Saklı Cennet Yedigöller

İstanbul'un stresinden uzaklaşmak için günübirlik Yedigöller turumuza cumartesi gece yarısı başlıyoruz. Görülmesi gereken doğal güzellikler listemde üst sıralarda yer alan Yedigöller yolculuğumuzun ilk üç saati İstanbul-Ankara otoyolunda geçiyor. Otoyoldan çıkıp Bolu şehir merkezinde verdiğimiz molanın ardından, Yedigöller tabelalarını takip ederek kuzeye doğru ilerliyoruz. Otoyolda geçen konforlu yolculuktan sonra büyük kısmı stabilize olan yolda geçen 2 saatlik yolculuk bizleri yorsa da günün ilk ışıkları ile yeşil doğanın içinde güne başlamak tüm yorgunluğumuzu almaya yetiyor.

Yedigöller Milli Parkı
1965 yılında kurulan milli park ile 2.019 hektarlık alan koruma altına alınmış. Milli parkta ziyaretçilerin doğa yürüyüşü ve piknik yapabilecekleri alanlar Yedigöller'e ismini veren yedi gölün çevresinde oluşturulmuş. Giriş ücretleri araçsız kişiler için kişi başı 1 TL, otomobil 5 TL, otobüs 35 TL olarak belirlenmiş. Bungalovda kalmak isterseniz 2 yataklı bir bungalov için günlük 30 TL, 4 yataklı bungalov için 50 TL ödemek gerekiyor. Çadır kurmak yada karavanınız ile konaklamak isterseniz ödemeniz gereken tutar 10 TL.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Doğa Yürüyüşü

Piknik alanının yanındaki Deringöl etrafında yaptığımız yürüyüş ile çevreyi keşfe başlıyoruz. Bir gün önce yağan yağmurun etkisiyle patikalarda çamurlar oluşmuş. Göl kenarındaki bilgilendirme tabelasından 780 metre rakımda olduğumuz bilgisi mevcut. Kahvaltı öncesi ciğerlerimize depoladığımız orman havası ile iştahımız açılıyor ve doğa yürüyüşü (trekking) öncesi sıkı bir kahvaltı yapıyoruz. Deringöl kenarından başladığımız doğa yürüyüşünü gölü besleyen su kaynaklarını takip eden patikadan ilerleyerek sürdürüyoruz. Birkaç noktada biraz zorlansak da kolay denilebilecek bir rotamız var. Gölleri besleyen su kaynaklarının birleştiği Dilek Çeşmesi'ne gelince adet olunduğu üzere herkes çeşmeden su içip dilek diliyor. Gülen bir insan siluetine benzediği için Gülen Kayalar adı verilen kayalıkları gördükten sonra Nazlıgöl'e doğru ilerliyoruz. Nazlı Göl'ün etrafındaki patikadan ilerleyip gölden çok su birikintisine benzeyen Kuru Göl'e ulaşıyoruz. Nazlı Göl'ün kuzeybatısında Sazlıgöl ve İncegöl yer alıyor. Bu yedi gölün heyelanlar sonucu oluştuğu ve farklı yükseklikteki bu göllerin suları ile birbirlerini beslediği rehberimizden aldığımız bilgiler arasında. Kuş sesleri ve akan suyun sesi ile huzur veren bir doğanın içindeyiz. Objektifinizi çevirdiğiniz her noktada doğa size en güzel kareleri yakalamanız için cömertçe poz veriyor. Yedi gölün en büyüğü olan Büyükgöl ve Büyükgöl'ün hemen yanı başındaki Seringöl'ü de görerek yedi gölleri tamamlamış oluyoruz. Ziyaretçilerin milli parkı rahatça gezebilmeleri için oluşturulan patika yolu takip edince tüm gölleri görüp doğa yürüyüşüne başladığınız noktaya ulaşmanız mümkün. Yürüyüşümüz yaklaşık 2 saat sürdü. Ayakkabılarımızın biraz çamur olması dışında sorunsuz bir şekilde piknik alanına ulaşıyoruz.

İstasyon Var Ama Geyik Yok
Bölge yerleşim planında görünen geyik üretme istasyonunu görmek istiyoruz ancak milli park yetkilisi istasyonda şu anda geyiklerin bulunmadığı, yetiştirilen geyiklerin geçtiğimiz aylarda doğaya bırakıldığı bilgisini veriyor. Milli park sınırları içinde geyikler dışında karaca, ayı, yabani domuz, kurt, tilki ve sincap bulunduğu bilgisini alıyoruz. Bu canlı türlerinden sadece piknik alanında gezinen sevimli bir sincap görme şansımız oldu.

500 Yıllık Anıt Çam
Milli park yerleşim planını gösteren tabeladan izlediğimiz rotayı inceleyip göllerin isimlerini aklımızda tutmaya çalışsak da birbirine benzeyen yedi gölün ismini ezberlemek kolay olmuyor. Doğa yürüyüşü sonrası öğlen yemeği için piknik alanında mangal başında sucuk ekmek için toplanıyoruz. Yemek sonrası üzerimize rehavet çökse de yeşillikler ve temiz hava hareketlenmemiz için yeterli. Piknik alanında mıntıka temizliği yapıp çevreyi keşfe devam ediyoruz. Göller bölgesinden ayrılıp aracımız ile Anıt Çam mevkiine varıyoruz. 300 metrelik bir yürüyüş sonra 500 yaşında olduğu söylenen karaçam türündeki devasa ağacı görüyoruz. Anıt Çam o kadar büyük ki tüm ağacı objektifimize sığdırmak mümkün olmuyor. Büyük kısmını kayın ağaçlarının oluşturduğu bitki örtüsüne son yıllarda kabuk böceği hastalığı musallat olmuş. Ülkemizde Abant ve Yedigöller bölgesinde görülen bu hastalıkla mücadele için belli aralıklarla huni şeklindeki ilaçlama sistemleri yerleştirilmiş. Anıt Çam'dan sonra yolumuz üzerindeki Kapankaya seyir tepesine çıkıp gezip gördüğümüzü yerlere kuşbakışı bakma şansını buluyoruz. Kapankaya size yeşilin tüm tonlarını bir arada görebilme şansını veren bir tepe. Bu güzel manzarayı arka plan yapıp çektirdiğimiz hatıra fotoğrafı sonrası İstanbul'a dönüş için yola çıkıyoruz.

Önemli Notlar: Milli Park çoğunlukla bizim gibi günübirlik ziyaretçileri ağırlamasına rağmen çadır, karavan ve bungalovlarda konaklamak için imkanlar mevcut. Bölgede baz istasyonu bulunmadığından dolayı göller bölgesinde cep telefonları çalışmamaktadır. Yedigöller bol yağış alan bir bölge olduğu için yanınıza yağmurluk ve yedek kıyafet almanızda fayda var.

Yedigöller Milli Parkı için tur satın alabileceğiniz bazı web siteleri:
http://www.bukla.com
http://www.folklorik.com
http://www.geziciyak.com
http://www.patikatur.com

BİZE ULAŞIN