Karşımdaki ova mı yoksa deniz mi?

Kış yaklaşırken kendinize küçük küçük seyahat olanakları yaratın ve şehrin yorucu etkisini üzerinizden atın. Hadi birlikte bu topraklardaki en özel rotalardan biri olan Mardin’i ziyaret edelim

Karşımdaki ova mı yoksa deniz mi?

İş gezisi için gittiğim Mardin'i iki gün boyunca gezme şansı yakaladım. Yani benim şehir hakkında kaleme aldıklarım orada yapabileceklerinizin özetinin özeti aslında. Çünkü söz konusu şehir ilkokul kitaplarında okuduğumuz "Mezopotamya, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan verimli topraklara denir. Bu topraklarda tarih boyunca sayısız şehir kuruldu. Ve bu topraklar sayısız medeniyete ev sahipliği yaptı" cümlesinin karşılığı. Verimli Mezopotamya toprakları üzerinde kurulmuş olan Mardin, binlerce yıl boyunca farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış. Çok kültürlü, çok dinli, çok dilli, farklı etnik kökenli bir yapısı var. Yolda yürürken Türkçe konuşanlar, Arapça ve Kürtçe çalınan şarkılar, iki yaşlı kadının Süryanice sohbeti kulaklarınıza çalınıyor. Halkların bu büyülü uyumunun hep devam etmesini diliyorsunuz... Hani derler ya "Gitmeden anlayamazsın" diye, Mardin'den döndüğümde sanırım aklımdaki söz tam olarak da buydu... Yine "Şehrin eski merkezinde otururken kendini bir ovaya değil de sanki denize bakıyormuş gibi hissedeceksin" dediklerinde de "Olur mu canım öyle şey" demiştim içimden... Ama gerçekten akşam kahvemi tam da böyle bir manzaraya karşı içince anladım bana söyleneni... Okumakla kalmayın, gidin Mardin'e... Emin olun içiniz yepyeni şeyleri görmenin mutluluğuyla dolacak. Hadi o zaman başlayalım hızlandırılmış Mardin turuna.



ESKİ ŞEHİR BİR ŞAHANE

Mardin dediğinizde gözünüzün önüne bir tepenin yamacına kurulmuş toprak renkli binalar geliyor değil mi? İşte orası şehrin eski merkezi. Tabii ki şehir yıllar boyunca gelişmiş, modernleşmiş ve yepyeni binalar, sokaklar ve AVM'ler yapılmış. Ama İstanbul'dan gelip de kısacık seyahatinizi buralarda harcamayın. Rotayı tüm dünyayı kendisine çeken eski şehrin merkezine çevirin.

BİRİNCİ CADDE

Mardin gezinize başlangıç yapmak için en iyi nokta aslında Birinci Cadde. Çünkü birazdan teker teker anlatacağım neredeyse her yere bu caddeden ulaşılıyor. Eski Mardin'in kalbi diyebileceğimiz bir cadde olduğu için buraya yolunuz defalarca kez düşecek zaten, o yüzden şimdiden kendisine alışın.



ZİNCİRİYE MEDRESESİ

Zinciriye Medresesi'nin tarihi 1385 yılına dayanıyor. Yapımına Artuklu hakimiyeti sonlarında başlanmış. Fakat Timur istilası ve Akkoyunlu baskısı nedeniyle yarım kalmış. Akkoyunlular tarafından tamamlandıktan sonra Cihangir'in oğlu Kasım (1457-1502) adıyla anılmış. Medrese bu şehre gelip de kesinlikle görülmesi gereken noktalardan. Lokasyonu sebebiyle, yani yüksek bir noktada bulunduğu için Mardin genelinde görebileceğiniz en iyi manzaralardan biri medreseye ait.

ULU CAMİİ

Ulu Camii, Mardin'in tartışmasız simgesi. Artuklu Dönemi mimari örneklerinden. Dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin'in sembolü olan Mardin Ulu Camii kayıtlara göre iki minareli inşa edilmiş. Caminin bugün mevcut olan tek minaresinin kare kaidesindeki yazıt, yapım tarihini 1176 olarak veriyor. Caminin kubbesi dıştan özel bir teknikle yapılmış. Bu yöntem ilk olarak bu binada kullanılmış. Sonrasında da bu yöntem Mardin'de gelenek halini almış.



MOR BEHNAM (KIRKLAR) KİLİSESİ

Şehirde birçok kilise bulunuyor. Bunlardan en önemlilerinden biri Mor Behnam ile kız kardeşi Saro adına yapılan ve şu anda Kırklar Kilisesi olarak tanınan kilise. Kilisenin 6'ncı yüzyılın ortalarında inşa edildiği düşünülüyor.

BAKIRCILAR ÇARŞISI

Şehirde gezerken bakır işlerinin ne kadar kıymetli olduğunu göreceksiniz. Ve bakıra meraklıysanız emin olun birkaç bakır parça alıp öyle döneceksiniz evinize. En çok bakır ürün satın alacağınız yer ise Bakırcılar Çarşısı ya da yerel halkın tabiriyle Kazancılar Çarşısı. Eski Mardin'de kullanılan mutfak eşyaları ile yemek takımlarının tamamına yakını bakırdan oluşuyor. Bu nedenle bakırcılık mesleği Mardin'de yaygın. Şehirde yüzyıllar boyunca külçe olarak getirilen bakır madeni eritildi ve en küçük yemek tabağından en büyük kazanların yapımına kadar ev eşyası yapımında kullanıldı. Tahmin edeceğiniz üzere günümüzde bu iş kolu çok da canlı değil ancak şehirde bulunan bir grup usta tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.



KASİMİYE MEDRESESİ

Medresenin yapımına Artuklu hakimiyeti sonlarında başlanmış. Ancak Timur İstilası ve Akkoyunlu baskısı nedeniyle yarım kalmış. Güneyde ovaya açık cepheye sahip medrese, Mardin yapılarının en büyüklerinden. Açık medrese tipinde, tek bir avlu etrafında düzenlenmiş, iki katlı ve tek eyvanlı. Kesme taş ve tuğlalardan yapılmış.

ŞEHRİN DIŞINI KEŞFETMEDEN OLMAZ

DEYRULZAFARAN MANASTIRI

Bu manastır, Mardin'in 5 km doğusunda bulunuyor. 1932'ye kadar yani yaklaşık 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olmuş. Üç kattan oluşan manastır 5'inci yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle bugünkü haline 18'inci yüzyılda kavuşmuş. Manastır binasının tarihi ise çok daha eskilere dayanıyor. Binanın merkezinde bulunan yapı milattan önce Güneş Tapınağı olarak kullanılmış. Uzun süre Mor Hananyo Manastırı olarak anılan yapı, 15'inci yüzyıldan sonra manastırın etrafında yetişen safran (zafaran) bitkisinden dolayı Deyrulzafaran (Safran Manastırı) adını almış.



DARA ANTİK KENTİ

Dara Antik Kenti'nde kazılar 1986 yılından beri süregeliyor. 2017 yılında ziyarete açılan bu antik kent dünyada eşi örneği olmayan bir de nekropolü içinde barındırıyor. Antik kent, şehir merkezinin 30 kilometre güneydoğusunda bulunan Oğuz Köyü'nde bulunuyor. Tarihte Yukarı Mezopotamya'nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Dara, askeri amaçlı bir garnizon kenti olarak kurulmuş.

MÜZELERE GÖZ ATIN

MARDİN MÜZESİ

Birinci Cadde'nin üzerinde, Cumhuriyet Meydanı'nın kuzeyinde bir grup Süryani evinin arasında bulunuyor Mardin Müzesi. Şehrin en önemli müzesi olarak kabul ediliyor. Asur, Pers, Urartu, Artuklu, Büyük Selçuklu, Roma gibi aklınıza ilkokulda öğrendiğiniz hangi uygarlık geliyorsa hepsine ilişkin eserler bu müzede bulunuyor. 1947 yılından beri hizmet veren Mardin Müzesi, bünyesinde bulunan eserlerin çeşitliliği ile dikkat çekici.



SABANCI KENT MÜZESİ

Mardin Müzesi'nin üzerine civarda gidebileceğiniz bir müze daha var o da Sabancı Kent Müzesi. Buranın konsepti Mardin Müzesi'ne kıyasla daha farklı, çünkü daha çok Mardin'de yaşamı, şehrin çok kültürlü yapısını, burada yaşamış/yaşamakta olan toplumlara ilişkin bilgileri toparlamaya çalışmış bir müze. Müze binası 2009 yılında Sakıp Sabancı Mardin Kenti Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi olarak hizmete açılmış...

GÜMÜŞLER, ÇAYLAR

Mardin'den alınacak çok şey var. Mesela aksesuvarlara meraklıysanız gümüş takılar büyüleyici. Şahmeranların, telkarinin merkezi Mardin... Süryani nazarlıkları, antika takılar derken fark etmeden çok para harcayacağınız kesin. Bunun dışında güzellik ürünlerine meraklıysanız sürmeler ve sabunlar da var. Yeme-içme konusunda seçenekleriniz sınırsız. Muhakkak kahve ve çay alın. Ardından da taze badem ve mavi renkli badem şekeri... Kuruyemişin her türlüsü var bu şehirde, ayrıca zeytinin de... Ve söylemeden olmaz İstanbul'daki fiyatların çok azına inanılmaz güzel şeyler satın almış olarak butiklerden çıkıyorsunuz.

YEMEKLER ŞAHANE

Şehirde kebap dendiği zaman herkesin tavsiye ettiği iki mekan var. Biri Yusuf diğeri de Kabapçı Rıdo...
Cercis Murat Konağı'na mutlaka gidin. Sunumlar, yemekler, müzik ve dans şov muhteşem. Turistik evet ama konağın mimarisi, sahip olduğu şehir manzarası da büyüleyici. Sadece meze tabağı ve içecekler için bile uğranır.
Şehre gidenlere en çok önerilen yerlerden biri de Bağdadi Restoran. Yemekler tartışmasız çok iyi...

BİZE ULAŞIN