Çıkarın maskeleri artık

Alex krizinin seyri, finali, ardından gelen 2 galibiyet ve en son dün Alex'in açıklamaları, Fenerbahçe'de asıl soruyu tekrar gündeme getirdi.
Galibiyet mi zihniyet mi?

"Bak Alex gitti takım düzeldi" sesleri yükseliyor gitgide… Alex'in rencide edilişi, havalimanında "Söyle Samet" komedileri, yerini "Sonuç iyiyse sıkıntı yok" söylemine bırakıyor yavaş yavaş. Buna karşılık bir grup da diretiyor: "Demokrasi istiyoruz, diktatörlük değil…"
Peki bu istek için geç kalınmadı mı biraz?

Fenerium'da Alex formaları satılmıyor artık… Kendisini geçtik statta maskesine bile tahammül yok, fırlatıp atılıyor… Kulübün resmi sitesinde yayımlanan veda mesajı, buram buram soğukluk kokuyor. Öfke kokuyor. "Sıradanlaştırma" kokuyor… Başkan nezaketen bile olsa heykelin açılışına uğramıyor. En fazla onore edilmeyi hak eden isimlerden biri, her şekilde horlanıyor.
Alex (aksi açıklanmadıkça doğru kabul etmeliyiz) 3 yıldır "mobbing"e uğradığını anlatıyor.

DEMOKRASİ YENİ BİTMEDİ Kİ

Onun için üzülenler, süreci eleştirenler ve hatta "Gitmesi değil yollanış tarzı çirkindi" diyenler dahi Fenerbahçe düşmanı ilan ediliyor. Tribünde yükselen seslere "organize iş" damgası yapıştırılıveriyor.
Saf bir sevgiyle kaptanına sahip çıkanlar, hatta belki onun sayesinde sarı-laciverte gönül verenler, "maşa" olmakla suçlanıyor. Yeri geliyor elde mikrofon azarlanıyor.
8 yıldır saha dışında da örnek olan bir oyuncu "saha dışında kötü adam" ilan ediliyor. Ama nedeni açıklanmıyor…
FB TV, "Böyle bir adam geldi geçti Fener'den" diye videolarını yayımlamak bir tarafa dursun, basın toplantısını görmezden geliyor.
Ama yeni değil ki bunların hiçbiri…
Van Hooijdonk, Rüştü, Zico, Aurelio, Denizli, Hakan Bilal Kutlualp ve daha niceleri benzer şekilde gönderilirken de demokrasiyle yönetilmiyordu bu kulüp.
Sahadaki sorunlar "Azizsilin"le çözülürken de…
Tribündeki bilet kargaşasından bahçıvana kadar her şeye tek bir kişi karar verirken de…
Futbolcuların basınla ilişkileri kısıtlanırken de…
Aragones döneminde "Bize bu takımı, bu hocayı mı layık gördün" diye homurdananlar için, tıpkı bugün gibi "Organize işler" denilirken de bu takım aynı mantaliteyle, biat kültürüyle yönetiliyordu…
Ve o zaman da şimdi olduğu gibi, futbolda, baskette, voleybolda alınan parlak zaferler, yapılan Avrupai tesisler hatırına "Kazanıyorsak sorun yok" diyenler vardı.
TARAFTAR İKİYE BÖLÜNDÜ
"Demokrasi devri Aziz Başkan'la bitti" demek büyük insafsızlık olur elbet, daha da geçmişe, camianın reflekslerine ve DNA'sına bakıldığı zaman.
Ama "zihniyet değil galibiyet" diyenlerin unuttukları bir şey var: Asıl olan kazanmaksa şayet, dillerden düşmeyen değerler, prensipler değil, anlık başarılar hâkim olur camiaya…
"Fenerbahçe büyüklüğü, sadece kupa büyüklüğü, şampiyonluk büyüklüğü" haline geliverir.
Üstelik bir tehlike daha var… Artık taraftar da ikiye bölündü. F.Bahçe kazandıkça "Ne oldu Alexciler" twitleri, mesajları yağıyor. Hem Fenerbahçeli olmak hem de Alex'e üzülüp süreci eleştirmek suç algısı oluşuyor yavaş yavaş.
Kısacası, Aykut Hoca Beşiktaş maçından sonra "24 saat huzurlu uyuyacağım" dedi. Oysa Fenerbahçe taraftarı, şike süreci, Alex krizi, kötü futbol derken, 24 dakika huzur bulamıyor bir buçuk senedir.
SAHA İÇİNDE UNUTULANLAR…
2 galibiyetin unutturduğu tek şey değerler değil elbet. Sahada kronikleşmiş sorunların bugünden yarına, ya da tek bir oyuncunun yollanmasıyla ortadan kalkması imkânsız zira.
Son 2 maçta da oyunu çözen, ekstra goller. Bir frikik, bir 30 metreden füze, bir de röveşata…
Beşiktaş maçında, 1-0'dan sonraki 15 dakika topla oynama oranı yüzde 68'e yüzde 32 Beşiktaş lehine.
Her zaman böyle jenerik golleri veya Gökhan Gönül resitalleri yetişmeyebilir imdada. Ya da yüzde 68 topla oynayan her rakip, Beşiktaş gibi "sınırlı sayıda silaha" sahip olmayabilir.
Yıllarca Alex'in üstlendiği, geçen sene Galatasaray'da Selçuk-Melo ikilisinin yakaladığı "skor oburluğunu", bu orta saha yapısının yakalaması da pek mümkün görünmüyor.
Üstelik "3 senedir hangi Fenerbahçe futbolcusu gözle görülür ya da nakde dönüştürülür bir gelişme gösterebildi" diye sormuştuk vaktiyle… Dün de Alex teyit etti, "Kocaman'a bir oyuncu 3 yıl kendini geliştiremiyorsa verimli olamaz dedim. Antrenmanlarla oyuncu gelişir dedim" sözleriyle…
İşin özü, maskeleri çöpe atmak değil camiaya lazım olan. Maskeleri çıkarıp gerçeklerle yüzleşmek…
twitter.com/degerlibulent

BİZE ULAŞIN