Finale kadar Avrupa Şampiyonası oynayacağız

Pazar 05.09.2010
Son Güncelleme: Pazar 05.09.2010
ABONE OL
Dünya Şampiyonası'nda ısınma turu niteliğindeki grup maçlarının ardından 'Er Meydanı'na geçilmesiyle mücadele katsayısının hızla artacağı daha ilk günden belli oldu. Aslına bakarsanız eleme turunun en ciddi maçları da ilk güne denk gelmişti. Günün ilk müsabakasında sıradan bir mahalle maçını bile savaş gibi gören iki eski kardeş ülke Hırvatistan ve Sırbistan karşılaştı. Gruplarda tarihindeki başarıların hakkını hiç de vermeyen ve sadece İran ile Tunus'u yenerek kendine dördüncü sırada yer bulan Hırvatistan, karşısında favori Sırbistan'ı görünce aç kurtlar gibi saldırdı rakibine. Gayet açık ve net görülüyordu ki Hırvatlar maçı daha çok isteyen taraftı.

İlk periyotta Ukiç'in penetreleri ve Tomiç'e indirilen toplar, tüm takımın hücum ribaundu için seferber olması Sırbistan'ın da ritmini bozmuştu. Üstelik Tomas'ın maç boyunca Teodosiç'e yaptığı insanı hayattan soğutan savunma işe yaramış ve Sırpların yıldız gardı maçı 1/6 isabetle 3 sayı ve 4 top kaybıyla tamamlamıştı. Ama iki yüzü keskin bıçak Popoviç'in Hırvatistan'da oyuna girip ipleri eline alması ve Sırpların savunmayı biraz artırması işlerin gidişatını değiştirdi. Popoviç 21 sayıyla maçın en skoreri oldu ama Tomiç ve Ukiç'le işleyen, daha da önemlisi doğru işleyen Hırvat hücumunu ince ince de doğradı.

SIRPLAR KAZANMAYI BİLİYOR
Herşeye rağmen Hırvatların kazanma açlığı onları maça ortak etmişti. Son dakikası heyecan fırtınası şeklinde geçen maçın son hücumunda ise maç boyu kenarda oturduktan sonra oyuna giren takımın belki de savunma lideri Davor Kus, bir an ayağının da kaymasıyla Rasiç'e istemeyerek bir faul yapınca Hırvatların başından aşağı kaynar sular döküldü. Herşeye rağmen maçı kazanma noktasına getirmelerindense doğruları uygulamaya devam edip belki de rahatça galip gelebilecekleri bu kritik sınavı geçemediler. Sırplar ise Tepiç ve Teodosiç'in hücumda uyuduğu bu maçta kadro derinliğini, savunma gücünü ve pota altını bir arada kullanıp 'winner' olduklarını bir kez daha gösterdiler. Kötü oynayarak kazandılar belki ama onları Hırvatlar'dan ayıran özellik nasıl kazanacaklarını bilmelereydi. Tabii bunda kurt koç Dusan Ivkoviç'in de katkısı yadsınamaz.

KOMŞUNUN MUMU YATSIDA SÖNDÜ
Günün diğer karşılaşması ise 2006 Dünya Şampiyonası finalinin rövanşı niteliğindeydi. 4 yıl önce kupa için karşı karşıya gelen iki takımdan Yunanistan kesin favoriydi ama İspanyollar efsanevi bir maçın ardından komşuyu parkeden silmişti. Dün ise favori, en fazla yarım boy farkla İspanya'ydı. Kazanan da yine onlar oldular. Grubun son maçında akılcı olduğu kadar centilmenlik sınırlarından taşan bir davranışla Rusya'ya yenilerek İspanya'dan kaçmak isteyen Yunanistan'ın kaderinde belli ki İspanyollara yenilmek varmış. Bu uyanıklığa Fransa'nın uyuşukluğu eklenince Matadorların önüne düşen Komşu, dün bu turnuvada bir türlü çözüm bulamadığı alan savunmasına teslim oldu. Önde götürdükleri üçüncü çeyreğin yarısından itibaren alan savunması karşısında şut yüzdesi düşen ve geçmişte çok iyi yaptığı ikili oyunları İspanya'ya yutturamayan Yunanlılar, tembellik edip pas trafiğiyle topu çember altına indirme zahmetine de girmeyince İstanbul'da turist konumuna düştü. Komşu, sadece üçlüklere yüklenince; neredeyse hiç değişiklik yapmaya niyeti olmayan koç Kazlauskas'ın salona demir attırdığı Diamantidis, Spanoulis, Zisis ve Fotsis'in de yüzdesi düştü haliyle. İspanyolların rüzgarı arkasına aldığı üçüncü çeyrek sonu ve dördüncü çeyrek ortalarında Yunanlılar hiçbir kazanma alternatifi geliştirmedi.

İSPANYOLLARIN HER MAÇI FİNAL
İspanya ise arap atı gibi sonradan açılma emareleri gösterse de son dört yıldır parkenin her noktasını domine eden oyunlarından hala çok uzakta. Onların yenilebiliyor olduğunu bilmek bile rakiplere bir nebze teselli veriyor. Ama benzer bir şekilde başladıkları geçen yılki Avrupa Şampiyonası'nı şampiyon olarak kapatmayı bilmişlerdi. Onlar adına ne şanssızlık ki 2006'da final oynadıkları Yunanistan'ın ardından şimdi de geçen yıl final oynadıkları Sırbistan ile eşleştiler. Ama rakipler adına şanssızlık şu ki, İspanyollar irtifa yükseldikçe adeta mutasyona uğrayıp ne basınçtan ne de havasızlıktan etkileniyor hatta bu olumsuzluklardan besleniyor. Gruplarda kaybettikleri Fransa ve Litvanya maçlarını son çeyreklerde verirlerken yenilenin evine döndüğü Yunanistan karşılaşmasında nasıl bir son 10 dakika oynadıklarını gördük…

BU HOROZ BİZİM ÇÖPLÜKTE ÖTMEZ
Bugünün maçlarına gelirsek… Finale giden yolda Türkiye'nin bulunduğu rotada Avustralya'yı saymazsak hallice bir Avrupa Şampiyonası'nın oynandığını söylemek yanlış olmaz. Bu midi Avrupa Şampiyonası'ndaki ilk rakibimiz Fransa, turu geçersek ikincisi ise yüksek ihtimalle Slovenya. Her iki takıma da son Avrupa Şampiyonası'nda yenilmiştik. Yarı finale kaldığımızı hesap edersek ise geçen yıl Polonya'da yendiğimiz İspanya ya da Sırbistan'dan biri gelecek. Yani final vizesi için Avrupa'da serbest dolaşım hakkını almamız gerekiyor.
İşin gerçeği, geçen yıla göre çok ciddi mesafe kat etmiş durumdayız. Şu ana kadar turnuvada hep doğru işleri yapmayı bildik. Bunlara devam ettiğimiz sürece Fransa'dan korkmamıza gerek yok. Oyunu mümkün olduğunca soğutmak ve sete çevirmek atlet Fransızların işine gelmeyecektir. Onların setlerinde ise boğucu alan savunmamız maçı bize çevirecek bir diğer etken. Muhtemelen ilk turdaki rakamlara oranla daha çok kaybı yapıp daha çok hücum ribaundu vereceğiz. Top kayıpları için tek alternatifimiz hızlı geri koşmak. Fransızlar ise zayıf oldukları pota altını savunmak için içeri gömüldüğünde doğru şutu bulma şansı elimize geçecektir. Turnuvada %41,3 ile en iyi üçlük atan takım olduğumuzu bildiklerinden bu riske girmezlerse Ömer Aşık, Semih Erden ve Oğuz Savaş Fransız uzunları karşısında birebirde büyük üstünlüğe sahip. Seyirci avantajı ve Fransızların düşük oyun direnci lehimize gelişecek diğer faktörler. Savunmayı baştan sıkı tutar da Fransızları çabuk oyundan düşürürsek de kimse şaşırmasın. Onlar adına en olumlu senaryoda bile galibiyet için son topa ihtiyaçları olacaktır. Kısacası ibre fazlasıyla bizden yana.

EV SAHİBİ SLOVENYA FAVORİ
Slovenya-Avustralya eşleşmesinin favorisi ise renkli taraftarlarıyla ev sahibi gibi maçlar oynayan Slovenler. Onların da bize benzer bir oyun yapısı var. Takım içi kimyasını bozacak oyunculardan kurtuldukça daha iyi oynuyorlar. Ama maç içinde süreklilikleri zayıf. Rakibe son darbeyi indirme anında sıkıntı yaşıyorlar ama geri düşerlerse de maça ortak olmayı biliyorlar. Bugün Avustralya, oyunun kırılma anlarında direnç gösterir de maçı son dakikaya kadar başa baş götürürse kendisine bir şans bulabilir. Aksi takdirde Slovenler son periyotta işi bitirir ve rakibini beklemeye başlar.