TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Sevgilimin peşinden sekiz yıl koştum

Oyuncu, sunucu, işadamı ya da playboy olarak tanınan Mehmet Aslan, Cosmopolitan dergisine verdiği röportajda, sekiz senedir peşinden koştuğu kız arkadaşı ile mutluluğu bulduğunu anlattı. Aslan, kız arkadaşının ünlü olmadığının altını çizdi: Tanıdığınız biri olsa ciddiye giden bir ilişkimiz olmazdı!

Cosmopolitan bu ay kendi yazarı olan Mehmet Aslan ile röportaj yaptı. Aslan yılbaşındaki dayak olayından tutun da nasıl mantı yaptığına kadar her şeyi içtenlikle anlattı. Oyunculuk ve sunuculuk anlamında da kendini ispat eden Mehmet Aslan, mesleğini soranlara, "Ticaretle uğraşıyorum. Doğal taş, granit ithalat ve ihracatı yapıyoruz" diyor.



* Eğitim için uzun süre Paris'te kaldığınızı biliyoruz. Fransız kültürüyle büyümenin size ne gibi katkıları oldu?
Kendine yabancı bir kültürle yetişmek farklı bir hayatı öğretiyor en başta. Kıyaslama yapmanı sağlıyor. Kendinizi, ne olduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz. Yabancı bir ortamda, yabancı insanlara kendinizi kabul ettirmeyi öğreniyorsunuz. Bu da insanı güçlendiriyor, olgunlaştırıyor. Ayrıca Fransız kültürüyle yetişmenin bir insana oturuş kalkışından hitap sanatına, ikna etme kabiliyetinden dünya görüşüne kadar çok fazla katkısı oluyor. Örnek verebilir misiniz? Etraftaki rahatsız edici bakışlardan kendimi izole etmeyi orada öğrendim. Ya da bir yabancıyla iş konuştuğum zaman onun aklından geçenleri çok daha iyi anlayabiliyorum.

'ACILARIN ÇOCUĞU EMRAH' DEĞİLİM

* O yaşta farklı bir ülkede okula başlarken adaptasyon zorluğu çekmişsinizdir...
10 yaşında bir çocuk hiç gitmek ister mi? Çok mutsuz bir çocukluk geçirdim orada. 10 yıl boyunca her gün İstanbul'a geri dönmeyi hayal ettim. Acıların çocuğu Emrah'ı oynamak istemem bu konuda ama zor zamanlardı benim için.

* Neydi sizi zorlayan?
Okulda tek başınaydım. Yabancı bir ortamda, seni sevmeyen bir topluluğa uyum sağlamak, kendini kabul ettirmek zorundasın. Yaşından olgun davranmak zorundasın. Bunun yanı sıra okul çok zordu, dersler ağırdı, arkadaşlarımı, ülkemi ve babamı özlüyordum.

* Şu anda tam olarak ne iş yapıyorsunuz?
*
Ticaretle uğraşıyorum. Doğal taş, granit ithalat ve ihracatı yapıyoruz. Ayrıca gayrimenkul ve turizm işimiz var. Herkes mesleğim için farklı bir şey söylüyor. İşadamı diyen de var, sanatçı da. Sunucu ya da playboy da diyorlar. Sanatçılığı meslek olarak görmüyorum çünkü benim yaptığım kadarına 'sanatçılık' demek, sanatçılara haksızlık olur.

* Oyunculuk çok özveri gerektiren bir meslek. İhtiyacınız olmamasına rağmen bu fedakârlığı yapıyorsunuz. Nesi cazip geliyor size?
Oyunculuktan maddi bir beklentim yok, evet, ama o da beni farklı bir yönüyle çekiyor. Beni bu dünyadan alıp bambaşka bir dünyaya götürüyor. Gerçek hayatta olamayacağım şeyleri oluyorum oyunculuk yaparken. Doktor, öğrenci, anarşist... Ve sonsuzluğa bir imza atıyorsun. Sanatçılar her zaman işadamlarından ve politikacılardan üstündür.

BOĞAYIM, İLGİYİ SEVERİM

* Yakışıklılığınız ve varlıklı oluşunuz birçok kadının ilgisini çekiyor. Bunaldığınız oluyor mu?
Estağfurullah, bunalmıyorum. Boğa burcuyum. İlgiyi seviyorum zaten. Eğer haddini aşan bir ilgiyle karşılaşırsam kendimi kurtarırım bir şekilde. Ayrıca gösterilen bu ilgiden sıkılmak nankörlüktür.

* En son ne zaman bir kadının peşinden koştunuz, hatırlıyor musunuz?
Aşık olduğum kızın peşinden koşmuştum. Şimdiki kız arkadaşımın yani... Sekiz yıldır tanıyorum onu ama bir türlü olmuyordu. Sonunda oldu, uzun süredir de birlikteyiz.

* Tanıdığımız biri mi?
Değil tabii ki. Olamaz; tanıdığınız biri olsa zaten ciddiye giden bir ilişkimiz olmazdı.

* Neden öyle söylediniz?
Kamuoyunun gözünün önünde olan biriyle mutlu bir evlilik yapabileceğime inanmıyorum. Egosunu ve işini, önem sıralaması yaptığında evliliğinin gerisinde bırakamayacağını düşünüyorum. Bu da beni mutsuz edecektir.

* Peki, siz bütün ilişkilerinize evlilik maksatlı mı başlarsınız?
İlişkilerime evlilik maksatlı başlamaktan ziyade, hiçbir kız arkadaşımla ayrılmak üzere birlikte olmam. 'Başlıyoruz, evliliğe giderse ne mutlu' derim. Olmayacağını hissettiğim zaman da ayrılırım.

* Ayrılmak istediğinizi kız arkadaşınıza nasıl söylersiniz?
Şu ana kadar hiçbir kız arkadaşımdan ayrılmadım. Hep onlar benden ayrılmıştır. Bu açık sözlülükle değil; merhametle ilgili. Ayrılmaktan söz ettiğimde kız arkadaşım 'Beni bırakma' diye ağlarsa onu hayatta bırakamam. Ancak kendimden yavaş yavaş soğutup ayrılığa fikren hazırlayabilirim.

* Nasıl bir kadını sevgiliniz olarak yanınıza yakıştırırsınız?
Beni her halimle sevip kabul eden, hayatında ilk sıraya koyan, benimle bir ömür geçirmek isteyen bir kadın olmalı. Bu özelliklerdeki bir insan zaten güzel ruhlu bir insandır ve o güzellik de mutlaka yüzüne yansır.

* Öyle, ama şişman mesela?
Zayıflar o zaman. Fiziksel özellikler tabii ki önemli. Güzelliğine değer veren doğal kızları severim. Etrafa ve modaya uyup kendiyle bağdaşmayan, şablonuna uymayan görüntüler ve hareketler sergileyen kızlardan hoşlanmam.

DOSTUNU DÜŞMANINI BİLMİYORSUN

* Nasıl bir kadın sizi tamamlar?
Hayatı bana zorlaştıran değil kolaylaştıran ve güzelleştiren biri olmalı.

* Nasıl bir sevgilisiniz?
Zor bir sevgiliyim. Bir kere her şeyin en iyisini isteyen, mükemmeliyetçi biriyim. O yüzden beni mutlu etmek zordur. Ayrıca hayatım zor.

* Bu röportajı okuyanlar 'Mehmet Aslan'ın hayatı neden zor olabilir ki?' diye düşünecekler...
Maddi gücünüzün olması yetmiyor çünkü bunu yönetmek çok zor. Hayatı kendi ayaklarım üzerinde devam ettirmeye çalışıyorum. İnsanlara dışarıdan toz pembe görünebilir ama gerçekten zor bir hayat yaşıyorum. Etrafımda çok insan oluyor. Herkesin tanıdığından 500 kat fazla insan tanıyorum. Hangisi dost, hangisi düşman ayırt edemiyorsun.

Dayak olayı kapansın istiyorum

* Nelerden zevk alırsınız?
En büyük zevklerimden biri, dünyayı gezmek. Gittiğim yerlerde iyi otellerde kalıyorum. Buna lüks zevk diyebiliriz. En mütevazı zevkim de maça gitmek.

* Nerelerden alışveriş yapıyorsunuz?
Takımları vücuduma uygun olması için özel diktiriyorum. Spor kıyafetlerimi ise aldığım belli bir yer yok. Nerede indirim varsa oradan alırım.

* Bir yerde içki içmediğinizi okumuştum. Bu kural hâlâ devam ediyor mu?
Evet, içmiyorum. İçki içme yaşımda içemedim; yüzücüydüm. Öyle bir alışkanlığım olmadı. Şimdi de babana zarar vereceğini düşündüğüm için içmiyorum.

* Yılbaşında yaşanan tatsız bir dayak olayı vardı. Nasıl böyle bir olaya karıştınız?
Hayatımın büyük bölümünde üç maymunu oynuyorum. Sık sık olay çıkartmaya meyilli ters bakışlar, tehditler görüyorum. Kısacası tahrik ediliyorum. İnsanlarda nedenini anlayamadığım bir kendini ispatlama çabası var. Bunu alttan alabildiğim kadar almaya çalışıyorum. Ama ben de insanım ve kontrolümü kaybedebiliyorum. Sabır taşı nadir de olsa patlayabiliyor. Çok da konuşmak istemiyorum, bu konu artık kapansın istiyorum.

Hamur açar çok güzel mantı yaparım

* Yemek yapmasını biliyor musunuz?
Birkaç yemek var, onları iyi yaparım. Çok güzel mantı yaparım mesela.

* Hazır mantıyı tencereye atmaktan bahsediyorsunuz herhalde?
Hayır tabii ki! Hamuru açıp, içine kıymayı doldurup, hamuru kapatarak yapıyorum. Bir de zeytinyağlı dolma yaparım. Beraber büyüdüğümüz aşçı yardımcımız var. O öğretmişti.

* Ütü de yapabilir misiniz?
Hiç yapmadım. Çok acil ihtiyacım dahi olsa muhakkak evdeki birinden rica ederim.

* Bir gününüz nasıl geçiyor?
Annemle oturuyorum. Her sabah 07.00'de uyanıyorum. Duş alıp işe gidiyorum. Kahvaltı etmem. Öğle yemeği önemlidir benim için. Genelde Taksim civarında yerim. Akşamüstü çok sağlam yerim, akşamları yemem. Evcimen bir tip olduğum için arkadaşlarımı eve çağırırım, mangal yaparım veya maça gideriz.
BİZE ULAŞIN