Kemancı 'rock'ımın tacı

Bu haftanın Mola'sı, İstanbul'da Rock Bar'ların anası babası Kemancı Bar ve onun rock dünyasının dünya ahret babası olan sahibinden, Zeki Ateş'ten yani

İstanbul'daki tarihi Galata Köprüsü yanıp, tutuşup, öleli dün 16 yıl oldu. Yerine "üvey" köprüyü oturttular. Bizimkisini de, içini boşaltıp, eksik gedik haliyle Haliç'e iliştirdiler. Aynen bir mumya oldu peeh!.. Essah köprü yanmazdan evveli mesela Kemancı Bar onun çelik rahminden düşmüş bir bebecikti... "Köprü 6 Kemancı" koyduktu adını. Duvarına iliştirdiğim bir yazı var şimdiki Kemancı'nın. Diyor(um)ki: Mutfak kenarındaki dandik hücreye mahpus olmuş çatlak pisuardan gelen sidik kokusu, fosilleşmiş yağda kızaran ağır patates aromasıyla birleşir ve burun direklerimizi kırardı. Şair Küçük İskender gerçekten de küçük, koruma şefi Ayı Orhan ise tıfıl bir veletti o zamanlar. Metris'ten taze tahliyeli Nevzat Çelik, özgür esanslı yeni dizelerini ucuz kâğıt peçetelere, müdavim kızların daha da ucuz göz kalemiyle yazardı.

SINIF ATLADIK

Sonra bir gün Galata Köprüsü kucağında oturan Kemancı'yla beraber tutuştu yandı. Ağlak suratlarımızı da alıp Sıraselviler'e taşındık. Koca bir apartmanın giriş katında, mini bir Rock Bar imar ettik kendimize. Sonra az öteye gittik. Bir düğün salonunu alaşağı edip, yıkıp döküp, kırıp sardık. Sınıf atlamış bir yeni Kemancı yaptık kendimize. Akabinde mitoz bölündük. Önce bir üst, sonra daha bir üst katlara yayıldık.

BİZ YAŞLANIRIZ İHTİYARLAMAK BİZE GÖRE DEĞİL
- Biz seninle tanıştığımızda fidan gibiydin kardeşim Zeki. Hâlâ ipince bir adamsın ama fidan değil yaprak dökmüş kuru kavak halindesin.
- Haklısın valla abi.
- Bana gelince tek tel beyazım yoktu şimdi de hem o gür teller yok hem olanda siyah yok.
- İhtiyarlıyoruz desene...
- Yok ağam. Biz sadece yaşlanırız. İhtiyarlamak sana bana göre değil.
- Güzel avuntu Savaş Abi. Yazdım bunu hafızama.
- Dün gece mekânın 23. yılı kutlandı burada he mi?
- Evet, köprümüzün yanmasının da 16'ncı yılıydı.
- Askerden geldiğinde Orhan Baba dinleyen, küpeden, uzun saçtan ifrit olan, kahvehane çalıştırır gibi yapıp kumar yapan adamdın.

BEYAZ YAKALILAR EL AYAK ÇEKTİ

- Aynen de öyleydim. Sonra baktım kumar işi benlik değil. Meyhane yaptım. Arabesk çalardım, iş çıkışı soluğu bende alan memur esnaf tayfasını ağırlardım. Sonra Tuncay Batıbeki uğramaya başladı. Hiç anlamadığım, sevmediğim bir müzik çalmaya başladı. Rock müzikmiş. Gönlü kırılmasın diye bir şey demedim ama baktım yavaş yavaş müşteri profili de��işiyor. Genç müziyenler, kara kara giyinmiş üniversiteliler, enteresan tipler, şairler, ressamlar filan uğrar oldu.
- Beyaz yakalılar el ayak mı çekti?
- İster istemez öyle oldu. Ben de gencim o zaman müşteriyle aynı yaşta olmak hoşuma gitti. Sonra bir başka DJ katıldı aramıza. DJ Ethem Sen yan masadan Süper FM'e nazire "Süpeeer Ethem" diye bağırırdın hani. Beyoğlu'na çıktığımızda ilk kez Kemancı'da sahneye çıkanları düşün. Teoman, Özlem Tekin, Şebnem Ferah, Feridun Düzağaç, Pentagram... Metallica bile stat konserinden sonra mekânımıza gelmişti hatırlasana.
BİZE ULAŞIN