‘One man Sow’dan takım olmaya…

Şampiyonluğun iki favorisi dün ardı ardına çıktı sahaya… Ve gelecek adına önemi mesajlar yansıdı iki maçtan da…
• Galatasaray için Cluj deplasmanı fizikten ziyade psikolojik açıdan yıpratıcıydı. Ya tamam ya devam denilen bir deplasman, ruhen yormuştu takımı belli ki… Zaten nefesi hep eleştirilen Fenerbahçe'nin önceki haftaların aksine daha diri görünmesi de asıl bundandı. Rum Kesimi takımı hem daha zayıf hem de psikolojik açıdan çok daha kolay bir engeldi.
Böyle maçlarda anahtar en az 2 farkı erken yakalayıp aktif dinlenme fırsatı yakalamak. G.Saray direklere takılıp üstün oyununa rağmen bunu yapamayınca, son bölümde biraz da can havliyle yaslandı ve belki net pozisyon vermeden 2 puandan oldu. Tıpkı evinde oynadığı Eskişehir maçı gibi.

SEZER'İN GOLÜ TAKIM OLMAYI HATIRLATTI
• Fenerbahçe sene başından beri en organize, en şuurlu futbolunu oynadı dün akşam. Antalya maçı sonrası, krize dönüşebilecek bir dönemde hem içeride hem Avrupa'daki fikstür avantajı ilaç gibi gelmişti anlaşılan. Görece kolay 2 rakibi geçerek düzelen moraller, taraftarla buluşmanın etkisiyle sezon başından beri en diri ve dirençli takımı seyrettirdi Kadıköy'de. Buradaki asıl kilit kavramda buydu zaten: Takım…
• "Biz bir takımız" haykırışının ilk işareti Sezer'e, attığı gol sonrası gösterilen sevgiydi. Bu takımda bir oyuncu için arkadaşlarının bu denli "samimi" sevindiğini görmeyeli, gözlerin içi böylesi gülmeyeli o kadar zaman geçti ki… Takımdaşlık en büyük eksiklerden biriydi sezon başından beri. Saha içinde yardımlaşırken de, kriz anlarında takınılan "toplu tutum" açısından da… Ve bir gol sevincine sığan bu kenetlenme belki de bir kırılma anı olacak.
• İkinci ve işin teknik-taktik kısmını ilgilendiren kırılma noktası ise Meireles-Topal ve arkalarında Yobo birlikte oynadığında ortaya çıkan "kemik gibi takım" görüntüsü… Bu üçlünün yokluğunda adeta bir "acemiler mangası" gibi bir düzine pozisyon veriyor takım. Örnek mi?.. Antalya maçında yaşananlar ve dün akşamki Bekir İrtegün'deki bir haftada yaşanan "radikal" değişim... Sonuç mu? Ordu gibi dişli bir takıma son dakikaya neredeyse pozisyon vermeyen bir Fenerbahçe…

SOW'A YARDIMCI BİR FORVET ŞART
• Fenerbahçe'de olumlu anlamda değişen bir şey varsa bunun bir numaralı aktörü şüphesiz, adeta yeniden doğan Sow. Takımın dibe vurduğu Antalya maçı dahil kesintisiz süren "One Man Sow" topun dolayısıyla takımın ileride kalmasını sağlıyor. Çok pozisyon üretmeyen bir takım için "yüksek yüzdeyle" skor yaparak olası krizleri önlemiş oluyor. Bundan bir ay öncesine kadar atılan her topun duvara çarpmış gibi dönerken artık rakip stoperleri tüketen, takımı hem ileri taşıyan hem de burada tutan bir santraforu var Fenerbahçe'nin. Ancak bu performans bile tek başına yetmiyor elbet. Nitekim yetmedi de.. Ne zamanki sarı lacivertliler dünkü gibi takım olmaya evriliyor, Sow'un şovu heba olmuyor.
• Ancak Sow'un yedeği ve bazı durumlarda destekçisi olabilecek hücum takviyesi şart… Zira bu tempoyla devam etmeye niyeti varsa Senegalli'nin, hiçbir insan evladı böyle bir fizik devamlılığı tüm bir seneye yayamaz… Belli ki Krasic de bu gidişle "fos" transferler kontenjanında yerini alacak. Bir mucize olup da küllerinden doğmadığı takdirde, oyunu kanatlara açma anlamında da bir alternatif gerekiyor. Zira Kuyt tüm tecrübesi, iyi niyeti ve enerjisine rağmen, çok kapalı alanda beceri, ince işçilik eksikliği çekiyor. Mehmet Topuz daha çok orta alana devrilen, işin enerji ve mücadele yönünü üstlenen bir oyuncu. Onun gelişi de oyunu genişletip rakibi açma planına fazla hizmet etmeyecektir.

BU TABLO KALICI MI, İKİ DEPLASMAN BELİRLEYECEK
• Tüm bu hızlı gelişimin geçici bir rüzgâr mı yoksa sistemli bir yükselişin ilk halkası mı olduğu, Eskişehir ve Fransa'da Marsilya deplasmanlarıyla netlik kazanacak. Sezon başından beri psikolojik olarak "kırılgan" görüntü veren takımın, aksi sonuçlarda ritmini yitirmesi riski hayli yüksek zira.
• Galatasaray'a gelince… Bu kadronun bu kadar puan kaybı yapması doğal değil. Görünen o ki, orta saha merkezi geçen seneki "kariyer rekoru" üretkenliğini yakalayamayacak, bilhassa Melo açısından. Bu da sene başında A planı üzerine inşa edilen orta sahanın yeniden elden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Devre arasına kadar eldeki imkânlarla, devre arası gelince de transfer yoluyla.

BİZE ULAŞIN