Rıdvan Dilmen ile gündeme dair

Rıdvan Dilmen ile gündeme dair

BÖYLE BİR CENK'İ ELİNDE TUTAMAZ!

SORU 1:

Beşiktaş, Avrupa'da sergilediği futboluyla tüm Türkiye'nin gururu oldu. Dört maçta da yenilmedi. Gelecek turlar adına şansını nasıl görüyorsunuz?
Şampiyonlar Ligi başlarken şöyle düşünüyordum; Avrupa'nın önemli kulüpleri Bayern Mühih, Real Madrid, Barcelona, Juventus iki Manchester, Chelsea, Liverpool, PSG ve onların altında olan Porto, Benfica, Dortmund, Monaco, Sevilla, Valencia, Everton olmak üzere iki grup vardı. Biz zaman zaman 3'e giriyorduk ya da 4'te kalıyorduk. Bu ikinci grup gibi istikrarlı bir durumumuz yoktu. Ama Beşiktaş son iki yılda artık bu gruba oturdu. Zaten birinci grupta olması en azından şimdilik ekonomik olarak da mümkün değil. Ama Beşiktaş'ın son iki senede ortaya koyduğu bu istikrar gelecek adına önemli. Artık üzerinde "Ben bir Şampiyonlar Ligi takımıyım" güveni var.

SORU 2:

Avrupa'da beraberliğe üzülen Beşiktaş, Süper Lig'de ise eski görüntüsünden uzak. Bu durum "Artık rotamızı Avrupa'ya çevirdik" şeklinde yorumlanabilir mi?
Doyum olabilir. Bu hepimizin başından geçti. Türk futbol tarihi de böyle. Üst üste 3 yıl şampiyon olan sadece iki, üst üste 4 yıl şampiyon olan bir takım var. Son iki yıldır lig için yaptığı transferler de hep oturmuştu. Talisca, Sosa, Gomez, Aboubakar, Marcelo… Ama bu sezon 4'te bir yaptı. Pepe'den verim aldılar, Medel, Lens ve Negredo'dan alamadılar. Bu isimler rotasyonlarda faydalı olamayınca da geri kaldılar. Ama ligde yine son haftaya kadar yola devam ederler.

TALİSCA VE CANER'DE SORUN YOK

SORU 3:

Alanya'da oyuna girmek istemeyen Medel'in tavrı sonrası Monaco maçında Caner'i kadro dışı bırakıp Talisca'yı 11'e koymayan Güneş krize el mi koydu?
Talisca hafta sonu ligde oynar. Monaco maçı kritik bir virajdı bilinç altında da. Hatta Güneş ilk kez karşılaşma öncesi beraberlikten bahsetti. Güneş'in kadro tercihlerinde ilk sebep orta sahayı daha iyi organize etmekti ve çok doğru bir karardı. Medel'le ilgili de günlük yaşanan krizleri aşacak kadar deneyimlidir Şenol hoca. Sadece Medel'le yaşamadı sorun… Quaresma'nın küçük kaprislerini ya da saygısızlıklarını hep doğru yönetti. Medyanın önünde oralı olmadı ama belki Ümraniye'de farklı davrandı. Caner'i kadro dışı olarak görmüyorum. Bence sakatlığı nedeniyle kadroda yoktu.

SORU 4:

Yabancı tartışmaları yapılırken Cenk futboluyla parlıyor. Beşiktaş'ta kalır mı yoksa başkan Fikret Orman 'Satmam' dese de vermek zorunda kalabilir mi?
Cenk bu kafa yapısıyla gittiği sürece hep kazanır. Kapasitesinin en üst noktası neredeyse, Cenk önümüzdeki zamanlarda orada olur. Mütevazı olması kadar her maçı maksimum verimlilikle tamamlıyor olması da çok önemli. Böyle bir Cenk'i Beşiktaş'ın elinde tutması kolay olmaz. Gider.



SORU 5:

Trabzon yenilgisi sonrası Galatasaray'ı zorlu bir Gençlerbirliği maçı bekliyor. En çok tartışılan konu ise Selçuk oynamalı mı oynamamalı mı?
Galatasaray'ın iki oyuncusu Feghouli ve Ndiaye cezalı. Tudor'un Rodrigues'i oynatmak için Tolga'yı orta sahaya çekeceğini, Selçuk'u oynatmayacağını düşünüyorum. Ama hoca tercihidir. Selçuk İnan görev verildiğinde en iyisini yapmaya çalışıyor. Sol bekte de Latovlevici olur. Galatasaray iki maçta sadece 1 puan almanın ve bana göre teknik olarak değil konum olarak haksız eleştirilmesinin karşılığını 3 puanla alacaktır.

FENERBAHÇE'DE GÜVEN VE YETENEK EKSİK

SORU 6:

Galatasaray'ın kaybettiği haftada Fenerbahçe fırsat tepti. Derbilerdeki konsantrasyon diğer maçlarda neden yok? Neustadter de "3-1'den sonra oynamayı bıraktık" itirafı yaptı. Sizce sorun ne?
Aslında tuhaf olan ve görünmeyen şu: Beşiktaş ortalama 35 bin taraftara oynuyor. Galatasaray da hemen hemen 35 bin ortalamada. Fenerbahçe, Beşiktaş maçında stadı doldurdu. Kaldı ki bir gün önce Galatasaray kaybetmiş. Favori olduğu bir maça çıkıyor ve tartışmasız tarihi boyunca Türkiye'nin en güçlü taraftar grubu olan Fenerbahçe'de maça giden yok. Neustadter 3-1'den sonra neden durduklarını anlamadığını söylüyor ya; aslında taraftar her şeyi anlıyor. Takımın performansı keyif vermiyor. Sadece şampiyon olamaması değil, Neustadter'in söylediği en önemli cümle "Topu almaya gelen yoktu" diyor. Bu da YARDIMLAŞMANIN olmadığını gösteriyor. Topu almak istemek sadece fizikle ilgili değil. Güvenle ve yetenekle ilgili.

'CEHENNEM DONANA KADAR' AMATÖRCE BİR AÇIKLAMAYDI!

SORU 7:

Fenerbahçe'de takıma en çok katkı yapan isim Valbuena ama oyundan en çok çıkan isim de o. Neden sizce
Aykut Kocaman, ligimizde fiziğe ve bilime en çok önem veren teknik adam. Bazen de bunu abartıyor. Tabii ki rakip önemli ama Aykut Hoca'nın Türkiye dinamiklerini düşünerek kendi futbol felsefesini, Avrupa'da oynamadığı için ligimizde terkedip kendi takımından rakibe gitmesi lazım. Tabii ki rakip analizleri önemli ama 'önce rakip, sonra biz' olunca öyle görünüyor. Valbuena'nın çıkış nedeninde de bunu duyuyoruz. Ne diyor "Sağ taraftan çok geliyorlardı." Evet Valbuena'nın defansı sadece yorulduğu zaman değil genelde yok. Valbuena çok topla oynadığı için herkesten fazla efor sarfediyor. Birkaç kez topla yön değiştiriyor. Bu da yıpratıyor. Bu bölümlerde antrenör devreye girecek. Valbuena'yı en uçta oynatıp ekonomik kullanacak. Yani yorgunken kullanmaktan çok, daha az savunma yapması gereken yerde kullanacak.

SORU 8:

Fenerbahçe yönetimi daha önce "Cehennem donana kadar Aykut Kocaman" açıklaması yaptı. Böyle giderse cehennem donar mı?
Açıkcası o cümleyi amatörce buluyorum. Koskoca Fenerbahçe böyle açıklama yapmaz. Ne olur yarın bir gün 'Aykut Hoca ayrılmak istiyorum dedi' der, o cümleden de kurtarırlar. "Biz göndermedik o gitti" derler. O cümleyi yok sayıyorum. Böyle açıklamalar yakışmıyor.
Goller Cepte
BİZE ULAŞIN