SABAH yazarları Fenerbahçe- Başakşehir maçını yorumladı

SABAH Gazetesi'nin usta spor yazarları Spor Toto Süper Lig'in 18. haftasında Fenerbahçe, Medipol Başakşehir'i 1-0 mağlup ettiği maçı yorumladı.

SABAH yazarları Fenerbahçe- Başakşehir maçını yorumladı

ERMAN TOROĞLU
FENER'E YENİLMEK ANORMAL DEĞİL

Tam bir taktik savaşı oldu. İki ekibin teknik direktörü takımlarını nasıl oynatacaklardı? Bütün hikaye buradaydı. Başakşehir, Fenerbahçe'ye göre mi oynayacaktı, yoksa Fenerbahçe, Başakşehir'e göre mi oynayacaktı? Buradaki kilit nokta Abdullah Avcı'da değildi. Çünkü onun takımının belli bir şablonu vardı ve bu şablon çok fazla değişemiyordu. 'Değişemiyordu'yu bırakın, değişemez de...
O zaman ne olacaktı? O zaman Dick Advocaat işi değiştirecekti. Peki ne yapacaktı?
Maçı bir an evvel koparayım diye Başakşehir'in üzerine gitmeyecekti, kendi defansında geniş alanlar bırakmayacaktı, hele 60-65'ten sonra bu hataya düşmeyecekti. Nasıl olsa Fenerbahçe 1-2 gol pozisyonu yakalayacaktı. Nitekim yakaladı da... Hele öne geçtikten sonra ipler olduğu gibi Fenerbahçe'nin eline geçti.
Başakşehir eğer ilk golü atsaydı o zaman bütün ipler Abdullah Avcı'nın elinde olacaktı. Şimdi buradaki olay ne? Bu maçı Başakşehir kaybetti. Ne oldu? Anormal bir iş değil, Kadıköy'de Fener'e kaybetmek. Eğer Fenerbahçe'ye deplasmanda kaybederek hala şampiyonluk yarışına devam ediyorsanız bu işi sonuna kadar sürdürebilirsiniz demektir. Başakşehir kazanamadı. Kazansaydı, en büyük rakiplerinden birini diskalifiye edecekti. Bu kesin bir şey.
Şimdi düşünün... Evvelki gün Galatasaray kaybetmiş; 3 puan... Dün gece Fenerbahçe zirve yarışındaki rakibini yenmiş; 6 puan... Etti mi 9! Bir taşla üç kuş! Bugün bir de Beşiktaş kaybederse 12 puan kazanmış olacak Fenerbahçe. Yani bir taşla dört kuş vuracak!
Başakşehir'in hücum gücünde hem futbolcu eksiği var, hem zaafları var. Açık alan bulamadıkları zaman kilitleniyorlar. Açamıyorlar kilidi... Açık oynayan takımları da yeniyorlar, parçalıyorlar.
Fenerbahçe'de dün gece bir kişi vardı her şeyiyle iyi oynayan. Koşan, mücadele eden, hep lazım olan yerlerde gerekli işleri yapan. Alper Potuk... Diğerleri de elinden geldiğince mücadele ettiler. Kaliteli bir maç mıydı? Hayır... Heyecanlı mıydı? Eh işte! Peki tempo var mıydı? Biraz... Seyirci sayısı da aynen sahadaki futbol gibi işte yarı yarıya... Hatta daha da eksik.
Eee o zaman nereye geliyoruz. Seyirci eksik, heyecan eksik, kalite eksik, futbol eksik, pozisyon eksik, hakem eksik, hasılat eksik. Peki ne tamam! Hiç bir şey...
Herkese hayırlı işler.

FERNANDAO BİLE VERMEZDİ
Şu yorumu yapabilirsiniz: Ya Fenerbahçe öne geçmeseydi? Dikkat edin atılan gole. Top Emre'ye çarpıyor ve gol oluyor. Eğer bu gol olmasa bu maç sabaha kadar oynansa 0-0 biterdi.
Ha diyeceksiniz ki şimdi; penaltı kaçtı! O penaltıyı Bülent Yıldırım'a sormak lazım. Bülent Yıldırım, yani klasik eyyam penaltısı! Öyle bir zamanda veriyor ki, maçı hiç maceraya sokmayacak eğer gol olursa. Evvelki akşamki Cüneyt, dün akşam Bülent... Maalesef Türkiye'de bu hakemler hâlâ düdük çalıyor. Cüneyt, Avrupa'ya gidiyor orada bazı şeylerden korkuyor fazla eyyam yapamıyor. Orada da ite kaka götürüyor bazı şeyleri. Ama bu Bülent gibilerin maalesef bu işi bırakmaları lazım. Şöyle söyleyeyim: Fernandao dün gece hakem olsaydı, o pozisyonda Fernandao'nun lehine penaltı vermezdi!

METİN TEKİN

MÜCADELE YETTİ
-Fenerbahçe iyi oynadığı için mi yoksa Başakşehir kötü oynadığı için mi kazandı?

İkisinden de bahsedebiliriz esasında. Özellikle ilk yarıdaki doğru oyun anlayışının Başakşehir'i yetersiz kılmasından... Yani Emre ile Mahmut'a önde basan, rakibin oyun kurmasına izin vermeyen anlayış ve uygulanışı Fenerbahçe'ye sonucu getiren faktördü. Esasında oyunun geneline baktığımızda beceriden çok mücadele karakterli bir maç izledik. İkinci yarı biraz daha farklı gibi olsa da Başakşehir yine yeterli seviyeye çıkamadı. Hücum anlamında sevdiği bir ortam doğmuştu Fenerbahçe için ikinci yarı... Yani çabuk atak ama bunu çok fazla bulamadı.
Ama esas sonucu aldığı bölüm ilk yarıda rakibe yaptığı baskıydı.
-Maç öncesi yaratılan "F.Bahçe için son şans" atmosferi Başakşehir'i olumsuz etkilemiş olabilir mi?
Bir şekilde maçlara motive olacaksınız. Onlardan biri de zaman zaman bu baskıyı oluşturmaktır. Zaten puan anlamında baktığımızda Fenerbahçe'nin olası bir yenilgide ligden kopacağını söylemek hiç de yanlış değildi. Ben böyle bir değerlendirmenin Başakşehir'de çok olumsuz bir hava yarattığını veya yaratacağını düşünmüyorum. Bundan önce maç içinde neler yaptığınızdır belirleyici olan. Dün akşam Türk Telekom Arena ve Vodafone Arena'da yaptığını Kadıköy'de sahaya yansıttığını söylemek zor Başakşehir'in. Uzun lig yarışında bu ilk yenilgi olabilir ve buna doğal bir sonuç olarak da bakabilmeli şampiyonluk yarışında kalmak istiyorsa Başakşehir. Genelde kamuoyunda Başakşehir'in yarışı sonuna kadar götüremeyeceği düşünülüyor ama ben finale kadar yarışın içinde olabileceğine inananlardanım.
-Galatasaray'dan sonra Başakşehir de kaybetti. Bu Beşiktaş için ligin dönüm haftası olabilir mi?
Yarışta dönüm noktaları olacaktır. Şimdi Beşiktaş'a liderliği uzun haftalar sonra yakalama şansı geldi ama maç öncesi ne kadar konuşursanız konuşun her şey sahada belli oluyor. Olası bir galibiyet Beşiktaş'a liderliği getirecek ki bu sonuçta farklı bir motivasyon yaratacaktır Beşiktaş için.

RIDVAN DİLMEN
BERBAT BİR MAÇ İZLEDİK
Mücadele... Temaslı maç oldu. Pozisyon az. Fenerbahçe'nin 2, Başakşehir'in ise 1 tane net pozisyonu var. Kısır bir maç diyebiliriz.
Şampiyonluğa oynayan takımların bazen sadece mücadeleyle kazanabileceği maçlar olur. Eğer kazanamazsaydı Fenerbahçe psikolojik olarak kopardı. Tutundu yarışa Fenerbahçe, şimdi kredisiz bir de Galatasaray var yanında. Fenerbahçe'nin bu işin içinde olması için bu maç yetmez. Kayseri'de kazanmalı. O da yetmiyor. Kredi yok. 500 milyon dolarlık bir lig var, kdv'siyle 590 milyon dolarlık... Uzakdoğu'dan biri gelse, bakalım Avrupa'nın 6 büyük liginden birini izleyelim dese... Namağlup lider takıma karşı ülkenin en iyi takımlarından biri oynayacak. Fenerbahçe... Hakem de en çok maç yöneten hakem. Kağıt üstünde "Maçı buldum" diye biner uçağa Asyalı... Gelince "Ne biçim bir lig bu" der ve döner bu. Maçın özeti de budur.
Dün maçta Lens'i hiç beğenmedim. Şener ile Hasan Ali'yi beğendim. Bir de Josef de Souza iyiydi. Lens'e çok uygun bir maçtı, geniş alan da vardı. Önde oynayan Türkiye'nin en etkili oyuncularından birisi kim? Visca... Oyundan çıktı. Diğeri kim, Cengiz... O da çıktı! Beklerin oyununu gösterir bu. Salih var, kuvvetli değil. Fernandao var, ağır bir oyuncu. Lens de saman alevi gibi oynayınca Kjaer ile Skrtel'in stoperdeki iyi oyununa güvendi. Başakşehir belki pek pozisyon vermedi ama geçen hafta 5 atmış bir takımın pozisyon bulamaması düşündürücü. Berbat bir maç oldu, berbat bir hakem de vardı. Maçı izlemekte bile zorlandım.
Fenerbahçe'de Souza merkezde kaldı, önlerinde Salih ile Ozan, ikinci yarıdaysa Alper oynuyordu. Souza emniyet sübabı gibi oynuyor. Tıpkı Oğuzhan oynadığı zaman Atiba'nınki gibi... Başakşehir de aynı. Mahmut var orada. Stoperler de kuvvetli olunca merkez kalabalık oluyor, alan daralıyor ve oynatmamaya dayalı bir karşılaşma ortaya çıkıyor. Böyle maçlarda bireysel performanslara bakarsınız. Lens iyi değil, Karavayev vasat oynadı. Visca kötü, Cengiz kötü, Mossoro kötü... Bireysel olarak kıpırdansa iki oyuncu daha farklı olabilirdi. Savaşçı bir maçtı ama o kadar...

HATA HATAYLA HALLEDİLMEZ!
Fenerbahçe'nin attığı gol yoktan var oldu neredeyse... Hasan Ali çok zorlayıp topu çıkarıyor. O çıkardı, aslında Başakşehirliler yine avantajlıydı. Salih'e kaldı, geriye çıkardı. Ozan vuruyor, Emre'ye çarpıp banttan gol oluyor. Sadece oyun da değil. Hakem de kötü. Bülent Yıldırım kartlık pozisyonlarda oyunu kesip kart çıkartmadı misal Alper'in bir pozisyonunda... Alper o kartı görse ikinci kartlık pozisyonda girer mi? Josef de Souza pozisyonunda hatalıydı. Bir önceki gün Cüneyt Çakır da kötüydü. İnsanlar sosyal medyada çare arar hale geldi. Kötü oyuna doğru gidiyoruz topluca... Problem pozisyon değerlendirmede değil. Levent Nazifoğlu dedi ki, "Karabüklüler, 'Cüneyt Çakır'ın aklında o pozisyon kaldı' diye düşünüyordu." Doğruydu. Diğer pozisyonları etkiliyor. Bülent Yıldırım da Fenerbahçe aleyhine kötü başladı maça ama kalan bölümde o da bundan etkilendi. Fenerbahçeli futbolcular da bal gibi biliyor ilerleyen dakikalarda lehine döneceğini, ben de izlerken biliyorum. Problem budur!

AHMET ÇAKAR
HEP BÖYLE OL EMRE BELÖZOĞLU
Emre Belözoğlu'nu yıllardır izleriz. Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi 3-5 futbolcusundan biridir. Ama dün gece onu sakin, rakibe yumuşak, hakeme karşı kibar görmek, bizi ayrı bir mutlu etti. İnşallah diğer maçlarda da Emre dün geceki gibi mülayim, suya sabuna dokunmayan Emre olarak devam eder.
Fenerbahçe aslında maçı ilk yarıda kazandı. İlk 30 dakika inanılmaz bir pres, topun olduğu yerde sürekli çoğalan Fenerbahçeliler ve kafasını kaldıramayan Başakşehirliler vardı. Fenerbahçe kalecisi Volkan'ı neredeyse 30. dakikada gördük. Fazla pozisyon bulmasa da Fenerbahçe, ilk yarıda rakibini hapsetti. Oyunun kontrolü devamlı elindeydi. İşte bu dakikalarda defanstan dönen topa, Ozan vurdu, Emre'nin omzuna çarpan top yön değiştirdi ve Fenerbahçe öne geçti. Aslında Fenerbahçe'nin klasik taktiği bu. Golü bulana kadar pres, baskı, golü bulduktan sonra da rakibi kendi yarı sahasında kabul eden bir Fenerbahçe... İkinci yarı da böyle oldu. Oyun kontrolü Başakşehir'de görünmüş gibi olsa da aslında pozisyonları üreten Fenerbahçe'ydi. Yakaladıkları her topla kontra çıktılar. Bu kontra topları da özellikle Lens olsun, Alper olsun, ikinci yarıda oyuna giren Karavayev olsun iyi kullanamadılar.
Fernandao yine benzer bir pozisyonda ceza alanına girerken, Başakşehirli oyuncu ile vücut vücuda geldi. Eller, kollar çalışır gibi oldu, hakem Bülent Yıldırım da penaltıyı verdi. Ama Fernandao penaltıyı kaçırdı. Geriye kalan 15-20 dakika herhalde Fenerbahçeliler için geçmek bilmeyen bir bölümdür. Yiyecekleri bir gol, onları zirveden koparabilirdi. Ama Fenerbahçe, dün gece lideri yendi ve o da zirveye ortak. Diğer bir deyimle puan farklarına rağmen lig 4 takım için galiba yeniden başlıyor.
Şurası bir gerçek ki Türk hakemleri günden güne irtifa, kalite ve imaj kaybediyorlar. Bülent Yıldırım için iyi şeyler yazmayı çok isterdim ama bazı kartlar yanlış. Verdiği penaltıyı saatlerce düşünmek lazım. Penaltı penaltı değil. Ama daha tehlikelisi Bülent Yıldırım, bu penaltıyı hangi "Kafadaki hesaplar sonucu" verdi bunu da en iyi kendisi bilir. Ayrıca bence Fenerbahçe lehine vermediği bir penaltı daha var. Çekilen şutta top her ne kadar Başakşehirli oyuncunun baldırından sekip eline geliyorsa bile eller açık ve vücut dili topu kesmek amaçlı.

GÜRCAN BİLGİÇ
KÖTÜ, EN KÖTÜ!
Şüphesiz ligin en organize ve etkili takımı Başakşehir... Lider olmaları zaten bunun kanıtı. Onları bu koltuğa taşıyan nedenlerin başında da rakiplerinden topladığı puanlar geliyordu. Sezonun ilk maçında da Fenerbahçe'yi yendiler. Ama bitimde maçın kahramanı kalecileri Volkan Babacan'dı.
1-0'ı savunarak korumuşlardı.
Kadıköy'de benzerini yapmak istediler.
Fakat hiçbir bölümde, Beşiktaş'tan puan aldıran veya Galatasaray'ı mağlup eden performansı ortaya koyamadılar.
Çok önemli eksiklerine rağmen Fenerbahçe'nin maçı gerçek bir "varoluş" mücadelesi olarak yaşadığına dikkat çekelim. Mücadelenin ön plana alınıp, galibiyetin "olmazsa, olmaz" olarak kabul edildiği bir akşamda, Başakşehir kendini lider yapan özelliklerinden hiç birini sergileyemedi. Aslında;
Fenerbahçe sergilettirmedi.
Hem ilk yarıda yüksek tempoyu zorlayıp, bir an önce golü bulmak isteyen Fenerbahçe arzusunu yavaşlatamadılar, hem de ikinci yarıda skoru koruyup, zamana oynayan kapalı savunmayı aşabildiler.
Gece Advocaat ve talebelerinin oldu, Abdullah Avcı çözmeye çalıştıkça kördüğüme bulaştı.
Kjaer'in savunmayı idare etme gücüne, Emre Belözoğlu'nun orta saha organizasyonu yetmedi. Salih Uçan ve Ozan Tufan orta sahayı öylesine domine edip, golün de oluşturdular ki, Cengiz, Visca ve Mossoro üçlüsü ne ortak pas yapabildiler, ne de rakibi şaşırtacak bindirmeler. Her şey bir tarafa fizik güç olarak da iki takım dişe diş kaldılar son dakikaya kadar.
Zirveye biraz daha yaklaşmak, kalan haftalar içinde Fenerbahçe'nin iştahını da oyun arzusunu da parlatacaktır. Bir gün önce kaybeden ya da bir gün sonra oynayacak Beşiktaş'ın, Başakşehir'in puan kaybetmesine sevinmesini bile büyük lokma gibi boğazda bırakan bir duruş bu. İki kötüden birisini seçmek zorundalardı, en kötüsü geliyor başlarına aslında. Advocaat ve oyuncuları;
"Biz de varız" diyorlar.

İstanbul’u Binaların Arasında Değil, Bahçenizde Yaşayın
BİZE ULAŞIN