Gurur duydum

Gurur duydum

Türkiye Futbol Federasyonu, Kilis ve Gaziantep'e önceki gün önemli bir ziyaret yaptı… Ben de bu ziyarete katılan basın mensuplarından biriydim. Gördüklerim beni fazlasıyla etkiledi. Önce şunu ifade edeyim; ne kadar büyük bir devlet olduğunu zaten bildiğim Türkiyemin gücünü sınırda tüm benliğimle hissettim. Zeytin Dalı Harekâtı'nın başladığı günden itibaren 40 füze saldırısına maruz kalan Kilis, yaralarını çok çabuk sarmış. İnsanlar normal hayatlarına valiliğin ve belediyenin olağanüstü çabasıyla dönmüşler. Vali Mehmet Tekinarslan'ı dinlerken etkilendim. Vali Tekinarslan, yaşadıkları sıkıntıları paylaşsa da vatandaşların güçlü ve dik duruşunu da gözleri parıldayarak anlattı. Hiç kolay değil, yaşadığınız şehirde lokantaya, camiye füzeler isabet ediyor. Sözde insan hakları savunucusu olan Avrupa basınında tek satır çıkmıyor. İşlerine gelmeyince bu kadar kör ve sağırlar... Dile kolay, 10 günde 40 füze… Bu füzeler sivil halka atıldı ama aynı Avrupa, Afrin'deki terörist ölümlerine 'sivil kayıplar' dedi. Zeytin Dalı Harekâtı için yöre halkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a dua ediyor. Artık insanlarımız rahatça sokağa çıkabiliyor, çarşıda alışverişini yapıp, yemeğini yiyebiliyor. Bu operasyonu sorgulayanların elbette bu insanlardan haberi yok, uzaktan atıp tutmak kolay ama gerçek hayat böyle değil…

'SON GÜNE KADAR DEVLETE HİZMETE DEVAM...'
Ziyareti miz de öğle yemeğini Kilis Emniyet Müdürlüğü'nde özel harekatçılar, asker ve çevik kuvvet mensuplarıyla yedik. Bir özel harekatçı 27 yıldır bu görevi yaptığını söyledi. Ben sordum, 'Emekliliğiniz gelmedi mi?' diye… Aldığım yanıt gurur doluydu: "Günümü dolduralı çok oldu. İstersem hemen emekli olabilirim ama 55 yaş sınırına kadar devletime hizmet etmek istiyorum, kendi isteğimle buradayım." Nerelerde görev yaptığını sordum. Cevabı, "Güneydoğu'da birçok ilde görev yaptım. Nusaybin'de 7 ay aralıksız kaldım" oldu. Konu tabii ki Afrin'e geldi. Masamızda yaşça çok genç bir asker kardeşimiz de vardı. "Afrin'e gidecek misiniz?" dedim. İkisinde de aynı coşkuyu ve heyecanı gördüm. "Devletimiz ne zaman isterse gider savaşırız" dediler. Tecrübeli özel harekatçı büyüğümüz devreye girip güzel bir benzetme yaptı: "Bir teknik direktörün 11'e aldığı oyuncular mutludur. Yedek olanlar ise 'Acaba hocamız bizi niye kadroya almadı' diye üzülür. Biz de arkadaşlarımız giderken böyle hissederiz." Hem duygulandım hem gururlandım. Gözünü kırpmadan vatanı için canını verebilecek insanlarla tanışmanın onurunu yaşadım. Yemek sonunda hepsiyle tek tek tokalaşıp, vedalaştık.

ÖDÜLÜ KİLİS'E DEĞİL BELÇİKA'YA VERMİŞLER
Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara da ziyaretimiz sırasında ilginç bir olay anlattı. Merkezi Londra'da bulunan City Mayors Foundation tarafından düzenlenen yarışmada Kilis finale kalmış. Ancak ödülü Belçika'nın Mechelen şehri almış. Soruşturulduğunda şu gerekçe ortaya çıkmış; Mechelen Belediyesi, 300 mülteciye bakıyormuş... Oysa Kilis'teki mülteci sayısı 300 değil, 3 bin değil tam 120 bin… Avrupalıların ikiyüzlülüğüne bir kez daha 'pes' dedik. Kilis'ten ayrılıp sınırı geçmeden önce çarşıdaki esnafı ziyaret etme şansımız odu. Bir tatlıcı dükkanının camındaki yazı dikkat çekiciydi; "Mehmetçiklerimize tatlı ücretsizdir." Bu neyin göstergesi biliyor musunuz? Asker, polis, manav, bakkal, hepsi aynı hissiyatta buluşmuş ve ülkesi için her fedakarlığa hazır. Oradan Suriye tarafına geçerek Çobanbey köyüne gittik. Fırat Kalkanı operasyonuyla huzurun geldiği bir yer... Köy nüfusunun çoğu Türkmen. Bir spor tesisinin temel atma töreni için oradaydık. Türkiye Cumhuriyeti'nin büyüklüğü adeta vücut bulmuştu. Terör örgütünün kıskacından kurtulan halk bizi çok sıcak karşıladı, çocukların üzerinde milli formamız vardı. Türkiye, onların sadece özgürlüğünü düşünmüyor, sosyal hayatlarını da en ince ayrıntısına kadar planlıyor. Sınırı geçerken bir şey daha dikkatimi çekti, PTT şubesi kurulmuştu. Her iki yakadan insana da hizmet veriyordu. Evime dönerken büyük bir milletin parçası olmaktan dolayı gururluydum. TFF'yi de bu ziyaretleri yaptığı için kutlarım.

BİZE ULAŞIN