"Baros in Jo out"

Turkcell Süper Lig 29.haftasında Galatasaray, Diyarbakırspor'u 4-1 yenerek 3.lüğe yükseldi.

GALATASARAY-DİYARBAKIRSPOR KARŞILAŞMASI FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ...

İşte yazar yorumları...

Levent Tüzemen: Baros olsaydı... (SABAH)
Fenerbahçe yenilgisinden sonra Galatasaray taraftarları Haldun Üstünel'e duydukları üzüntüyü ve futbolculara yönelik kızgınlıklarını ifade eden bir mektup yollamıştı. Mektupta taraftarın öfkesi "Derbi gider, kupa gider, hayaller biter. Ruh gitmesin bize yeter" pankartının daha geniş açılımıydı. Sivas maçında futbolcuların "Ruhsuz" görüntüsü yine sahaya yansıyınca "Öfke mektubu" nun açılımı Diyarbakır maçında hep bir ağızdan ağır protestoya dönüştü. Taraftarların, "Söyleyin çok mu şey istedik. Formanın hakkını verin dedik. Yeri geldi 14 yıl bekledik, sizin gibi ruhsuz görmedik" söylemine destek veririm. Ancak Arda'ya yönelik, "Kimi sinema peşinde" tepkisine destek vermem. Çünkü Arda Galatasaray'ın evladıdır. Oynadığı her maçta Galatasaraylılık ruhunu sahaya hep yansıtmıştır. Her fırsatta,"Allah bana Fenerbahçe'de forma giymeyi nasip etmesin" diyen Arda için "Galatasaray ruhu taşımıyor" diye düşünmek vicdanen haksızlıktır.

İskender Günen: Aslan lige döndü (SABAH)
Son iki haftada 5 puan kaybederek şampiyonluk yarışında büyük yara alan Galatasaray'ın lige dönmesi için en büyük şansı Diyarbakırspor oldu. Çünkü Diyarbakırspor, Bursaspor maçıyla başlayan sorunlar dizisiyle boğuşan bir takımdı. Üstelik bunlara sakat ve cezalı oyuncuların yanında sahaya çıkan futbolcuların bazılarının da sakat olarak oynamalarını eklersek Diyarbakırspor'da gücünü ve direncini yitirmiş takım görüntüsü vardı. Rijkaard, Fenerbahçe ve Sivas maçlarından farklı bir kadro tercihi yaptı. Orta sahada Mehmet Topal, Elano savunmanın önünde yer aldılar. Önlerinde ise Arda, Giovani, Keita ve tek forvet Milan Baros'la sahaya çıktı. Maçın ilk yarısında Galatasaray'ın Baros'la attığı iki gol Diyarbakır savunmasının büyük bir hediyesiydi. Çünkü Baros sağ kenardan Keita'nın getirdiği iki topta o kadar rahat kafa vuruşları yaptı ki, Süper Lig'de oynayan bir takımın savunmasının böylesi basit, acemice hatalar içinde olmaması gerekirdi.

Bülent Tulun: Boynunuzun borcu (FOTOMAÇ)

Galatasaray, beş maçta kaybedilen 11 puandan sonra Ali Sami Yen'de öfkeli ve kırgın seyircisinin karşısına sessizlik içinde çıkarken, karşısında ise takım olmaktan uzaklaşmış, kaderine razı olmuş bir Diyarbakırspor buldu. Kalede yine Aykut'u tercih eden Rijkaard, üç tane orijinal stoperi varken, Hakan Balta'yı stopere alıp, sol bekte yine ısrarla Caner'le başladı. Bir teknik direktör tarafından en yapılmaması gereken şeylerden biri olan futbolcusuyla medya aracılığı ile tartışmak gibi bir hatayı yaptığı için olsa gerek, Servet'le ipler koparıldı. İlk yarıda Keita'nın 2 tane lokum gibi ortasına Baros'un adeta fotoğraf çektirir gibi iki golü maçı zaten o anda bitirmişti. İlk yarıda Elano'nun biraz kıpırdanmalarını, Keita'nın çok rahat boş alan bularak gerekeni yapmasını, Dos Santos'un hayalet gibi dolanmasını, Arda'nın adeta saçmalamalarını, Caner'in ise bol miktarda hücum faulü yapmasını izledik. Karşısında yumuşacık bir Diyarbakırspor bulunca kalede de Metin Aktaş olunca ikinci yarı başında zaten kopmuş olan oyun iyice savsadı ve bir anda 4-0 oldu. Elano'nun daha çok geri dörtlünün önünde oynayarak ikinci bölgeden doğru ilk toplar çıkartması, Lucas'ın da her zamanki doğru oyunu eklenince top çok büyük ölçüde Galatasaray'da kalmaya başladı.

İsmet Tango: Protestolu maç (FOTOMAÇ)
Ali Sami Yen'e gelen Galatasaraylı taraftarlar Leo Franco ve Jo'yu her fırsatta haklı olarak protesto ettiler. Buna karşılık teknik direktör Rijkaard ise sahaya çıkışlarında ve içeri girişlerinde taraftarların sevgi tezahüratı ile karşılaştı. Taraftarın protestoları ve pankartların ters asılmasının sebebi belliydi. Galatasaray, son kaybettiği puanların beşini altısını korusa bugün lider durumda olurdu. Tribünleri dolduran taraftarların içerlediği ve de affedemediği maç Fenerbahçe'ye Franco'nun hatalı yediği golle kaybedilen üç puan. Bundan dolayı ben Franco'nun asla affa uğrayacağına inanmıyorum. Galatasaraylı taraftarları uyarmak isterim. Bu protesto tavrını bu maçla bitirin. Galatasaray iki günde Beşiktaş'ın ve Bursa'nın rakipleri ile berabere kalması ile ikişer puan kazandı. Haftaya Fenerbahçe-Beşiktaş maçı var. O maçta Galatasaray'a yarar. Bırakın şampiyonluğu, ikincilik Şampiyonlar Ligi açısından çok önemli.

Şükrü Kanber: Baros in Jo out (FOTOMAÇ)
Diyarbakır takımı dağılmış, morali bitmiş bir rakip. Ziya hoca, kendi takımını sevmeyen bir kentin taraftarı ile daha fazla mücadele edemedi ve bıraktı, Güvenç Kurtar şimdi aynı çaresizlikten bir ümit ışığı üretmeye çalışıyor. Böyle bir rakip karşısında rahat ve bol gollü bir galibiyet almayı keşke çok önemseyebilsem. Kazanılmış bir Sivas maçı üstüne bu galibiyet harika giderdi. Ama yine de bu maçtan bazı dersler çıkarmakta yarar var. Ofansif zenginlik gayet iyiydi, Baros'un dönüşü takımı rakip sahada tuttu. Baros'un varlığı Keita'nın deparlarını daha anlamlı kıldı. Tek kanatlı uçak gibiydiler, sağ kanattan Diyarbakır'ın gardını çok kısa sürede düşürdüler. Hakan Balta'da kesinlikle stoper olarak ısrar edilmeli. Dünyada teknik defans oyuncusu bulmak o kadar kolay değil, öyleyse eldeki kumaştan iyi bir elbise dikmek gerek.

Ayhan Akbin: Büyük zafer!!! (FOTOMAÇ)
Fenerbahçe ve Sivasspor'a kaybedilen 5 puandan sonra bu maçın benim için hiçbir önemi kalmadı. Zaten Galatasaray'ın çok rahat kazanabileceğini biliyordum, öyle de oldu. Ne yazayım, yazıya nasıl başlayayım diye çok düşündüm, çok zorlandım. Teker teker oyuncuların nasıl oynadıklarını, neyi yapıp neyi yapamadıklarını yazmak içimden gelmedi. Basketbol maçlarında bir takımın kazanması garanti olunca sayı farkının artması bir anda diğer takımın üst üste sayı yapmasına neden olur. Mağlup takımdaki bir oyuncu attığı sayılarla öne çıkar. Kaybeden takım ve o oyuncu iyi oynuyor gibi görünür ama artık iş işten geçmiştir. Maçı bu duygularla seyrettim. Lige çıktığı günden beri sıkıntıları bir türlü bitmeyen, kadro olarak G.Saray'dan daha zayıf olan rakip karşısında kaybetse bile onları eleştirmezdim. Benim derdim başka. Yıllardır söylüyorum: G.Saray, F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzon şampiyon ya da ikinci değillerse, Şampiyonlar Ligi'ne katılmıyorlarsa, orada yoksalar başarısızlar. Ben, G.Saray'ın başkanı, teknik direktörü veya menajeri olsam da bu böyle, Polat da olunca böyle.

Hakan Dilek: Ceza mı, ödül mü? (FOTOMAÇ)
Bir taraftar topluluğunun ne isteyebileceği ya da beklentileri konusunda hem fikiriz değil mi? Koşan, mücadele eden; tarz bir takım ister Galatasaray taraftarı. Tarihinin kurgusuna yakın, tarihine daha çok uygun oyuncular görmek ister sahada. Başka transferlerinin sarı-kırmızılı forma için akıttıkları teri görmek ister. Birbirinin benzeri durumlarda yüreğini ortaya koyacak bir takım ister yani. Anormal bir durum mu? Hayır. O nedenle gecenin 'protestocuları' haklıdır. Şenlikköy'ün mızıkacılarından daha haklıdır hem de... Tribünde durumlar böyle. Geçelim aşağıya, yeşil alana... Geri dörtlünün göbeğine gömmüş bu kez Elano'yu, Rijkaard. Neredeyse Neill'le yan yana oynayacaklar. Şöyle düşünmüş olmalı. Orta alan mücadelesinin içinde kaybolacağına rakip atakların toplarını kestiği andan itibaren 'top tevzii' yapsın. Biraz oldu bu. Sonra Arda aldığı topu dolaştırdı ve gol artınca 'görevini yapan kaptan' edasıyla ayrıldı sahadan. Öyle ya o kadar sahada kaldı. Artık davetli topluluklarının önüne atabilirdi kendisini.

BİZE ULAŞIN