TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Küresel şiddetin kenti

Mostar'dan Mumbai'ye, Londra'dan Priştine'ye dek şiddete maruz kalan farklı yerler, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu'nda. Ahmet Öğüt'ün eserinde, Susurluk, Madımak ve Şemdinli de var

53'ÜNCÜ Uluslararası Venedik Bienali'nde küratör Başak Şenova imzası ile Türkiye Pavyonu'nda yer alacak Lapses/* projesi sergisi içindeki İnfilak Etmiş Kent adlı güncel sanat düzenlemesi, içeriği ile dikkat çekiyor. Bugün itibariyle izlenecek eser, Mostar'dan Mumbai'ye, Londra'dan Priştine'ye Susurluk'tan Madımak'a, Şemdinli'den İstanbul HSBC saldırısına dek, Dünya ve- Türkiye'nin yakın geçmişini işleyen çarpıcı detaylara ev sahipliği yapıyor. Sanatçı Banu Cennetoğlu'nun da Katalog 2009 eseriyle yer aldığı, İKSV imzalı Türkiye Pavyonu'na katılan Öğüt, hazırladığı ilginç çalışmada dünyanın terör, şiddet ve savaşa yenik düşen tarihi mimarlık ve kültür yapıları ile, tanınmış taşıtlarını 'küresel bir maket' üzerinde bir araya taşıyor. Kuzey Osetya'daki katliama tanıklık eden Beslan Okulu'nun da yer aldığı İnfilak Etmiş Kent'in sokakları arasında, 3 Kasım 1996'da Susurluk'ta, Mercedes marka otomobilin çarpmasıyla polis, siyasetçi, mafya ilişkilerinin su yüzüne çıkmasını sağlayan, 20 RC 721 plakalı 1972 model Ford D1210 kamyonun maketi dikkat çekiyor. Eserdeki diğer bir araç ise, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005'te, Umut Kitabevi'ne düzenlenen bombalı saldırıda kullanıldığı belirlenen 30 AK 933 sivil plakalı Renault 19 otomobile ait. Binaların maketine gelince... 2003'te bombalanan İstanbul Levent HSBC eski merkez binası ve 1993'de kundaklanan ve 33 aydının ölümüne neden olan Madımak Oteli de, İnfilak Eden Kent'in 'yerel' parçaları. Tabii, sanatçı Ahmet Öğüt, küresel eserinde Londra'daki bombalı saldırıda parçalanan 30 sefer numaralı iki katlı kırmızı otobüsü de unutmamış.

1990 SONRASI TARİHE VURGU

Diyarbakır doğumlu Öğüt için İnfilak Etmiş Kent, Venedik Bienali gibi, ulus temsiline dayalı bir sanatsal platform için yapılabilecek en uygun iş. Öğüt bu eserin, "sadece Türkiye'nin yakın tarihini değil, 1990 sonrası genel tarihin, farklı coğrafyalardaki çatışmaların, travmaların bir ürünü olarak Türkiye Pavyonu'nda yerini alacağı" görüşünü vurguluyor ve şunun altını çiziyor: "İşlerin içeriği ile ilgili hiçbir müdahaleyle karşılaşmadık. Bu nedenle Türkiye Pavyonu'nu, içerikte 'ulus' göndermesi şartı koşmayan, özgür bir platform alanı olarak görüyorum."

BİZE ULAŞIN