Türkiye herkese güven veriyor

“Türk insanı ülkesine ve devletine güveniyor. Hayata dört elle sarılıyor. Eto’o kaç yıldır burada yaşıyor, Pepe sezon başı geldi. Wesley Sneijder istemeye istemeye gitti... Futbolda da Türkiye, Avrupa’nın önde ülkelerinden biri”

Türkiye herkese güven veriyor

Milan Rapaiç... 2000-2003 yılları arasında Fenerbahçe'de oynamış, Galatasaray'ın Süper Lig'e koyduğu 4 yıllık ambargoya veren Fenerbahçe'nin en önemli isimlerinden biriydi. Hala 'Baba' diye andığı Mustafa Denizli sonrası göreve gelen Werner Lorant ile yıldızı barışmadığı için Türkiye'den ayrıldı. Geldiği kulüp Perugia'da bıraktığı iz gibi Fenerbahçe'de de taraftarların gönlünde taht kurdu. Bugünlerde oğlu Boris, Fenerbahçe'nin U21 takımında attığı gollerle yeniden Rapaiç adını gündeme taşıdı. Hırvat futbolunun unutulmaz ismiyle; Türkiye'yi Türk futbolunu ve daha birçok şeyi konuştuk.


Türkiye'yi yakından takip ediyorsun, hatta artık burada yaşıyorsun. Türkiye'nin 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylığı için ne düşünüyorsun?

Bence Türkiye'nin şansı yüksek. Burası inanılmaz bir ülke. Türkiye benim ilk geldiğim 2000 yılından çok daha ileride. Bunu özellikle spor alanında çok rahat görebiliyorum. Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde büyük bir hamle yaptı. Türkiye'nin son dönemde yaptığı onlarca stadyumu, tüm Avrupa bir araya gelse bu kadar kısa sürede inşa edemezdi. Avrupa'da farklı ülkelerde yıllarca yaşadım, dışarıdan baktığım için daha net görebiliyorum. Bu şampiyonayı en güzel şekilde Türkiye gerçekleştirebilir.

ÇOK MUTLUYUM, İNSANLAR GÜLÜYOR

Batıdaki televizyonlara bakarsanız Türkiye'de büyük bir savaş var ama bu gerçeği yansıtmıyor. Türkiye'de yaşananlar, Avrupa'da olsa yer yerinden oynar, insanlar sokağa çıkmazdı. Ama Türk insanı ülkesine ve devletine güveniyor. Bakın sokaklara, insanlar gülüyor. Hayata dört elle sarılıyor. Eto'o kaç yıldır burada yaşıyor, Pepe sezon başı geldi. Sneijder istemeye istemeye gitti. Van Persie aynı şekilde.

YILDIZLAR GELMEK İÇİN CAN ATIYOR

Piyasanın içinde olduğum için rahatlıkla söyleyebilirim; Türkiye Avrupa'nın önde gelen liglerinden birine sahip. Mesela İtalya, futbolda 1990-2000 arası inanılmaz bir noktaydı. Ancak şimdi o günlerini arıyorlar. Türkiye ligi ise finansal açıdan güçlü, güven veren bir ülke. Avrupa'da yıldız futbolcular buraya gelmek için can atıyor.?

BORİS İÇİN YORUM YOK
Milan Rapaic'e Fenerbahçe'nin 22 Yaş Altı Takımı'na transfer edilen oğlu Boris'i sorunca susmayı tercih ediyor. Israr edince ağzından şu sözler dökülüyor: "Ben onun babasıyım, ne desem yanlış anlaşılabilir. Sadece şunu söyleyeyim: 13-14 yaşlarında bile önemli teklifler aldı ama çok erkendi. İnter'e onu Roberto Mancini transfer etti ve 18 yaşında İnter A Takımı'nda oynattı. Boris, Türkiye'ye gelmekten mutlu. Çünkü Türk futbolu, İtalya'ya göre önemli fırsatlar sunuyor. İtalyan futbolu uzun süredir gerileme döneminde. Boris de bu yüzden kariyerini çıkıştaki Süper Lig'de sürdürmek istedi."

ERDOĞAN GÜÇLÜ BİR LİDER
"15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın halkı meydanlara çağırması ve halkın bu çağrıyla sokaklara inmesi unutulmazdı. O zaman ne kadar büyük ve güçlü bir lider olduğunu gördüm. Ülkem Hırvatistan başta olmak Balkanlar'da hem o günlerdeki halkın direnişi hem de Türkiye'nin son 15 yıldaki gelişimi ve büyümeniz ilgiyle izleniyor. Tüm dünyanın Erdoğan'a saygı duyduğunu düşünüyorum. Artık tüm dünyada Türkiye'nin ne yaptıkları ilgiyle izleniyor. Hiçbir gücün Türkiye'ye zarar verebileceğini düşünmüyorum."

GÖRDÜĞÜM EN İYİ BAŞKAN YILDIRIM

"Fenerbahçe'de yeni hoca sonrası forma şansı bulamayınca ayrılmak istedim. Aziz Yıldırım'a büyük saygı duyarım, o gördüğüm en iyi kulüp başkanıdır. Beni anlayışla karşıladı ve 'Tamam ayrıl ama senden tek bir ricam olacak. Galatasaray'a gitme' dedi. O zaman birkaç kez Galatasaray'dan ekonomik olarak iyi teklifler almıştım. Ama başkana söz vermiştim, asla Galatasaray'a gidemezdim. Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu bana her zaman çok yardımcı oldular. Sözümü tuttuğumu asla unutmazlar. Benim için ikisinin de yer ayrıdır. Hem çok severim, hem de büyük saygı duyarım."

BASKETBOL MAÇINDA NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRDIM!
Fenerbahçe Doğuş'un maçı için Ülker Sports Salonu'na gittiğinizde ilk kez bir basketbol maçında eski bir futbolcu için tezahürat yapıldı. Neler hissettiniz?

Dile kolay tam 15 sene olmuş, böyle bir şey olacağı hiç aklıma gelmezdi. Ben fark etmedim, oğlum "Baba senin için bağırıyorlar" deyince bir anda kitlendim. Ne yapacağımı şaşırdım, oğlum "Baba ayağa kalksana" dedi. Alkışla mı karşılık vereceğim, selam mı vereceğim bilemedim. Fenerbahçe taraftarını, Kadıköy'ün ne anlama geldiğini çok iyi bilirim. Orada zorlu maçları hep taraftarımızla almıştık. 15 yıl sonra "Rap Rap Rapaic" tezahüratlarını duymayı beklemezdim, beni çok şaşırttılar.

SEMİH HALA OYNUYOR MU!
F.Bahçe'deki takım arkadaşlarından futbol oynayan sadece Semih Şentürk kaldı. TFF 1. Lig'de gol atmaya devam eden Semih için ne dersin?
Semih hala oynuyor mu? (Şaşırıp, kahkaha atarak, yaşını soruyor)... 34 demek, doğru bizim dönemimizde çok gençti. Hala gençmiş (gülüyor). Bence daha yıllarca oynar. O iyi bir golcüydü.

LORANT'TAN SONRA...
Alex gibi uzun yıllar oynamasan da F.Bahçeli taraftarların kalbinde ayrı bir yerin var. Neden erken ayrıldın?

Fenerbahçelilerin beni de Alex de Souza gibi ayrı bir yere koyması benim için gurur verici. Taraftarın ona olan sevdasını biliyorum. Onunla mukayese edilemem. Benden çok daha uzun süre Fenerbahçe'ye hizmet etti, büyük başarılar kazandı. Ben de uzun süre kalmak isterdim ama olmadı. Eğer Mustafa Denizli kalsaydı ben de 10-15 yıl daha Fener'de oynardım. Ama sonra adını anmak istemediğim bir hoca (Werner Lorant) geldi. Beni oynatmadı, düşünün 6-0'lık unutulmaz maçta bile oyuna sokmadı. Herhalde bu tarihi maçı en güzel yerden seyretmemi istemişti! (Acı acı gülüyor)

GAZİANTEP MAÇI UNUTULMAZ
Rapaic'e 3-0'dan 4-3 kazanılan 2000-01 sezonundaki Gaziantep maçının sayfalarını gösteriyoruz...

Bu maçtan önce kupa finali vardı Gençlerbirliği ile... Mustafa Hoca taktik olarak beni ilk kez dinlendirmek istedi ve biz kupadan penaltılarla elendik. Artık ligde şampiyon olmaktan başka çaremiz kalmamıştı. Gaziantepspor da o zaman zirveye oynuyordu, biz olamazsak Galatasaray 5'inci kez şampiyon olacaktı. Aziz Yıldırım'ın 5. yılıydı, hiç şampiyonluk yaşamamıştı. Durumun ciddiyetinin farkındaydık. İkinci yarı girerken şahitlerim var, maçı çevireceğimi biliyordum. Sahaya çıkarken muhteşem bir tribün desteği vardı. İnanılmazdı, anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor.

Hoca olsan sigara içen, idmanları aksatan bir futbolcuyu kadroya alır mısın?

Eğer takımımdaki en iyi oyuncuysa alırım. Benim için maç önemli. Sahada ne yaptığına bakarım. Dediklerimi yapıyor mu, yoksa kadro dışı kalır. Ben Fenerbahçe 2.5 sene oynadım. Toplasanız 5 kez gece dışarı çıkmışımdır. Gece hayatım yoktu, ailem buradaydı. Boris yeni doğmuştu.

ALTYAPININ SIRRI SABIRDIR O DA 3 BÜYÜKLERDEN YOK

Peki Türk futbolu alt yapıdan oyuncu çıkarmakta neden zorlanıyor?

Türkiye'nin 80 milyon nüfusu, müthiş bir potansiyeli ve inanılmaz modern tesisleri var. İlk önce alt yapıya özel 8-10 tane özel merkez kurulmalı. Bunların da altına özel yetenekleri bulup buraya taşıyacak futbol akademileri oluşturulmalı. Ama en önemlisi buralara futbolu bilen antrenörler getirilmeli. Elbette okul da futbol eğitimine paralel şekilde yapılandırılmalı. Sonrası sabır işi, çalışıp beklenmelidir. Mesela Almanya'dan çok fazla Türk futbolcu çıkıyor. Türkiye, bu modeli örnek alabilir. F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş'tan kolay kolay oyuncu çıkmaz çünkü onların taraftarı sabırlı değildir. Sahada yıldız oyuncu görmek ister, yetişmesini beklemek istemez.

1997-2000 ARASI G.SARAY EN İYİSİYDİ

F.Bahçe için Türkiye'ye transfer olduğunda neler düşünmüştün?

Ben geldiğimde 4 yıl üst üste şampiyon olmuş, Avrupa'da kupa kaldırmış bir G.Saray vardı. Bence 1997-2000 arasındaki o kadro tüm zamanların en iyi G.Saray'ı idi. Başkan Aziz Yıldırım da beni bunu bitirmek için getirdi. (Gülüyor) Şaka bir yana 2000-2001'de şampiyonluktaki en büyük pay başkan Aziz Yıldırım'ın ve hocamız Mustafa Denizli'nindir. Benim ilk geldiğim sezondan (2000-2001) bu yana Galatasaray'ın Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yenemediğini biliyorum. Bu yenilmezlik serisi benim attığım golle başladı da diyebiliriz. (2001-2002)

BEŞİKTAŞ'TA TEMELLERİ ATAN BİLİC'TİR

"Slaven Bilic yakın dostumdur. Beşiktaş'ın çok zor döneminde göreve gelmişti. Beşiktaş'ın son yıllardaki yükselişinde büyük pay sahibidir. Premier Lig'de de gösterdiği başarıyla kalitesini gösterdiğini düşünüyorum."

OZAN YETENEKLİ AMA YETMİYOR

"Ozan Tufan iyi sprinter ve çok yetenekli ama bunlar yetmiyor. Bursa ve İstanbul şehirleri birbirine çok yakın olabilir ama aslında arada büyük mesafe var. İki şehir birbirinden çok farklı. Ben futbolcuyken de böyle idi ama şu anda İstanbul artık bir dünya şehri. Burada profesyonel bir yaşam sürmek kolay olmuyor. Bursaspor'dan Fenerbahçe'ye gelmek de kolay değil. Orada bir takımın parçası iken Fenerbahçe'ye gelince kendini olduğundan daha büyük bir futbolcu gibi görebilirsin. Bunları hazmetmek her zaman kolay olmaz, iyi bir altyapı gerektirir."

İSTATİSTİK ÇOK CİDDİYE ALINIYOR!

"Günümüz futbolunda yok koşu mesafesi, yok topun oyundan kaldığı süre, yok pas istatistikleri gibi kavramlar çok ciddiye alınıyor. Sürekli pas yapmak futbolun seyir zevkini öldürür. Fizik gücün varsa 40 metre sprint atarsın. Biraz kafa çalışıyorsa ya doğru yere atarsın ya da doğru yerde olursun. Mustafa Denizli bize sürekli 'Çok koşacaksınız, ileride iyi basacaksınız" derdi. İstatistik falan konuşmazdık. Ben sürekli antrenman yapmayı sevmezdim, bunu herkes bilir. Benim için önemli olan taktik idmanlarda hocanın dediklerini uygulamaktı. Bizim zamanımızda futbol daha sertti, her maçtan sonra bacaklarımda morluklar oluşurdu. Ama belki ciddi olarak bir kez sakatlanmışımdır. Futbolcu kendisinin doktoru olmalıdır. Ben kendime her zaman iyi baktım. Hala da kilolu sayılmam."

Goller Cepte
BİZE ULAŞIN