Hak eden kazandı

AHMET ÇAKAR: Sınavı ikisi de geçti (SABAH)

Sezonun ilk ciddi sınavı hangi skorla biterse bitsin takımlar için sonuç sadece bir kupa olacaktı. Ama 34 haftalık sezon için ilk belirtiler ve kadro kaliteleri daha önemli. Görünen o ki, hem Fenerbahçe hem de Beşiktaş kadrolarını ciddi anlamda takviye etmişler.
Gelen oyuncular fena değiller, ama kaliteleriyle ödenen paralar arasındaki ilişki doğru mu, sanırım sezon boyu tartışılacak. Her iki takımda da, bireysel hatadan kaynaklanan çok fazla savunma zaafları gördük. İlk uyarımız Fenerbahçe savunmasına. Önder defansın ortasında oynamaya müsait değil. Bilica da, çok riskli oynuyor. Fenerbahçe'de oynamak Sivasspor'da oynamaya hiç ama hiç benzemez.
Aynı şey Beşiktaş savunması için de geçerli. Çok fazla bireysel hata yaptılar. Ferrari iyi bir savunma oyuncusu olabilir, uzun yıllar İtalya Ligi'nde oynamış olması bunun göstergesi. Bir defans oyuncusu için tekniği de iyi ama o da çok riskli oynuyor.
Emre sezon başı hazırlığını iyi geçirmiş, beğendik. Güiza da, özellikle ilk yarıda çok iyi oynadı, çok şey yapmaya çalıştı. Ama geçen seneki rahatsızlık devam ediyor. İleride çok yalnız kaldı.

GÜRCAN BİLGİÇ: İlk ayak sesi... (SABAH)


Beşiktaş'ın iki kupalı fiyakasını bozmak için oynuyordu Fenerbahçe. İlk dakikadan itibaren baskıyı hissedip, topu mümkün olduğunca çime yakın kullanmaya çalışarak 10. dakikadan itibaren kontrolü de sağladılar. Her mücadelenin peşinden koşup, her pozisyonu kıymetli yapmaya çalışarak, klasik derbi karakterlerini ortaya koydular; sonuna kadar vazgeçme, fırsat bulduğunda da kaçırma...
İlk yarıda Rüştü'nün burnunun dibine kadar iki kez geldiler. Yusuf'un direkten dönen topu dışında da hazırlanmış pozisyon vermediler. Ama Perşembe günkü maç takımın beline bağlanmış bir ağırlık gibi sahanın her tarafındaydı. Aynı derdi Beşiktaş orta sahası da taşıyordu. 35'e kadar her iki taraf da tek blok olmaya çalıştı ama sonrasında orta sahalar düştü oyundan. Forvetler ise geri koşmayı düşünmüyordu bile.
Bu görüntü ikinci yarının pozisyonlu ve gollü geçeceğinin habercisiydi. Beşiktaş daha erken pes etti. Emre ve Cristian ceza alanına girmeden oyun bitirmeyi tercih edince, Fenerbahçe anlık pusular kovaladı. Golün kombine bir ataktan gelmesinden ziyade, ofansiflerin ustalıklarına emanet edildiğini görüyorduk.

ALİ GÜLTİKEN: Bu yenilgi bir şans (SABAH)

Derbi kaybetmek kötüdür. Beşiktaş için de Fenerbahçe'ye kaybetmek hoş değil. Sonucunda bir kupa finali... Yenilirken, ligin başlangıcında rakibinize karşı psikolojik üstünlüğünüzü de yitiriyorsunuz.
Bu, işin Beşiktaş açısından kötü tarafı. Ama kupa kaybedilmesine rağmen dünden iyi mesajlar da var. Beşiktaş, geçen yılki oyun düzenini aşağı yukarı aynen devam ettiriyor. Üstelik; üzerine koyarak... Daha dengeli oynayabiliyor, topu daha iyi kullanabiliyor ve kendi bölgesinden kaptığı toplarda çok da iyi çabuk ataklar geliştirebiliyor. Dün Beşiktaş'tan bu şekilde güzel organizasyonlar izledik.
Özellikle orta alanın iki ismi Ernst ile Fink hem mücadeleci yönleriyle hem oyun disiplinleriyle hem de topu öne doğru iyi kullanmalarıyla iyi işler yaptılar. Bunlara ilaveten ilk yarıda Tello ve Bobo hem pas alışverişlerinde hem de hücum organizasyonlarında etkili oldular. Bu yarıda Yusuf dışında Beşiktaş takımı oyuna daha hakim bir görüntü çizdi. ÖMER ÜRÜNDÜL: Fener iyi çalışmış (SABAH) Mevsimin ilk kupasını kazanan Fenerbahçe, son sezonu çifte kupayla kapatan Beşiktaş önünde ilk yarıda ikisi Alex, biri Santos, biri de duran toptan Kazım ile 4 net pozisyondan faydalanamadı. Ama bu pozisyonlar rakip takımın hatalarından kaynaklanan anlık fırsatlardı. Bunun dışında ilk 45 dakikada F.Bahçe'nin hücum organizasyonu ve takım savunması olumlu değildi.

SELÇUK YULA: Hak eden kazandı (FOTOMAÇ)


Bir tarafta iki gün önce 35 derece Avrupa Kupası maçı oynamış Fenerbahçe, bir tarafta dinlenmiş Beşiktaş. Haliyle ne düşünürüz: İlk yarı olmazsa bile ikinci yarının sonlarına doğru Fenerbahçe düşer, Beşiktaş da kondisyonuyla ezer geçer. Ne de olsa hazırlık dönemlerindeyiz. Ama bakıyoruz ki tam tersi oluyor. Pozisyonları bulan ve golleri atan Fenerbahçe. İşte Daum'un ve Roland Koch'un sihirli sopası burada işe yarıyor. Fenerbahçe, Daum'un dediğine göre fiziki açıdan daha yüzde 50'lerde ise 2-3 ay sonra ne olacak onu da Allah bilir. Daum maça Carlos'un yokluğunda Vederson'u sol kanadın arkasına, Santos'u da daha çok iş yapabileceğine inandığı ön tarafa alarak başladı. Santos iyi gününde değildi, sonradan yerini Uğur Boral'a bıraktı. Uğur'la o kanat daha iyi çalışmaya başladı. Sağ kanatta da Gökhan çok iyiydi. Ama bu sefer önündeki Kazım gününde değildi. Daum onu da Deivid ile değiştirerek o kanada da işlevlik getirdi. Honved maçında sahada basmadık yer bırakmayan Emre de gününde değildi. O da Selçuk'la yer değişti. Anlatmak istediğim Daum'un bütün hamleleri son derece başarılıydı. Ve bu hamleler kupayı getirdi.

FENERBAHÇE - BEŞİKTAŞ FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ...

TURGAY DEMİR: 10.5 numara şart (FOTOMAÇ)

Öncelikle yeni sezon tüm futbol ailesine hayırlı, uğurlu olsun.. Geçen sezonun son kupası aynı zamanda yeni sezonun galası anlamına geliyordu.. Fenerbahçe ve Beşiktaş yeni kadrolarıyla ilk kez karşılaşırken sezon öncesi zaaflarını da görmüş oldular.. Beşiktaş 4-2-3-1 ile sahaya yayılırken Lyon ve Porto maçlarına göre daha iyi görüntü sergiledi. Fink ve Ernst'in üstün fizik güçleriyle orta sahada etkin olan siyah-beyazlılarda Nobre'nin arkasındaki üçlüden soldaki Bobo ve sağdaki Yusuf bekleneni vermekten uzak kaldılar. Final gecesinin ilk 45 dakikasında her iki takımın da net pozisyonlarını rakibin sağ kanadından bulmaları ilginçti. Fenerbahçe'de Kazım, Beşiktaş'ta Yusuf arkadalarındaki Gökhan Gönül ile Erhan Güven'e destek vermeyince arızalar da bu bölgelerde meydana geldi.. Zaten ikinci yarıda takımlarından ilk çıkan isimler de Yusuf ve Kazım oldular. Bu da iki teknik adamın da bizimle aynı görüşte olduğunun bir kanıtı gibiydi. Yusuf'un yerine giren Nihat, Nobre'nin arkasındaki üçlünün ortasında oynadı. Kanatlardaki Bobo ve Tello sık sık yer değiştirdiler.

EMRE BOL: Fener farkı (FOTOMAÇ)

İki takım için de eksiğini, fazlasını görme açısından çok önemli bir maçtı. Bundan ciddi hazırlık maçı olur mu? Bir de sonunda Süper Kupa var! İlk yarıda galibiyeti daha çok isteyen takım F.Bahçe'ydi. Rüzgâra karşı oynamasına rağmen çok ciddi pozisyonlar buldular. Özellikle Güiza'yı çok beğendim. Onu hiç bu kadar istekli görmemiştim. İspanya'dan geldiği günden bu yana en iyi futbolunu oynadı. F.Bahçe'nin bütün hazırlık maçlarını izledim. Bir şey çok dikkatimi çekti. Her maçta ya sağ ya da sol kanat verimli bir şekilde çalışıyor. İki kanadında tıkır tıkır işlediğini göremedim. Dün de son haftaların formda ismi Kazım'ın kanadı dururken; Dos Santos ve Vederson sol kanatta çok iyi işler yaptılar. İkilinin arasındaki uyum üst düzeydeydi. İki takım da sert oynuyor, Yunus Yıldırım sanırım sahadakilerin birbirlerinin ayaklarını kırmalarını bekliyor! Sertliğe göz yumarak herkesi çileden çıkardı. Fink'in, Güiza'yı gole giderken kontrolsüz bir şekilde düşürülmesine faul bile çalmadı. Yahu arkadaş; bu hareket dünyanın her yerinde fauldür. Ama faulü çalarsa kırmızı kart vermesi gerektiği için yüreği yetmedi! Anlaşılan yeni sezonda hakemleri çok konuşacağız.

HAKKI YALÇIN: Yeni aşk Fener'i /TAKVİM)

Pozisyon zenginliği olan bir maçtı.
Beşiktaş'ın ilk çeyrekteki başlangıcına baktım, Kartal tadındaydı!
"Beşiktaş kaldığı yerden devam ediyor" dedim. Gol de gelebilirdi.
Sonra Fenerbahçe'nin oyunu dengeleyip, topa daha çok sahip olduğunu gördüm. Akıl, hırsa karşıydı.
"Fener'in ışığı parladı"
dedim.
Ama iki takım için de ilk yarıyı özetlemek gerekirse.
"Hatalı savunmalar, beceriksiz forvetler" diyebiliriz.

BİZE ULAŞIN