Karadeniz Dikkat bağımlılık yapar!

Yeşile, maviye ve kır çiçeklerine tutkunsanız, haşmetli dağları, sisli ovaları ve yaylaları görmek istiyorsanız Karadeniz’e gitmelisiniz. Bu bölge her yönüyle sizi kendine aşık edecek

Karadeniz Dikkat bağımlılık yapar!
Batısından doğusuna Karadeniz... Coğrafyasıyla, tarihiyle bağımlılık yapıyor, doğanın kalbinde maceraya atılma arzusu yaratıyor. Türküleriyle sizi dağlarına, derelerine, yaylalarına çağırıyor. Karadeniz turuna Safranbolu'dan başlayabilirsiniz. UNESCO tarafından koruma altına alınan kentin ara sokaklarında etkileyici konaklar göreceksiniz. Konakların iç mekanlarını ve geçmişteki ev yaşamını merak ediyorsanız Etnografya Müzesi'ni gezebilirsiniz. Osmanlı 20. yüzyıl mimarisinin önemli örneklerinden biri olan Eski Hükümet Konağı ise Kent Tarih Müzesi olarak hizmet veriyor. Safranbolu'dan ayrılmadan önce bölgenin özel yemeklerinden olan kuyu kebabını veya bükme pideyi tatmayı ihmal etmeyin. Kastamonu'nun girişinde, gelenleri Bizanslılar tarafından yapılan Kastamonu Kalesi karşılıyor. Liva Paşa Konağı, Hükümet Konağı, Nasrullah Camii, türbeler, konaklar şehirde görülmesi gereken yerlerden bazıları. Kastamonu el dokumalarına bakmadan şehirden ayrılmayın. Meşhur Taşköprü de burada bulunuyor. Türkiye'nin en kuzey ucu olan Sinop ise bir Ege kasabasını aratmayan koylara sahip. Özellikle de Hamsilos koyu. Sabahattin Ali gibi ünlülerin yattığı Sinop Cezaevi de şehrin önemli durakları arasında.

ZENGİN TARİHİYLE SAMSUN
Samsun, Bizanslıların önemli bir ticaret limanı olan Canik Dağları'nın eteğinde kurulmuş. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da kurtuluş mücadelesinin başlattığı şehir zengin bir tarihe sahip. Bandırma Vapuru ve Samsun Kent Müzesi görülecek yerler arasında. Günümüzde sadece maketi gezilebilen Bandırma Vapuru, Cumhuriyet tarihinin önemli simgelerinden biri. Samsun Kent Müzesi'nde ise farklı medeniyetlerin izini sürmek mümkün. Müzede Atatürk'ün Şişli'deki evinde kullandığı masa da bulunuyor. Ayrıca mübadele dönemine ait özel bir bölüm de var. Milli Mücadele'nin ilk propaganda afişi olan Halaskaran-ı İslam burada sergileniyor. Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti de binlerce kuşa ev sahipliği yapıyor. Bölgenin en önemli ikinci nehri olan Yeşilırmak'ın oluşturduğu Çarşamba Ovası'ndan geçerek Terme'ye ulaşmak mümkün. Yolda mola verip Bafra pidesi yemek olmazsa olmazlardan. Akşam yemeği de tüm Ordu'yu gören Boztepe'de yenebilir. Ordu'da Aziziye Camii ile 19. yüzyılda yapılmış Paşa Konağı ziyaret edilebilir.

BUZUL GÖLÜNE YOLCULUK
Doğu Karadeniz'de ilk durak, fındığın en çok yetiştiği il olan Giresun. Eski şehir merkezinde konaklar, Giresun Kalesi ve Kuvayı Milliye hareketinin önemli isimlerinden Topal Osman'ın mezarı bulunuyor. Şehirdeki Karaca Mağarası'nı keşfettikten sonra Kromni Vadisi'nde tarihsel bir yolculuğa çıkılıyor. Eski Rum yerleşimleri, manastırlar, kiliseler göreni kendine hayran bırakıyor. Yol ziyaretçilerini buzul göllerine götürüyor, burada ağustos ayında kar görme şansınız var. Taşköprü Yaylası'nda kuru fasulye ve et yemeyi unutmayın. Yemekten sonra da Santa Harabeleri'ne gidebilirsiniz. Burası, 1924'e kadar 5 bin kişinin yaşadığı, ayrı mesleklerin icra edildiği yedi köyden oluşan, günümüze kadar kendini gizlemiş bir yerleşim.

KÖFTENİN BAŞKENTİ
Trabzon'da köftenin başkenti Akçaabat mutlaka uğranılması gereken yerler arasında. Hıdırnebi Yaylası ise buzul gölüyle dikkat çekiyor. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan, tarihin her aşamasında ticaretin önemli olduğu bu kentte İskitler, Cenevizler, Bizanslılar ve Osmanlıların izleri görülebilir. Şehir merkezinde 1924'e kadar yaşayan Rumlardan kalma eserler göze çarpmakta. Bunların arasında en önemlilerinden biri olan Ayasofya Kilisesi. Atatürk Köşkü de muhteşem bahçesiyle büyülüyor. Merkezdeki Kunduracılar Çarşısı'nda adıyla meşhur uzun sokakta bulunan Kostaki Konağı, Fatih Camii ile hemen yakınındaki Zağnos Köprüsü görülmesi gereken yerler arasında.

CAZİBE MERKEZİ UZUNGÖL
Trabzon'un en güzel ilçelerinden biri olan Sürmene ziyaretinden sonra tarihi Memişağa Konağı'nda kahvesini yudumlayanları görebilirsiniz. Fıkralara konu olan Of'tan geçerek Uzungöl'e ulaşıldığında ise gölün eski güzelliğinin artık fotoğraflarda kaldığını fark ediyorsunuz. Yine de bölge turizmi açısından bir cazibe merkezi olan Uzungöl, orijinal Trabzon yaylalarına ulaşmak için bir durak niteliğinde. Karester, Lustra, Şekerpınar yaylalarından Soğanlı Dağları'nı aşıp muhteşem kalesiyle Çoruh Nehri'nin kıyısına kurulmuş Bayburt'a geçiliyor. Çoruh'un kıyısında çaylar yudumlanırken Bayburtlularla sohbet ediliyor. Aydıntepe Yeraltı Şehri'ni de gördükten sonra bölgenin en güzel yaylalarından Limonsuyu Yaylası konaklamak için ideal. Akşam kemençe ustalarından atışmalarını seyretmek de çok keyifli.

YAYLALARIN SULTANI
Rize'de botanik bahçesi ve Rize Kalesi ziyaret edilecek yerler arasında. Kuru fasulyesiyle ünlü Çayeli'nde kenevir lifleriyle yapılmasıyla ünlü Rize dokumalarından hediyelikler bulunabiliyor. Rize'de Çamlıhemşin konakları ve Zilkale de mutlaka görülmeli. Sisli ya da güneşli her hava durumunda farklı güzelliklerini gözler önüne seren Fırtına Vadisi'ndeki kahve molasını asla unutamayacaksınız. Çamlıhemşin'den yaylaların sultanı olarak anılan Ayder'e geçerken yolculuğa dere sesleri eşlik ediyor. Gece eğlencelerinde ise tulum ve horon sesleri eksik olmuyor. Sabah yorgunluk Ayder kaplıcalarında atılıyor. Artvin'i yalnız bırakmayan Çoruh ve vadisi, bakir doğasıyla büyülüyor. Çoruh Nehri'nin taşkın sularına aldanmayın. Zira Artvin yeşilin binbir tonuyla sizi dinginliğe çağırıyor. Dünya turizminde en çok tercih edilen 100 destinasyon içinde yer alması boşuna değil. Şehirdeki asmalı köprüler sizi tabiatın tüm renklerine taşıyacak bir geçit gibi adeta. O köprülerden geçip Artvin'in doğal ve tarihi güzelliklerini keşfedebilirsiniz.
BİZE ULAŞIN