Adalar diyarı Hırvatistan

Hırvatistan denince aklınıza sadece Dubrovnik gelmesin. Bu ülkede insan Adriyatik Denizi’nin en temiz kumsallarına sahip bini aşkın adasından hangisini terih edeceğine şaşırıyor. Muhteşem koylarının yanı sıra Hırvatistan doğal güzellikleri, zengin tarihi ve kültürüyle büyülüyor

Adalar diyarı Hırvatistan
Yakın zamana kadar vizesiz olduğu için Türk turistin biraz geç keşfettiği Hırvatistan, Adriyatik'in en güzel ülkelerinden. Orta Avrupa, Balkanlar ve Akdeniz'in kesişme noktasındaki bu şirin ülke, birbirinden güzel bini aşkın adası ile tam bir turizm ülkesi. Türkiye'de daha fazla tanıtımı yapıldığı için Dubrovnik'i birçokları, ülkenin başkenti sanır. İtalyan şehirlerini andıran tipik Ortaçağ kenti olan Dubrovnik bayram turlarının gözdesidir. Oysa Hırvatistan'da bu şehrin gölgesinde kalmış birçok cazibe merkezi var. Hırvatistan'ın binden fazla irili ufaklı adası olduğunu duyunca insanın inanası gelmiyor. Ama gerçek. Ülke tam bin 185 adaya sahp. Yemyeşil muhteşem koylarıyla bu adalar, Adriyatik Denizi'nde sanki arka arkaya sıralanmış. Adalar her yıl yüz binlerce tatilciyi ağırlıyor.



UĞRUNA SAVAŞILAN SPLİT
4.5 milyon nüfuslu Hırvatistan'ın en güneyindeki Split, sözünü ettiğimiz bu şehirlerden biri. Atatürk Havalimanı'ndan kalkan uçağımız Slovenya'nın başkenti Lübyana aktarmalı üç saatlik bir yolculuktan sonra Split Havalimanı'na indiğinde şehrin ne kadar popüler olduğunu anladık.
Dalmaçya Kıyısı'ndaki Split, çok etkileyici bir şehir.
Uğruna devletlerin birbirleriyle savaştığı bu şirin kent, doğal güzellikleri kadar zengin kültür ve tarihi mirası ile dikkat çekiyor.
Split eskiden küçük bir Yunan balıkçı köyüymüş.
Yunanlılar bu şehre Aspalatos, Romalılar Ispalatım, Hırvatlar ise Split demişler.
Döneminin cazibe merkezlerinden olan Split için Venedikliler, Macarlar, Avusturyalılar ve Fransızlar mücadele etmiş.
250 bin nüfusuyla Hırvatistan'ın Zagreb'ten sonra ikinci büyük şehri olan Split'in en eski ve görkemli yapısı Dieklaton Sarayı. Her yıl binlerce ziyaretçiyi şehre çeken en önemli eser de bu saray. 7. yüzyılda barbarların Salone şehrini yerle bir etmeleri üzerine halk bu saraya sığınmış. Bu mekanda bugün hala üç binden fazla insan yaşıyor.
Birbirine yapışık taş yapı ve dar sokaklar üzerinde çok sayıda kafe ve restoran sıralanmış. Sarayın keyfini çıkaranlar burada yaşayan yerli halk.
Gezimiz sırasında sarayın içinde bulunan tarihi katedralde bir çiftin düğününe tanık oluyoruz. Yeni evli çift katedralin merdiveninden inerken evliliklerinin uzun ve bereketli olması için pirinç yağmuruna tutuluyor.
Bir liman kenti olan Split'te yaşam çok hareketli.
Palmiye ağaçlarının çevrelediği Riva Caddesi, gözde mekanlardan. Cadde üzerinde yer alan yüzlerce kafe, turistlerle dolup taşıyor. Split'in caddeleri günün her saati cıvıl cıvıl, gün batımını izlemek ise çok ayrı bir keyif. Split, geleneksel pazarlarıyla ünlü.
Split'in pazarları o kadar tanınmış ki, şehrin karşı yakasındaki İtalya'dan sırf alışveriş yapmak için yüzlerce turist akın ediyor. Balık pazarında da Adriyatik Denizi'den avlanan balıklar taze taze satışa sunuluyor.
Bu kadar çok ada olunca insan hangisine gideceğini şaşırıyor. Tercihimizi Brac Adası'ndan yana yapıyoruz.
Split'e 45 dakika uzaklıktaki bu adaya saat başı feribot seferi düzenleniyor.
Ülkenin üçüncü büyük adası olan Brac, aynı zamanda havaalanı bulunan tek ada. Sadece küçük uçakların inebildiği havaalanı, yaz aylarında açılıyor. Adanın 778 metre yükseklikteki en yüksek tepesi Vidova Gora aynı zamanda Adriyatik'teki adalar içinde en yüksek olanı.


Split kentinin en görkemli yapısı olan Dieklaton Sarayı binlerce turisti ağırlıyor.

BİR ADADA YEDİ ŞEHİR
Brac Adası'nın berrak sularında sörf, yamaç paraşütü, tüplü dalış, jet-ski ve deniz bisikleti gibi yapabileceğiniz birçok su aktivitesi mevcut.
Adada tam yedi şehir var ancak tertemiz denizi, kumsalı ve kırmızı çatılı evleriyle en güzeli Bol şehri.
Yeşilin ve mavinin sarmaladığı Bol'u görünce burasının dünyadan bir yer olduğuna inanmakta güçlük çekiyor insan.
Bol kasabası yakınlarında yer alan Hırvatistan'ın en ünlü plajı Zlatni Rat'ı görmeden dönmemeye karalıyız.
Denizin içine doğru uzayan sivri bir burun, rüzgârın yönüne göre şekil değiştirdiği söylenen, çakıltaşından şahane bir kumsal bu. İki yanda deniz, arkadaysa çam ormanı...
Brac'dan sonra rotamız Hvar. Burası ayak bastığınız anda sizi içine çeken, taş evleri, masmavi denizi, burnunuza çarpan lavanta kokusu ile hiç ayrılmak istemeyeceğiniz bir yer adeta.
Fiyatların diğer adalara oranla biraz daha yüksek olduğu adanın tek rahatsız edici yanı fazlaca kalabalık olması.
Eğer kalabalıktan sıkılırsanız bunun da çözümü var; kiralayacağınız tekneyle denize açılmak ve sessiz sakin koyları keşfe çıkmak.
Dalmaçya kıyılarında gizli kalmış bir başka güzellik ise Split'e 27 km mesafedeki Trogir şehri. Ciovo Adası ile karanın birleştiği noktada yer alan Trogir'in geçmişi üçüncü yüzyıla kadar uzanıyor. UNESCO'nun koruması altındaki Trogir'in güzel evleri, yapımı 300 yıl süren Saint Sebastian Kilisesi ve Saint Lovro Katedrali kartpostal güzelliği sunuyor.



LEZZETLİ BOŞNAK KÖF TESİ
Gittiğiniz ülkelerde yerel tatlara meraklıysanız Hırvatistan'da sık sık karşılaşacağınız lezzet tüm Balkanlar'da olduğu gibi Pleskavitsa. Boşnak Köftesi olarak da bilinen bu yemeğin öne çıkan özelliği kocaman köftelere sahip olması. İçine kaşar peyniri konularak pişirilen köfte, yanında acılı ezme ve soğanla servis ediliyor.
BİZE ULAŞIN