Afrodit'in kenti destek bekliyor

Afrodisyas Kazıları’na destek için dikkat çekici proje: Mermer rölyefler görücüye çıkıyor

Çarşamba 09.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Çarşamba 09.12.2009 11:10
ABONE OL
Geyre Vakfı, Afrodisyas Kazıları yararına özel bir gece düzenliyor. Bir konser ile süslenecek gecede, Afrodisyas Kazıları yararına bağışçı olmak isteyenelerin isim hamiliği yapabileceği dört mermer rölyef tanıtılacak.

Geyre Vakfı, İstanbul 8 Aralık 2009- Geyre Vakfı, Afrodisias Antik Kenti ve Müzesi'nin yararına 12 Aralık Cumartesi akşamı özel bir etkinlik düzenleyecek.

Geyre Vakfı Başkanı Ömer Koç'un evsahipliğinde gerçekleştirilecek, İTÜ Maçka Kampüsü'ndeki Mustafa Kemal Amfisi'nde saat 19:00'da başlayacak etkinlik kapsamında, isim hamiliği yaparak bağışta bulunulabilecek dört adet Sebasteion rölyefi tanıtılacak. Gecede, Soprano Isabelle CALS'a piyanosuyla Antoine PALLOC'un eşlik edeceği "Reines" (Kraliçeler) repertuvarlı bir de konser verilecek.

Kadınlar ve kadın yöneticiler üzerine kurulan Afrodisyas kültürüne bir atıf olan konserden elde edilecek gelir de Afrodisyas kazılarına bağışlanacak.

Sebasteion rölyefleri, adını güzellik tanrıçası Afrodit'ten alan ve Anadolu toprakları üzerindeki en eski medeniyet arasında yer alan Afrodisias Antik Kenti'nde bulunan Sevgi Gönül Salonu'nda sergileniyor.

Dokusuna zarar verilmeden ve son derece duyarlı bir yaklaşımla Geyre Vakfı tarafından yaptırılan Sevgi Gönül Salonu'nda teşhir edilen rölyeflerin replikaları, orjinal eserlerin nasıl yerleştirildiğine dair gerçek veriler sunuyor.

Geyre Vakfı bu yıl, 33 yıl önce İzmir Müzesi'ne yollanan ''Portico Frizleri''nin Afrodisias'a geri döndürerek tarihe önemli bir katkıda bulunmuştu.

RÖLYEFLERİN HİKAYELERİ

Agon

Sahne, atletik bir yarışmanın (agon) sembolik ifadesidir. Üzerinde sakallı baş olan sütun, gymnasium (spor) tanrısı Hermes'i temsil eder. Hermes'in yanında, bir zafer palmiyesi ve bir masa durmaktadır. Masanın üzerinde yarışmanın ödülü ve zafer kurdelesi vardır. İki adet kanatlı bebek Eros, bugün tahrip olmuş bir palmiye dalı için çekişmektedir. Eroslar, arkada duran genç figürün kişileştirdiği müsabaka fikrinin dışavurumudurlar. Elinde zafer palmiyesi tutan genç figür ise Agon'un kendisidir.

Augustus ve Victoria(Zafer)

Çıplak olarak betimlenen imparator Augustus, kanatlı bir Victoria (Nike) figürü ile
yanyanadır.İmparator, elinde bugün tahrip olmuş bir mızrak tutmaktadır. İmparatorun ayaklarının altında ise Zeus'a ait kartal durmaktadır.Victoria figürü, üstüne düşman silahları ve kıyafetlerinin (miğfer, zırh, dizlik ve kalkan) takılıolduğu bir zafer direğini (trophe) taçlandırmaktadır.Direğin altında, çıplak ve elleri arkadan bağlı olarak betimlenen barbar halklardan bir esir,adeta kabartmanın tabanına gömülü olarak durmaktadır.

İmparatorların zaferleri


İmparatorların Zaferleri (Neike Sebaston) yazıtlı kaide, kabartmanın konusunu ortaya koymakta ve bitişik kabartmalarda yer alan Britanya ile Ermenistan'ın fethine atıfta bulunmaktadır. Yarı çıplak Victoria (Zafer) figürü çapraz biçimde uçmakta ve omzunda büyük bir zafer direği (trophe) taşımaktadır. Bugün tahrip olmuş kanatlı bir Eros, bu simgesel direğin sağ ucundan tutmaktadır. Victoria, imparatorluğu simgeleyen temel figürlerden biridir.

İmparator ve Roma halkı

Çıplak olarak betimlenen imparator, Roma halkını kişileştiren ve toga, yani Romavatandaşlarının sivil kıyafetini giymiş biri tarafından taçlandırılmaktadır.İmparatora sunulan taç, meşe dalından yapılan corona civica veya vatandaşlık tacıdır ve vatandaşların hayatını kurtaranlara verilmektedir. İmparator, simgesel bir zafer direği (trophe) dikmekte, altta ise acı içinde barbar bir esir kadın diz çökmektedir.

AFRODİSİAS ANTİK KENTİ'NİN ÖNEMİ

Aydın İli'ne bağlı Karacasu ilçesinde yer alır. Adını aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit'den alan Afrodisias özellikle Roma çağında Aphrodithe tapınımı ile ünlenmiş antik bir kent olup, günümüzde de çok iyi korunmuş anıt yapıları ile Türkiye'nin en önemli arkeolojik yerlerinden biri.

Sonraki devirlerde üzerine tiyatro yapılan höyük, M.Ö. 5000'lere kadar giden Prehistorik bir yerleşmedir. M.Ö. 6. yüzyılda Afrodisias küçük bir köydür. İlk Afrodite tapınağı da bu devirde yapılmış. Bu görünüm M.Ö. 2. yüzyılda ızgara planlı kentin kuruluşu ile değişmiş. Bu devirde kentte, yaklaşık bir kilometrelik bir alana yayılmış 15000 civarında insan yaşamaktaydı.

M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus Aphrodisias şehrini kişisel koruması altına aldı. Bugün ayakta kalan anıtlar ondan sonraki iki yüzyıl içinde yapıldı.

Tiyatro ve tapınak arasında etrafı sütunlarla çevrili iki meydan planlandı (Tiberius Portikosu ve Agora). Antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu ise kentin kuzey ucunda yer alıyordu. M.S. 3. yüzyılın sonlarında Afrodisias Roma İmparatorluğunun Karia Eyaletinin başkenti oldu. M.S. 4 yüzyılın ortalarında da kentin etrafı surla çevrildi. M.S. 6. yüzyıldan itibaren bayındır halini ve önemini kaybetmeye başladı.

Afrodit Tapınağı kiliseye dönüştürüldü. Küçük bir kasabaya dönen kent 12. yüzyılda tamamen terk edildi. Bu kent antikçağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve tapınma merkezlerindendir. Bizanslı yazar Stephanos, kentin kuruluşunu M.Ö. 13. yüzyıla kadar dayandırmaktadır.

Karacasu ilçesinin 12 km. güneydoğusunda bir Karia kenti olarak kurulan Afrodisias, altın çağını Roma döneminde yakalamıştır. Bu dönemde olağanüstü güzellikte mermer heykeller ve yapılar inşa edilmiş ve Afrodisias stili olarak bilinen bir sanat ekolü de gelişmiştir. Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda kentte mimarlık ve heykeltıraşlığın yanı sıra tıp ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapıldığı belirlenmiştir. Kentte görülebilecek başlıca yapı kalıntıları, M.S. 2. yüzyılda İmparator Hadrianus zamanında yapılan hamam, büyük havuzlu agora, M.Ö. 1. yüzyılda Tanrıça Afrodit için yapılan tapınak, stadyum, tiyatro, tiyatro hamamı, odeon, piskopos sarayı, felsefe okuludur.

Bölge Bronz Çağı içinde önemli bir yerleşim alanıdır. Afrodisias Ören yeri içinde bulunan ve Arkeolojik araştırmalar yapılan Akropol ve Pekmez Tepe höyükleri, Bronz Çağının bütün tabakalarını kapsayan önemli buluntular vermişlerdir. İç Anadolu Bronz Çağı uygarlıkları ürünleriyle bir arada çıkan bu buluntular, bölgede gelişmiş ticaret ve kültür alışverişi olduğunu belgelemektedir.

Ayrıca, Güzelbeyli Köyü sınırları içinde bir erken Bronz Çağı Nekropolü de tespit edilmiştir. Afrodisias kazılarında, Akropol Tepe Höyüğü ve Afrodit Tapınağı çevresinde Demir Çağı, Lidya tipi seramik veren tabakalar, Arkaik ve Klasik Dönem yerleşimi tespit edilmiştir. M.Ö. birinci bin yıl içinde bölgenin en önemli Antik Kenti olan Afrodisias'ta Ön Asya kökenli Tanrıça İştar, Asterte, Anadolu kökenli Tanrıça Kybele ve Grek kökenli Tanrıça Afrodit kültlerinin birleşmesinden oluşan doğa ve bereket tanrıçası nitelikli 'Afrodisias Afrodit'i kültü gelişmeye başlamış ve Afrodit Tapınağı kurularak şehir bir kült (inanç) merkezi haline gelmiştir. Geç Helenistik Dönemde bölgede iki antik şehir gelişmeye başlamıştır. Afrodisias ve Plarasa Antik Kentleri Roma Döneminde, özellikle Julius Claudius ailesinden gelen imparatorlar döneminde hızla gelişmişlerdir.

Roma tarafından ayrıcalık ve özerklik tanınmış ve iki şehir ortak sikke basmışlardır. Afrodisias, yakın çevresinde bulunan mermer ocaklarının kullanımı ile önemli bir plastik sanatlar merkezi haline gelmiştir. Öyle ki, kent sanatçıları kendilerine özgü "Manierist Stil" denilen yontu ekolünü yaratmışlardır. Bölge M.S. 4. yüzyıla kadar gelişmeye devam etmiş ve önemini korumuştur. Bizans Dönemi'nde Afrodisias Karia Bölgesi Baş Piskoposluğu haline getirilmiştir. M.S. 6–11. yüzyıllarda bölge siyasi, dini ve ekonomik sıkıntılarla Vizigot ve Arap akınları yüzünden önemini yitirmiştir. Bizans kaynaklarına göre 11–13. yüzyıllar arasında bölgeyi dört kez Selçuklular ellerine geçirmişler ve Karacasu toprakları Türkmen boylarınca iskân edilmiştir. Böylece bir süre Menteşe Beyliği, daha sonra da Aydın Oğulları egemen olmuşlardır. 1413 tarihinde II. Murat Karacasu topraklarını Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır. 1867 tarihinden itibaren de Karacasu İlçesi olarak Aydın'a bağlanmıştır.