TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Ebru Çeliktuğ: Geleceğe Mektup

Yönetmen Bahadır Karataş’ın ilk uzun metrajlı filmi “USTA”, farklı çekim teknikleri ve yaratıcı yapım süreciyle olduğu kadar bir tutku öyküsü olarak da dikkat çekiyor. Uçak yapmak isteyen bir oto tamircisinin bu sıra dışı arzusunu gerçekleştirmek yolundaki mücadelesinin hikâyesi, günümüz Türkiye’sinin 2000’lerdeki halini gözler önüne sermeyi amaçlıyor.

En büyük hayali bir uçak yapmak olan işinin ehli bir motor ustasının tutkusunu konu alan “Usta”, sade ve gerçekçi anlatımıyla bugünün Türkiye’sine samimiyetle ayna tutmayı hedefliyor. Eskişehir’in ev sahipliği yaptığı film, uzun bir hazırlık evresinden sonra yedi haftada çekilmiş. Filmin teması olan “tutku”nun, başta yönetmen Bahadır Karataş ve yapımcı Mete Özokolmak üzere tüm ekibe ait bir sinema tutkusunu da yansıttığının altını çizmek gerek. Yetkin Dikinciler, Fadik Sevin Atasoy, Şevket Çoruh, Müşfik Kenter ve Tomris İncer gibi isimlerin oluşturduğu güçlü oyuncu kadrosuyla da dikkat çeken “Usta” ile ilgili olarak yönetmen Bahadır Karataş ile söyleştik.

Sinemayla olan ilişkiniz nasıl başladı ve gelişti?
Sinema benim için çocukluktan gelen bir tutku değil. Sinemayla üniversiteye girdiğim ilk sene tanıştım. ODTÜ İşletme’yi kazanmıştım ama sonra baktım ki hiç romantik bir tarafı yok. Aslında ne istediğimi, ne yapacağımı bilmiyordum açıkçası. Bir kitap insanın hayatını değiştirebilir mi? Benimkini değiştirdi. Ankara’da bir eve taşınmıştım, orada eski kiracıdan kalan üç-beş kitap vardı. Bir tanesi Nijat Özön’ün Pudovkin’den yaptığı bir çeviriydi, “Sinemanın Temel İlkeleri”. Onu okumaya başladım, bitirdiğimde artık hayatta ne yapmak istediğimi biliyordum.Gerçekten… (gülüyor) Tabii bu ailede ciddibir şok yarattı. “Ne güzel bir geleceğin var, ne sineması!” gibi… Bu kriz o kadar büyüdüki, ben o suçluluk psikolojisiyle ailemle ilişkilerimi koparıp izimi kaybettirdim. Niyetim yurtdışına gidip sinema okumaktı. Sonuçta sinema okumam konusunda rıza gösterdiler. Ama yurtdışında bana sinema okutabilecekleri kadar paramız yoktu, ben de sınava yeniden girdim, Eskişehir Sinema TV’yi kazandım ve hiç de fena olmadığını, harika bir okul olduğunu gördüm. İyi de okudum, oldukça yüksek notlarla mezun oldum. Çekmek istediğim kısa metrajlı bir film için sponsor ararken bir bursa denk geldim. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin Sinema Sanatları Okulu’nu (U.S.C) seçtim. Başvurdum, kazandım ve kendimi Los Angeles’ta buldum. Orada sinema üzerine üç senelik uzun ve detaylı bir yüksek lisans çalışması yaptım.

Yazının devamı Sinema dergisi Mayıs 2009 sayısında...
BİZE ULAŞIN