İkinci çocuk ve asıl çocuk

Çok değil, tam iki yıl önce Galatasaray'ın yabancıları aynen şöyleydi: Rigobert Song, Ismael Bouzid, Tobias Linderoth, Lincoln, Ahmed Barusso, Marcelo Carrusca, Shabani Nonda.

Yanyana yazınca daha iyi anlaşılıyor aradaki büyük fark iki yıl sonraki yabancılarla: Leo Franco, Lucas Neill, Elano, Dos Santos, Jô, Abdülkadir Keita, Harry Kewell, Milan Baros.

Burada hem bir fırsat var, hem de tehdit Frank Rijkaard adına. Fırsat şu. Yabancı futbolcu envanterini iki yıl içinde yenilemek adına önemli bir adım atmış oldu Galatasaray. Bunu yaparken de hem takımı daha da gençleştirmiş oldu, hem de kalitesini inanılmaz artırdı.

SPOR TURU İÇİN TIKLAYINIZ...

Tehdit ise biraz karışık. Günümüzün çıldırtıcı temposuna uyarak, radyoaktif yarılanma süresi inanılmaz hızlı bir takım oldu Galatasaray. Son üç yılda neredeyse her sezon iskeleti sürekli değişikliğe uğradı. Bu sezon ise neredeyse iki defa değişti iskeleti takımın. Biraz sakatlıklardan, biraz da Rijkaard'la çıkılan yolun sonunda görülen ışıktan.

Galatasaray'ın önündeki tehdit

Sezon başındaki iskeletle şimdi gelinen nokta arasındaki farkın temel nedeni Harry Kewell ve Milan Baros'un sakatlıkları aslında. Bu iki futbolcusundan peşpeşe mahrum kalan Galatasaray, yabancı futbolcu envanterini yenilemeyi büyük bir hızla sürdürmeye devam edince büyük bir tehditle karşı karşıya gelmiş oldu bir anda. O da şu. İki büyük sakatlık ve Nonda'yla yolların ayrılması nedeniyle bugüne kadarki 35 maçta toplam 39 gol atmış bir forvet gücünden mahrum artık Galatasaray. (Bu 39 gol, toplamda atılmış 80 golün neredeyse tam yarısı.)



Tehdidin büyüklüğünü anlamak için Galatasaray'ın bugünkü kadrosunda en çok gol atmış futbolcusunun 7 golle Arda Turan olduğunun altı çizilmeli kalınca. Onun takipçisi 5 golle Elano. Onu da Keita izliyor 4 golle. Yani şu an en golcü üç futbolcunun toplamda attıkları gol sayısı, tek başına Nonda'nın attığı gole eşit. Gerçek şu ki, Rijkaard'ı zor günler bekliyor bu tehdidi bir fırsata dönüştürmesi için.

Ve bir fırsat

Başka bir gerçek daha var Galatasaray'da. İlk kez oynatmak istediği futbolu tâ bebeklik günlerinden bu yana bilen bir futbolcuya kavuştu Rijkaard. Giovani Dos Santos, bu Rijkaard'ın neredeyse bebekliğini bildiği futbolcunun adı.

Rijkaard'ın takımında, en önemli görevlerde hep onun adını göreceğiz bundan böyle. Muhtemelen önce onun adını yazacak tahtaya Rijkaard. Ardından da diğerlerininkini.

Dos Santos transferinin önemini anlamak için Galatasaray'ın son iki maçına uzanmak gerek. Ve bu transfer üzerinden okumak gerek Galatasaray'ın son iki maçını ve 4-4-1-1'ini. Şundan. Gaziantepspor maçında Arda Turan, Ankaragücü karşılaşmasında da Emre Çolak'ın aksaması Galatasaray'ın sistemini biraz sarstı doğrusu.

Sağını unutan Arda Turan

G. Antepspor maçında Arda Turan'ın fizik ve zihinsel olarak sahada olmaması nedeniyle kanatları çalıştırmak bireysel performansa bağlı kalmıştı bir şekilde. Caner Erkin'in üstün gayreti sayesinde sol kanat bir şekilde işledi Gaziantepspor maçında. Ama Arda Turan'ın neredeyse hiç yardıma gelmediği sağ kanat, Barış Özbek'le Uğur Uçar'ın omuzlarına kalınca bir türlü havalanamadı Galatasaray. (Bakınız Arda Turan'ın maç boyunca sol kanat oyuncularına 13 isabetli pas atarken bu sayının sağ kanat oyuncuları ve santrfor için toplam 11'de kalması.) Esasında Shabani Nonda'nın verimsizliğini de biraz buralarda aramak lazım. Yani hem sağ kanadın, hem de göbeğin işlememesi de başarısız gösterdi Nonda'yı. (Ancak yine de Galatasaray'ın girdiği altı pozisyonun yarısında imzası vardı Nonda'nın Gaziantepspor maçında.)

Geliyoruz Ankaragücü maçına. Başlarda oynamaya iştahlı görünen Emre Çolak, rakibin sert oyunundan sinince dengesini kaybetti Galatasaray. Solda oynayan Uğur Uçar – Ayhan Akman ikilisi Hakan Balta – Caner Erkin ikilisini aratınca da, ileri bile gidemez oldu neredeyse. Böylece kanatlar ve merkez işlemediği için Nonda ve onun yerine oyuna dahil olan Jô sıfır gol pozisyonuyla tamamlamış oldular maçı.

Santrfor arkasının önemi

Çıkarsama. Demek ki santrforun arkasında oynayan futbolcu çok önemli bir misyona sahip 4-4-1-1'de. Temel görevi, kanatlar durmuş olsa bile ne yapıp edip sistemi çalıştırmak o futbolcunun.

Elbette bunun tersi de geçerli. Yani santrfor arkasında oynayan futbolcu durmuş olsa dahi, kanatların işlemesi durumunda sistemin yine de çalışacağı aşikâr.

Ve de cennet çıkma bir senaryo şimdi de: Galatasaray'da hem kanatlar, hem de merkez işlerse… Yani çeşitli dizilişlere göre kanatlarda oynayan Caner Erkin ve Keita, santrfor arkasında oynayan Dos Santos veya Arda Turan iyi bir futbol tuttururlarsa o gün, korkmak gerek Galatasaray'dan. Hele bir de önlerinde hamlığını atmış Jô varsa; seri ve atak. İşte o zaman bir reklam gerçek olur: "Gündüz vejeteryan, gece Bacardi!"

Bunu akılda tutarak başka bir diziliş üzerinden, 4-3-3 büyüteciyle bakalım bir de aynı fotoya.

Kritik soru

Burada kritik bir eşik var. O da şu. 4-3-3'ü nasıl bir orta saha yapılanmasıyla oynayacak Galatasaray? 1 + 2'yle mi, yoksa 2 + 1'le mi? Yani Mehmet Topal veya Mustafa Sarp ve çapraz önünde de Dos Santos (Elano) ve Arda Turan'la mı oynayacak Galatasaray? Yoksa, geride Mustafa Sarp (Mehmet Topal) ve Elano yanyana, önlerinde de Dos Santos veya Arda Turan'la mı?

Bu eşik şundan kritik. Kabul etmek gerekir ki her ne kadar fantastik bir futbolcu da olsa Keita, gerek gol vuruşu, gerekse de golü hissetme bakımından bir Harry Kewell değil asla. Bu açıdan solda Caner Erkin'in pişirdiği ataklarda sağ kanadı (Keita'yı yani) son vuruş ustası olarak konumlandırmak fazla gerçekçi değil.

Aynı bakış açısıyla Caner Erkin ve Arda Turan'ın da gol vuruşu itibariyle Kewell kalibresinde olmadığını da söylemek gerek, gerçekçi olmak adına. Dolayısıyla Keita-Sabri Sarıoğlu ikilisinin sürükleyeceği ataklarda sol kanat forvetlerinin santrforu yedeklemesi bir Kewell düzeyinde gerçekleşmeyecek ikinci yarıda. (Bakınız Kewell'un santrforu yedeklediği sol kanatta ve merkezde toplam 14 gol atarak kariyer rekorunu kırmaya üç gol yaklaşması.)

4-4-1-1'le 4-3-3'ün farkı

Ne anlama geliyor bu? 4-4-1-1 oynamakla orta sahası 2+1 formasyonuna sahip 4-3-3 arasında rakip ceza sahasında bulundurulan futbolcu sayısı açısından bir fark yok. Her ikisinde de topu kullanan oyuncu dışında üç futbolcu daha atabiliyor Galatasaray rakip ceza sahasına kağıt üzerinde. Rakip ceza sahasında bir fazla oyuncu atmanın yolu ise, 1+2 formasyonlu orta sahayla oynamaktan geçiyor kuramsal planda. Yani 4-3-3 oynayacaksa eğer, orta sahada 1+2 formasyonuyla sahaya çıkması gerekiyor Galatasaray'ın, 4-4-1-1'e oranla hücumda daha etkin olmak için.

Rakip ceza sahasında fazladan bir adam atmanın ise iki maliyeti var Galatasaray'a. İlki Elano'dan tam anlamıyla verim alamamak, ikincisi de savunma kurgusunda biraz yumuşak kalmak. Oysa ki 4-4-1-1'de hem Elano'dan verim almak, hem de takım savunmasında daha güçlü olmak mümkün.

Dos Santos'un önemi

Öyleyse gidilecek yol belli. Galatasaray elindeki kadrodan en iyi verimi almak için 4-3-3'ün gizli halini içinde barındıran 4-4-1-1 oynayacak bundan böyle. Zaten Dos Santos transferini Galatasaray açısından stratejik kılan da bu.

Galatasaray'ın Avrupa maçlarında santrforsuz kaldığı dikkate alınınca üstünlüğünü gösterebileceği tek bir alan kalıyor: Topla ve topsuz her hal ve şartta rakipten daha hızlı oynamak. Bu da 1-4-3-3-0, yani 4-6-0 diye tanımlanan taktik dizilişle mümkün.

Yani sağdan başlayacak olursak Keita, Mehmet Topal (Mustafa Sarp), Elano, Caner Erkin, Arda Turan ve Dos Santos dizilişiyle. Geride de Sabri Sarıoğlu, Neill Lucas, Servet Çetin, Hakan Balta dörtlüsü. (Eğer Galatasaray bu anlayışla Atletico Madrid'i elerse, Baros ve Kewell'un da eklenmesiyle daha da heyecanlı eşleşmelere ve hedeflere yelken açabilir Avrupa'da.)

Türkiye'deki formül

Gelelim Türkiye'ye. Baros devreye girene kadar Jô seçeneği var Galatasaray'ın. Bu durumda kolaylıkla 4-3-3 veya onun varyantı olan 4-4-1-1 oynayatabilir takımı Rijkaard. Buradaki temel mesele şu: Dos Santos'tan en büyük verimi nerede almayı planlıyor Rijkaard? Sağ içte mi, yoksa santrfor arkasında mı?

Dos Santos ilk açıklamalarında oynamaktan en çok hoşlandığı yerin sağ kanat olduğunu söyledi. Yani kendisine kalırsa 4-3-3'ün 1+2 varyantında defansif orta saha oyuncusunun sağ çaprazında oynamak istiyor Dos Santos. Bunun dışında rahatlıkla kanatlarda (Keita ve Caner Erkin'in yerine) ve forvet arkası olarak Arda Turan'ın yerinde oynayabilir Orta Amerika'nın Messi'si.

Çift çekirdekli işlemci

Yani aslında şunu demiş oluyoruz yüksek sesle Dos Santos'un her yerde oynayabileceğini söylemekle: Galatasaray Arda Turan'larının sayısını ikiye çıkarmış oldu. Ya da artık iki tane Dos Santos'u var Galatasaray'ın, birisi yerli, biri de yabancı. Veya donanım diliyle söyleyecek olursak; çift çekirdekli işlemciye sahip artık Galatasaray.

Demek ki kanatlar durduğunda sistemi işletmek için artık iki tane alternatifi var Rijkaard'ın. Hatta daha fazlası. Çünkü Dos Santos bir La Masia (temeli pas ve hız futboluna dayalı Barcelona altyapısı) mezunu. Rijkaard'ın oynatmak istediği futbolu daha çocukluğundan bu yana oynayagelen biri.

Bir de tabi tersinden okumak mümkün bu transferi. Ne demişti Alfred Adler, "ikinci çocuk ilk çocuğun tahtından olmasıdır." Bu açıdan Arda Turan'ı önemli bir sınav bekliyor Dos Santos'un gelmesiyle. Kendini "tahttan edilmiş" mi hissedecek Arda Turan? Yoksa Galatasaray'a bir nefer gibi hizmet vermeye devam mı edecek?

Galatasaray'ın geleceğini, Arda Turan'ın durumunu nasıl algıladığıyla Rijkaard'ın buna nasıl yaklaştığı ve bu kapsamda çıkan pürüzleri nasıl yönettiği belirleyecek kuşkusuz.



BİZE ULAŞIN