Bravo Denizli

Turkcell Süper Lig'de Beşiktaş ile Gaziantepspor arasında yapılan maç 0-0 beraberlikle tamamlandı ve Beşiktaş, 4. hafta sonunda 6 puan yitirdi.

AHMET ÇAKAR: Bravo Denizli! (SABAH)

Yarattığın takımla gurur duyabilirsin. O kadar iyi oynuyorlar ki bu sene hem lig hem de Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olabilecek müthiş bir kadro yaratmışsın. Üstelik bu takımı Çeşme'de oturup tatil yaparken planlamışsın. Bazı kargalar Beşiktaş'ın kötü yolda olduğunu söyleyebilirler.

Ama onlara inanma, onlar leş kargalarıdır ve sana yol gösteremezler. Mesela ne iyi ettin de dün gece oyun sitilleri birbirlerine yakın Serdar, Nihat ve Holosko'yla başlayıverdin.

* FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

Ondan sonra da bu orta boylu adamlara geriden uzun toplar çıkarttırdın. Ne iyi ettin de sahanın en iyisi Ernst'i oyundan aldın. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi sol beki olarak fiyatlandırılmış İsmail'i kutlaman lazım. Şaka bir tarafa Denizli sınıfta kaldı.

Daha sezon başında bu kadar puan kaybı Beşiktaş'ın kendine güvenini alır götürüverir. Zaten stresi kaldıramayan bir oyuncu topluluğu var. Son vuruşlar ve son paslar baskıdan dolayı hep kötü. Ernst ve Fink ne kadar ileriye yakın oynasalar da yaratıcılıkları kısıtlı. Her iki bekinin hücum etkileri çok az. Peki şimdi ne olacak? Diyebilirsiniz ki, "Bu takıma Yusuf ve Tabata da gelecek ve her şey düzelecek."

ALİ GÜLTİKEN: Sıkıntılı günler (SABAH)


Futbolda teknik adamın, futbolcunun kafasında oluşabilecek şüphe ve acaba düşüncesi en kötü şeylerden biridir. Çünkü bu içerisinde belirsizlik kadar bilmemezlik ve şüphe getirir. Beşiktaş, sezon öncesi ve sezonun başlamasıyla birlikte hem saha içinde hem saha dışındaki olaylarla teknik adam, futbolcu ve yönetim yanında; oynanan bu Antep maçıyla taraftarında da artık ciddi şüpheler uyandırmaya başladı.

Bu kötü çünkü bu takım geçen senenin en başarılı ekibi. Gereksiz yere şampiyonluk sonrasında oluşan transfer saçmalıkları ve gündem değiştirme çabalarıyla bambaşka bir yere sürüklendi. Bir de bu işin sorumlusu olanlar isteyerek veya istemeyerek takımda sanki çok büyük yetersizlik ve eksiklik varmış görüntüsü oluşturdular. Sakatlıklar olabilir, eksiklikler de olabilir. Bunları telafi edebilirsiniz ama en zoru güven bunalımını aşmaktır. Bugün Beşiktaş kendi kendine oluşturduğu bu bunalımın sonuçlarını yaşıyor. Bu ortamdan maça döndüğümüzde, bunların birebir sonuçlarını sahada gördük. Beşiktaş kendi seyircisi önünde her zaman daha iyi işler yapabilen bir takım.

HAŞMET BABAOĞLU: Yetersizlik! (FOTOMAÇ)

Teknik direktör Mustafa Denizli, taraftarları İnönü Stadı'ndaki şölene çağırmıştı hafta içinde. Bu kadar şut, bu kadar pozisyon ama yine gol yoktu! Beşiktaş'ta ilk dört haftada yolunda gitmeyen şey nedir? Çok basit iki cevabı var: Organizasyon yetersizliği ve kanatların zayıflığı... Şimdi Beşiktaş'ta tempolu hücum ve durmadan rakip kaleye yönelik şut atma hevesini görmek bizi yanıltıyor. Soruyorum, tek bir zekice atılmış final pası görebildik mi? İbrahim Kaş'ın maçın başındaki hareketi hariç ceza sahasına kat edip penaltı noktası yakınlarındaki arkadaşına top atmak isteyen kanat oyuncusu ve akını görebildik mi? Beşiktaşlılar'ın bunları görebilmesi için Galatasaray'da Elano veya Arda'ya, Fenerbahçe'de Alex ve Gökhan'a bakmak zorunda kalması acı! Beşiktaş şuursuzca hücum ediyor. Seyretmesi güzel bazen. Ama bu gol için örgütlenmek anlamına gelmiyor!

TURGAY DEMİR: Kahramana kement! (FOTOMAÇ)

İki cuma, bir pazartesi. Şampiyona reva görülen bu! İşte koca cumartesi bomboş ama Beşiktaş ilk kez seyircisiyle buluşacağı maçta yine cuma oynadı. "Uyuma federasyon" diyelim, biz geçelim karşılaşmaya. Serdar Özkan, Nihat, Tello üçü de boydan kısa ayaktan usta. Bu üçlü yerden oynadıkları zaman etkili oldular, kanatlardan gelen ortalara karşı ise yapacak hiç bir şeyleri yoktu. Gaziantep sakin ve akıllıydı. İlk yarının ortalarında Beto ve Ferdi, beş Beşiktaşlı arasında yaptıkları verkaçla kalabalıklar arasından nasıl çıkılacağını gösterdiler. Hakan'la karşı karşıya kalan Beto son vuruşu iyi yapabilse tabelayı da değiştirirdi.

İLKER ATEŞ: Böyle gitmez (FOTOMAÇ)

Ligin ilk maçından bu yana "Bu sezonun Beşiktaş'ından hiçbir şey anlamadım" diyerek giriş yapıyorum. Bu söylemi bir sure için rafa kaldırmak durumundayım. Nedenine gelince. Gençlerbirliği ve Gaziantep gibi rakipler önünde Beşiktaş'ı çözmek kolay değil. Çünkü bu tür takımlar hem iyi savunma yapıyorlar hem de hücuma çok adamla çıkabiliyorlar. Böyle olunca Beşiktaş'ı çözmek zorlaşıyor. Şu aşamada Beşiktaş için kimileri "İyi", kimileri "Kötü" diyebilir. Bence Beşiktaş için kesin kararı verme yönünde bir sure daha beklemekte yarar var. Nereye kadar? Galatasaray derbisinin bitmesine ve Şampiyonlar Ligi'nde birkaç maçın geride kalmasına kadar. Beşiktaş'ta hocanın da işi zor. Hem ideal 11 hem sistem arayışı maçtan maça devam ediyor. Şu ana kadar net ideal 11 bulunabilmiş değil, ne de sistemin oturmuşluğundan söz edilebilir. Örneğin Nihat'lı tek forvetle olmuyor. Bu oyuncunun yıldızlaşabilmesi için onun yanında Mert Nobre ya da Bobo'dan birisine şidetle ihtiyaç var.

ERMAN TOROĞLU: Kargaları çağıran sensin Mustafa (HÜRRİYET)

Bu futbol öyle bir olay ki her maç teknik direktör için değişik bir bahane bulabilirsiniz.

Tabii ki bu teknik direktör de bu işlere çanak tutmamalı. Bunu neden yazıyorum. Beşiktaş'ın bu kadrosunda bir buçuk santrforu var. Biri Nobre, diğeri yarım Bobo. Öncelikle şunu kabul etmek lazım. Nihat santrfor tipine bir oyuncu değil. Santrforun arkasında oynayan ve onun açtığı yerlere giren, oralardan rakip defansa batan ve oralardan şut atan bir oyuncu. Yani, aradan sürpriz çıkışlar yapan bir tip.

Gaziantepspor'un arka ortasındaki iki uzunun arasına Nihat'ı sokunca bu oyuncuyu eziyorsun. Nihat bu sefer geriye kaçınca, o ikili rahat oynuyor. Bu sefer Holosko ile Serdar etkisiz hale geliyorlar. Diyelim ki Holosko ile Serdar kenardan top getirdiler, orta yaptılar. Kafayı kim vuracak? Yine kimse yok. Yani, Beşiktaş orta sahaya 10 numara, 10.5 numara derken bu sefer santrfor sorunuyla karşılaştı. Bu da Beşiktaş'ın uzun zamandır süren transfer politikasının yanlışlığı.

MEHMET DEMİRKOL: Panik atak (MİLLİYET)

Beşiktaş, iştahsız değildi. Maçı kazanmayı istediler. Mustafa Denizli'nin hafta içinde yaptığı çıkıştan gerekli mesajları almış gibiydiler. Biliyorsunuz Mustafa Denizli o açıklamayı basına değil, basın üzerinden oyuncularına vermişti. Dün bu mesajın alındığını gördük. Ancak bu mesajın yan etkileri de olmuş.

Başta dediğim gibi takımın iştahı yerindeydi. Ancak çabuk olmaktan ziyade aceleci, rakibi boğmaktan ziyade birbirinin üzerine çıkan, hücumda soğukkanlı olmak yerine çok sık ofsaytta kalan, bir takım oldular. Beşiktaş ataktan çok, panik ataktı.

Halbuki Erkan, Deumi, Sezar ve Oğulcan'dan kurulu şüpheli Antep savunması onlara gerekli boşlukları tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi verdiler. Antep'in zannediyorum yokluktan tercih ettiği bu savunma hattını İnönü'de geçememek Beşiktaş'ta şu ana kadar gördüğümüz en önemli S.O.S sinyali. Bu panik atak halinin tek istisnası oyuna akım, hırs ve organizasyon bilgisi aşılayan tek oyuncunun Fabian Ernst olduğunu söylemek lazım. Derin La Liga tecrübesine rağmen Nihat'ın onca ofsaytta kalışı, yanlış şut tercihleri, gol stresi de göze çarpıyordu.
Goller Cepte
BİZE ULAŞIN