Keita'sız olmaz!

Turkcell Süper Lig 16. hafta açılış karşılaşmasında; üç haftada yedi puan kaybeden, iki kez liderlik fırsatını tepen Galatasaray, Antalyaspor'u devirirerek zirveye oturdu.

Cumartesi 12.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Cumartesi 12.12.2009 10:33
ABONE OL
* MAÇTAN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

LEVENT TÜZEMEN: Söylem ve eylem! (SABAH)

Galatasaray en uyumsuz, en dengesiz ve birbirini tamamlamayan kadro yapısıyla Antalya'da 2-0 geriden gelip "Kritik" bir maç kazandı. 3-2'lik galibiyet büyük başarı gibi görünse de Galatasaray'ın Antalya'dan ilk 21 dakikada yediği iki fotokopi türü gol sorgulanmalı. Avrupa'da lider olan, ligde zirveyi kovalayan Galatasaray gibi büyük bir takımın savunması böyle goller yer mi? Servet, Hakan Balta Milli Takım'ın oyuncuları değil mi? Rakibi ofsayta düşürmek isterken kimse hem kendinin hem de rakibin nerede olduğuna bakmaz mı?
Doğru pozisyon almaz ve konuşmazsan bu golleri yersin. İki topu direkten dönen Antalya bu pozisyonları yürüyerek buldu. Galatasaraylı oyuncuların rakibin bu zaafını değerlendirecek zihinsel ve fiziksel refleksi yoktu. Rijkaard, "Galatasaray oyunu geride kabul edebilecek bir takım değil. Önde oynamalıyız" diyor.
Ama takımın Rijkaard'ın söylemlerini eyleme çevirecek mecali yok. Koşmayan, rakibe baskı koymayan, agresif oynamayan ve takım savunması yapamayan Galatasaray önde oynayamaz. İyi ki devre arası geldi. Çünkü Galatasaray'ın ciddi bir ayara ihtiyacı var.

EBRU KILIÇOĞLU: Yıldızların omzunda (SABAH)

Ligde son üç maçında iki puan alabilen Galatasaray, Antalya'da Orhan Ak ve Jedinak'ın golleriyle 21 dakikada 2-0 geriye düştü. Üç yıldızı Keita, Elano ve Kewell sahne alıp golleri sıralayınca oyunu çeviren Cimbom maç fazlasıyla liderliğe oturdu.
Bir tatlı huzur... Galatasaray'ın Antalya'da aradığı ligdeki gidişatına dur diyecek ve rakiplerinin stresini hissetmeden paşa paşa erkenden oynayıp kazanacağı bir maç. İşte bu yüzden dakika henüz 7'de verilen serbest vuruşu Orhan Ak'ın tamamlamasıyla gelen gole hiçkimse bir mana veremiyor. İşin komiği gol demode bir ofsayt taktiği uygulanırken yeniyor. Asıl tartışma isteyen durum bu. Galatasaray golden sonra (gerçi öncesi de farklı değildi ama!) gözüne far ışığı çalınan tavşan gibi kroke vaziyette kalmayı sürdürüyor. Eksikler, sakatlar, cezalılar bahane... Galatasaray, Galatasaray gibi oynamayı tamamen emekliye ayırmış, tempoyu bir kenara bırakmış. Bu durum, tertipli bir futbol oynamaya çalışan Antalya'ya yarıyor. Slogan belli: Maden bulunmuş, işletilecek! Altın değerinde puanlara dönüştürülecek... Nitekim Djiehoua 20'de tek başına kaçıyor. Gole önce kaleci, sonra direk izin vermiyor. Ama atılacak gol ayakta durmaz! 21'de Jedinak soldan gelen topu tamamlayarak ikinciyi atıyor. Bu da ofsayt mı acaba tartışmalarında yıldız olacak türden!!! Ama öyle veya böyle gollerin hiçbirisi Galatasaray'da uyandırma zili çalmıyor. Pozisyonlar var. 23'te Arda'nın, 29'da Kewell'ın imzaladığı. A m a 3 0 ' d a Keita'nın Barış'ın denediği vuruşu tamamlamasıyla gelen gol bile G.Saray'ın maçı çevirebileceği umudunu vermiyor.

AHMET ÇAKAR: Keita'sız olmaz (SABAH)

Galatasaray'ın kazandığına bakmayın. Sadece bazı kaliteli oyuncuların bireysel becerileriyle gelen gollerle şanslı bir üç puan aldı. Yedikleri goller skandal. İlk gole bakın; sözüm ona Galatasaray savunması ofsayt taktiği yapıyor ama Servet çıkamayarak Orhan'ın gol yapmasına imkan tanıyor.
Jedinak ile gelen ikinci gol de öyle... Ofsayt taktiği çok riskli bir iştir ve Galatasaray özellikle dün geceki maçta bunun acısını çekti, faturayı daha ağır ödeyebilirdi.
İlk lafımız Rijkaard'a: Elinde Keita gibi bir oyuncu varsa, onu oynatmamak futbola ihanettir. Aynı Keita'yı maçı kurtaran adam olarak göstermek, diğer oyunculara asla saygısızlık olmaz.
Attığı ilk golde direkten dönen topu takip edip gol yapması Rijkaard'a önemli bir cevaptır.
Kewell'a attırdığı gol öncesi inatçılığı ve ısrarı sonrasında yaptığı orta ile "Ben bu takımının vazgeçilmez oyuncusuyum" dedi.
Galatasaray'ın en önemli iki problemi şu:
İlki, takım savunma yapamıyor ya da yapmak istese bile çok açık veriyor. İkincisi ise böylesine yetenekli oyuncular olmasına rağmen Galatasaray, takım oyunundan çok çok uzakta.
Her zaman dün geceki gibi şanslı olamazlar.
Bireysel yetenek her maçı kurtarmaz. Hele hele Antalyaspor'un direkten dönen iki topundan biri gol olsa Galatasaray İstanbul'a mutlu dönemezdi.

HASAN TANKAYA: Usta ayak farkı (TAKVİM)

Antalya'da çok ilginç bir ilk yarı izledik gerçekten. Galatasaray çok iyi başladığı oyunda önce Orhan Ak'a sonra da Jedinak'a seyirci kalınca 2-0 geriye düştü. İkinci gol öncesi Dijehoua'nın direkten dönen topu öncesinde de kalabalıkların içinde ofsayt olmayanları gören Erhan Sönmez önündeki adamı süzemedi.
O pozisyonun arkasında da ikinci gol geldi. Henüz 20 dakika geçmiş maç rating ustalarına malzemelerini üretmişti bile.
Zaten yılın bir çok günü güneşiyle ünlü Antalya yüzünü Cim-Bom'a kapatmış aşırı yağmur maçın zorluk derecesini arttırmıştı. Rijkaard'ın ilk 11 tercihi bu haftada farklılıklar içeriyordu. Solda Caner, stoperde Hakan, santrforda Kewell, sağda Keita, ön ortada Elano.
Galatasaray'da Elano geldiğinden bu yana en iyi oyununu gösterdi bize. Mükemmel ara toplar ve paslar attı. Sarı-Kırmızılı ekip kalesinde şok goller görmesine rağmen Arda ve Kewell ile mutlak fırsatlardan yararlanamadı. Antalyaspor gollerin üstüne yatmak için maçı sahada yatarak zamana oynayarak geçirmeye çabaladı. Onlarda skorun gerçeği yansıtmadığını hisseder gibiydiler aslında.
Nitekim 62. dakikada Necati'nin direkten dönen topu maçın kaderini belirliyordu. Hemen akabinde maçın adamı Elano'nun akıl dolu klas golü geldi. Sonrasında da Keita'nın yaratıcılığını izledik. Kewell'a attırdığı golü yoktan var etti gerçekten. O da bu maçta Rjikaard'a bir kez daha kendini kanıtladı bizce.
Galatasaray haftalar sonra galibiyet özlemini giderdi. Usta klas ayaklarının oyuna ağırlığını koymasıyla hak ettiği bir 3 puanı 2-0 geriye düştüğü bir maç sonunda aldı. Ve hafta sonuna zirvede girdi...

BÜLENT TULUN: Gel de yanma (FOTOMAÇ)

Kimi oynatırsan oynat, hangi taktikle oynarsan oyna, değişecek çok fazla bir şey yok. Galatasaray'ın, ruhunu, arkadaşlığı, yardımlaşmayı, daha doğrusu takım olmayı kaybetmiş bir görüntüsü vardı. Müthiş bir uyumsuzluk içindeki Servet ve Hakan Balta ikilisi, Orhan Ak ve Jedinak'a resim çektirir gibi gol attırdılar. İlk yarı boyunca Sergey ve Necati, tüm ikili mücadeleleri kazandılar. Cezası tamamlanıp nihayet ilk 11'de yer bulan Keita en istekli ve ileri dönük futbol oynayan oyuncuydu. Ayhan'ı oynatmamak adına Mehmet Topal'ı stoperden çekip orta sahaya alınca, zaten Hakan Balta'dan başka alternatif yoktu. Guiness rekorlar kitabına geçecek traji-komik Linderoth, Emre Güngör ve Gökhan Zan'ın sakatlıkları Galatasaray'ın derin ve zengin diye adlandırılan kadrosunu küçültmüştü.

İSMET TONGO: Elano ve Keita (FOTOMAÇ)

Takımda iki santrfor vardı. Biri Baros diğeri ise Nonda. Baros sakatlandı, maçları ya evinde, ya da tribünlerde seyrediyor. Diğeri Nonda ise sağlam, hem de bomba gibi. Ancak maçı kulübede izliyor. Sebep; bay Rijkaard takımı rotasyon denilen son modaya tabi tutmuş ve Keita'yı ilk on bire, takımın tek golcüsü Nonda'yı da kulübeye postalamış. Karar elbette onun, ancak takımı santrfor olmadan sahaya çıkartmak çok yanlış. Durum; ilk golün kopyası ile 2-0 olurken takıma bakıyorsunuz santrfor yokluğu gibi, geri dörtlünün solundaki bek Caner de ortada yok. Rijkaard bir şeyi unutuyor. Sezon başlarında peş peşe harikalar yaratan takımda Keita- Nonda yan yana en başarılı ikiliydi. Hollandalı hoca bunları neden ayırdı işte bu bilinmez. Bu konuda merakım şu. Nonda tek santrfor, arkasındaki üçlü Keita, Arda, Kewell, onların arkasında ise Mehmet Topal ve Elano başarılı olamaz mı? Elbette olurdu. Galatasaray bence ligde ki en zor maçlarından birini Antalya da oynayacaktı.

AYHAN AKBİN: Keita farkı (FOTOMAÇ)

Galatasaray'ın son haftalarda aldığı kötü sonuçtan dolayı birçok kişi Antalya maçından da korkuyordu. Kırmızıbeyazlı takımın erken gelen ilk golünden sonra böyle düşünenler, ikinci golü de Galatasaray kalesinde görünce ne kadar haklı olduklarını düşünmeye başladılar. Ben maçı Maslak Shereton'da Galatasaraylı Sporcular Derneği'nin balosundan ayrılarak otelin bir bölümünde birkaç Galatasaraylı arkadaşımla izledim. "Bu maç böyle sonuçlanmaz, Galatasaray Antalya'ya yenilemez" diye düşündük. Devrenin 2-1 bitmesi maçın da Galatasaray lehine döneceğinin bir habercisiydi. Geçen hafta 18 dakika kala oyuna giren Keita'yı Rijkaard nihayet ilk 11'de oynattı. Keita'nın bu takımda oynaması gerektiğini savunduğumu sürekli okuyucularım biliyorlar. O da Elano da bu maçta görevlerini yaptılar. Maçın dönmesinde, gol atıp, attırarak başrol oynadılar. Özellikle Keita, "Ben her zaman bu takımda oynarım" dedi.

HAKAN DİLEK: Takım ruhu (FOTOMAÇ)

Maç hızlı başladı, bu denli kariyer sahibi olan futbolcuların bu kadar kimliklerinin dışında sahada olmaları sadece Galatasaray için değil, futbol adına da kayıp sayılır. Antalya gerçekten diri ve futbol oynama gayretiyle oyuna başladı. Futbol oynama arzusu ile ikili mücadelelerdeki gayreti futbol adına, pozitif işaretlerle birlikte golü de getirdi. Golden sonra Galatasaray belki sahadan değil ama oyundan çekilir bir görünüm alınca çok geçmeden o bildik defans kurgusu o bildik şekilde açık verince ilk şut kaleci ve direğin yardımı ile kornere gitti gitmesine, ama kornerin dönüşü filelerin havalanmasıyla sonuçlanınca tabela Antalya lehine ikiyi (2) gösterdi. Galatasaray'ın ısıran o forvet oyuncuları artık takım ruhu gömleklerini evde unuttuklarından ileri uçta hayalin kabus rüzgârları esmeye başladı. Bu oyun anlayışı ve bu istekle, Galatasaray kurmaca bir maçı bile lehine çevirmekte çok zorlanır kanısındayım.

ŞÜKRÜ KANBER: Aslan döndü (FOTOMAÇ)

Euro 2008 Türk Milli Takımı için "geri dönüşün kralları" sıfatını aldığı şampiyonaydı, bu maç da G.Saray için "geri dönüşün aslanı" apoletini taktığı maç oldu. Kolay değil, kötü oyun, 2-0 geri düşmek ve buradan maç çevirmek. Özgüvenin yerine gelmesi için böylesi sansasyonel bir maça ihtiyaç vardı. Sadece skor için bunları yazıyorum yoksa futbol için değil. İki Antalya direğinin de Galatasaray'a müthiş yardım ettiğini unutmadan bu cümleyi kuruyorum. Rijkaard sanırım on biri tahtaya sıralarken en başa Kewell'ı yazıyor. Takımı da Avusturalyalı'nın etrafında diziyor. Pres yapmayan, fizik gücü zayıf, sırtı dönük oynayamayan bir oyuncudan santrfor üretmek ancak mecburiyet halinde olur. Eğer yönetim Kewell'ı satmak için bunu yapmıyorsa, efendiliğin de bir prim sınırı var. G.Saray takımı formsuz. Sahada istediği gibi mücadele edemiyor. Böylesi durumlarda kenardaki güç devreye girmeli. Rijkaard büyük isim ve büyük hocaysa işler kötü giderken buna taktiksel bir karşılık verebilmeli.