Fırtına Deresi’nden maceralı geçiş

Fırtına Deresi’nden maceralı geçiş

Karadeniz denince akla ilk olarak yeşil doğa, masmavi deniz, fındık ve çay geliyor. Ama bu haftaki ziyaretimizde kivinin hasadına tanıklık ettim. Öncesinde de Fırtına Deresi üzerinde adrenalin yüklü bir maceraya atıldım

Doğanın cömertliğini esirgemediği bölgedir Karadeniz. Yeşilin ve mavinin her tonuna ev sahipliği yapar. Binbir çeşit ağacı, denizi ve dereleriyle tabloları çağrıştıran görselliğe sahiptir. Karadeniz denince bir de akla hemen çay ve fındık gelir. Ama bu kez kivi hasadına tanıklık etmek için Karadeniz'deyiz. Türkiye'deki kivi üretiminin yüzde 40'ı bu bölgeden sağlanıyormuş. Bu dönem de kivi için hasat zamanı olunca hasadı görmek ve tanıklık etmek için Trabzon Havalimanı'ndan iki saatlik araba yolculuğu ile Rize'ye ulaştık. Sahil yolu boyunca sağımızda yeşil doğa solumuzda masmavi deniz uzanıyordu. Yolcuğumuza küçük balıkçı tekneleri, martılar da eşlik etti. Bir müddet sonra deniz manzaralı yolculuğumuz Fırtına Deresi'nin tabloları andıran görüntüsüyle devam etti. Sonunda Ayder yolu üzerindeki Hoşdere Köyü'ne ulaştık. 400 yıllık tarihe sahip taş köprü manzaralı Osmanlı Restoranı'nda alabalık ve yöresel lezzetleri tatma fırsatı da bulduk. Yemek molamızda Fırtına Deresi üzerinde çelik halatla karşıdan karşıya geçtiğimiz Zipline'ı da deneyimledik.

TULUMLU KEMENÇELİ KİVİ HASADI

Molanın ardından Ardeşen'deki kivi tarlasına yol aldık. Tarla tepedeki konumuyla muhteşem bir deniz manzarasına sahipti. Hasat, kemençe ve tulumlu Karadeniz ezgileri eşliğindeki şenlikle başladı. Tarladaki ağaç dallarında kiviler sallanıyordu. Kivi ağacı daha çok üzüm salkımına benziyor. Kısa boylu ve dalları tellere sarılarak güçlendiriliyor. Kadın ve erkekler kivileri birlikte topluyor. Onlarla da sohbet ediyoruz; uzun yıllardır evin geçimlerini zaman zaman çay zaman zaman da kivi toplayarak sağladıklarını anlatıyorlar. Sabah saat sekizden akşam beşe kadar bir günde adam başı yaklaşık 50 kasa kivi topladıklarını öğreniyoruz. Toplanan kiviler önce halatla dala asılan kovalara dolduruluyor sonra kasalara aktarılıyor. Kivi toplamayı biz de deneyimledik. Bu arada kiviye dair yeni bilgiler de öğreniyoruz; dalındaki kiviler oldukça sert ve ekşi. Yediğimiz andaki yumuşaklığına ve tadına ulaşmadığını tarla sahibinin eşi Birsen Güven'den öğreniyoruz. Birsen Güven emekli öğretmen. Önce eşi Rize'ye gelmiş. Dört yıl önce de kendisi tamamen Rize'ye yerleşmiş. Bu dönemde sert ve ekşi olan kivilerin, tüketildiği dönemdeki şekerli tadında olmadığını anlatıyor. Kiviler yaklaşık bir ay sonra yumuşuyor ve bildiğimiz tadıyla yılbaşında yenebilecek hale geliyor. Güven, sert kiviyi yumuşatma formülünü de veriyor: "Kivi bir elmayla birlikte naylon poşette beş altı gün bekletilirse kivi yumuşar."

20 YILDIR YETİŞTİRİLİYOR
Kivi hasadına Migros'un davetiyle katıldık. Migros Ticaret A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Cem Rodoslu ile Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Ayhan Karayama da hasada katıldı. Migros'un Türkiye'nin en büyük meyve sebze alımını yapan perakende şirketi olduğunu belirten Rodoslu, "Depolarımızda her yıl 300 bin ton meyve sebze işleniyor. Yıllık 1 milyar TL'lik meyve sebze alımımızın yaklaşık yüzde 60'ını doğrudan kooperatif ve üreticelerden temin ediyoruz" dedi. Rodoslu, ilk kez 20 yıl önce ithal edilen kivinin bugün çay ve fındıktan sonra Karadeniz'de yetiştirilen bir ürün haline geldiğini, özellikle Arhavi, Hopa'daki kivinin tamamına yakınını aldıklarını da söyledi. Bu arada Türkiye'de üretilen 44 bin tonluk kivinin yüzde 40'nın Karadeniz'de yetiştirildiği belirtildi.
BİZE ULAŞIN