Kocaman bir mucize

Fenerbahçe'nin bu kadar travma yaşarken lige böylesine ağırlığını koyması ve zirvede yerini alması bir mucizedir. Özellikle Aykut Kocaman'ın hanesine büyük artılarla yazılacak bir mucize

Kocaman bir mucize
Pazartesi 26.12.2011
Son Güncelleme: Pazartesi 26.12.2011
ABONE OL
Fenerbahçe'nin 3 Temmuz sonrasında yaşananlarla birlikte, ilk yarı performansını değerlendirir misiniz?
Bu kadar travmayı üst üste yaşayan bir takımın, lige böylesine ağırlığını koyması ve zirvede yerini alması mucizedir. Özellikle de Aykut Kocaman'ın hanesine büyük artılarla yazılacak bir mucize... Bir teknik adamın takım için ne kadar değerli ve önemli olduğunu gösteren, ders veren bir performans gösterdi Fenerbahçe... İlk yarı maçları tamamlandığında bekleneni gösteremeyen takımların teknik direktörleri bir sürü mazeret ortaya koydu. Çok maç yapmaktan şikayet eden de vardı, transfer yapamamaktan da. Halbuki Fenerbahçe en değerli oyuncularını (Niang, Emenike, Andre Santos, Lugano) kaybederken, bir de içine girdiği maddi sorunlarla boğuştu. Bu nedenle Fenerbahçe'yi, oyuncuları veya Aykut Kocaman'ı saha içindeki taktik anlayış veya futbol performansı ile değerlendirmek çok doğru olmaz. Onlar "adamlık" sınavı verdiler bu maçlarda...
Teknik direktör Aykut Kocaman, bir lider olarak bu süreci başarılı bir şekilde yönetti mi? Teknik konularda da aynı başarıyı gösterdiğini söyleyebilir misiniz?
Süreç boyunca Fenerbahçeliler'in inanarak dinledikleri tek isimdi Kocaman. Yöneticiler meydanda yokken ortaya çıkıp konuşan, iddia eden ve takımını savunan önemli bir lider oldu Aykut Hoca. Bir teknik adamın düşünmesi gerekenden çok daha fazlasını üstlendi. Bir yandan oyuncularını maçlara motive etmeye çalışmak, onlara hedefleri olduğunu anlatmak, diğer taraftan bütçeyi denkleştirip, takımın yaşamasını sağlamak zorundaydı. Gelinen yere baktığımızda çok başarılı olduğunu söylemeliyiz. Teknik olarak hamle sayısı kısıtlıydı. Beşiktaş maçında Caner / Stoch değişikliği tartışılır. Ama Galatasaray maçındaki taktik hamlesi tutmayınca 45'te tekrar doğruyu bulması da analiz yeteneğinden. Kocaman'ın elinde farklı varyasyonları yapabilecek bir ekip yok. Fenerbahçe'yi bir pas makinasına dönüştürdüğü gerçeği var.

PRİMLER AKSAMAZSA...
Sezonun ikinci yarısında, Metris Cezaevi'nde tutuklu bulunan Fenerbahçeliler'in tutukluluğunun devamı, futbol takımını olumlu mu etkiler? Yoksa bu durum, futbolcuların endişelerini artırıp umutsuzluğa mı sevk eder?
Futbolcular duygularıyla performanslarını paralel tutarlar. Başkanı veya teknik adamı seviyorlarsa, daha iyi olmak için çalışırlar. Bu dünyanın gerçeğinde ise para vardır. Eğer oyunculara ödemeleri zamanında yapar, primleri de yüksek tutarsanız, performans beklentilerini de yükseltirsiniz. Geçen sezon kimse ceza evinde değildi. Ama oyunculara 11 milyon dolar prim verildi ve 17'de 16 geldi. Sezon başında da yönetim aynı formulü uyguladı. Zor günlerde alınacak galibiyetlerin önemli olduğunu biliyorlardı ve en az 100 bin dolar olan maç başı primler dağıttılar. Endişe bu paralar ödenmediğinde daha çok artar. Hem yönetim, hem de Kocaman bunu çok iyi biliyor.

ARTIK KİMSE KAPRİS YAPAMAZ
Aykut Kocaman'ın zaman zaman yerli futbolcularla sürtüşme yaşadığı konuşuluyor. Emre olayıyla bu durum tavan yaptı. Kocaman'ın bu konudaki hamlelerini başarılı buluyor musunuz?
Kulübün ve dolayısıyla takımın yaşadığı bu zor dönemde destek olması gereken Türk oyunculardı. Ama en çok problem çıkartıp, sorun yaratanlar da onlar oldu. Su üstünde görünen yabancıların daha fedakar ve özverili davrandıkları. Alex'in kaptanlık ve "kahramanlık" hakkının verdiği yetkiyle Gökhan Gönül'ün üstüne gitmesi, uyarması en iyi örnek. Emre Belözoğlu'nun durumu ayrı. Eskisinden farklı olması gerekirken, daha beter hale geldi. Bu da üstündeki sorumluluğu daha çok hissetmesinden kaynaklandı ve takıma zarar verir hale geldi. Kocaman bir takım yönetiyor. Milyonlara karşı görevi var. Her oyuncusunun kıymetini bilmek, onlardan en fazla yararı sağlamak zorunda. "Emre gerginliği" diğer oyunculara iyi bir ders ve örnek oldu. Bundan sonra kişisel kaprisleri bir kenara atmak zorundalar. Yoksa kimse artık vazgeçilmez değil. Çünkü taraftarın kahramanı artık Aykut Kocaman. Gözden çıkarılabilir durumunda onlar ise futbolcular...

GEÇMİŞİN YORGUN İSİMLERİ
Fenerbahçe sezon başında Niang, Emenike, Lugano, Santos gibi yıldızlarını kaybetti. Yeni transferlerden hangileri, bu isimlerin yerini doldurabildi?
Bienvenu'ye bakınca, bu sorunun cevabı zaten belli. Giden üç oyuncunun geçen sezon skora etkisi 28 goldü. Tüm takımın üçte biri... Emenike'yi de üstüne ekleyince, zaten şu anda tartıştığımız problemlerin cevabı da ortaya çıkıyor. Bu yalnızlık ortamında Semih'in, hatta genç Berk Elitez'in bir çıkış yapmaları, formaya talip olmaları gerekirdi. Bunlar fırsat anları. Beni en çok hayal kırıklığına uğratan ise Sezer Öztürk'tü. "Bir şeyler yapar" denilen ender oyunculardan. Bir an önce kendisini takımın parçası yapmak zorunda. Serdar Kesimal ve Reto Ziegler ise herkesi tatmin eden oyuncular oldular. Fenerbahçe kadrosunda artık geçmişin "yorgun" isimleri var. Teknik kadro umutlar beslenen ama bu formayı taşıyacak kaliteye yaklaşamayanları da ayıklamak zorunda.
Fenerbahçe'de özellikle son maçlarda baş gösteren bir santrfor krizi var. Bunun dışında takviye yapılması gereken mevki olduğunu düşünüyor musunuz?
İyi bir santrfor çözümün parçası, ama kendisi değil. Fenerbahçe'nin sorunu orta sahasında. Rakip ceza alanına girmeyen, yaklaşmayan, risk almayan, öne koşu atmayan oyuncular var. Sürekli temkinli, endişeli ve garantili oynamanın peşindeler. Basketbolcular gibi maç sonundaki rakamların peşine düşmüş gibiler.

İYİ SANTRFOR YETMEZ
Alex geçen sezondaki "tabela etkisinden" çok uzak. Baroni, Selçuk, Emre, Mehmet Topuz veya Dia'nın skor katkısı tartışılmalı. Büyük takım orta sahalarının sezonu en az altı golle bitirmeleri gerekir. Bu kadar pasif ve yaratıcılıktan uzak oyuncularla, en golcü santrforu bile yeterli bulamayabiliriz.

PLAY-OFF'UN ARTILARINI DA GÖRMELİYİZ
Bu sezon ilk kez uygulanacak playoff'u nasıl görüyorsunuz? İlk dört sıra için en kuvvetli adaylar kimlerdir? Aynı şekilde 5-8 arası ve küme düşme adaylarınız hangi takımlar?
Normal statü sürseydi, liderden 13 puan geriye düşmüş Trabzonspor için, "artık hedefi kupa" yorumlarını yapardık. Ama dördüncü ile arasında altı puan bulunan ve play-off umutları sıcak olan Trabzonspor, hala playoff' un, dolayısıyla şampiyonluğun adayı. Ligin 11'incisine kadar tüm takımların iddiası play-off sayesinde sıcak kaldı. Bu şu demektir: Sonlara yaklaşıldığında iddiasını kaybetmiş takımların, küme düşebilecek veya şampiyonluğa oynayacak takımlar karşısında maçı bırakması, hatır-gönül hikayelerine girmesi çok mümkün olmaz. Sahaya çıkan sonuna kadar oynamak zorunda kalır. Play-off'un en büyük faydası bu olacak. Dedikoduları minimuma çekecek. Dört Büyükler ve Ersun Yanal'ın gelmesiyle birlikte Eskişehirspor zirvede olacaktır. Ankaragücü, Samsunspor ve Karabükspor ligde kalma konusunda umut vermiyorlar. Orduspor için de çanlar çalıyor.