24 saatte yayla keyfi

24 saatte yayla keyfi

Tam bir Karadeniz aşığıyım. Bölgenin hırçın akan derelerine, geçit vermeyen dağlarına, yeşilin baş döndüren hissine her daim hayranım. Bu yüzden bir günlüğüne bile olsa, "Rize'ye gidiyoruz, yaylaya çıkacağız" dendi mi yerimde duramam... Duramadım da... Kuruluşunun 60. yılını özel bir projeyle taçlandıran Ekici Peynir ekibiyle yola koyuldum. Bu bir lezzet turuydu. Lezzet için yola çıkılır da ekipte şef olmaz mı? Elbette vardı. Ünlü şef Eyüp Kemal Sevinç'le birlikte 24 saat boyunca tadına doyulmaz bir gezi gerçekleştirdik... Lezzet Hikayeleri yolculuğuyla Türkiye'nin bütün bölgelerini ziyaret etmeye devam eden Ekici, Karadeniz'in incisi Rize'nin özgün lezzetlerini farklı çeşitteki peynirleriyle yeniden yorumlamak için kolları sıvamıştı. Bize de bu bu lezzetleri deneyimlemek düştü. Eğer niyetiniz gezmekse, deneyim yaşamaksa 24 saat çok uzun. Sabah erken kalkarak başlayacaksınız yolculuğa. Biz de öyle yaptık. Sabah 06.00 uçağıyla Trabzon'daydık. Bir buçuk saatlik bir yolculuktan sonra kahvaltı için Rize Liman Lokantası'na varmıştık bile... Burası bölgenin en ünlü ve eski lokantalarından biri. 1968'den beri hizmet veriyor. Tam bir aile işletmesi. Haliyle lezzet tarifleri geçmişin izlerini taşıyor. Ağızda dağılan et kavurmanın yanında, eski kaşar peyniri ile hazırlanmış pide, lahana dolma, süzme yoğurt, bal, ekşi mayalı köy ekmeği ile güne başladık. Kahvaltıyı güçlü yapmak şarttı çünkü gün uzundu. Yayla bizi bekliyordu.

AYAKKABILAR ÇIKIYOR
Rize'den konaklayacağımız Çamlıhemşin'e doğru yola koyulduk. Çamlıhemşin iklimi ve doğasıyla insanı rahatlatan bir yer. Çamlıhemşin'e yoldaşlık eden Fırtına Deresi görkemli. Kaçkar Dağları'ndan aşağıya uzanan derenin uzunluğu 69 metreyi buluyor. Yol üstünde karşınıza çıkan köprülerde fotoğraf çektirmek adetten. Elbette adeti bozmadık ve biz de fotoğraf çektirdik. Çamlıhemşin'den Taşmektep Otel'e ulaştığımızda saat 14.00'ü bulmuştu. Yani günü yarılamıştık bile... Taşmektep Otel odalarına ayakkabılarınızı çıkarıp girdiğiniz, eski bir köy okulu. İlginç de bir hikayesi var; Taşmektep Otel'i işletmekte olan köy derneği 1963 yılında kurulmuş ve hemşehrilerinin çabaları ile bugüne kadar yöreye çeşitli hizmetler vermiş. Köklü dernek, geçmiş yıllarda, öğrencilere burs, cenaze sahiplerine yardım, dayanışma geceleri tertibi, yöre kalkınmasına destek verecek projelere arazi bağışları şeklinde faaliyetler göstermiş. Kuruluşundan 41 yıl sonra da büyük bir misyon edinmiş, 10 yıl gibi uzun bir sürede köy okulunu kültür-konukevine dönüştürme projesini hayata geçirmiş. Kaldığımız yer işte bu konukevi...

2050 METREDE GÖRSEL ŞÖLEN
Oteldeki odalarımızda yaylaya uygun giyindikten sonra yola düştük. Pokut Yaylası ilk hedefimizdi. Fotoğraflarını sıklıkla gördüğüm ve büyük bir hevesle çıkmayı hayal ettiğim bir yerdi Pokut. Eşsiz doğa manzaralarıyla 1.5 saat süren heyecanlı, eğlenceli, zaman zaman korkutan bir yolculuğun ardından ulaşabildik Pokut'a... Uçurum kenarında gidilen yol için deneyimli bir yerel şoförün size yardımcı olmasını öneririm. Kendi arabanızla ya da kiraladığınız bir araçla buraya çıkmayı düşünüyorsanız büyük hata edersiniz. Çünkü Pokut her gelene "Hoş geldin" diyen bir yayla değil. Ulaşmak zahmet, emek ve cesaret istiyor. Sonuçta 2050 metre yükseklikte bir görsel şölen vaat ediyor. Her ne kadar biz Pokut'a ulaştığımızda sisin azizliğine uğramış olsak da, havasını ciğerlerimize çekmek bile iyi geldi. Üstüne bir de Patika Kafe'deki bizi bekleyen kuzineyi görünce, içimiz ısındı. Kuzinede kokusu yaylayı saran muhlamanın yapılışını izlerken bir an kendimizden geçmişiz... Patika'da bize özel hazırlanan masa tam tarifiyle sıcacıktı. Yöreye özgü mısır ekmeği, turşu kavurması, lahana dolması ve marmelatlı akıtmayla yorgunluğumuzu unutup, sisli de olsa Pokut'un keyfini doyasıya çıkardık. Dönüş yolculuğunda Ayder Yaylası'na da uğradık. İtiraf etmem gerekir ki, benim için tam bir hayal kırıklığıydı... Buraya dair tek iç açıcı şey, Gelintülü Şelalesi manzarası karşısında verilen çay molasıydı... Akşam otele ulaştığımızda saat 21:00 olmuştu bile... Odalarda kısa bir molanın ardından akşam yemeği ve workshop için tekrar bir araya geldik. Eyüp Kemal Sevinç'in yönettiği workshop'ta peynirli lahana dolma ve çocuklar için özel olarak uyarlanan yabanmersinli ve ricottalı fındık ezmesi yapılırken eğlenceli anlar yaşandı. Yemek sonrası tulum şov ve horon ekibinin gösterisinden sonra günü bitirdik... Ertesi gün sabah saatlerinde İstanbul'a dönüş yolundaydım... 24 saatte, Rize'nin görülmesi gereken yerlerini ziyaret ettim. Üşenmeyin siz de deneyin...
BİZE ULAŞIN