Türk sporunda gelinen son nokta

Pazartesi 13.09.2010
Son Güncelleme: Pazartesi 13.09.2010
ABONE OL
Türkiye Basketbol Milli Takım, nam-ı diğer 12 Dev Adam, dünyanın en iyi ikinci takımı oldu. Yani 4 yıl sonra gerçekleşecek bir sonraki Dünya Şampiyonası'na kadar, katıldığı her turnuvada favori olarak gösterilecekler. Bu başarıyı kazanan oyuncular kulüplerine gittiğinde bu payeyi omuzlarında taşıyacak, tecrübelerini takım arkadaşlarına yansıtacak. Yıllar sonra bile 'tarihi değiştiren adamlar' olarak anılacaklar. Spor tarihçilerine iş çıkaracaklar.

Hani hep evimizdeki FIBA2010'u hedef koyup uzun vadede planlar yaptığımızı söylüyoruz ya! Aslında bu başarı sadece siyasi lobinin ve Basketbol Federasyonu'nun değil, ülkece spor alanında yaptığımız büyük atılımın en son adımı…

10 YILDA TARİH SÜREKLİ DEĞİŞİYOR

Yeni binyıla tanıklık ettiğimiz 2000'den bu yana Türk sporunda yaşanan değişime bir bakın. Galatasaray'ın UEFA ve Süper Kupası şampiyonlukları, Futbol Milli Takımı'nın Dünya Kupası üçüncülüğü, Avrupa Şampiyonası yarı finali, atletizmde Süreyya Ayhan ile başlayıp Elvan Abeylegesse ve Alemitu Bekele'nin devam ettirdiği, son olarak Nevin Yanıt'ın da eklendiği dünya ve Avrupa çapında madalyalar… Kadınlar voleybolda milli takım olarak çoktan üst klasman sınıfına çıkmamız, Fenerbahçe Acıbadem'in Avrupa ikinciliği… Kimi zaman sekteye uğrasa da güreş, boks, halter ve tekvandoda artık gelenekselleşmiş podyum başarıları… Yüzmede Ediz Yıldırımer, teniste birden çok isimle gelecek yıllarda meyvelerini toplayacağımız başarıların temelleri. Formula 1, WTA Sezon Sonu Kupası (2011), Dünya Salon Atletizm Şampiyonası (2012) gibi dünya çapında organizasyonların ev sahipliği… Teniste İstanbul Cup, bisiklette Cumhurbaşkanlığı Turu gibi ileriki yıllarda klasikler arasına girmeye aday turnuvalar…

GEÇMİŞ ÇOK UZAKTA KALDI

Bu sportif ve organizasyonel başarıların geçmişte eşi benzeri yok. Artık 1954'te katıldığımı Dünya Kupası'nı, Fenerbahçe'nin Bordeaux'yu elemesini, Galatasaray'ın Monaco zaferini, basketbol takımımızın Balkan şampiyonluğunu, atletizmde namı Edirne'yi aşmış yegane isim Ruhi Sarıalp'i sadece saygı ile anıyoruz. Övünecek bir şeyler aramak için tarihin tozlu yapraklarını karıştırmaya çok gerek yok.

BU İKİNCİLİK UFUKLARI AÇTI

Evimizde düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası ve bu şampiyonada alınan ikincilik gerek sportif açıdan gerekse tüm dünyada uyandırdığı yankı açısından, 10 yıldır katlana katlana büyüyen Türk Spor Tarihi'nin geldiği son nokta oldu. 2001'deki Avrupa ikinciliğimizi tarihe gömdüğü gibi, gelecek için çok büyük ufuklar açtı.
Bu başarının, hep eksikliğini bahsettiğimiz spor kültürünün oluşumunda, sporun çocukluktan başlamasına, sokaklarda spor yapılmasına çok büyük etkisi olacak. Basketbolun ülke çapında reytingleri yükselirken, marka değerindeki bu artış yeni basketbol yıldızları için yapılacak altyapı çalışmalarına yansıyacak.

İLERİDE BİR GÜN…

10 yıllık bu süreç futboldan basketbola, basketboldan atletizme, atletizmden yüzmeye, yüzmeden tenise sıçrayarak genişleyecek. İleride bir gün olimpiyatlarda her dalda madalya bekliyor olacaksak o günün temelinde dünkü gümüş madalyaları da yer alacak.
***
DURANT! BİR DELİ OĞLAN

Dünya Şampiyonası'na ve finale gelecek olursak… ABD sadece kas gücü ve Kevin Durant ile şampiyon oldu dersek yeridir. Bu kombinasyon fiziksel olmaktan çok zihinsel yorgunlukları her halinden belli olan bizim çocukları yenmek için de yetti. Ama Kevin Durant için ayrı bir paragraf açmak lazım. Şampiyonanı MVP'si NBA'de Oklahoma City Thunder'ı sıradan bir takım olmaktan çıkardı bile. Çizdiği oyun profili ve 'winner' özelliği hani Michael Jordan'ı anımsatmıyor desek yalan olur. Onu bu şampiyonada izlemek zevkti. Yakın tarihte NBA'de de büyük zaferlere imza atacağı günler yakındır.

EN BÜYÜK SÜRPRİZ LİTVANYA

Litvanya'nın üçüncülüğü aslında Türkiye'nin ikinciliğinden bile daha sürpriz bir sonuç. Litvanya, Avrupa basketbolunda çok saygın bir yere sahip olsa da son yıllarda düşüşe geçmiş, geçen yıl Avrupa Şampiyonası'nda ise adeta dibe vurmuştu. Sadece bir senede üstelik kağıt üzerinde kan kaybederek, wild card (özel kontenjan) ile geldikleri Türkiye'de tarihi bir başarıya imza attılar.

Sırbistan'ın biraz antipatik de olsa harika bir jenerasyon ile kurduğu takım ileriki yıllarda can yakmaya ve zirveye oynamaya devam edecek. İspanya'da Pau Gasol'un yokluğu dişlileri tam anlamıyla yerinden oynatmış. Rubio'nun oyunu adeta gerilemiş. Gasol'un yokluğunda Navarro'nun savunmadaki zaafı da artık üstü örtülemez bir hal almış. Navarro'suz hücumlar ise bir noktada tıkanıyor.

ALTIN KUŞAĞIN SONU: ARJANTİN VE YUNANİSTAN

Slovenya son üç turnuvadır yakaladıkları olumlu ivmeyi sürdürüyor. Ama hala oyunun en çetin anlarında kırılmayacaklarını ispat edebilmiş değiller. Fransa için de aynı yorumu yapmak yanlış olmaz. Rusya belki de tarihindeki en yeteneksiz kadrosu ile bile biraz şansla da olsa ilk sekiz içine kalmayı başardı. Arjantin Sconochini, Oberto, Scola, Ginobili ile yakaladığı altın kuşağın ekmeğini son kez yedi. Ama yedeklerine bakınca gelecek için hiç umut vermedikleri kesin. Yunanistan da bir altın kuşağı bu turnuva ile sonlandırmış görünüyor. Brezilya gerek teknik becerisi yüksek isimleri gerekse savaşkan oyunuyla belki daha da önemlisi ABD'ye kafa tutabilen tak takım olma özelliğiyle güzel bir tat bıraktı. Hırvatistan ise potansiyelli ama istikrardan uzak bir görüntüdeydi. Almanya salt disiplin ile çok uzağa gidemedi. Nowitzki ayarında olmasa da daha yetenekli isimler yetiştirmeleri gerekiyor. Çin ise Yao Ming olmadan da doğru ve inatçı basketbol oynayabileceğini kanıtladı. Düzenli gelişimlerini sürdürüyorlar. Kanada, Avustralya, Porto Riko bariz bir düşüş içinde. Tempolu ve zevkli oyun oynayan Lübnan, İran, Ürdün sınıf atlamak için gelişme gösterdiklerini kanıtladılar. Angola, Tunus, Fildişi ise en fazla böyle bir şampiyonaya katılma başarısını gösterebilecek durumdalar.