"Daum'un takımı sahadaydı"

  1. Haberler
  2. Spor
Pazartesi 06.12.2010 09:34 ABONE OL
Spor Toto Süper Lig'de Kardemir Karabükspor'u kendi sahasında 2-1 yenen Fenerbahçe, bu sezon ligde İstanbul'daki yenilmezliğini sürdürdü.
İstanbul'da yaptığı maçlarda başarılı bir grafik çizen sarı-lacivertliler, ligde bu sezon İstanbul'da yaptığı 10. lig maçında 8. galibiyetini aldı.



GÜRCAN BİLGİÇ: Böyle başa, bu tıraş! (SABAH)

Fenerbahçe'nin oyun istikrarı, yine bir değişime uğramadan, bu kez Kadıköy sınırlarında bilmem kaçıncı tekrarını yapıyordu.
Alex'in ve diğer takım arkadaşlarının katıldığı 15-20 dakikalık rüzgarın ardından, topu kendi kalelerinden uzak tutarak, vakit dolduruyorlardı.
Ve yine ikinci 45'e afyon yutmuş gibi başlıyor. Kendilerini boşa çıkartıp pas istemiyor, ileriye kat etmiyor, maçın temposunu mümkün olduğunca kendilerine ve en az yorulacakları biçime ayarlamaya çalışıyorlardı.


Aslında ilk yarı sonlarında, maçın devamının ne olacağına ilişkin sinyaller, Karabük takımının koca Fenerbahçe'yi paslara seyirci bırakmasıyla geldi. Tribünler seyirci kalmadı, ıslıklarla uyarıyı yapmaya başladılar. Anlayan, anlamamazlığa geldi, skora yatma etabı başladı.
Daum'un takımı ve felsefesi sahadaydı.
Üstelik bunları değiştirmek için gelen Aykut Kocaman kenarda olduğu halde.

"İyi oyuna değil, gol atıp kazanana üç puanı veriyorlar" diye düşünenler için, sahadakiler idealdir. Felsefeler bile tabelada yazanla ölçülüyor bu ülkede. Böyle baş olunca, bu tıraş da kaçınılmaz. Kime ne diyeceksiniz?

AHMET ÇAKAR: Fizik mücadele (SABAH)

Şunu en başında söyleyelim ki Karabükspor, bu sezon Kadıköy'e çıkmış fizik olarak en güçlü takım. Hatta biraz daha iddialı konuşalım, bu Karabük Süper Lig'in ikili mücadele üstünlüğü olarak en önde gelen takımlarından biri.
Emenike diye bir oyuncuları var, insan mı, boğa mı ayırt edemiyoruz.

Emenike'yle baş edebilecek yegane Fenerbahçeli defans oyuncusu Yobo'ydu.
Yani onun gücüyle, süratiyle savaşabilmek Türk savunmalarında her babayiğidin harcı değil. Yobo da Emenike'yi bir defa kaçırdı, arkadan geldi ve çaprazdan çok zor bir golü yaptı.
Sonuç olarak kim ne derse desin, Fenerbahçe'yi beğendik. Fizik mücadelesini beğendik, savunma anlayışını beğendik, 90 dakikadaki disiplinini beğendik.

RIDVAN DİLMEN: Kocaman hamle... (SABAH)

İlk yarının tamamında Fenerbahçe takımı maçın başında Emenike'den yediği pozisyon dışında Karabük'e top oynatmadı. Biraz daha topa sahip oldu. İlk yarı itibarıyla Karabük'ün tek silahı Emenike'yi Yobo kenarlara taşıyınca tehlike de yaşamadı. İlk devre rakibini oynatmayan Fenerbahçe, ikinci yarı oynama fırsatı vermeye başladı rakibine. Gol de 'geliyorum' diyordu o dakikalarda. Ve geldi de zaten. Maç her an gidecekmiş gibi gözükürken Aykut Kocaman doğru bir hamle yaptı.

Niang'ın sakatlıktan sonraki fiziki düşüşü devam ediyor; toparlanmamış gözüküyor. Gaziantep'te gelen tehlikeyi kulübe yetersiz olduğu için hızlı oyuncularla halletmeye çalışan Aykut Kocaman, dün kadro genişlediği için önce Selçuk'u sokarak merkezi korudu. Ardından hızı arttırmak için Gaziantep'teki gibi Dia'yı soktu. Bu operasyon gitmek üzere olan maçı tekrar Fenerbahçe'ye çevirdi. Karabük, çok can yakabilecek bir takım. Zaten ligin en çok gol atan üç takımından birisi. Ama en ilginci etkili oyuncu Emenike'nin deplasmanda sadece bir gol atmış olması. Bu da şaşırtıcı. Bünyamin Gezer'i beğendim. İyi maç yönetti.

SELÇUK YULA: Yıldız Emenike'ydi (FOTOMAÇ)

Sezon başından beri süren ilk 45 dakika, ikinci 45 dakika problemi halen çözülmüş değil. Bu iş nasıl olacak bilmiyorum ama şurada devrenin bitmesine iki maç kaldı.
Öyle, böyle bu maçlar atlatıldıktan sonra Kocaman'ın düşünmesi gereken konu bu olmalı.
Skoru bulup rahatlayan Fenerbahçe 2. yarıda yediği golle tekrar sıkıntılı anlar yaşıyorsa burada büyük problem var demektir. Maç öncesi taraftarlar uzun zamandır oynamayan Lugano ve Emre'yi sahada gördükleri zaman çok mutluydular.

Dün akşam Fenerbahçe, Trabzonspor'un kazandığı haftada liderin takipçiliğinden düşmemek için mutlaka üç puan almalıydı, bunu başardı.
Sahada oynanan futbolun iyi olduğunu söyleyemeyiz. Ve dünkü maçın yıldızı olarak Emenike'yi gösterebiliriz.

YÜKSEL AYTUĞ: Coman-dante Alex (FOTOMAÇ)

Fenerbahçe seyircisi akıllı... Hangi maça geleceğini o kadar iyi biliyor ki... Bu soğuk havada Şükrü Saracoğlu'nun tribünleri tıklım tıklımdı. Çünkü Demir Çelik Karabükspor, sürprizlerin takımıydı.
Açık futbol oynuyordu. Rakip kim olursa olsun, her maçta 5 de atabilir, 5 de yiyebilirdi.

Aykut Kocaman'da şeker hastalığı var.
Ama bildiğiniz diyabet değil, Dia-bet hastalığı...
Her nedense rakibin sol kanadını şeker komasına sokan Dia ile oyuna başlamıyor.
İlk tercihi hep Stoch'tan yana. Vardır elbet bir bildiği... En iyimser tahminim şu: Stoch ile yoruyor, Dia ile dövüyor. Sanırım Stoch, Aykut Kocaman'ın lavabo açacağı...

Bir de Emenike'nin atletikliği var ki o ayrı bir yazı konusu. Adam her gol attığında 4 takla, 2 burgu yapıyor... Zonguldak çevresinde hava kirliliği eskisi kadar yoğun değil.
Sebebi, Emenike'nin gol sevinci yaşarken attığı taklalar, burgular... Adamı maden ocağının bacasına aspiratör olarak yerleştir, içeride astım hastalarını tedavi et!..
18. dakikada Coman-Dante yine sahne aldı. Mehmet Topuz sağdan nefis ortaladı, Alex "Ben kaval kemiğimle de gol atarım arkadaş" dedi... Böylece ligde Alex'in kadife kramponlarının tadına bakmayan takım kalmadı... 2-0... Onun adı Al-ex... Karşısına geçen"ex" yani "ölü" oluyor. Bu seferki kurban, zavallı Deumi idi... Allah kimseye böyle çaresizlik vermesin. Amin...

Fenerbahçe ise herkesle çelik-çomak oynayan Karabük'e bu kez sürpriz imkanı vermeyerek, defansta örs, hücumda çekiç olup, demiri tavında dövmesini bildi...



BUGÜN NELER OLDU