Modanın kalbi Milano

Dünyadaki en şık insanlara Milano’da rastlarsanız şaşırmayın. Tasarım ve modanın kalbi Milano’da atıyor. Şık, trendy ya da geleneksel fark etmez... Restoranlarından ise gurme lezzetler fışkırıyor

Modanın kalbi Milano
Geçen haftalarda dünyanın en büyük mobilya ve tasarım fuarı Salone Internazionole del Mobile vesilesiyle soluğu Milano'da aldım. Tasarım ve modanın nabzının attığı en önemli şehirlerden biri Milano. Her ilkbaharda düzenlenen tasarım fuarı kadar kış ve sonbaharda düzenlenen moda haftaları da dünyanın en önemlileri arasında. Ama Milano'ya gitmek için fuarları beklemeye gerek yok. Nitekim sokaklarından her an moda fışkırıyor. Her an her sokakta keşfedecek bir vintage dükkan ya da kitapçıya rastlamak mümkün. Ayrıca dünyadaki en şık insanların da Milano sokaklarında olduğunu söyleyeyim. Sokakta yürürken yediden 70'e şık ve bakımlı insanları süzmek bile ayrı bir keyif veriyor insana. Bu yüzden valizinize rahat olduğu kadar klas kıyafetler de koymayı ihmal etmeyin. Ama en önemlisi sokakları talan edecek, katedrallerin tepesine çıkıp Milano manzarasını seyredeceksiniz. Bu yüzden düz ve rahat bir ayakkabı almayı unutmayın.

KEŞİF BAŞLASIN
Milano'ya geldiniz. Vakit kaybetmeden atın kendinizi sokaklara ve keşfe başlayın... Brera, eskiden yerel trattoria'ların, şarküterilerin olduğu nostaljik bir semtti. Ama son yıllarda atağa kalktı ve sükseli markalar, tasarım butikleri ile dolmaya başladı. Bir de popüler restoran ve barlar semte gelince şehrin en gözde yerlerinden biri oldu. Brera'dan Milano'yu keşfe başlayabilirsiniz. Hem 20. yüzyılın önemli sanatçılarını yetiştiren güzel sanatlar akademisi Brera Academy de yine bu bölgede. Güzel sanatlar akademisinden içeri girip dolaşabilir ve burada eğitim almak ne güzel olurdu diye hayallere dalabilirsiniz. Milano denilince akıllara ilk gelen Duomo Katedrali olur. Dünyanın en büyük gotik katedrali olan Duomo aynı zamanda şehrin merkezi kabul ediliyor. Hiç gezmediyseniz mutlaka katedralin içini gezin ve ardından 166 basamağı çıkıp tepesine ulaşın. Karşınıza çıkan muhteşem Milano manzarası basamakların yorgunluğuna değiyor. Ünlü opera binası La Scala da görülmesi gerekenler listesinin başında yer alıyor. Mimar Guiseppe Piermarini tarafından 1178 yılında inşa edilen La Scala, Avrupa'nın en eski opera binası. Vaktiniz varsa mutlaka burada bir opera seyretmenizi tavsiye ederim. Opera binasının yanında bir de opera müzesi var. Oldukça ilginç olan bu müzeyi de mutlaka deneyimlemelisiniz. Milano'da tasarım ve moda kadar sanat da ön planda. Sanat galerilerinde müzayedelerde rastladığımız sanatçıların eserlerini görmek mümkün. Santa Maria della Grazie Kilisesi'ne giderseniz de Leonardo'nun ünlü Last Supper (Son Akşam Yemeği) tablosunu yakından görebilirsiniz. Ama bunun için mutlaka birkaç hafta önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Tatilinizi planlar planlamaz, internetten rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin ve hep kitaplarda, filmlerde karşımıza çıkan eseri bir kez de yakından görme fırsatı elde edin.

LÜKS ALIŞVERİŞ İÇİN...
Lüks alışveriş için Via Della Spiga, Via Santa Spirito ya da Via Montenapoleone caddelerini talan edebilirsiniz. Butiklerin arasında yer alan şık kafelerde yorgunluk kahvesi içebilirsiniz. Bohem butikler içinse gitmeniz gereken cadde Corso Como. Hem şu meşhur kafe ve tasarım butiği olan 10 Corso Como da burada. 10 Corso Como'nun üst katında şu ara Pierre Cardin fonksiyonel heykeller sergisi var. Mekanın kitap bölümünde ben saatler harcayabilirim. Burada tasarım, moda ve sanat alanında farklı kitap ve dergiler bulmak mümkün.

APERATIVO ZAMANI
Geleneksel İtalyan restoranı olan trattoria'lar Milano'da birçok yerde karşımıza çıkıyor. Ama yemek öncesi burada âdet aperativo'ya gitmek. Akşam yemeğinden önce kanepeler yeniyor şarap, martini ya da kokteyller içiliyor. 10 Corso Como, Trussardi en popülerleri. Milano'da hem iyi yemek hem de masalsı bir atmosfer için gitmeniz gereken mekan Ristorante La Briciola. Işıklar, çiçekler ve beyaz masa örtüleri arasında kendinizi harikalar diyarında hissediyorsunuz. Makarnalar, risottolar, et ya da balık.... Dilediğinizi söyleyin. Tatlı kısmına geçildiğinde masalara dev şeker kavanozları da geliyor. Il Salumario Montenapoleone şık bir İtalyan lokantası. Geniş avlusunda ya da tarihi eseri andıran binanın içinde yemek yiyebilirsiniz. Nobu, Ceresio7, Cipriani ise şehrin popüler restoranları.

DENİZDEN UZAK
Çağdaş sanat meraklısıysanız mutlaka Museum of Architecture and Design'ı ziyaret edin.
Bir Milano klasiğidir Bulgari Oteli... Bahçesinde kahvaltı ve kahve keyfi yapmayı ihmal etmeyin.
Milano denizden ve gölden uzak bir şehir. Ama 'su' hayalleri kanallar sayesinde giderilmiş. En eski kanallardan biri olan Naviglio Grande'nin iki yakasındaki kafeler pazar günleri cıvıl cıvıl oluyor. Ayrıca her ayın son pazarı bu bölgede vintage pazar kuruluyor.
İtalya'ya gelmişsiniz. Pizza, risotto, tiramisu yemeden dönmek olmaz. Bunun için herhangi bir trattoria'ya da gidebilirsiniz. Sadece yedi masası olan Latteria San Morca da keşfetmeniz gereken bir trattoria. Lakin ne rezervasyon kabul ediyor ne de İngilizce anlaşabiliyorsunuz. Ama sonuçta muhteşem bir yemek ziyafeti çekiyorsunuz
BİZE ULAŞIN