Hıncal Uluç ile haftanın gündemi

Hıncal Uluç ile haftanın gündemi
Perşembe 23.08.2012 00:00
Son Güncelleme: Perşembe 23.08.2012 15:30
ABONE OL
Sabah Gazetesi'nin usta kalemlerinden Hıncal Uluç, haftanın spor gündemini Sabahspor.com okuyucuları için değerlendirdi.

Uluç;

Fenerbahçe, Emenike'den çok iyi kar etmiş. Üç maç oynatmadan bir liraya aldı üç liraya sattı. İyi de etmiş. Ahım şahım bir golcü değil.
Biz yıllardan beri bu yanılgıya hep düşüyoruz. Küçük takımın büyük oyuncusu olmak kolay... O büyük takımda 'nasıl oynar' onu iyi düşünmek lazım. Fenerbahçe'ye Galatasaray'a, Beşiktaş'a böyle yüksek paralarla gelenlerin haddi hesabı yok. Kaçı başarılı oluyor? Fenerbahçe Özer'i aldığı zaman, Özer, Türk futbolunun yıldızlarından biri değil miydi? Şimdi Özer nerede? Böyle kaç tane sayayım!
Küçük takımda büyük futbolcu olmak, göze çarpmak kolay.
Şimdi kafamda aynı soru Amrabat için var. Kayseri'de harikalar yaratıyordu, her Galatasaray-Kayseri maçında Galatasaray'ın canına okuyordu. Şimdi Amrabat girdiği andan itibaren Galatasaray eksik kalıyor. Kasımpaşa maçında ne yaptı? Toparlar mı bilemiyorum! Büyük takım ayrı, küçük takım ayrı...

Özge AYDIN /SABAHSPOR.COM

Şampiyonlar Ligi'ne katılmayı hedefleyen Fenerbahçe, Spartak Moskova ile oynadığı ilk maçı 2-1 kaybetti. Bu ikinci maç için kötü bir skor olarak görünmüyor. Siz sarı-lacivertli ekibin turu geçme şansı nasıl görüyorsunuz?
Aykut Kocaman, Fenerbahçe ve rakibi biraz iyi analiz etmiş olsa Fenerbahçe orada turu geçer gelirdi. Spartak Moskova ahım şahım bir takım değil. Türkiye'ye gelse üç büyüklerin arasına giremez. İyi bir Anadolu takımı, Kayserispor, Sivasspor, Trabzonspor ve Bursaspor bile diyemem. Öyle bir takım ama bu takıma karşı garip bir şekilde savunmayı düşünen, ileri çıkmayı pek hesaba katmayan bir Fenerbahçe oynattı. Öyle bir savunma oynattı ki kontratağa bile gidemedi. Sen oyunu geride kabul edip kontratak yapmayı düşünüyorsan, kontratağın en iyi adamı Stoch, kenarda oturuyor!

Alex'i oynatmamasının sebebi de savunma ağırlıklı oynama düşüncesinden mi kaynaklanıyor?
Aykut, Alex'i oldum olası istemiyor, açık! Alex, Aykut'u sevmiyor, Aykut da Alex'i sevmiyor. Aykut, her sene Alex'siz bir takım yapmaya teşebbüs ediyor, o Fenerbahçe başarılı olamıyor çünkü Aykut iyi hoca değil... Kafasında belki iyi düşünüyor ama o düşündüğünü sahaya yansıtamıyor. Oynatamadığı zaman Alex'e ihtiyaç fena halde doğuyor.
Kötü oynayan takımda anlık parlayacak yıldızlar maçı kurtarır. Fenerbahçe'de hep böyle oluyor. Fenerbahçe de kötü oynuyor, Alex de kötü oynuyor ama Alex arada bir parlıyor o parladığı anda da golü getiren asisti ya da şutu atıyor. Bu yüzden de bayılıyor Fenerbahçe seyircisi ona...
Bir de tabii Aykut kafasında ne kadar Alex'siz takım yaparsa yapsın Aziz Yıldırım emrediyor 'Alex'i oynatacaksın' diye... Aziz Yıldırım emredince de Aykut Kocaman 'Baş üstüne' diyor. Zaten Aykut'un bana sorarsan Fenerbahçe'nin başında kalmasının sebebi Aziz Yıldırım'ın her dediğine 'Baş üstüne' demesi. 'Bu takımın hocası benim. Siz sadece başkansınız. Başkanlığınızı bilin' deme cesareti, yüreği yok.
Yoksa ben takımın antrenörü olacağım, half-time'da başkan soyunma odasına gelip taktik verecek; yok ya! Ondan sonra o takımın bana saygısı kalır mı, bana inancı kalır mı? Ama Aykut'un umurunda değil.
Şimdi yine Alex'siz oynamaya teşebbüs ediyor. İşler iyiye gitmediği zaman Aziz Yıldırım 'Azizsilin'i bir daha dayayacak 'Alex ile oyna' diye Alex ile oynayacak. Göreceksiniz!
Ama Alex de susup oturan, kendisine fırsat verilmesini bekleyen iyi bir yedek değil. Alex kenarda kaldığı zaman konuşuyor. Taraftarın arkasında olduğunu bildiği için kendisini oynatmayanları müşkül duruma düşürecek açıklamalar yapıyor. Fenerbahçe'de Alex kangren olmuş bir yara. Kesip atacaksın; başka çaresi yok.
Ama taraftarın bu kadar sevgilisi Alex'i Fenerbahçe atarsa o sene şampiyon olması lazım. Olamazsa sadece Aykut değil Aziz de gider.

Spartak Moskova maçında Alex olsaydı skor farklı olur muydu?
Kazanmayı düşünürsen olur. Çünkü Alex bir kazanma oyununun taktiği... Aykut'un 'kazanma' diye bir niyeti yoktu ki!.. 2-1'e razıydı bakmayın siz Aykut Kocaman'a! 2-1'e göbek atıp geldi. Çünkü burada bir tane atarsa 1-0'a tur atacak Fenerbahçe...

Fenerbahçe'nin Yobo'lu savunmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Ben baştan beri fikrimi değiştirmiyorum. Galatasaray da yanlış yapıyor. Stoper için yabancı kontenjanı kullanılmaz. Serdar Kesimal varken, Bekir varken, Gökhan varken... Servet vardı; Servet kenarda dururken...
Dört tane savunma adamı yabancı Galatasaray'da! Ujfalusi, Eboue, Dany ve kaleci Muslera! 6'dan 4'ü gitti. Asıl senin ihtiyacın olan orta saha ve golcü... İki yabancı kullanma hakkın kalıyor; hadi bakalım.
Dünyada bu kural; iyi bir teknik direktör, iyi bir stoper yaratır. Onun için Aykut için, Fenerbahçe Teknik Direktörü için önemli olan Serdar'ı ve Bekir'i hazırlamak. Yoksa Yobo'yu oynatmak değil. Bu bakımdan Egemen'in transferi doğru oldu. Orada Bilica-Yobo oynuyordu.
Yabancı futbolcu kalite getirmelidir. Kazma yabancı alınmaz. Kazma her yerde var. Amiyane, halk diliyle konuşuyorum, kimse alınmasın. Aşağılama anlamında kullanmıyorum.
Hiçbir atletizm hocası bir sprinter yaratamaz ama iyi bir hoca seni beni bile uzun mesafe koşucusu yapabilir. Çünkü uzun mesafe koşusu için kırmızı adale lazım. Sprint koşusu beyaz adaledir. Beyaz adale Allah vergisidir. Beyaz adaleyi yaratamazsın. Senin idmanda yaptığın bütün adaleler kırmızı adaledir. Hatta o idmanı fazla kaçırdığın zaman vücudundaki beyaz adale de kırmızıya dönüşür.
Onun için hocalık çok önemli bir iş. Hoca neye ihtiyacı olduğunu bilmeli... Şimdi düşünebiliyor musun Fatih Terim; Ronaldinho'yu almıyor Dany'i alıyor! Bu ikisinin Galatasaray'a maddi manevi katkıları mukayese edilmez. Bin sene dursa 'Dany'i seyredeyim' diye Arena'ya gitmem. Ronaldinho olsaydı sabahtan kuyruğa girerdim.
Dany ile Gökhan'ın oynayacağı futbol arasında böyle Himalayalar kadar fark yok. Gökhan Zan da milli takımın stoperi... Onu milli takımda oynatan da Fatih Terim... Avrupa üçüncüsü takımın iki stoperiydi; Gökhan ile Servet... O ikisini de geçen sene attı.
Semih'i çıkardı. Nereden çıktı Semih? Çıkardı ama işte... O zaman Dany'i alacağına iki tane Semih çıkar. Hiç yoktan bir Semih yaratabiliyorsan, iki tane çıkar, üç tane çıkar. Stoper bulursun arkadaş...

Spartak Moskova maçında gözler biraz da Emenike'nin üzerindeydi. Büyük umutlarla geldiği ancak şike davası nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığı Fenerbahçe'ye rakip oldu ve bir de gol attı. Emenike'yi nasıl buldunuz, Fenerbahçe'de kalsa daha mı iyi olurdu?
Fenerbahçe, Emenike'den çok iyi kar etmiş. Üç maç oynatmadan bir liraya aldı üç liraya sattı. İyi de etmiş. Ahım şahım bir golcü değil.
Biz yıllardan beri bu yanılgıya hep düşüyoruz. Küçük takımın büyük oyuncusu olmak kolay... O büyük takımda 'nasıl oynar' onu iyi düşünmek lazım. Fenerbahçe'ye Galatasaray'a, Beşiktaş'a böyle yüksek paralarla gelenlerin haddi hesabı yok. Kaçı başarılı oluyor? Fenerbahçe Özer'i aldığı zaman, Özer, Türk futbolunun yıldızlarından biri değil miydi? Şimdi Özer nerede? Böyle kaç tane sayayım!
Küçük takımda büyük futbolcu olmak, göze çarpmak kolay.
Şimdi kafamda aynı soru Amrabat için var. Kayseri'de harikalar yaratıyordu, her Galatasaray-Kayseri maçında Galatasaray'ın canına okuyordu. Şimdi Amrabat girdiği andan itibaren Galatasaray eksik kalıyor. Kasımpaşa maçında ne yaptı? Toparlar mı bilemiyorum! Büyük takım ayrı, küçük takım ayrı...
Galatasaray bu kadrosu, bu adamlarıyla Türkiye şampiyonluğuna oynar ama Avrupa şampiyonluğu hikaye... Kimse hayal etmesin. Takımı taşıyacak büyük oyuncular lazım. Hagiler, Popescular lazım. Onları almıyor Galatasaray...

Emenike'nin oyundan çıkarken Kocaman'ın elini öpmesi de maçın ilginç anlarından bir tanesiydi.
Hoş bir şey... Ama aynı şey Türkiye'de olsa, bir rakip futbolcu oyundan çıkarken gelip Aykut'un elini öpse yer yerinden oynar. Derhal zabıtlar tutulur, resimler çekilir. 769 sayfalık dava dilekçesine 10 sayfa daha eklenir.

Kuyt, Fenerbahçe'de ön plana çıkmaya devam ediyor. Moskova'da da golünü yazmayı başardı ve Fenerbahçe'ye umut aşıladı.
Kuyt'ın mayası var. Adamı durup dururken Liverpool'da oynatmazlar.
Ama tekrar söylüyorum; Fenerbahçe'de un var, şeker var, yağ var; helvacı yok. 'Helvacı' diye gelenin her işine karışan bir patron var. Kasada oturup, uzaktan 'şekerini koy, yağını az ekle' diye bağırıyor! Zaten kafası karışık olan helvacı daha çok allak bullak oluyor.

Rövanş için ne ön görüyorsunuz? Fenerbahçe'nin turu atlaması için ne yapması gerekiyor?
Gördüğüm Fenerbahçe, gördüğüm Spartak Moskova'ya 5 atar. Yeter ki o niyetle oynasın. Doğru dürüst takım çıkarsın, kazanmak için gol atmak için oynasın. Hakikaten çok sıradan bir takım Spartak Moskova...

İtalya'ya 2012'de siyah bant takması için izin veren UEFA, Fenerbahçe'nin Gaziantep'te yaşanan üzücü olay nedeniyle siyah bant takma isteğini geri çevirdi. Daha önce de reddedilmiştik. Bir çifte standart mı var?
Son zamanlarda FIFA ve UEFA, bu tür işlerin samimiyet dışı kullanıldığını örneklerini yaşadı. Onun için tavırları bu tür istekleri kesip atma yönünde... Yadırgamıyorum. Ayrıca ben yasın gösteriş olduğuna inanmıyorum. İnsan içinde hissetmeli... Fatih Terim bantla mı çıktı sahaya? Maçın sonunda öyle bir konuştu ki bütün Türkiye'de manşetti. Bant başka bir şey, eylem başka bir şey...

Maç sonrası "Futbol konuşacak durumda olmadığını" söyleyen Terim, duygularını coşkulu bir şekilde ifade etti. Hatta zaman zaman gözleri doldu.
Hepimiz öyleydik. Maç başlarken ekranda o son dakikayı gördüğün zaman diken diken olduk. Sen burada maç seyrediyorsun, orada yüzlerce aile büyük bir şok yaşıyor. Bizim Güneydoğu'da herkes birbiriyle ailedir.
Gaziantep kaynaşmıştır. '8 kişi ölmüş' diye değil, 'Bizim Ahmet, bizim Mehmet, bizim Hasan' diye ağlar onlar... "Ateş düştüğü yeri yakar" diyoruz ya Gaziantep'te ateş düşmeyen yer hemen hemen yok. Böyle bir olayda...
Onları öyle bilirken oturup maçı seyretmenin anlamı kayboluyor.

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'ın basında yer alan ve büyük ses getiren fotoğraflarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Haber olması normal midir? Bir başkanın bu şekilde yakalanması ne ifade eder?
Tabii normal. İspanya'da olsa, İtalya'da olsa haber olmayacak mı? Sen bir kulübün başkanı olacaksın, evli olacaksın!
Başkan diyor ki "Benim arkadaşımın yeğeni", kadın diyor ki "Ben istediğimle istediğim hayatı yaşarım; kime ne!" Bu bir aile içi mesele... Orman ailesi bunu kendi içinde nasıl çözer bilemem ama ortada balçıkla sıvanmayacak bir olayın olduğu kesin. Bu dünyanın her yerinde haberdir. Bu haberi yapanlar da iyi gazetecilik yapmışlardır. Hiç itirazım yok.
Dünyanın her yerinde ünlülerin özel hayatı haberdir. Ünlünün özel hayatının haber olmadığı ülke yok. Bu da ünlü olmanın bedeli... O ünle sen servetler kazanacaksın ondan sonra vay efendim benim özel hayatım... Böyle bir şey yok. Bedelini ödeyeceksin.

Beşiktaş açısından baktığınızda bir yaptırım gerektirir mi bu olay?
Niye yaptırım gereksin? Türkiye'de çapkınlık yapmayan bir kulüp başkanı var mı? Ben 1957'de başladım gazeteciliğe... Kendim gazeteci olarak özel hayatları şimdiye kadar hiç kullanmadım. Gördüklerimi, bildiklerimi de kullanmadım. Ama bu benim yapımdan doğan bir şey.
Ben 'kullanmıyorum' diye kullanana da 'Vay sen ne yapıyorsun?' diye ahlak dersi vermeye kalkmadım. O tür gazetecilik yapmıyorum ama ne başkanların ne çapkınlıklar yaptıklarını biliyorum. Hele seferi olduklarında, yurt dışı deplasmanlarında!..