MALTA’ya farklı bir bakış

Tarih desen var, İtalyan esintisi desen var... Akdeniz’in güzel adası Malta’da yeme-içmeden çok daha fazlası var

MALTA’ya farklı bir bakış

Yine klişelerden gidelim ve 'Akdeniz'in sevimli adası' diyerek Malta yazımıza girelim. Tarihte önemli bir yer. Okuduğum pek çok tarih kitabında yeri var. Ama gitmek ilk kez iki yıl önce nasip oldu. Yalan yok... Sevdim mi? Hem de çok. Ama üç günden fazla kalmaya gerek var mı? Kesinlikle yok. Beni tanıyanlar Orta Avrupa hayranlığımı yakından bilir. Sadece 'Orta Avrupa' derken bile bir başka hayallere dalıp giderim. Ama güneyin de hakkını yemeyelim. Hem Akdeniz'deyiz. Sicilya'nın güneyindeki adalar devleti Malta'da... Malta takımadaları üç büyük, iki küçük adadan oluşuyor. Eğer diğer adalara da gitmek isterseniz konaklama sürenizi artırabilirsiniz. Takımadalar arasında büyük olanlar Malta, Gozo ve Comino. Malta ise en yakını Gozo'nun neredeyse üç katı büyüklükte.



ÖNCE TARİH

Sanırım seyahat ekinde yazdığım yazılarda en sevdiğim başlık 'Önce Tarih.' Her defasında kendimi tarih dersini yeniler gibi hissediyorum. Ve Malta denilince aklıma hemen Malta Şövalyeleri gelmesini bu sebepten yadırgamıyorum. 1522 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun Rodos'u işgal etmesinden sonra şövalyeler Malta'ya yerleşiyor. 1565 yılında ise Kanuni Sultan Süleyman bölgeyi kuşatıyor. Malta ise Sicilya'dan yardım alıyor ve Osmanlı'yı yeniyor. Ama bir yandan da geri gelmelerinden endişe ediyor. Hatta sırf bu sebeple bugün Malta'nın başkenti olan Valetta'yı inşa ediyorlar. Şehir adını Saint John Şövalyeleri'nin önde gelenlerinden Jean Parisot De La Vallette'den alıyor. Ama şehirde Arap etkileri de yok değil. Bunu pek çok yerde görüyorsunuz. Bu arada neredeyse başkentteki tüm evler cumbalı. "Amannn, yaz bitti, artık orada da denize girilmez" demeyin. Tam da ideal iklimdesiniz. Tamam, Maltalılar 12 ay boyunca yazı yaşamıyorlar ama deniz mevsimi epey uzun sürüyor. Baharda Afrika'dan gelen sıcak hava dalgası hava sıcaklığını beklenenin üstüne hatta çok daha üstüne çıkarıyor. Size de bol bol serin sularda yüzüp bu havanın keyfini çıkarmak kalıyor.



EĞLENCE VE SPOR BİR ARADA

Yıl boyunca pek çok festivale ev sahipliği yapıyor Malta. Zaman zaman dünyanın önemli ödül törenleri de burada gerçekleşiyor. Bunların arasında en eski ve köklü olanı Festival Mediterranea. Adada etkinlikler bitmiyor. Özellikle de sonbahar zamanı... Karnavallar, şovlar ve tadımlar günlerce devam ediyor. Yalan yok Malta'ya ilk adım attığım anda keyifli yemekler yiyip eğlenceli zaman geçireceğimi hissetmiştim. Ama sporla bu denli haşır neşir olacağım aklımın ucundan geçmemişti. Velhasıl spor için de biçilmiş kaftan. En büyük spor merkezi başkent Valetta'ya beş kilometre mesafede. Marsa Spor Kulübü, golf oynamak için ideal. Sadece golf de yok. Tenis ve squash kortları, kriket sahası ve yüzme havuzu ile farklı branşlarda performans olanağı sunan bir tesis.

YİYELİM GÜZELLEŞELİM

Geç kaldım belirtmekte ama Malta'nın hem yemeiçme hem de konaklama bakımından uygun fiyatlı olduğunu da belirteyim. Hem bence iyi yemeğin bedeli yoktur. Adada hayvancılık yaygın değil. Sanırım o yüzden adaya gitmeden önce herkes balık yemenizi öneriyor. Malta'da en çok tüketilen hayvan ise tavşan... Ben yine de en çok kırmızı et yemeklerini sevdim. Buraya kadar gelmişken mutlaka tatmanız gereken lezzetler var. Bunların başında lampuki pie olarak geçen balık turtası yer alıyor. Tavşan güveci de denemeniz gereken lezzetlerden biri. Adada İtalyanların etkisi büyük. Hemen hemen her kafe ve restoranda karşınıza pizza, makarna gibi seçenekler çıkıyor. Üstelik çoğunluğu İtalyan usulü. Ama İtalyanlardan çok daha farklı işliyorlar hamuru.



BURASI SLAVRUPA

Masalsı şehirlere sahip Orta Avrupa, seyahatseverlerin de gözde rotalarından. Bu kez Graz ve Salzburg'a gidiyoruz. Üstelik tam da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatiline denk getirerek... Graz, Avusturya'nın Viyana'dan sonraki en büyük şehri. Şehir turunun durakları arasında eski şehir, ana meydan, Mur nehri, saat kulesi, Eggenberg Sarayı, barok ve gotik tarzın hakim olduğu, İtalyan mimarlar tarafından tasarlanmış kırmızı çatılı ve tarihi binalar yer alıyor. Bir sonraki şehir ise Salzburg. Salzach Nehri'nin ikiye böldüğü, klasik müziğin büyük ismi Mozart'ın şehrinde yapacağınız keyifli bir yürüyüşü asla unutmayacağınıza garanti veririz. Salzburg'a gitmişken Mozart'ın evi ve Mirabell Sarayı'nın barok bahçesini de mutlaka görün. Slavrupa turuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi Jolly Tur'dan öğrenebilirsiniz.



GÖZ KAMAŞTIRAN KABİN

MSC Cruises'un en son denize indirdiği MSC Bellissima, Swarowski taşlarla kaplı ilk kristal kabine de ev sahipliği yapıyor. Oda numarası bile kristallerle yazılmış bu yeni kabin, geminin MSC Yacht Club alanında yer alıyor. Komodin, büfe ve sehpa gibi mobilyalar 700 bin kristal taş kullanılarak düzenlenmiş ve kabinin aplikleri de kristallerin ışıltısını daha da artıracak şekilde tasarlanmış. Duvarların ışıl ışıl mercan çizimleriyle donatıldığı 16018 numaralı ışıltılı kabinde kalmak isteyen misafirler hiçbir ekstra ücret ödemiyor ama konaklama fırsatı için mutlaka erken rezervasyon yaptırmaları gerekiyor.

BİZE ULAŞIN