

İlk maçtan bu yana değişen bir şey yok. Kenar atakların zayıflığı, Arda'nın peşindeki tribünleri hüsrana uğratan temposuzluğu iki kere talihsizliğiydi Galatasaray'ın. Oysa karşılaşma öncesi Rijkaard'a ve Arda'ya şık bir 'hoş geldin' çekmişti Ali Sami Yen tribünleri. Arda için pankartlara düşen ibare onu gittikçe hedefinden uzaklaştıracak herhalde: "Metin Oktay'ın izindeydik Arda'nın peşindeyiz!" Ama inanın o neyin peşinde belli değildi dün akşam.

Bunu o geçen senenin üstün performansını ararken soruyorum. Şunu istiyor insan; bir kanat varyasyonu, koşan ve açığa çıkan bekler, ön ve arka direğe atak yapan forvet oyuncuları, uzak erimli şutlar. İkinci yarıya Kewell'la başladı Galatasaray nedense.

Baktılar ki kilitleri açamayacaklar, bu kez orta sahada bir hammala ihtiyaç duydular. O da aylardır sakat bekleyen Linderoth oldu. Ama Tobol'lu savaşçıların yılacağı yok. Bir kenetlenmişler ki... Avrupa'ya ilk selamını veren genç yeteneği Mustafa ve kulesi Servet ile iki gol buldu turuncular iki kafa şutuyla. Sıkıntılıydı, ezaydı, heyecansızdı, sönüktü, temposuzdu. Artık önümüzdeki turlara bakıcaaz.

ZAFER ERTEM: Zaman geçiyor (FOTOMAÇ)

Rijkaard, Tobol maçının kolay olmayacağını şu sözlerle özetlemişti: "Kazanmak için acı çekmemiz gerek." Futbolcular galiba bunu 'bizi izleyenlere acı çektirmemiz gerek' şeklinde algılamışlar. Böyle amaçsız, böyle isteksiz böyle kötü bir G.Saray göreceğimi hiç tahmin etmezdim. Ama ben yine madem kulübedeler Emre Güngör, Linderoth ve Kewell'ın ilk 11'de sahaya çıkmasını beklerdim.

Mustafa Sarp ve Yaser bu formanın oyuncuları olmamalı. Hele hele Mustafa Sarp'ı dün gece attığı gol de kurtarmamalı. Hazır değil, istekli değil, üstelik sahada nerde duracağını da bilmiyor. Yani G.Saray'ın dokusuna uygun bir futbolcu değil. Zaman ne gösterir bilemem tabii.

YAŞAR YALÇIN: Kalite farkı (FOTOMAÇ)

Galatasaray, fizik ve kondisyon yönünden Tobol maçına hazır sayılırdı. Ancak taktiksel açıdan hazır olduğunu söylemek yanlış olur. Rijkaard sistemde değişiklik yapmayıp takımı yine 4-3-3 sisteminde oynatırken, sarı-kırmızılı futbolcular ise bu sistemde oynamakta çok açık zorlanıyorlardı. Bu da çok normal, çünkü takımın ne stoperleri ne de defansta oynayan kanat oyuncuları bu sisteme uygun değiller. Sadece orta sahası böyle bir oyun kurgusuna müsait. Ancak onlara da ayak uyduramazsanız, böyle bir oyun kurgusunda son derece zorlanırsınız. İlk maçta deplasmanda alınan 1-1'lik skor, rövanş için fena bir sonuç değildi.

Karşılaşmada bu golle 2-0 sonuçlandı. Galatasaray bu turu geçti. Ancak henüz hazır değiller. Biraz zamana ihtiyaçları var. Yeni bir hoca, yeni bir oyun sistemi alışmak çok da kolay olmayacak. Biraz sabır gerek.

KANAT ATKAYA: Kredi bol zaman az (HÜRRİYET)

Galatasaray açısından sezon başlamış gibi gözükse de iki Tobol maçı da hazırlık karşılaşması havasındaydı.

İlk maçta gençler için son bir kendini gösterme platformu tasarlamıştı Rijkaard. İkinci maçta da sezon içinde favori ilk 11'de yer alması güç gözüken isimlerle asları harmanladı. Tobol, Galatasaray'a rakip olabilecek güçte değildi elbette.

Rijkaard ve ekibinin kredileri bol, zamanları az. İki duran toptan bulunan goller dışında pozisyon üretilememesi, şimdilik en net görülen problem. Bu sezon Tobol'dan daha kolay bir rakiple oynamayacaklarını herhalde hepsi biliyordur. G.Saray için hazırlık bitti, hayat başladı.

İLHAN SÖYLER: Akılcı hamle (HÜRRİYET)

Takımın orkestra şefi tabii ki Rijkaard... Elindeki enstrümanlara göre hareket etmek zorunda. Baktı ki, uygulamak istediği sistemde bir yanlışlık var, işler yolunda gitmiyor; hemen orta sahayı dörtledi. Hücumdaki Baros'un arkasına Arda'yı koydu. Bu akılcı bir hamle idi.

Galatasaray dün akşam o kadar akın yaptı, rakibi delmeye çalıştı, ancak goller iki duran toptan geldi. Önce, çalışılmış bir organizasyonla Sabri'nin pasında Mustafa'nın kafayla attığı gol, Tobol'un kilidini açtı, Galatasaray'ın strese girmesini önledi. Arkasından, son dakikada Arda'nın kullandığı bir kornerde Servet, mermi gibi bir kafayla perdeyi kapattı.

RIDVAN DİLMEN: Kazanırken ders almak (MİLLİYET)

Tabii ki turu geçmek önemli. Tabii ki ilk maçta avantajlı bir skor elde edilmişti. Ama Türkiye'de uzak ara küme düşecek bir rakibe karşı ilk kez seyircisinin önüne çıkan Galatasaray çok kötü oynadı. Üstelik çok da pozisyon verdi. Rakip son paslarda kalitesizlikten hata yaptığı için bazı pozisyonlar başlamadan bitti. Ancak Türkiye Ligi'nde her takım bu pozisyonların çoğunluğunu değerlendirir.

Bence kazasız belasız turu geçerken, kazanırken Galatasaray ve Rijkaard'ın oturup durumlarını bir gözden geçirmesi gerek. Bu oyuncular ve oyun yapısı Türkiye'de ilk üçe yetmez. Avrupa'da hiç yetmez. Bu kadar karamsar olmak için belki çok erken ama Galatasaray Kulübü daha güçlü bir kadroya layık bir kulüp.


ATİLLA GÖKÇE: Bravo Arda! (MİLLİYET)

UEFA, organizasyonu büyütmüş, adını "Avrupa Ligi " koymuş... Galatasaray da eski organizasyonun patronları arasında. Ama gelin görün ki, futbol protokol filan dinlemiyor. Bir zamanlar şampiyon da olsa ön elemeye buyur ola!.. Dünkü düşük profilli maçta en beğendiğim oyuncu Arda oldu. Hem takımın yeni kaptanı olarak sorumluluğu severek taşıyabileceğini gösterdi, hem de baştan sona araştırıcı, etkin, baskılı ve akıl dolu hamleleriyle maça derinlik kattı.

Rijkaard'ın sanıyorum devre arasındaki uyarıları Mustafa Sarp'ı golle buluşturan hamleleri getirdi. Böylece Sabri'nin baskılı oyunu da meyve vermiş oldu. Maçın sonunu beklerken Servet'in golü, günün süsü oldu.

Rijkaard ve ekibi için yeni oyun anlayışına dayalı eleştiri yapmayacağız. Bu oyunun zamana ihtiyacı var.

Ama dün gece beklenen görev tamamlanmıştır

Goller Cepte
BİZE ULAŞIN