8 takım düşerse futbol biter

Başbakan R.Tayyip Erdoğan, Kore'den Tahran'a giderken uçakta "Şike konusunda 'suçun şahsiliği' vurgusunda bulunmuştunuz" denildiğinde şu yanıtı vermişti: "Doğru. Platini'ye söyledim. O da 'Haklısınız ama uygulama böyle' dedi. Ben de 'Düzeltelim, o zaman' dedim. Şike sahaya yansımış mı bakılır ve karar ona göre verilir. Aksi halde kulübü cezalandırmak neden? Para cezası vermek neden? 8 takım birden ligden düşerse ne olur, futbol biter. Ceza davası ile futbol federasyonunun kararını birbirinden ayırmak lazım. Platini'ye de İngiltere örneğini verdim. Orada holiganlar yüzünden Thatcher İngiliz takımlarının Avrupa'ya çıkışını 5 yıl yasakladı. Ne oldu? Kendi aralarında gayet güzel devam ettiler. Döndükleri sene de şampiyon oldular."

LEVENT TÜZEMEN
Ülke mutsuz olur
Erdoğan'ın döneminde cumhuriyet tarihinin en prestijli spor organizasyonlarına ev sahipliği yaptık. Tesisleşme hamlesi de yine kendisinin döneminde zirve yaptı. Bu dev adımların mimarı Sayın Erdoğan'ın döneminde Türk futbolunun Avrupa'ya küsmesi gibi bir ihtimali aklıma bile getirmiyorum. Thatcher modeli, sadece futbolumuzun değil, ülkemizin de yurtdışında itibarını, saygınlığını zedeler. Bu model, İngiliz futbolunda yaygınlaşan, uluslararası arenaya da taşıdıkları şiddet eylemlerine karşı uygulanmıştı. Türkiye'deki süreci aynı kefeye koymak hata olur. Sayın Başbakan, Platini'ye "Failler cezalandırılmalı, tüzel kişiler değil" diyerek bireylerin eyleminden geniş kitlelerin mutsuzluğunu doğuracak sonuçlar çıkarılmaması gerektiğini savundu. Ama Thatcher modeliyle ülkenin bütünü mutsuz olur.

ÖMER ÜRÜNDÜL
Orta yol bulunmalı
Normal olarak Sayın Başbakan'ın söyledikleri doğru. Sekiz takımın düşmesi ligi son derece olumsuz etkiler. Suçun şahsiliği ilkesi de çok önemlidir. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var. Platini'nin dediği gibi, UEFA'nın bu konudaki yaklaşımı belli; yaptırımları ortada. Bir orta yol bulmak bence en doğru çözüm. 8-10 takımı düşürmek çok büyük bir sorun oluşturur. Ancak uluslararası men cezasının da (Milli Takım'ı da kapsayabilir) futbolumuza büyük bir darbe olacağı ortada. Bunları çok iyi değerlendirip UEFA ile akılcı bir diyalog kurarak bir orta yol bulmak, Türk futbolu için en hayırlısı olacaktır.

METİN TEKİN
Ligin düzeyi düşer
Günümüz futbolunun ekonomik şartlarında Avrupa ayağından yoksun bir ligin oynanması kağıt üzerinde mümkün ama bu ligin üst düzey olmasını beklemek çok gerçekçi değil. Hem hedefler anlamında hem burada kullanacağınız yabancı futbolcular anlamında çok ciddi seviye düşüşü yaşarsınız. Sponsorların ve yayıncı kuruluşların sektör dışında kalma ihtimallerini de ekleyin; futbol ciddi zarar görebilir. Beklentimiz ve dileğimiz, böyle bir cezai yaptırımla karşılaşmamak.

İSKENDER GÜNEN
Yurtdışı temas şart
Türk futbolunun Avrupa'da olmaması süresi ne olursa olsun kayıptır. Çünkü bizim futbolumuzun gelişmesi için mutlak surette milli takımlar ve kulüpler düzeyinde sık sık uluslararası maçlar oynanması gerekmektedir. Kendi içine dönük, yurtdışı temastan yoksun bir yapılanmanın futbolumuzu ileriye değil, daha da geriye götüreceği düşüncesindeyim.

GÜRCAN BİLGİÇ
Çözüm engellendi
Thatcher modelinde İngiltere Milli Takımı maçlarına devam etmişti. FIFA seçimlerinde Platini Blatter'e karşı aday. Platini'nin Blatter'e karşı koz vermemesi adına, bu olaylar UEFA için önemli. Mehmet Ali Aydınlar'ın bulduğu çözüm 27 Ocak'ta engellendi. Sayın Başbakan, futbol kamuoyunu yeniden aynı noktaya getirebilir. Çünkü bugün haklarında iddia bulunan herkes suçsuz olduğunu söylüyor. Eğer böyleyse 58 olsa da, olmasa da sonuçta bir şey fark etmeyecek.

EMRAH KA YALIOĞLU
Spor yargısı farklı
Manchester United, yasak kalkınca Kupa Galipleri'ni kazandı ama İngilizler Heysel'e kadar 7 sezonda 6 kez kazandıkları 1 numaralı kupada bir sonraki zafer için 15 yıl, UEFA Kupası için de 17 yıl bekledi. UEFA'nın Disiplin Talimatı 6. maddesi "Üye federasyonlar ve kulüpler oyuncularının, yetkilerinin, üyelerinin, taraftarlarının, federasyonun veya takımının oyunu sırasında bir fonksiyonu olan diğer kişilerin davranışlarından sorumludur" diyor. Spor yargısı bireylerin fiilleri yüzünden temsil ettikleri (yöneticiler) veya tarafı oldukları (taraftarlar) kurumların da cezalandırılması üzerine kuruludur. Adli yargıdan en büyük farkı buradadır. Kişiler yüzünden kurumların cezalandırılmaması bir görüştür. Tarafı veya temsilcisi olmadıkları kurumların cezalandırılması adil midir?

BİZE ULAŞIN