Volkan artık küfürden şikayet edemez

Bir futbolcu, hangi spor dalında olursa olsun ezeli rakibine içinde ‘koymak’ geçen bir tezahürata eşlik etmemelidir. Bu ahlaken sakıncalıdır, sporcu ruhuna aykırıdır. Volkan’a hiç yakıştıramadım. Sonra aynı seyirci Volkan’a küfür ettiğinde, çeşitli sıfatlar yakıştırdığında da Volkan şikayet edemez

Volkan artık küfürden şikayet edemez
SABAH yazarı Ahmet Çakar, haftaya damga vuran olayları analiz etti

Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan her maç platform fark etmeksizin büyük olaylara gebe. Son basketbol maçında da kaleci Volkan'ın tribündeki hareketleri tartışılıyor. Bir oyuncunun tribünde taraftar olarak bulunması ve takımına destek olması doğru mu?
Bir futbolcu hangi spor dalında olursa olsun ezeli rakibine içinde 'koymak' geçen bir tezahürata eşlik etmemelidir. Bu ahlaken sakıncalıdır, sporcu ruhuna aykırıdır ve Volkan yaptığı bu tahrikle Seyrantepe'de oynanacak Galatasaray- Fenerbahçe maçında hedef adam haline gelmiştir. 30 yaşını geçmiş bir aktif futbolcunun rakibine böylesine rahatsız edici bir tezahürata eşlik etmesinin hiçbir anlamı yok. Bunun bir tek açıklaması var, rakibi tahrik etmek ve rakibe saygısızlık yapmak. Ben Volkan'a hiç yakıştıramadım. Sonra aynı seyirci Volkan'a küfür ettiğinde, çeşitli sıfatlar yakıştırdığında da Volkan şikayet edemez. Ettiğinde ise onun önüne basketbol maçında yaptığı kötü tezahüratı koyuverirler.
Mehmet Ekici transferi sakız gibi uzamaya devam ediyor. Son olarak Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta, "Beşiktaş'la anlaştım, Fenerbahçe'ye vermiyorum" açıklaması yaptı. Oyuncu tek başına idmanlarını sürdürüyor. Bu iş nereye varır?

FUTBOLCULAR KÖLE DEĞİLDİR

Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta kullandığı bu cümleyle futbolcunun köle olduğu imajını yarattı. Usta, Beşiktaş ile anlaşabilir. Ama önce Mehmet Ekici'nin anlaşması lazım. Mehmet Ekici, bildiğimiz kadarıyla 'Fenerbahçe dışında bir takımda oynamam' diyor. Bu futbolcunun en doğal hakkıdır. Peki şimdi ne oldu? Trabzonspor, Mehmet Ekici'den sezonun ikinci yarısında yararlanamayacak. Hem parasını ödeyecek hem de PAF takımıyla idmana çıkartacak. Bu durumda herkes kaybediyor. Futbol oynamayan Ekici kaybediyor, ondan yararlanamayan ve parasını ödemek zorunda olan Trabzonspor kaybediyor. Pek tabii ki sonuçta Türk futbolu kaybediyor.


ŞİMDİ DE BİRİLERİ RİVA VE FLORYA'YA GÖZ DİKMİŞ!..

Galatasaray'da Riekerink Podolski'nin ayrılması ile ilgili ayrı, yönetici Levent Nazifoğlu ayrı konuşuyor. Alman yıldız son kupa maçında 5 gol atınca, taraftar kalmasını istiyor. Transferlerdeki bu karmaşa futbolcuları nasıl etkiler? Her kafadan ayrı ses çıkmasını nasıl yorumlarsınız?
Kimse kıvırmasın, G.Saray'ın Podolski'yi satmak istemesinin yegane sebebi para kazanmak, bütçeyi toparlamak. Tuhaf olan şu, Nazifoğlu, 'Podolski mutsuz' diyor. Ama bir gün sonra bakıyorsunuz ki Podolski, 'Ben burada çok mutluyum' diyor. Birileri 'Ailesini yolladı' diyor, diğeri 'Yoo her şey yolunda' diyor. Bu yıl Galatasaray'da birçok şey tuhaf gidiyor.

Levent Nazifoğlu, sizin de yer aldığınız programda Ünal Aysal için sert açıklamalar yaptı. Mevcut yönetimden ise ses yok. Galatasaray'daki bu kavga nereye gider, takımı nasıl etkiler?
Kim ne derse desin, bana göre Levent Nazifoğlu naif ve dürüst bir insan. Üstelik alışılagelmiş yalancı yönetici tiplemesinden çok uzak. Ben söylediği her şeyin büyük oranda doğru olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'ın içinde bulunduğu mali tablonun sorumluları asla Dursun Özbek ve yönetimi değildir. Ve yine Levent Nazifoğlu yaptığı açıklamalarda, Ünal Aysal dönemindeki bazı oyuncu transferlerinin şaibeli olduğunu ima etti. Rakamlar verdi ve bu transferlerde ödenen paraların futbolun gerçekleriyle bağdaşmadığını söyledi. Bence haklıydı. Yıllardır Galatasaray'da 'kol kırılır yen içinde kalır' yaklaşımı ile birçok şey hasıraltı edildi. Yolsuzluk olarak niteleyebileceğimiz birçok olay kapatıldı. Yıllardır söylüyorum, 'Birileri Galatasaray'ı soyuyor' diye. Aslında benim söylediğimi bazı Galatasaray idarecileri de söylüyor, 'Galatasaray fakirleşirken birileri zenginleşiyor' diye. Eğer Galatasaray bu kafayla giderse soyula soyula soğana dönecek. Şimdi de yine Nazifoğlu'nun açıklamalarına göre birileri Riva ve Florya'ya göz dikmiş. Sanki Riva ve Florya satılıp yine har vurulup harman savrulacak gibi gözüküyor. Gidişat Galatasaray için asla iyi ve ahlaki değil.

TFF YABANCI HAKEM GETİREBİLİR

Geçen hafta yine hedefte Cüneyt Çakır vardı. Bu hafta maç almadı. Kimilerine göre seminere gideceği için, kimine göre dinlendiriliyor. Siz bir duyum aldınız mı?
Şurası çok açık, Türk futbolunun katili ya da katillerinden biri Türk hakemleridir. Türk hakemleri bence Riva'da birileri tarafından ciddi manipüle ediliyorlar. Kafaları karmakarışık. Bilinçaltları çok kirlenmiş durumda. Çakır bir buzulun günden güne eridiği gibi eriyor. Önce oyuncuya 'El var mı?' diye soruyor, ki bu asla kabul edilemez. Sonra da o pozisyonun etkisinde kalarak olmayan komik bir penaltı verip Türk hakemliğini kaosa sürüklüyor. Bir sonraki maçta Alper Ulusoy, plaj ya da mahalle futbolunda bile verilmeyecek bir penaltıyı çalıp Türk hakemliğini yerle bir ediyor. Ve maalesef Futbol Federasyonu hiçbir önlem almıyor. Cüneyt'in ben niye maç almadığını tartışmam. Seminer olmasa da almaması gerekirdi. Öylesine komik bir penaltı veren Çakır'ın dinlendirilmesi hem çok doğaldır hem de zaruridir. Her geçen hafta ligin boyu kısalıyor. Üstelik 4 takımın şampiyonluk, 4-5 takımın da düşmeme mücadeleleri var. Hakemlerin yaptıkları hatalar kabul edilebilir gibi değil. TFF, her hafta bazı maçlara yurt dışından önemli hakemleri getirebilir. Çünkü önümüzdeki haftalarda da bu hakem hataları önemli bazı maçlarda tekrar ederse zaten ağır yaralı olan Türk futbolu bitkisel hayata girebilir.

YARIŞTA BEŞİKTAŞ DAHA AVANTAJLI

Başakşehir'in Fenerbahçe'ye yenilmesiyle yarışa yeniden heyecan geldi. 'Beşiktaş bu saatten sonra zirveyi bırakmaz' diyenler, 'Başakşehir artık düşüşe geçer diyenler' var. Sizin beklentiniz nedir?
Fenerbahçe'nin Başakşehir'i yenmesi kabaca ligin yeniden başladığı manasına gelebilir. Dikkat ederseniz, 'Kabaca' diyorum. Çünkü artık Beşiktaş avantajlı durumda. Bunun en önemli sebebi de kadro zenginliği ve sezon başından beri ortaya koydukları ortalama futbol seviyesi. Ama avantajlı olmak demek, kesin şampiyon olmak demek değildir. Başakşehir, Fenerbahçe maçında ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Hiç kimse onların öylesine kötü bir futbol ortaya koyacaklarını öngörememiştir. Fenerbahçe ise çok tuhaf bir takım. Kazanması gereken maçları kırılma anlarında kazanmasını biliyor, güç ve kalite olarak yukarıda olan takımları Kadıköy'de perişan ediyorlar. Fenerbahçe taraftarını korkutan ise mütevazi ve zayıf takımlar karşısında yaşanan puan kayıpları. Konsantrasyon eksikliği deyin, rakibi hafife almak deyin... Ne derseniz deyin ama Fenerbahçe düşmeye aday 3 takım karşısında Kadıköy'de manasız puanlar kaybetti. Bu kabul edilemez. Zaten Fenerbahçe şampiyonluğu kaybedecekse benzeri maçlarda yaşadıkları puan kayıpları nedeniyle kaybedecek. Gelelim Galatasaray'a… Her yönüyle problemli bir takım. Taraftar ile yönetimin arası açık. Taraftar Riekerink'e ne güveniyor ne de saygı duyuyor. Üstelik camiada muhalefet hortlamış durumda. Ayrıca Podolski, gidecek mi kalacak mı hala belli değil. Golcü Eren Derdiyok uzun zamandır kış uykusunda. Bu problemler nedeniyle Galatasaray'ın şampiyonluk şansı oldukça zor görünüyor.
BİZE ULAŞIN